GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

29/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



İbrahim KIBRIZLI

Bedeli ödeyen vatandaş

Merkez Bankası’ndan çekilen dövizin kasım krizinde 7,5 milyar dolar, şubat krizinde de 8,5 milyar dolar olduğu açıklanıyor. Ancak, şubat krizinde Merkez Bankası kasasından çıkan gerçek rakamın 12 milyar dolar olduğu şu günlerde konuşuluyor.

Bu noktada, 21 Şubat’ı 22 Şubat’a bağlayan gece 685 bin TL kur üzerinden 84 banka ve özel finans kurumuna 5 milyar dolar satılması atılan ilk adımdı.

İkinci adım ise, devletin; kurun 1 milyon 450 bin TL seviyesinde olduğu dönemde, kuru 1 milyon 160 bin TL kabul ederek tahkime gitmesi şeklinde tanımlanabilir.

Gerek ucuza döviz satarak gerekse düşük kurdan takas işlemini gerçekleştirmek suretiyle, devlet; krizin finans sektörü üzerinde yarattığı tahribatı satın aldı.

Her iki kriz döneminde piyasanın kötülerden ayıklanması sonrası kalanların pozisyonlarının güçlendirilmesine gidilmesi atılan son adım olarak değer buluyor.

Tüm bu ödenen bedellere rağmen, gerek finans sektörünün tam manası ile ayıklanması, gerekse piyasaların dövize olan talebinin önünün kesilmesi noktasında; arzu edilen başarının yakalanmadığı da kesin.

Dövize talep yaratan kesimin, küçük tasarruf sahiplerinden çok yabancı bankalar olduğu biliniyor.

Ancak, bu furyaya bir yerli özel büyük banka da katılıyor. Yoğun bir şekilde piyasadan döviz topluyor. Bu bankanın topladığı dövizin 3,5 milyar dolar gibi hiç de küçümsenmeyecek bir miktarda olduğu tahmin ediliyor.

Krizin sorumlusu kabul edilen çıpa sisteminden dalgalı kura geçilmesi ile TL’nin dolar karşısında değerinin hızla erimesi, piyasadan döviz toplayan kurum ve kişilere ciddi kazanç sağlıyor.

Döviz fiyatlarının tırmanışını devam ettirdiği ilerleyen süreçte, yerli bankaların piyasayı maniple etmeye dönük herhangi bir davranışı olmadığı da bir gerçek.

Böyle bir davranış içerisine girilmesi için de zaten ortada bir neden kalmamıştı. Çünkü, yerli bankalar; kasım ve şubat krizleri esnasında, yeterli miktarda alım gerçekleştirmek suretiyle açık pozisyonlarını kapatma hedeflerine ulaşmışlardı.

Özellikle haziran ayı sonu itibarıyla, hemen hemen hiçbir yerli bankanın alımda bulunmamasına rağmen, döviz fiyatlarının tırmanışını sürdürmesi dikkatlerin yabancı bankalar üzerinde yoğunlaşmasını beraberinde getirdi.

Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı bankaların şube ve temsilciliklerinde yapılan incelemeler, bazı bankaların spekülatif amaçlı döviz-alım satımı yaptıklarını somut bir biçimde gündeme getiriyor.

Tüm bu gelişmeler sonrası, ağustos başında başlayan döviz fiyatlarındaki yeniden yükseliş sürecinin tamamen yabancı bankaların spekülatif amaçlı faaliyetlerinden kaynaklandığı öne sürülüyor.

Gruplar halinde yerli ve yabancı banka yetkilileri Ankara’ya çağrılarak kendileri ile görüşülüyor. Karşılıklı uzlaşma yolları aranıyor. Spekülatif atakların önü böylece kesilmeye çalışılıyor. Bunda da, oldukça ciddi sayılabilecek başarı sağlanıyor.

Ama, karşılığında ne bedel ödeniyor?

Yıllık bileşik yüzde 11,46 getiri sağlama garantisi ile dövize endeksli iç borçlanmaya gidilmesi öncekilere ilave ödenen yeni bedel...

Ancak, bu uygulama ile döviz fiyatlarındaki tırmanışın önünün alınmadığının söylenmesi de doğru olmaz.

Şimdilik, döviz fiyatlarındaki yükseliş durma eğilimine girmiş gibi bir görüntü veriyor. Hatta, bir miktar gerilediği bile gözleniyor.

Döviz fiyatlarının; yeni bir spekülatif atağa kadar, bir müddet daha bu denge konumunu koruma eğilimi içerisinde olacağı söylenebilir.

Gerek spekülatif atakların önünün kesilmesi gerekse döviz fiyatlarındaki bu eğilimin devamlılığının sağlanması tamamen, devleti; TL cinsinden fonlamayı riskli bulan bankalardan döviz cinsinden borçlanmaya devam edilmesine bağlı...


i.kibrizli@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

28/ 07/ 2001... Hem kaleci hem de libero
01/ 08/ 2001... Bundan sonrası, kaos...
02/ 08/ 2001... Galibiyet yanıltmasın
04/ 08/ 2001... Özleyeceğiz...
08/ 08/ 2001... Zayıf ekonomi, şaşkın TL!..
11/ 08/ 2001... Bir'i sevinecek üç'ü üzülecek
15/ 08/ 2001... Kendimizi daha fazla aldatmayalım!
18/ 08/ 2001... Değişen savunma anlayışı
22/ 08/ 2001... Önce alacağını tahsil et!
25/ 08/ 2001... Yükseğe, daha yükseğe


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.