Garih, bataklık kurbanı...
Türkiye, değerli bir insanını daha kaybetti. Yatırımları, düşünceleri ve diyalog arayışları ile toplumun sevgi ve güvenini kazanmış işadamı Üzeyir Garih, henüz failleri bulunamayan bir cinayete kurban gitti. İlk soruşturmalar hadisenin âdi bir vak’a olduğunu gösteriyor.
Üzeyir Garih’in Eyüp Mezarlığı’nda öldürülmesi üzerinde biraz durmak gerekiyor. Türkiye’de bazı milli ve manevi değerler iyice aşındırıldı. Dejenerasyon arttı. Gelenekler, yozlaşmaya yenik düştü.
Camiler, mezarlar kutsal mekanlardı. İnsanlar hiç olmazsa buralarda kendilerini huzur ve güvende hissederlerdi. Şimdilerde ibadet mahallerinin kapısına hırsızlara karşı önlem olsun diye kilit vuruluyor. Mezarlar ise sarhoştan, tinerciden geçilmiyor.
Mısırlıların bir atasözü var: ‘Bir insan aç kalmaya görsün, inançlarını yer.’ Karınlar aç, kültür ve eğitim yok; inançlar da yeniyor. İşte bu bataklıktır. Ekonomik kriz, dengesiz gelir dağılımı ve artan işsizlik her türlü tehdidin kaynağı olan bataklığı büyüttü. Terörün, cinayetlerin, soygunların, vurgunların, rüşvetin, fuhşun ve toplumsal hastalıkların kaynağı eğitimsizlik ve fakirlikten beslenen bu bataklıktı.
Veriler de, adeta yaklaşan tehlikenin alarm zillerini çalıyorlardı.
Türkiye, Avrupa’da kişi başına en az gelirin düştüğü ülke. Alt gelir gruplarıyla üst gelir grupları arasında uçurum var. Toplumun en yoksul yüzde 20’lik kesimi milli gelirden yüzde 5 pay alırken, en zengin yüzde 20’lik kesim yüzde 55 pay alıyor. Kişi başına düşen milli gelir bir ilimizde 7 bin dolar iken, diğer bir ilimizde 600 dolar.
Bataklığın bir diğer sebebi de eğitimsizlik. Üniversite kapısından dönen, eğitim imkanı bulamayan lise mezunu gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor.
2001 yılı bütçesinden eğitime ayrılan pay yüzde 8,3, eğitim bütçesinden bir okula düşen pay 105 milyon lira. Okula devam etmeyen çocuk sayısı 1 milyon, çalışan çocuk sayısı 4 milyon. Doğu ve Güneydoğu’da hâlâ kapalı okullar var. Gereksinim duyulan derslik sayısı 106 bin. 50–60 kişilik sınıflarda, ezbere dayalı müfredat nesilleri geleceğe hazırlayamıyor. (Sayılarla Türkiye Gerçeği Raporu’ndan)
Fakirliğin, dengesiz gelir dağılımının, işsizliğin ve cehaletin bir karşılığı olacaktı. Bu, sosyal patlamalara sebep olabilecek büyük bir tehlikeydi ve Türkiye, bugün–yarın bu bedeli ağır bir şekilde ödeyecekti.
Üzeyir Garih gibi ender yetişen bir işadamını ister planlı bir şekilde terör hedef alsın, isterse kör, gözü dönmüş bir serseri katil öldürmüş olsun; olayın failleri bu Türkiye fotoğrafının ürünüdür. Her türlü toplumsal hastalığın kaynağı bu bataklıkla mücadele yapılmadıkça yolsuzluğun, soygunun ve de bu cinayetlerin önüne geçmek mümkün olmayacaktır. Dünyanın en büyük güvenlik gücü ve polis teşkilatına da sahip olsanız, en emniyetli yerlerde de bulunsanız her gün o tehlikeyi ensenizde hissedeceksiniz.
Türkiye’nin boş, anlamsız tartışmaları bir kenara bırakarak ülkenin geleceğini tehdit eden bataklığa karşı sosyal, ekonomik ve kültürel tedbirler alması gerekiyor. Topyekün bir mücadele yapılmazsa toplum daha çok Garih’ler için ağıtlar yakacaktır.
i.gursoy@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
21/
06/
2001...
Gel
28/
06/
2001...
Köprüler kuruluyor
05/
07/
2001...
Türk yıldızları
12/
07/
2001...
Kriz vesile olabilir
19/
07/
2001...
Doğu Bloku örnek olsun
26/
07/
2001...
Bu fotoğraf değişmeli
09/
08/
2001...
Turizmcinin nabzı
10/
08/
2001...
Turizmcinin nabzı
16/
08/
2001...
Türkiye'nin parlak geleceği
23/
08/
2001...
Devlet arşivindeki 250 kişi!
|