Çürük raporu verilecekti
Garih cinayeti zanlısı Yener Yermez'e, askeri hastanede psikopat teşhisi konulduğu ve 'çürüğe çıkarılmak üzere olduğu' ortaya çıktı.
Üzeyir Garih cinayetinin katil zanlısı olarak aranan firari er Yener Yermez'in, olayın gerçekleştiği tarihten bir süre önce bağlı bulunduğu komutanlık tarafından psikolojik tedavi amacıyla Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'ne sevk edildiği ortaya çıktı. Yener Yermez'in, birlik komutanlığı tarafından erler arasında yaptırılan anket sonucu, 'akıl hastası' olabileceği zannıyla hastaneye sevk edildiği ifade ediliyor.
Muayeneyi yapan Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde görevli Dz. Tbp. Binbaşı Haşmet Işıklı, er Yermez'in akıl hastalığına sahip olmadığı; ancak antisosyal kişilik bozukluğu bulunduğunu teşhis etti. Binbaşı Işıklı, daha sonra er Yermez'i, durumunun tetkik edilmesi için daha üst bir hastane olan Haydarpaşa'daki Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne sevk etti.
Katil zanlısı Yener Yermez'in GATA'nın psikiyatri polikliniğinde yapılan muayenesinde de, Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nin koyduğu 'antisosyal kişilik' tanısının doğru olduğu sonucuna varıldı. 'Psikopat' özellikleri sebebiyle askerliğe elverişli olmayan er Yener Yermez'in bir süre sonra, 'çürüğe çıkarılarak' terhis işlemlerinin başlatılması gerekiyordu. Yermez'in bu sorunları sebebiyle, çok sık hastane sevki aldığı, dolayısıyla hafta içi de dışarıya çıktığı ifade ediliyor.
Cezai ehliyeti var
Konu ile ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz emekli Tbp. Albay nöro–psikiyatri profesörü Nevzat Tarhan, antisosyal kişilerin, cezai ehliyetlerinin bulunduğunu belirterek, "Bu tür kişiler pişmanlık duygusuna sahip değildir. Dürtüleriyle hareket ederler, acıma duyguları yoktur, kişilikleri gelişmemiştir. Kesinlikle otorite uygulanması ve affedilmemeleri gerekir." şeklinde konuştu. Tetikçilerin, organize suç örgütü mensuplarının antisosyal kişilik bozukluğuna sahip kişiler arasından çıktığını da ifade eden Tarhan, bu tür şahısların birliklerinde sürekli ceza aldıklarını, huzuru bozdukları için askerliğe elverişli olmadıklarını ifade ediyor.
Konuyla ilgili görüştüğümüz askeri yetkililer, bu tür kişilerin neden askerlik muayeneleri sırasında tespit edilemediği konusu ile ilgili olarak da şunları söylediler: "Bir günde yüzlerce kişinin muayenesinin yapılması gerekiyor. Bu kadar kısa süre içerisinde, bu tür teşhislerin yapılması mümkün olamıyor. Bu tür rahatsızlıkları olan kişilerin, muayene sırasında rahatsızlıklarını ifade etmeleri durumunda gerekli incelemeler yapılıyor." (Aydoğan Vatandaş)
Katil zanlısı psikopat biri
Psikiyatristlere göre, Üzeyir Garih cinayeti zanlısında antisosyal bir kişilik bozukluğu var. Kaba (brutal) cinayetler işleyen psikopatlar, acıma duygusundan yoksun.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, antisosyal insanlarda sorumluluk ve vicdan duygusunun çok az bulunduğunu ve kişiliklerinin uygarlaşma ve sosyalleşme boyutunun ilkel kaldığını söylüyor. Psikopat insanların içgüdüsel davrandıklarına, dürtülerini kontrol etmekte güçlük çektiklerine dikkat çeken Özkan, böyle bir insanın ruhsal yapısı hakkında şu bilgileri veriyor: "Böyle kişilerin davranışlarında beyin değil, içgüdü ve zevk duygusu egemendir. Kişilik gelişmemiştir. Garih cinayeti zanlısında da antisosyal bir kişilik bozukluğu olduğunu düşünüyorum. Eğer suçlu bu ise zaten daha önce bir cinayet işlemiş ve 'Af Yasası'ndan yararlanarak dışarı çıkmış... Daha önceden cinayet işlemiş bir kişiyi ruhsal ve sosyal yönden rehabilite etmeden topluma sunmak cinayettir." Özkan, psikopatlığın biyolojik ve beyinle ilgili faktörler ile çevresel şartlardan kaynaklandığını belirtiyor.
Acıma duyguları yok
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Arif Verimli, Garih cinayetini hunharca, acımasız bir şekilde işlenmiş bir cinayet olarak nitelendiriyor. "Cinayet antisosyal davranış gösteren bir kişinin suç işleme biçimine benziyor." diyen Verimli, zanlının yakalandıktan sonra öncelikle 'aklı ve şuuru yerinde mi' diye muayeneden geçmesi gerektiğini vurguluyor. Verimli, zanlının psikolojik yapısını şöyle tasvir ediyor: "Psikopat insanın işleyeceği cinayet genellikle brutal (kaba) bir cinayettir. Üzeyir Garih de böyle öldürülmüştür. Hunharca, acımasız bir şekilde. Böyle insanlar vicdan duygusundan yoksundurlar. Normal insanların içini acıtan olgular, bu insanların içini acıtmaz." Verimli'ye göre, antisosyal bir kişilik bozukluğu olan 'psikopat' insanlarda kendilerine ait olan patolojik, yani normal olmayan bir haklılık duygusu bulunuyor ve bu insanlar öfkelerini denetleyemiyor. Psikopatlığın en önemli tarafı ise kişinin otorite dinlememesi ve saldırganlık dürtülerini kontrol edememesi. Verimli, "Psikopat insanların önemlice bir kısmının suç işleme potansiyelleri yüksektir. Bu sebeple de sık sık başları kanunla ve polisle derde girer." uyarısında bulunuyor.
Gözaltındaki kadınlar 3 gün daha sorgulanacak
Garih cinayeti zanlısı Yener Yermez'i yakalama çalışmaları sürüyor. Gözlem altına alınan Yermez'in kız arkadaşı Pınar Konuşkan ile diğer kadınların sorgularına devam ediliyor.
Polis, gözlem altındakilerin sorgulanması için Eyüp Cumhuriyet Savcılığı'ndan 3 gün ek süre aldı. Eyüp Cumhuriyet Savcısı Hasan Yılmaz, Yermez'in firarı sırasında tüyo alıp almadığını araştırdıklarını söyledi. Yılmaz, "Yermez, arandığı kendisine söylenmeden kaçtı ise askeri savcının soruşturması aynen devam edecek. Eğer birileri kendisine tüyo verip arandığını söyledi ve bundan dolayı firar etti ise soruşturmaya biz de katılabiliriz." dedi.
Öte yandan, cinayetin işlendiği Eyüp Mezarlığı'nda Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarının bulunduğu bölgede, çok sayıda temizlik işçisi cinayette kullanılan bıçağı aradılar ve herhangi bir ipucu bulamadılar. İşçilerden Ramazan Yavuz, cinayetin işlendiği gün çalışmadıklarını belirterek, "Çalışsaydık belki de cinayet işlenmeyecekti." dedi. Yavuz, mezarlığı temizledikleri zamanlarda çok sayıda balici ve genç 'sevgililer' ile karşılaştıklarını söyledi.
Öte yandan, Beşiktaş’taki bir banka şubesinin otomatik para çekme makinesinde (ATM) bulunan bankamatik kartında, Yener Yermez’in parmak izine rastlanmadığı tespit edildi. (Nuri İmre - Nihat Gasgar - Ziya Yıldırım - Orhan Sarar / İSTANBUL - ANKARA (Zaman)
Sürpriz tanık ifade verdi
Garih cinayetinin zanlısı olarak firari er Yener Yermez aranırken, Pendik'te ortaya çıkan bir görgü tanığı kafaları karıştırdı.
Köksal Yılmaz (35) geçen salı günü Kurtköy Jandarma Karakolu’na, ardından da İl Alay Komutanlığı'na giderek olay günü Eyüp Mezarlığı'nda gördüklerini anlattı. Yılmaz, dün de Pendik Cumhuriyet Savcısı’na ifade verdi. Polis yerine Jandarmaya gördüklerini anlatan Giresunlu Köksal Yılmaz, Anadolu yakasında oturduğunu, o gön iş aramak için Avrupa yakasına geçtiğini söyledi. Yılmaz, savcılığa olayı şöyle anlattı: "Olay günü mezarlıkta oturuyordum. Kırmızı Opel Vectra marka Arapça yazılı plakası olan bir araç, mezarlık girişinde park halindeydi. Bu aracın yanına koşarak gelen iki şahsı farkettim. Şahıslar iyi giyimli, takım elbiseli, ancak perişan vaziyette idiler. Sanki biriyle boğuşmuş bir halleri vardı. Terliydiler; gömleğin etekleri pantolonlarından çıkmıştı. Panik hareketler yapıyorlardı. Ellerinde poşet vardı. Poşetin içinde sivri bir şeyler olduğu belli idi. Bindikleri arabanın arka koltuğunda siyah çanta vardı. Şüphelilerle bir ara gözgöze geldik. Bana sertçe baktıktan sonra arabaya binerek hızla gittiler. Aracın sarı zemin üzerine Arapça yazılar yazılı plakası vardı. Bir süre oturduktan sonra mezarlığa ambulansların ve polislerin giriş çıkış yaptığını görünce buradan uzaklaştım." Yılmaz şahısların robot resimlerini de çizdirdi. Yılmaz, savcılıktaki ifadesinin ardından polise teslim edildi. Ercan Yıldız / İSTANBUL (Zaman)
Garih'ten düğüne mesaj
Gazetemizin eski imtiyaz sahibi Alaattin Kaya'nın oğlu Zübeyir Kaya ile Milli Gazete Ankara Temsilcisi Ferhat Koç'un kızı Fatma Betül Koç'un Bilkent Otel'de yapılan nikah törenine geçtiğimiz günlerde öldürülen işadamı Üzeyir Garih'in de mesajı geldi.
Garih ölümünden bir gün önce gönderdiği mesajda, "Bana gönderme nezaketinde bulunduğunuz sevgili oğlunuz Zübeyir ile Betül'ün düğün törenleriyle ilgili davetiyenizi aldım. Çok teşekkür ederim. Ancak önceden planlanmış olan programımın yoğunluğu dolayısıyla bu güzel gecede sizleride birlikte olamayacağım için üzgünüm. Özür dilerim. Koç ve Kaya ailelerini gönülden kutlar, genç çifte birlikte uzun ömür, ömür boyu sağlık, afiyet, başarı ve mutluluklar diler, saygılarımı sunarım." dedi. Ali Ünal / ANKARA(Zaman)
'Garih cinayeti planlı olabilir'
Antakya Musevi Cemaati Başkanı Davut Cemal, işadamı Üzeyir Garih'in planlı bir şekilde öldürülmüş olabileceği yolunda şüphelerinin bulunduğunu söyledi.
Davut Cemal, Garih'in bir işadamı olmanın ötesinde dinler ve kültürlerarası diyaloğa katkıda bulunan ve eğitime büyük önem veren çok yönlü bir kişi olduğuna dikkat çekti. Garih'in yaptıkları ve yapmak istedikleriyle örnek alınacak bir insan olduğunu belirten Cemal, "Üzeyir ağabey çok yönlü bir insandı. Hep iyi şeyler yapmaya çalıştı, topluma faydalı oldu." dedi. Garih'in öldürülmesinin adi bir olaydan çok planlı bir saldırıya benzediğini belirten Başkan Cemal, "Şimdiye kadar sürdürülen çalışmalar ve yapılan açıklamalar konunun adi bir olay olduğu yönünde. Ancak Üzeyir Garih özellikle son yıllarda toplumsal barışın sağlanmasında önemli çalışmalar yapıyordu. Rahmetliyi bu durumu hazmedemeyen kişiler de öldürmüş olabilir." dedi. Hamza Erdoğan / ANTAKYA (cha)
Hamza Erdoğan / ANTAKYA (cha)
Pınar da antisosyal çıktı
Garih cinayetinin kilit tanığı Pınar Konuşkan hakkında, Küçükyalı Çocuk Yuvası'nda kalırken hazırlanan bir raporda kişisel özellikleri şöyle ortaya konuyor: 'Zihinsel yapısı örselenmiş, dışa dönük ve antisosyal davranış özellikleri gösteriyor.'
1988'de babası Ali Konuşkan tarafından aile içi uyuşmazlıklar sebebiyle Küçükyalı Çocuk Yuvası'na verilen Pınar Konuşkan, 1993 yılında yine babası tarafından geri alınmak istenmiş. Küçükyalı Çocuk Yuvası Sosyal Hizmet Uzmanı Haluk Özbek, bu talep üzerine Ali Konuşkan'ın evine giderek incelemelerde bulunmuş ve bir değerlendirme raporu hazırlamış. Pınar'ın dosyasında bulunan bu inceleme raporu Haluk Özbek'in Ali Konuşkan ve ailesinin Pınar'a bakabileceği yönünde olumlu bir nitelik taşıyor. Raporda Pınar Konuşkan'ın kişisel özellikleri ile ilgili tespitler de yapılır. Özbek'in tespitlerine göre Pınar, içine kapalı biri değil, ancak sosyal ilişkilerinde başarılı olmama ihtimali var. 8 yıl önce yazılan rapora göre Pınar Konuşkan için şu tanımlama yapılıyor: "Zihinsel yapısı örselenmiş, dışa dönük ve antisosyal davranış özellikleri gösteriyor."
SHÇEK takip etmemiş
Bu inceleme sonrasında Pınar, ailesinin yanına 1993'te dönmüş. İşte bu noktada SHÇEK'in zayıf noktası ortaya çıkıyor. Çünkü Pınar Konuşkan ve ailesi bir daha takip edilmemiş. Yetkililer takip edilmemesinin sebebini kendilerine bu yönde bir şikayet gelmemesi olarak gösteriyor. Ancak daha sonra gerek ailesinin ilgisizliği gerekse Pınar'ın kişisel özellikleri yine kendisini sokakların koynuna itmiş.
Pınar Konuşkan'ın Küçükyalı Çocuk Yuvası öğretmenleri ve sorumluları, baba Ali Konuşkan'ın önceki gün bir televizyon kanalında yayınlanan "Öğretmenleri evine götürmüş. Onunla evlerinde ilişkiye girmişler." şeklindeki iddiayı yalanlıyorlar. İsminin yazılmamasını isteyen bir yetkili, Pınar Konuşkan'ın buna benzer yalan ifadelerinin geçtiğimiz yıllarda da raporlara yansıdığını öne sürüyor. 1988 yılında bir bayan öğretmen tarafından dövüldüğünü ve buna delil olarak omuzundaki morluğu gösteren Pınar Konuşkan'ın daha sonra bu morluğun bir arkadaşıyla olan kavgası sonucunda oluştuğunu açıkladığı tutanaklara da yansımış.
Erkan Acar / İSTANBUL (cha)
İş yapana soruşturma
Devletten tek kuruş para almadan yol yapan Zonguldak'ın Muslu Belediyesi hakkında 'Nereden buldun bu parayı?' diye soruşturma açıldı.
Muslu Belediyesi, kendi imkanlarını kullanarak hiçbir yerden borç para almadan denize ve piknik alanlarına 3 kilometre yol yapmak için çalışmalara başladı. Ancak yolun iki kilometresi bittikten sonra ilginç bir gelişme oldu. Zonguldak Valiliği, CHP'li Belediye Başkanı Zeki Poyraz'a bir yazı yazarak harcanan paranın kaynağını sordu ve soruşturma açtı. Şaşkına dönen Belediye Başkanı Zeki Poyraz, "Biz bu yolu devletten bir kuruş almadan yaptık. Ne acayip bir ülkedeyiz. Teşekkür edeceklerine soruşturma açıyorlar. Belediyenin bu yol için yapmış olduğu masraf şu an için 100 milyar liradır. Biz bu parayı ÇETAŞ'a kestiğimiz cezalar ve halkımızın desteğiyle yaptık." dedi.
Poyraz, yolun kendi evinin önünden geçtiği iddialarına ise "Bırakın benim evimi, eğer bana ait bir metrekare arsa varsa ispat etsinler hemen istifa edeceğim." diye karşılık verdi.
Poyraz'a, Zonguldak'a bağlı Kilimli Belediye Başkanı Ali Arslankılıç ve Karadon Belediye Başkanı Şevket Yavuzarslan da destek verdi. Açılan soruşturma nedeniyle yol yapım çalışmaları durduruldu.
Niçin soruşturma açtığını sormak için görüşlerini almak istediğimiz valiye tatil nedeniyle bir türlü ulaşamadık. (Engin Çakır/ ZONĞULDAK (cha))
Deprem bölgesinde mahremiyet sıkıntısı
Prefabrikelerde kalan depremzedeler geniş ev özlemi içinde. Ebeveynler bitişik konuta ses geçtiği için mahremiyet kalmadığından yakınırken, çocuklar ders çalışamadıklarını söylüyorlar.
Adapazarı'nda, prefabrike konutlarda barınan yaklaşık 40 bin kişi, normal yaşama henüz dönemedi. Kalıcı konutların henüz tamamlanamaması nedeniyle 30 metrekarelik prefabrike konutlarda yaşayan ailelerin tüm bireyleri, sorunları farklı da olsa özel yaşamlarının kalmadığından yakınıyorlar. Ebeveynler cinsel yaşamlarının bittiğini ve rahat hareket edemediklerini belirtirken, çocuklar ders çalışamadıklarını, ayaklarını uzatıp Tv izleyemediklerini söylüyorlar.
Konutların ses geçirmesi ve gürültü nedeniyle sık sık kavgalar yaşandığını belirten depremzede aileler, özellikle geç saatlerde komşular rahatsız olmasın diye "sessiz film" oynarcasına el kol hareketleri ve mimiklerle iletişim kurduklarını dile getiriyorlar. Tuvalette sifon, banyoda da su sesinin bile rahatsızlık ve kavga sebebi olmaya başladığı prefabrike konutlarda barınan Şükrü—Meryem Akdemirli çifti, depremden bu yana cinselliği unuttuklarını söylediler.
Bitişik nizamda yapılan konutlar arasındaki duvarı, "teneke parçası" olarak nitelendiren ve hiçbir ailenin mahremiyetinin kalmadığını belirten Şükrü Akdemirli, "Tüm sesler yan konutta duyuluyor, ayrıca perdeyle bölünen odada cinsel yaşam olur mu?" diyor.
Yeni evli çiftin durumu
Yeni evli Ahmet ve Melike Poğaoğlu çifti, düğün sonrası gelinin ailesinin prefabrike konutuna yerleşmek zorunda kalmışlar. Çiçeği burnunda damat, tek göz konutta bazen 6, bazen de 8 kişi kaldıklarını belirterek, "Ben bu evde damadım, bırakın cinsel yaşamı, sosyal yaşamımız tamamen bitti, ayaklarımı uzatıp Tv bile izleyemiyorum." diye konuşuyor.
Melike Poğaoğlu da, "Banyoya girmeye bile utanıyoruz. Gücümüz olsa ev kiralayacağız." diye konuşuyor. Şükrü—Meryem Akdemirli çifti, olumsuz hayat şartlarından çocukların da kötü yönde etkilendiğine işaret ederek, özellikle öğrencilerin ders çalışamadıklarını kaydettiler. ADAPAZARI (aa)
Depreme yakın takip
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM), deprem araştırmaları için Marmara Bölgesi'ne yüksek duyarlılığa sahip 80 istasyon kurdu.
Japon bilim adamlarının desteğiyle kurulan yüksek duyarlılığa sahip istasyonlar, 'Deprem Riskine Yönelik Acil Gözlem Projesi' çerçevesinde veri topluyor. İstasyondaki gözlem ağları ile depremlerin oluş zamanı, büyüklük ve merkez üssü dağılımları hassas olarak belirlenecek. Bu sayede, sismik risk ve tehlike değerlendirme gibi çok amaçlı sismolojik çalışmalar için veri bankası oluşturulacak. Bu arada, Fransız gemisi Nadir'in Marmara Denizi'nde 10 Ağustos Cuma günü başlattığı araştırmalar sürüyor. Bilim adamları, deniz tabanına 37 tane okyanus tabanı sismometreleri yerleştirdi. Araştırmada elde edilecek verilerle, deniz tabanının 10 kilometre derinliğe kadar olan kabuk yapısı ayrıntılarıyla belirlenecek. Çalışmalarını 10 Eylül Pazar günü tamamlayacak olan geminin, araştırma sonuçları ise 3 ay sonra alınabilecek.
Kadın teğmen birinci oldu
Hava Harp Okulu, 47. dönem mezunlarını verdi. 19'u dost ve müttefik ülkelerden olmak üzere toplam 220 öğrenci, Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in de katıldığı törenle diplomalarını aldı.
Hava Harp Okulu'nun tarihinde ilk kez bir bayan teğmen dönem birincisi oldu. Dönem birincisi Özge Özel'e diplomasını Cumhurbaşkanı Sezer, ikinci Sedat Ebcin'e TBMM Başkan Vekili Murat Sökmenoğlu, üçüncü Şakir Tirsi'ye de Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu verdi. Orgeneral Kıvrıkoğlu, törene havacı üniformasıyla katıldı. 1981 İzmir doğumlu, Elektronik Mühendisliği Bölümü'nden Hava Pilot Teğmen Özge Özel, mezun olmaktan duyduğu gururu dile getirerek, "Her güçlüğün üstesinden geleceğimizden kimsenin şüphesi olmasın." dedi. Bu yıl Hava Harp Okulu'ndan 16 bayan teğmen mezun oldu. Türk Yıldızları da tören sırasında gösteri uçuşu yaptı.
Filyos'ta ilginç cisim
Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesi açıklarında, balıkçılar tarafından bulunan cisim incelenmek üzere, İstanbul Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'na gönderildi.
Yaklaşık 10 gün önce, balık avlamak amacıyla denize açılan amatör balıkçılar tarafından 3 mil açıkta bulunan ilginç cisim, İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince kıyıya çıkarıldı. İki duba arasına monte edilmiş, içinde pervane ve elektronik kablo ile üzerinde bazı rakamlar bulunan 2 buçuk metre uzunluğunda, 1 metre çapındaki metal kaplı cismin ne olduğu anlaşılamadı.
Yetkililer, cismin daha detaylı incelenmek üzere, İstanbul Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'na gönderildiğini kaydettiler. ÇAYCUMA
Emekliye çocuk yapmak yasak
SSK emeklisi Kırcalı, SSK'da parayla çocuk sahibi oldu.
SSK hastanelerinde emeklilerin doğum yapmasına izin verilmiyor. Bu yasaktan nasibini alanlardan biri Adanalı Kırcalı ailesi. Doğum sancıları başlayan eşi Tülin Kırcalı'yı SSK Adana Doğumevi'ne götüren 3 çocuk babası Mehmet Kırcalı, "SSK emeklilerinin burada doğum yaptırmasının yasak olduğunu bilmiyor musun?" sorusuyla karşılaşmış. Kırcalı, "Sabaha karşı hastaneye geldiğimizde bizi neredeyse içeriye almayacaklardı. Ücret neyse ödeyebileceğimizi söyledim. Hastane personeli uygulamanın Ankara'dan kaynaklandığını söylediler." dedi. SSK Adana Doğumevi yetkilileri ise doğumun çok yaklaştığı durumlar dışında emeklileri hastaneye kabul etmediklerini, acil doğumlarda ise doğum masraflarının emeklilerden alındığını söylediler.
Murat Toprak / ADANA(Zaman)
Yeni bir tasarruf cihazı
Bu cihazın yüzde 70 yakıt tasarrufu sağladığı ileri sürüldü.
Petrolle çalışan motorlarda kullanılmayan yüzde 70 oranındaki atığı enerjiye çevirerek büyük tasarruf sağladığı belirtilen Water Power, bir basın toplantısı ile basına tanıtıldı.
Kuruçeşme'de Paradise gezi gemisinde düzenlenen toplantıda konuşan Yakıt Tasarruf Sistemleri AŞ Genel Müdürü Suat Özgenç, kendi geliştirdikleri sistemin yapılan denemelerde yüzde 70 yakıt tasarrufu sağladığını belirtti. 1 Eylül'de açacakları fabrika ile Water Power'ı tüm Türkiye'nin kullanımına sunacaklarını anlatan Özgenç, sistemin araç başı maliyetinin şimdilik 650 dolar olacağını açıkladı.
Özgenç, sistemin, kabuklanma ve kurumlanmayı önlemesinin yanı sıra yanmanın meydana getirdiği zehirli gaz çıkışını da önemli ölçüde azalttığını sözlerine ekledi.
Ufuk Şanlı / İSTANBUL (Zaman)
Ölüm orucunda 32'nci kayıp
F tipi cezaevlerini protesto amacıyla başlatılan ölüm oruçlarına dışarıdan destek veren Hülya Şimşek öldü.
Hülya Şimşek'in, eylemine 285 gün önce Bursa'da başladığı ve daha sonra geldiği İstanbul'da sürdürdüğü belirtildi. Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) üyesi olduğu bildirilen Şimşek, İstanbul'a geldikten sonra ölüm orucunu Küçükarmutlu'daki bir evde sürdürüyordu. Ölüm orucu eylemlerinde daha önce 31 kişi hayatını kaybetmişti.
Barış Günü gerginliği
Barış Günü mitingi için Diyarbakır'dan Ankara'ya gitmek isteyen HADEP'lilerle polis taşlı sopalı çatıştı: 19 kişi yaralandı. İstanbul'da ise polisten kaçmak isteyen bir kişi çatıdan düşerek öldü.
"1 Eylül Dünya Barış Günü" nedeniyle Ankara'da yapılacak yürüyüşe gitmek amacıyla sabah saatlerinden itibaren Huzurevleri beldesi Kantar mevkiinde toplanan kalabalık grup, burada kendilerini götürecek araçları beklemeye başladı. Ancak otobüsler gecikince topluluktakiler polisi, gidişlerini engellemekle suçladı. Bu arada sayıları 15 bini bulan göstericiler içindeki bazı grupların yasadışı sloganlar atması üzerine polis buna son verilmesini istedi. Kalabalıktan bazı kişilerin polise taş atması üzerine de güvenlik görevlileri kalabalığı dağıtmak için harekete geçti. Güvenlik güçleri, kalabalığın dağılması için önce sözlü uyarıda bulundu. Uyarılara karşın, grup PKK lehine slogan atarak, dağılmamakta direnince, güvenlik güçleri havaya uyarı ateşi açtı. Uyarı ateşi sonrasında, polis tarafından dağıtılmaya çalışılan grup, taş ve sopalarla karşılık verdi.
Çınar: Engellemedik
Olaylarda 11 polis ile 8 vatandaş yaralandı. Yaralılar, çeşitli hastanelerde tedavi altına alınırken, çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Durumun sakin olduğu bildirilen bölgede; olayların büyümemesi için, geniş güvenlik önlemleri alındı. Diyarbakır Emniyet Müdürü Atilla Çınar, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Toplanan HADEP'li grup Ankara'ya gitmek istedi. Ancak araç ayarlayamadıkları için gidemediler. Biz, bu konuda kendilerini engellemedik. Huzurevleri beldesinde kanunsuz olarak toplanan grup sürekli olarak slogan attı. Hem bizim hem de HADEP'li yöneticilerin uyarılarına rağmen slogan atmayı devam ettirdiler. Güvenlik güçlerinin uyarıları üzerine, grup güvenlik güçlerine taş ve sopalarla saldırdı." dedi. "Bizim asıl amacımız miting için gitmek değil, basın açıklaması için gitmekti." diyen HADEP Diyarbakır İl Başkanı Ali Ürküt de, PKK ve Apo lehine atılan sloganların parti kontrolünün dışında yaşandığını söyledi. Ürküt, "Biz atılan sloganlara müdahale etmek isterken polisle karşı karşıya kaldık." diye konuştu. Batman ve Mardin'de ise otobüslerle Ankara'ya gitmek isteyen partilliler polis engeliyle karşılaştılar. Akşam saatlerinde ise Mersin'den 70 araçlık konvoyla Ankara'ya gelmek isteyenler otoban girişinde jandarma tarafından durduruldu. Araçlardan 25'ine Ankara'ya gidiş izni verildi.
Zeytinburnu'nda 1 ölü 1 yaralı
Zeytinburnu'nda bulunan HADEP ilçe binasının önünde toplanan bir grup, eylem yapmak için yolu trafiğe kapattı. Polisin olaya müdahale etmesi üzerine yaklaşık 40 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınmamak için parti binasına sığınan eylemcilerden ikisi yan binaya geçmek isterken aparmanın hava boşluğuna düştü. Eylemcilerden biri hastaneye götürülürken hayatını kaybetti, diğer eylemci Yaşar Özdurak (19) ise Haseki Hastanesi'nde tedavi altına alındı. İlçe binası önünde toplanan yüzlerce partili olayı protesto etti. Bağcılar, Esenler, Küçükçekmece, Kağıthane ve Ümraniye'de toplanan yüzlerce HADEP'li Ankara'ya gidişlerine izin verilmemesi üzerine sloganlar eşliğinde yürüş yaptılar.
MGK'da görüşülmüştü
İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Ankara'da Garnizon Komutanlığı'na bağlı birliklerin Hipodrom alanında konuşlanacağını, bu alanın boşaltılması birkaç gün sürdüğü için HADEP'in 1 Eylül'de düzenlemek istediği mitingin gerçekleştirilme imkanının bulunmadığını belirtmişti. MGK'da görüşülen istihbarat raporlarında da kanlı örgüt PKK'nın, kutlamalarda 'sivil itaatsizlik' türü eylemler hazırlığı içerisinde olduğu, kadın ve çocukları kalkan olarak kullanarak, halk ile güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyi planladığı belirtilmişti.Geçtiğimiz günlerde, Ankara Emniyet Müdürlüğü'ndeki gizli toplantıda bir araya gelen güvenlik bürokrasisi, hukukçu ve psikiyatristlerden sivil itaatsizlik ve alınacak tedbirler konusunda brifing almışlardı.Özer Akoğlu - Remzi Hakverdi - Murat Gezer - Ahmet Bedir - Sedat Güneç- Özcan Keser - Cemalettin Çandır / DİYARBAKIR - MARDİN - BATMAN - İSTANBUL - ANKARA (Zaman)
Sivil itaatsizlik nedir?
Sivil itaatsizlik yaptırımından korkmaksızın şiddet dışı bir tarzda kanunlara direnme isteği olarak tanımlanıyor.
Düşünceye Özgürlük davası eylemi, Bergama halkının siyanürle altın çıkarmaya karşı giriştikleri eylem, cumartesi anneleri, sivil itaatsizlik eylemlerine örnek verilebilir. Sivil itaatsizlik, yasadışı ve kamuoyuna açık, hedefi ve nasıl gerçekleştirileceği belli, eylemcisinin politik ve hukuki sorumluluğunu üstlendiği, şiddete kapalı, kamu vicdanına yönelik bir çağrı içeren haksızlıklara karşı ortak bir eylem biçimi olarak görülüyor.
İmzasız çek rüşvet çıktı
Büro şefi Fethi Soydan'ın üzerinden Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nda gerçekleştirilen "Vurgun Operasyonu"nda gözaltına alınan Bakanlık büro şefi Fethi Soydan'ın üzerinden çıkan 5 milyar liralık çekin, bir kamu binasının sadece onarım ihalesini alabilmek için verildiği ortaya çıktı.
Edinilen bilgiye göre Soydan'ın üzerinden çıkan 5 milyarlık çek, Urfalı müteahhit Mustafa İ.'den Gaziantep'in Nizip ilçesi Devlet Hastanesi'nin yalnızca onarım ihalesi karşılığı alındı. Geçtiğimiz günlerde polis tarafından gözaltına alınan Mustafa İ.'nin ise Kaçakçılık Şubesi'ndeki sorgusu sürüyor. Üst düzey kaynaklar tarihi atılmamış çekin, organizasyonun çalışma şekli hakkında da bilgi verdiğine dikkat çekiyorlar.
Yetkililer, ihalelerle ilgili alınan rüşvetin dışında, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'ndan ihale alan firmaların resmi ve dini bayramlar ile özel günlerde bürokratlara çok sayıda takım elbise gönderdiklerinin tespit edildiğini belirttiler. Lüks marka etiketleri taşıyan elbiselerin, zaman zaman bir odayı dolduracak kadar çok olduğuna işaret eden yetkililer, bürokratların, bu elbiselerin tamamına yakınını, geldikleri mağazalara iade ederek paralarını aldıklarına ilişkin belgelerin elde edildiğini kaydettiler.
Aban konuşmaya başladı
Bu arada operasyon kapsamında, bugüne kadar 89 kişinin gözaltına alındığı; bu kişilerden, 23'ünün tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı, 12 kişinin emniyetten salıverildiği, 21 müteahhidin savcılık sorgusundan sonra serbest kaldığı bildirildi. Gözaltına alındıktan sonra, hakkındaki iddialar konusunda ifade vermekten kaçınan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Aban'ın ise konuşmaya başladığı ve Savcı Köksal'a "önemli açıklamalarda" bulunduğu öğrenildi. (Sedat Güneç / ANKARA (Zaman)çıkan 5 milyarlık çekin, bir kamu binasının onarım ihalesine karşılık verildiği belirlendi. Bürokratlara, rüşvetin dışında bir oda dolusu lüks elbise gönderildiği de belgelendi.
7 yıllık muhabir işinden oldu
CNN TÜRK'te polis muhabiri olarak görev yapan Yavuz Karakoç, Hıncal Uluç'un yazdığı yazı nedeniyle işinden oldu.
Canlı yayında 'Garih cinayetiyle ilgili yeni bir gelişme var mı?' diye soran spikere 'Evet Remziye, yok' yanıtı verdiği için Hıncal Uluç tarafından eleştirilen polis muhabiri Yavuz Karakoç, daha sonra Hıncal Uluç'a bir e–posta gönderdi. Karakoç'un gönderdiği e–postayı dün köşesinde sert bir dille yanıtlayan Uluç'un yazısından sonra 7 yıllık muhabirin işine son verildi.
'Yazı maksadını aşıyor'
Karakoç, şunları söyledi: "Yöneticilerim, kendilerinden habersiz olarak Hıncal Uluç'a yanıt göndermem ve Uluç'un gönderdiğim yazıyı edit ederek köşesinde yorumlaması üzerine bugün işime son verildiği açıklandı. İlk yazdığı eleştiri yazısında benimle ilgili 'Kulağından tutun atın' cümlesi beni son derece rencide ettiği için kendisine bir e–posta gönderdim.
Ancak kendisini gönderdiğim e–postayı yeniden biçimlendirerek ve maksadını aşan bir şekilde köşesine taşıyınca 7 yıllık gazeteciliğime bakılmadan işime son verildi."
Konuyla ilgili görüşlerine başvurmak için aradığımız Hıncal Uluç'un ise şehir dışında olduğu öğrenildi.
Ufuk Şanlı / İSTANBUL(Zaman)
Bilgiç'in hayvan sevgisi
Ulubat Gölü'nde oluşturduğu Kuş Cenneti nedeniyle ölümle tehdit edildi. Bıçaklandı. Hayvanları çalındı. Canı gibi gördüğü kuş cenneti üç defa yakıldı. Ama yılmadı.
64 yaşındaki Mustafa Bilgiç, 30 yıl önce büyük özverilerle oluşturduğu Ulubat Kuş Cenneti'nin ne pahasına olursa olsun doğa ve hayvanseverlerin hizmetinde olacağını ifade etti.
Kuş Cenneti'nde mevsimsiz avlanan avcılara karşı bireysel olarak başlattığı mücadele sebebiyle uzun yıllardan beri hedef alındığını kaydeden Mustafa Bilgiç, "Devlet avcıyı denetlemiyor. Amansız ve bilinçsizce yapılan avlanma, göldeki kuş türlerinin yok olmasına sebep oluyor. Bu sebeple su ile içli dışlı olmayan 50 çeşit kuşu göl kenarında oluşturduğum Kuş Cenneti'nde yerli ve yabancı ziyaretçilerin hizmetine sundum. Burayı içinde bulunan hayvanlarla birlikte üç defa yakmaya kalktılar. İki defa bıçaklandım." dedi. Göldeki hayvan katliamına engel olmak için kullandığı kayığın yakıldığını hatırlatan Bilgiç, 1987'de baskılar sebebiyle pes etme noktasına geldiğini ve Rusya'ya iltica etmeye kalktığını belirterek "O dönemler en kötü ülke Rusya idi. Ben en kötü ülkenin Türkiye'den iyi olduğunu düşünerek, iltica girişiminde bulundum. Henüz yıldırma hareketleri bitmiş değil. Bu ülkeden kaçmak istiyorum." diye konuştu.
Ali Ünal / ANKARA (Zaman)
Türk Lirası'na destek
Bahçeşehir ve Fatih üniversiteleri, öğrenim ücretlerini Türk Lirası olarak tahsil etme kararı aldılar.
Fatih Üniversitesi yönetimi, dövize dayalı her türlü sözleşmeyi, satın alma, kira vb. işlemleri Türk Lirası'na çevirdi. Fatih Üniversitesi Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, özetle şu görüşlere yer verildi: "Üniversitemiz, ekonomik krizin, milli birlik ve beraberlikle aşılabileceğine inanmakta ve bu sürece katkıda bulunmayı milli sorumluluk olarak kabul etmektedir. Bu itibarla üniversitemiz yönetimi, Sayın Başbakanımızın önderliğinde başlatılan Türk Lirası'na itibar hareketine destek kararı almıştır. Bu karar gereği Fatih Ünversitesi öğrenim ücretleri Türk Lirası cinsinden tahsil edilecektir." Açıklamada, krize rağmen, bu yılki ÖSS sonuçlarına göre 803 öğrencinin Fatih Üniversitesi'ni tercih ettiği hatırlatıldı.
Bahçeşehir Üniversitesi tarafından yapılan yazılı açıklamada da, "Eğitim kalitemizden ödün vermeden yapılabilecek maksimum oranda indirim yaparak ve ücretlerimizi Türk Lirası'na çevirerek, gençlerimiz ve velilere destek olmayı hedefledik." denildi.
Hutbede TL tavsiyesi
Bu arada Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hazırladığı ve dün tüm camilerde okuttuğu cuma hutbesinde TL'ye itibar edilmesi istendi. Çorumlu hacı adayları ise, "dolar olarak alınan hac ücretinin Türk Lirası olmasını" istediler. İmza kampanyası başlatacaklarını belirten hacı adayları topladıkları imzaları Diyanet'e göndereceklerini belirttiler.
İSTANBUL/MUĞLA (cha)
Mostar'daki cami açıldı
Koski Mehmet Paşa Camii'nin açılışında Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz da hazır bulundu.
Bosna–Hersek savaşı sırasında hasar gören ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nca restore ettirilen Koski Mehmet Paşa Camii, törenle ibadete açıldı. Açılışa, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, BM Barış Gücü Temsilcisi Calin Monro, Kanton Valisi Şevket Ciho, Bosna-Hersek Reisü'l–uleması Mustafa Efendi Çeriç ve Çanakkale Müftüsü Raif Korkmaz katıldı. Cami açılışı sürerken, Hırvatlar, Stolac bölgesinde bulunan ve savaş sırasında yıktıkları Yavuz Sultan Selim Camii'nin yeniden inşa edilmesini isteyen Boşnakları protesto ettiler.
Hırvatlar olay çıkardı
Müslüman Boşnaklar, Yavuz Sultan Selim Camii'nin temel atma töreni sırasında, caminin kendi bölgelerinde kaldığı için yeniden inşa edilmesini istemeyen Hırvatların tepkisiyle karşılaştılar. Bu arada olaya BM Barış Gücü askerleri müdahale ederek, iki taraf arasında kordon oluşturdu. Barış gücü olayları engellerken, Müslüman Boşnaklar da caminin temelini attılar. Diyanet İşleri Başkanı Yılmaz, Yavuz Sultan Selim Camii'nin yeniden inşa edilmesine Hırvatların karşı çıkmasının düşündürücü olduğunu kaydetti.
Çay yüzde 10 zamlandı
Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürlüğü tarafından, paketli çay fiyatları, pazartesi gününden geçerli olmak üzere ortalama yüzde 10 oranında artırıldı.
ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, paketli çay fiyatlarının, ekonomik koşullardaki gelişmeler ve girdi maliyetlerindeki artışlar nedeniyle pazartesi gününden itibaren yüzde 10 oranında artırıldığı belirtildi. Çayların perakende paket satış fiyatları ve artış yüzdeleri şöyle oluştu:
|