GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

01/09/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Bir gurbetçinin ibretlik mesajı

Bugün size son ekonomik krizden sonra Türkiye'den ayrılıp ABD'ye yerleşen eski bir banka memurunun iki ülke ile ilgili değerlendirmelerine, şu ana kadar neler yaşadıklarıyla ilgili ibret verici tespitlerine yer vereceğim. İsmi mahfuz gurbetçimizin görüş ve tespitlerini 'yorumsuz' olarak dikkatinize sunuyorum. Umarım toplum olarak bu anlatılanlardan hissemize düşeni alırız:

"Son krizden önce ülkemden ayrılmaya karar verdiğimde dolar 672.540 TL idi. Bu e–maili gönderdiğimiz tarihte ise doların 1. 600.000 TL'yi gördüğünü öğrendim.

Memurluğa (dolar bazında) 1.214 $ karşılığına denk düşen bir maaşla 1998'de çalışmaya başladım. Bugün itibariyle çalışmaya devam etseydim 375 $ karşılığı bir maaş alıyor olacaktım.

Buraya ilk geldiğim gün 1 galon (3,78 litre) benzin 1,82 $ iken, bugün itibarı ile 1 galon benzin 1,12 $'a düştü. Oysa Türkiye'den aldığımız haberlere göre artık insanlarımız büyük tüp alamayıp küçük tüp kullanmaya başlamış..

Bir süre önce hiç sıra beklemeden Amerikan yasalarının tek satırını dahi bilmeden, kimseye danışmanlık, evrak paraları vermeden bir şahıs şirketi kurduk. Bu şirket özünde ithalattan ihracata, mal alımından, toptan mal satışına kadar her şeyi satabilen, turistik tesis açabilen, nakliyeden kuyumculuğa aklınıza ne geliyorsa her türlü işte aktif olabilecek bir şirketti. Bu şirketi ne kadar dolara kurduk dersiniz? 20 Amerikan Doları'na. Evet evet 20 $'a.. Sıra beklemeden, kimseye para vermeden, karışık bürokratik işler yapmadan ve bir günde yaklaşık 15 dakikada kurduk şirketi..

İki yıl önce Türkiye'deyken makinede yıkayıp kırdığım ehliyetimi değiştirmek için emniyet müdürlüğüne gitmiştim. Yaklaşık 8 form doldurup bunları ehliyet aldığım kente mektup ile göndererek bir kısım yazışmalardan sonra iki ay geçmesine rağmen dosya kayıplara karışmıştı bile..

Oysa Amerika'ya geldiğimiz ilk gün ehliyetimizi aldık. Nasıl mı? Bir form doldurttular. Hepsi bu.. Bitince ilgili memura veriyorsunuz, o an kontrol ediyor dışarı çıkıp bir tur atıyorsunuz ve işlem bitiyor. Toplam süre 1 saat.. Ne 8 fotoğraf, ne ikametgâh ilmuhaberi, ne tasdikli nüfus cüzdanı örnekleri.. Burada bir okula devam ediyorum ve adını duymadığım ülkelerden öğrenciler ile konuşma fırsatı buluyoruz. Sınıfta bir kompozisyon konusu verildi. Konu "Son yüzyılda ülkenizi ilerleten en önemli gelişme nedir?" diye bir soru. Japon bir öğrenci kendi ülkelerini ileriye sürükleyen şeyin 'enerji' olduğundan bahsederken, Venezuellalılar 'turizm ve petrol'den, Tayvanlılar 'bilişim' sektöründen, İspanyollar 'mikro çip ve turizmden' derken sıra bize geldi. Düşündüm düşündüm cevap bulamadım. Sadece son yüzyılda ülkemizde en ileri giden şeyin 'Miami'de villaları olan ve ülkeyi soyup soyup Amerika'ya yerleşen yeni türeme zenginlerimizden başka aklıma bir şey gelmedi. Tabii bunu yazamadım. Bizde de 'turizm' deyip geçiştirdik utana utana...

Chicago gibi bir dev metropolde ilk geldiğimiz gün bindiğimiz otobüsün şoförünün otobüsü durdurup bagajlarımızı taşımasından mı bahsedeyim, şu ana kadar kime ne sorduysak bize her türlü cevabı, yardımı yapması karşısında duyduğum şaşkınlıktan mı bahsetsem...

Haa her şey güllük gülistanlık mı? Tabii ki değil. Örneğin buraya yanına geldiğimiz ve bizi Amerika'da ilk karşılayan ve kendi evimize çıkana kadar evinin bir odasını bize 300 $'a kiralayan ve bize hiçbir konuda yardım etmeyip yüz üstü bırakan bir Amerikalı da oldu tanıdığımız. Kim mi bu Amerikalı? Maalesef ki burada yaşayan bir başka Türk. Yani dünyanın öbür tarafına gelip yine bir Türk tarafından aldatıldım. Maalesef 3 aylık sürede tanıdığım insanlarımızın çoğu birbiri arkasından kuyu kazan ve birlik olamamış kişiler. Oysaki Amerika'da Malezyalılar 'bilgisayar ve yazılım' sektörünü' Hintlilerle paylaşırken Yunanlıların 'lokanta ve marketler zınciri' var. Tüm Amerika'da meşhur olan Türk kahveleri bile Yunan malı.

Ben 'enflasyon' kuşağıyım. Burada her ay daha fazla kazanmam gerekiyor diye düşünüyorum. Oysaki fiyatlar düşüyor ve her ay daha rahat geçiniyorum.

Geçen gün gürültü yapan iki kişiyi polise şikayet ettim. Daha telefonu açar açmaz memur bize evin adresini verip 'bu adresten arıyorsunuz değil mi?' diye teyit istedi. 5 dakika sonra adamları yakalayan polis, durumu bildirmek için evime gelmelerini isteyip istemediğimin iznini aldıktan sonra kapıma kadar gelip yardımlarım için teşekkür edip, bundan sonra toplum huzuru için daha aktif çalışacaklarının sözünü de verip, bir de benden özür dileyip gitti.. Bunun alınan maaşlarla, içinde bulunulan şartlarla hiçbir ilgisi yok. Bu bir anlayış, bir saygı meselesi...

40 yıldır kayıp kuşaklar yetiştiriyoruz, insan kalitemizi düşürdük. Kaza anında insanlar tüm arabalarını durdurup 'nasıl yardım ederiz?' diye koşuştururken ve polis gelince yoldan geçenler dahi bekleyip kendi ifadelerini verirken, biz haklı ve doğru olanları; suçlu ve güçlü olanlarla yalnız bırakmayı, "aman durma şahit yazarlar abi" gibi mantığı geliştirmeyi tercih ettik!.

Her ne kadar 'boğaz'da oturup çay içmeyi özlesek de, Ankara simidini canımız çekse de, İzmir'in kordonunda yürümeyi çooook özlesem de, 'keşke' demekten öteye de gitmiyor duygularım. Hep geç kalınmış ve hep yabancı gibi hissettiğimiz bu coğrafyadan sevgilerle..."



n.bayhan@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.