GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

30/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Yüzellibeş'in 100'ü

Üzeyir Garih'in öldürülmesinden sonra ortaya çıktı: Eyüp Sultan Mezarlığı'nda barınan esrarkeşler, yankesiciler ve bilumum potansiyel suçlularla ilgili emniyete ihbarlar yapılmış. Onlar da, ‘Ne yani ölüleri mi koruyacağız? Biz dirileri bile koruyamıyoruz ki!' diye anlamlı bir cevap vermişler. Derler mi derler. Adamlar yetkililer! Mustafa Özke, Adana'da yaşanmış benzeri bir hadiseyi anlatıyor:

Saat gecenin 03.00'ü. Vatandaş 155'i arıyor: "X mahallesindeki Y apartmanının Z katında fuhuş yapılıyor." diye ihbarda bulunuyor. Polis, "Gardaş bu iş serbest. Bizim yapacağımız bir şey yok. Hem savcı bey, böyle ihbarlara gidildiği zaman bize fırça çekiyor." diye cevap veriyor.

Vatandaş, "Abi burası 155 değil mi ben derdimi kime anlatacam?." diye dert yanıyor. Polis, "Anlatamadım galiba, bu iş serbest. İstersen filan numarayı ara Ahlak Masası'nı bağlat derdini onlara anlat." deyip konuşmasını bitiriyor. Aldığı cevap karşısında donakalan vatandaş, moral bozukluğuyla telefonu kapatıyor.

İki gün sonra, vaziyetten iyice rahatsız olan vatandaş bir daha 155'i arayıp, adresi veriyor. Bu sefer başka bir polis, "Ben n'apim? Valla yapacak bir şeyim yok. Bu, takibi şikayete bağlı bir konu. Gidip savcılığa bir dilekçe yaz. Durumu anlat. O zaman belki ilgilenirler." diye cevap veriyor.

Vatandaş, "Savcılığa gidip dilekçe yazsam ne zaman sonuçlanır? Takipsizlik kararı verilse ne yapacağım? Karar verilene kadar bu rezalete katlanacak mıyım?. Hadi takipsizlik kararı verilmedi diyelim. Bu işi yapanlar, dilekçenin altında benim adımı görseler, bunların elinden yakamı nasıl kurtaracağım?." diye soruyor. Bu sorunun muhatabı da şunu söylüyor: "Siz korkmayın başınıza birşey gelirse 155'i ararsınız."

Nasıl cevap ama!...Canım Türkiye'm sen gazoz içip kapak toplamaya devam et. Cola'y gelsin.




Dolar dolduruluşu

Önceki gün, dolarlı hutbe yazısını bitirirken "Bu konuda İP'çiler ne düşünüyor acaba?" diye sormuştuk. Bize doğrudan cevap vermediler, ama Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'ı ziyaret ederek bu anlamlı destek için tebrik ettiler. Bu ziyaret sırasında kimin cebinde dolar vardı bilemiyoruz. Ama İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in Amerikan malı Chevrolet aldığı duyulduğu zaman, bunu övünerek anlatmış ve "Emperyalizme karşı Amerikan mallarıyla savaşacağız!" gibi bir vecize savurmuştu. O yüzden 'kimin cebinde dolar vardı?' diye soruyoruz. Yine emperyalizme karşı dolarla mücadele etmek isteyenler çıkabilir de!...




Boş verin bu numaraları

Vergi dairelerinden herkese bir numara verilecek. Yiyecek ekmeğiniz, giyecek elbiseniz olmasa da, tumturaklı bir numaraya sahip olacaksınız. Sanırsınız ki, bu numaralarla birçok problem çözülecek. Türkiye'de bürokrasinin kökü kuruyacak, her iş kolaylaşacak!

Ne gezer; birçok insan için yeni masraf kapısı açılacak. İlave olarak yeni bürokrasi numaraları karşınıza çıkacak. Belki ek vergi alınacak. Çünkü yapı vatandaşa hizmet etmek için kurulmamış. Onlar kendi saltanatlarını sürerken, sıradan vatandaşa kök söktürüyorlar.

Bütün numaralar birleştirilecekti, SSK numarası ayrı, vatandaşlık numarası ayrı olmayacaktı hikayelerine hiç girmiyoruz. Gerek yok çünkü...




Dokuz zanlı

Katil sanki 'dokuz canlı' değil de, 'dokuz zanlı' gibi. İlk gün, küçük çocuğun üstüne 'katil'miş gibi atlayan medya, ikinci günden itibaren 'zanlı' demeyi öğrendi. Aslında baştan beri böyle olması gerekiyordu. Gazeteciler hem hakim, hem savcı olduklarını düşündükleri için baştan asıyorlar. Tıpkı Yassıada Mahkemesi üyeleri gibi önce idam edip sonra yargılamayı düşünüyorlar.

Sadece bu cinayet haberlerinde değil, genelde böyle. Patronu hâlâ cezaevinde bulunan bir gazete, Tayyip Erdoğan kasetleri yayınlanmaya başlayınca 'Tayyip bitti!' diye manşet atmamış mıydı?




Evdeki cehennem

Bir akşam genç kız evine biraz üzgün döndü. Annesine, “Görüştüğümüz oğlan, bir saat önce evlenme teklif etti.” dedi...

Annesi; “Peki neden böyle üzgün duruyorsun o zaman?” diye sordu...

Kız sebebini izah etti: “Çünkü ateist olduğunu itiraf etti anne.. Cehennemin varlığına bile inanmıyor...”

Annesi cevap verdi: “Sen yine de evlen. Ona nasıl olsa yanıldığını gösteririz.”



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.