GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

31/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Nuh GÖNÜLTAŞ

Takiyye Cumhuriyeti!

Türkiye'de siyasi bir yol seçip, halkın oyları ile iktidara sahip olmak için yola çıkan ve özel yaşamında "dindar" olarak bilinen herkes için mutlaka bir "takiyyeci" yakıştırması yapılır.

Vaktiyle rahmetli Turgut Özal için de takiyyeci denildi!

Takiyye, tam bir Takiyye Cumhuriyeti olan bu topraklarda, sistemin keskin bir kılıcı anlamına geliyor. Bu "takiyye kılıcı" ülkenin yönetimine katılmak isteyen dindar insanlar aleyhine öyle bir kullanılıyor ki, kılıcın her iki tarafı da kesiyor!

Anıtkabir'i ziyaret için gider ve anıta çelenk koyarsın. Eğer dindar bir insansan bu yaptığın işin adı "takiyye"dir. Anıtkabir'i ziyaret için gitmez ve anıta çelenk koymazsan sistem seni "düşman" ilan ediyor! Tam bir "sakal–tükürük meselesi", tam bir "dilemma."

Tayyip Erdoğan hareketi vesilesiyle Türkiye'de "takiyyenin yeni yeni tanımları" yapılmaya başlandı. Oraya gelmeden önce sözlük anlamına göz atalım:

Takiyye en basit haliyle, zarar gelir korkusuyla gerçek inancı gizlemek anlamına geliyor.

Rahmetli Turgut Özal için "Takiyyeci" tabirini ilk defa bir "Amerikan Yahudisi" kullandı. Bu kullanımı Türkiye'ye taşıyan ise Hasan Cemal'dir. Cemal, Özal'ın nasıl bir takiyyeci olduğunu anlatırken onun Avrupa Birliği taraftarı olmasını bile takiyye cenahından yorumluyor:

"Bugün Batı'dan yana görünen Turgut Özal, yarın sırtını Batı'ya dönebilir mi? Batı ne anlam taşıyor onun için? Avrupa Topluluğu'na tam üyelik için 1987 Nisan ayında başvuran o olmadı mı?

Öyle; ama AT zaten Türkiye'yi kendi içinde görmek istemiyor ki! (Demek ki AT da takiyyeci! N.G.) Tipik bir şark kurnazı olarak bu durumdan yararlanabilir ANAP lideri. Nasıl? Avrupa Topluluğu'na karşı gözükmesinin anlamı yoktur; çünkü kredi, yabancı sermaye demektir onun için topluluktan yana olmak. AT fonlarının da katkısıyla ekonomisi güçlenmiş bir Türkiye'nin başında İslam âlemine açılmayı böylesine bir lider ülke olmayı düşleyemez mi?..(Özal Hikayesi, Hasan Cemal, s.18)

Bu Özal için yapılan takiyye tanımıydı. Bugünlerde Tayyip Erdoğan için yapılan ve adeta ona "Takiyye Erdoğan" diyenlerin tanımı ise şöyle:

"Kopenhag Kriterleri, demokrasinin evrensel ilkeleri, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi sözleri ardı ardına sıralamak; ama bunların hayattaki gerçek karşılıkları üzerine konuşmamak, somut olaylarda bunlara göre tavır almaktan kaçınmak 'takiyye'dir." (Okay Gönensin, Sabah, 30 Ağustos 2001)

Fena bir tanım değil. Buna göre Takiyye evrensel senetleri, Avrupa standartlarını kabul etmemek anlamına geliyor. Özelde Tayyip Erdoğan için yapılmış olduğu bilinmese bu tanım içine Türkiye'yi "Takiyye Cumhuriyeti" diye oturtmak pekala mümkündür. Çünkü gerçekte AB normlarına uymayan, uyuyor gibi yapan bir ülkeden söz ediyoruz!

Hayır, takiyye bir sahtekârlık değildir. Haydi onu bir tür sahtekarlık olarak kabul edelim. Peki insanların dinî duygu ve düşüncelerini açıkça söylemesini engelleyen düzenin adı nedir?

Haydi hep beraber söyleyelim: "Faşizm!"

Bir ülkenin demokratik olup olmadığının artık yeni bir ölçüsü var. Eğer o ülkede insanlar takiyye yapmak zorunda kalıyorlarsa o ülkeye faşist denilebilir. İnsanların hiç takiyye ihtiyacı hissetmeden düşüncelerini açıkça ifade edebildiği ülkelere de demokratik ülke denir. Takiyyenin kralı faşist rejimlerde olur!

Gelelim Tayyip Erdoğan'ın açıkça cevap vermediği sorulara.

Ona sorulan ve bir türlü açık cevabı alınamayan "Şeriatçı mısınız?" sorusunun Takiyye Cumhuriyeti'nde cevabı yok da ondan Tayyip Erdoğan cevap vermiyor. Soruyu soranlar ya kendilerini çok akıllı, muhatabını aptal zannediyor, ya da başka amaçları var. Böyle bir soruya "evet" derse şiir okuduğunda nasıl kodesi boyladıysa, aynısı olacak. Hayır derse "dinden çıkmış" olacak!

Tayyip Bey için takiyye yapmaktan başka yol bırakmıyorlar ki!


n.gonultas@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

22/ 06/ 2001... Başını aç da gel, bahçayı dolan da gel!
24/ 06/ 2001... Kaktüsü amblem yapmalı, AİHM'ye dava açmalı
27/ 06/ 2001... Hizmetlerin parlak bir meyvesi!
04/ 07/ 2001... Asgari ücret 50 dolara gerileyecek!
06/ 07/ 2001... Yenilikçi vitrin, gelenekçi vitrin!
08/ 07/ 2001... Türkiye Lojman Cumhuriyeti!
11/ 07/ 2001... Tabu dediğin böyle yıkılır!
13/ 07/ 2001... Yenilikçiler başarabilir; çünkü en büyük ağırlıklarını terk ettiler!
18/ 07/ 2001... MGK'nın 'Devlet ile mütedeyyin kitleyi nasıl buluşturabiliriz?' çalışması...
29/ 08/ 2001... Şans hazır olandan yanadır, AK PARTİ şansı karşılamaya hazır değil!


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.