Kimileri ölerek anlatır!
Akıllı insanlar için ölüm nokta değil belki bir virgüldür. Hayatta iken yapamadıklarınızı bazen ölerek fazlasıyla yaparsınız.
Çok kimse vardır ki, yaşayışına değilse de ölümüne imrenmişizdir. Vatanı, milleti, dini ve namusu için şehit olanlar bunların başında gelir.
Sanırım Üzeyir Garih de ömür boyu vurgu yaptığı eğitimsizlik ve hoşgörüsüzlüğe, elindeki bütün imkanlara rağmen bugünkü kadar dikkat çekememişti.
Sahnelenen senaryoda rol alanlar, oyunu seyirciler kadar iyi göremez. Kimimiz filmlerin sonunu tahmin etmekte ustayızdır. Biz de 10 yılı aşkın bir süredir, çarpışan zihniyetleri takip ederek, muhtemel provokasyonları az çok kestirebiliyoruz.
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı cinayetinden 10 gün önce telefonda bir dostuma, “Korkarım Kışlalı’ya öldürmek kastıyla olmasa da provokasyon maksadıyla suikast düzenlenir.” demiştim.
Artık bırakın yazmayı, özel sohbetlerde dahi söylemekten çekiniyorum. Sözün özü, uzun zamandır, Musevi asıllı bir işadamına suikast düzenlenmesini bekliyordum. Hatta isim olarak da üçe indirmiştim ve birisi Garih idi.
Ülkemde kör dövüşü yapan gruplar var. Birbirlerini ihanetle suçluyor ve karşı tarafı bırakın anlamaya çalışmayı, yaşamasına dahi tahammül gösteremiyor. Benmerkezli (egosentrik) dünyalarında, ellerinde herkese uyan (!) bir şablon var; kendilerinden olmayanı kim olursa olsun düşman görüyor.
Dışarısının bu tabloyu bizden net gördüğü ortada ve grupların kinini, öfkesini, düşmanlığını besleyecek malzemeler veriyor. Damarlarına basarak sinir uçlarını iğneliyor. Eli kalem tutanların yazdıklarını ve konuşmalarını takip ederseniz, silah kullanmadığı zaman eli kaşınanların nereye saldıracağını kestirmek hiç de zor olmuyor.
Mahkeme kayıtları; katillerin, cinayete hangi yayınları okuduktan sonra karar verdiklerini belirten tutanaklarla doludur.
Cahillerin yönlendirilmesi çok kolay. Ancak bunları yönlendiren sözde akıllılara ne diyelim? Medyamız cinayetin ilk günlerinde, lakabı “deli” olmayan bir çocuğu linç edercesine saldırarak, önce deli sonra tinerci katil yapmadı mı?
Ne gariptir ki, ülkemde, provokasyona en açık kesim mürekkep yalamışlar. Anketler halkın medyaya güven duymadığını gösterirken aydınlarımız, kendi uydurduklarına inanacak kadar saflık gösteriyor. Sonra da suçu cahil kitlelere atıyor.
Öfke eken nefret biçer. Hoşgörü, bilimsellik ve diyaloğa yer vermeyen akıl, masum kitlelerin cehaletinden daha yıkıcıdır.
Bunu anlatamadan yaşamaktansa, anlatıp ölmek yahut ölüp anlatmak yeğdir...
a.unal@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
22/
06/
2001...
Akıl kıla takıldı
29/
06/
2001...
Sistem kendisini darı sanmasa...
06/
07/
2001...
Global gönüller
13/
07/
2001...
Meslek liseliler sınava girer!
20/
07/
2001...
Gölge etme, şemsiye ol!
27/
07/
2001...
Bu öğüdü siz hak ettiniz!
03/
08/
2001...
Yıpranmak, paslanmaktan iyidir!
10/
08/
2001...
Esneklik katsayınız kaç?
17/
08/
2001...
Eksileri çarpsam artı eder mi?
24/
08/
2001...
Başı, aklı ve ayağı bağlılar...
|