Saymazsak...
Ben ömrümde hiçbir bir kitabı baştan sona tam olarak okumadım aslında. Kitaplığımdaki yüzlercesini saymazsak...
Sen o renkli kuşu sapanla vurduğunda ne çok ağlamıştın, gözlerin ne çok yağmur olmuştu öyle. Sünnettekini saymazsak...
Ben bu kadar çok yıldıza rastlamamıştım sokaklarda. Resim defterinde gezinen rengarenk yıldızları saymazsak...
Kardeşine öğüt verirken sesinin bu kadar mutlu çıkacağını tahmin etmezdim. Kahvaltılardaki halini saymazsak...
Şimdi tatildesin ya, böylesine yalnız kaldığımı hatırlamıyorum. Geçen yaz tatilini saymazsak...
Avucuna konarak usulca öpmemişti seni şimdiye dek hiçbir kelebek. Geceleri, annenin seni uyuturken yanaklarına dokunuşunu saymazsak...
Gözlerimi kapatıp uzaklarda akan serin bir ırmak düşündüğümde çok mutlu oluyorum. Geceleri rüyamda aynısından gördüklerimi saymazsak...
Yeni doğan kardeşini kıskanıyorsun galiba. İncecik bileklerinden öptüğün anları saymazsak...
Sesim... Kalınlaşıyor bazen, soğuk su içince. Nezle olduğum soğuk günleri saymazsak...
Bir kuş, bir elma gülümser nasıl. Senin mektubunu saymazsak...
Uzaktan bakınca hüzünlü görürsün beni. Ama çok yakından gördüğünü saymazsak...
Gözlerinin içinde ikinci bir gülümseyiş saklı. Birincisini saymazsak...
Ben, bu kadar cümle olduğumu hiç hatırlamıyorum. Bu yazıyı saymazsak...
|