Hoyratça bir tahribat içine itiliyoruz
Kesin vahiy bilgileri ve onların ortaya koyduğu prensipler; insanları, yıllar süren araştırmalardan ve tecrübelerden sonra ancak ulaşılabilen gerçeklerle buluşturur. Yoksa bir tekeri bulmak için seneler geçmesi gerektiği gibi onlara kavuşmak için binlerce deney ve tecrübe gerekir.
Anadolu insanı, bir senelik İslamî kültürün oluşturduğu güzel bir zeminde bulunduğu için diğer ülkelerde meydana gelen tehlikeli sosyal patlamalara sahne olmuyor. Problemlerini kendi içinde, akrabalık ve komşuluk münasebetleri içinde sarıp sarmalıyor.
Maalesef şimdi, bizim toplumumuzu ayakta tutan bu dinamikler farkına varılmadan dinamitleniyor.
Vahşi rekabet, "sadece benim ismim veya bizim ticarî grubumuz ayakta kalacak, dünyada tek olacak" anlayışı, her şeyi silip süpürürken arkada mağdur, öfkeli ve kinli büyük kitleler bırakır. Bir zamanlar bunu yaşayan Batı toplumları, üst üste patlamalarla aklını başına alıp devletleri sosyal güvencelere zorladı. Ama bunun pek çok eksik ve gedik yanları vardı.
1950'lerden sonra Amerika ve Avrupa toplumlarında gerçekleşen, seks devrimi adı altında aile kudsiyetini paramparça eden bir anlayış, toplumda tek tek yaşayan, tek başına kalmak cezasına çarptırılan fertlerin temelini attı. Artık kalabalıklar içinde yapayalnız kalmaya –bilhassa ileri yaşlarda– mutlaka maruz kalacak zararlılar toplumda arz–ı endam etti.
Fransa'daki 1789 İhtilal–i Kebiri veya Rus Mojiklerinin isyanıyla yetmiş sene insanlığa kan kusturan Bolşevik İhtilali benzeri şeyler Osmanlı toplumunda olmamıştı.
Şimdi kendi bildiğine başını alıp giden Türk medyası bilhassa Tv kanallarında reklamı yapılarak özendirilen gençlik tipleri ve onlara ait yaşantılar, korkunç bir çığır açmaktalar.
Muhtaçlara faizsiz borç yardımı (karz–ı hasen) duygularının, faiz, repo hatta kâr payı teşvikleriyle köreltilmesi, âhiret hesaplarını unutturup Müslüman dindarları bile tesiri altına aldı.
Şimdi de bilhassa boşanmalar sırasında mal–mülk paylaşımı ile getirilmek istenen gayri âdil bir kanun her şeyin tuzu biberi olacak. Bu tehlikeyi görenler tedbirini baştan düşünecek. Dindarlık, ahlâk güzelliği, asillik mecburen geri planda kalacak. Malların tam ortadan bölünmesi başta tehdit unsurlarını da ihtiva ettiği için evliliği bir kâbusa çevirecek.
Neticede işte Batı toplumlarındaki tek çenekli aileler gibi, anası olup babası olmayan, babası olup anası olmayan çocuklar, doğuştan darbe yemiş yaralı yürekler, hem de yepyeni problemlerin kaynağı gençler, Allah korusun bizde de hortlayacak.
Avrupa bu felaketten kurtulmak isterken, biz ne diye bodozlama bu gayyaya dalmak için akıl almaz gayretler gösteriyoruz acaba?
Evet vahiy, fıtratın prensiplerini ortaya koyar. Fıtratla çatışan hiç kimse ve hiçbir toplum ayakta kalamamıştır. Allah bazı cezaları, Ad–Semud kavimlerinde ve Sodom–Gomora'da olduğu gibi apaçık vermiştir. Bazılarını da zaman içinde ağır ağır inen ve inince de nükleer bomba tesiri yapan dehşetli; fakat sinsi tokadı ile gerçekleştirmiştir.
a.aymaz@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
29/
07/
2001...
Şimdiki güldüklerimize ileride ağlamamak için
04/
08/
2001...
Fıtratın tam ortasında
05/
08/
2001...
Orada bir Anadolu insanı var
11/
08/
2001...
Sap döner hesap döner
12/
08/
2001...
Esas haksız ve vatansız kim?
16/
08/
2001...
Avrupa'nın en büyük mabedi, Avrupa'nın başşehrine
18/
08/
2001...
Lisan eğitimine erken başlayalım
19/
08/
2001...
Yüzde bir başarısızlık istifa ettirdi
25/
08/
2001...
Bazı toplantılar ve arayışlar
26/
08/
2001...
Avrupa'nın en büyük mabedi, Avrupa'nın başşehrine
|