Mezarlıklar bizim aynamız
Eyüp Sultan sadece İstanbul ve Türkiye için değil bütün İslam dünyası için önemli bir mekan. Burada Medine’ye hicret eden Peygamber Efendimiz (sas)’i evinde ağırlayan büyük sahabe Eyüp el Ensari yatıyor.
İstanbul’u fethetmek üzere ta Arap yarımadasından buraya kadar gelen bu seçkin sahabe bu şehirde şehit düşmüş, bu mekanda yattığına inanılıyor. İstanbul’un fethinde onun manevi şahsiyetinin oynadığı büyük rolü en iyi tarihçiler bilir. Bazı İranlılar hacca giderken sırf Eyüp Sultan’ı ziyaret etmek üzere güzergahlarını değiştirir, buraya gelirler.
Bu mekan başka bir ülkede olsa, şehrin en güzide, en müstesna köşesi olurdu. Özbekistan’da bu tür mekanlar şimdi bir bir restore ediliyor, bu işe inanılmaz kaynak ayrılıyor. Bundan birkaç sene evvel Özbekistan’a gittiğimizde Taşkent, Semerkant ve Buhara gibi şehirlerde müşahede ettiğimiz faaliyet hepimizi hayretlere düşürdü. Bütün tarihi mekanlar bir bir elden geçiriliyor, ziyarete açılıyor.
Son yıllarda, Eyüp Sultan ve çevresinde gözle görülür bir düzenleme yapıldı. Meydan nispeten ferahladı. Çevre düzenlemesi yapıldı; fakat düzenlemenin mekanın tabii dokusu ve tarihi kimliğiyle uyum içinde olduğunu söylemek mümkün değil. Etrafta belli bir yerleşim mantığından yoksun olarak sağa sola serpiştirilmiş lokantalar, çay bahçeleri insana rahatsızlık veriyor.
Her gün binlerce insanın ziyaret ettiği bu tarihi mekan tamamen denetimsiz. Meydanın banklarında on dakika oturan bir insan, burada envai türlü pisliğin döndüğünü hemen fark eder. Bundan iki ay önce akşam namazı için meydanda oturup ezanı beklerken iğrenç pazarlıkları gözlerimle gördüm, iğrendim.
'Bu nezih mekan nasıl oluyor da bu kadar sahipsiz?' diye hayıflandım.
Üzeyir Garih’in hunharca bir cinayete kurban gitmesi toplum olarak ne büyük bir dejenerasyon ve ahlaki çürüme içinde olduğumuzu bir kere daha gözler önüne sermiş oldu. Çok sayıda tarihi şahsiyetin yattığı mezarlık fuhuş mekanı olmuş. Bu hepimiz için utanç verici.
Eyüp meydanında kadın satıcılarının pazarladığı fahişeler kol geziyor. Bir toplumda insanlar artık mezarlıklarda fuhuş yapmakta herhangi bir beis görmüyorsa herkesin külahını önüne koyup düşünmesi lazım. Demek ki sahip olduğumuz hiçbir duyarlılık kalmamış. Kutsal, saygı ve edep çoktan semtimizi terk etmiş. “Haya imandandır”, ne iman kalmış ne haya. İman ve haya medyanın alay konusu. Gencecik kızlar açıkça pazarlanıyor, namus satıcıları en mahrem mekanlarda iş görüyor. Kemiklerin etrafa yayıldığı mezarların yanı başında fuhuş yapan insanlar ‘insanlık sıfatı’ndan başka her sıfata sahip olmalılar.
Mezarlığın hali perişan, içler acısı. Tam bir mezbelelik. Her tarafında binlerce bali kutusu, bira şişesi, naylon torba, kavun–karpuz kabuğu dolu. Bazı yerlerde pis kokulardan geçilmiyor. Bırakın tarihi değerini, sağlık açısından bile burası pislik ve mikrop yuvası.
İnsan sormadan duramıyor. Hiç değilse ayda bir kere mezarlık temizlenemez mi? Bu da mı çok zor bir şey!
Tinercilerin yatağı haline gelen bu mezarlıkta can güvenliği yok. Mezar ziyaretini yapan bir insanın burada bıçaklanarak hayatını kaybetmiş olması utanç verici değil mi?
Bu kadar mı değerden yoksun bir toplum haline geldik? Hiç mi kendimize saygımız kalmadı? Sadece ekonomik yönden değil, sosyal ve ahlaki bakımdan da bir düşüş hali yaşıyoruz.
Mezar ve mezarlık medeniyetimizin bir aynası, şehir hayatımızın tabii bir parçası. Kimsenin şüphesi olmasın. Eyüp mezarlığındaki manzara bizim iç dünyamızın ve sosyal hayatımızın bir aynası hükmündedir. Buraya bakıp ne halde olduğumuzu görebilir, anlayabiliriz.
a.bulac@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
08/
08/
2001...
Malul karar
11/
08/
2001...
Uzun ve yorucu yol
14/
08/
2001...
Sağ ve merkez sağ
15/
08/
2001...
Boş yatırım
18/
08/
2001...
RP'den AK PARTİ'ye
21/
08/
2001...
Sağ siyaset
22/
08/
2001...
Sağda kopuş
25/
08/
2001...
Asıl değişmeyen kim?
28/
08/
2001...
Garih cinayetinin ilk işareti
29/
08/
2001...
Sosyal patlama
|