Değiştirmenin vazgeçilmez hazzı
Bizde belediyelerin “göze görünür” en önemli icraatı, kaldırım taşlarını, sokak ve cadde adlarını değiştirmektir. Siz de yaşadığınız şehirde bin türlüsüne tanık olmuşsunuzdur bu uygulamanın.
“Ne var canım bunda? Kaldırım taşlarını yenilemekten, eski sokak ve cadde adlarını günün koşullarına göre değiştirmekten ne zarar gelir?” diyenleriniz olabilir. Doğrudur. Yenilemenin, değiştirmenin hakikaten ruhu ferahlatan, insana keyif veren bir yanı vardır. Giyim tarzınızı, saçınızın modelini yahut evinizin, odanızın biçimini sık sık değiştirebilirsiniz. Bu, sizi mutlu eder, hayata yeniden bağlanmanızı sağlar. Fakat şehirler için geçerli değildir aynı şey. Şehirler, caddeler ve sokaklar, ne orada yaşayanların ne de orayı yönetenlerin malıdır. Caddelerin, sokakların, tarihî yapıların sahibi, ölmüşleriyle birlikte bütün şehir ahalisi, dahası bütün ülke ve tarihtir. Buralar için verilecek bir kararın ölmüşler de dahil, bütün ahalinin gönlünü hoşnut edecek nitelikte olması gerekir. Ve aynı zamanda şehrin hafızasından en küçük bir nesneyi, bir çağrışımı ya da bir hatırayı eksiltmemesi... Yaşadığımız mekânlar, biz farkında olsak da olmasak da hepimizin ortak hafızasıdır. Bizden çocuklarımıza kalacak mirasın en vazgeçilmezi, en pırıltılı hazinesidir şehrin hafızası...
Belediyeleri; şehirleri, beldeleri yönetenler, bu gerçeği bilmiyor olamazlar. Bilirler; ama siyasetin yılışık yüzü, ‘popülizm’ hep unutturur bu ağır gerçeği. Zordur çünkü saklamak, korumak, geliştirmek... Değiştirmekse kolaydır ve göze görünür hemen. “Değiştirme”nin yerini ve zamanını iyi seçerseniz gündeme çıkar, sempatik görünür ve puan kazanırsınız.
Şehirleri, cadde ve sokakları tahrip etmek, onların adını değiştirmek, dün bu sayfada Beşir Ayvazoğlu’nun da söylediği gibi eski bir hastalıktır. Yer adlarını değiştirmek, belediye başkanlarının ve meclislerinin en kolay tatmin yolu, en büyük başarı göstergesi sanki. İktidara gelen her belediye, ilk iş olarak cadde ve sokak adlarını, kendi siyasi görüşüne, düşünce yapısına uygun “yeni” adlarla değiştirme kararı alır. Bu, yerel yönetimlerde önemli bir başarı ve heyecan verici bir uygulama olmalıdır. Böyle keyifli bir başarı düşleyen yöneticiler için kültürel hafızanın, insanların hatıralarının ve şehrin tarihî zenginliğinin çok da önemi kalmaz. Oysa bizim için önemlidir bunlar. Biz ne kadar evimizde yaşıyorsak o kadar da sokaklarda, caddelerde yaşarız. Buralarda geçen çocukluğumuz, gençliğimiz, unutulmaz zamanlarımız vardır. Buraların adları, bizim adımızla kaynaşmıştır. Semtimiz ve sokağımız; aşklarımıza, mektuplarımıza karışmıştır. Eski ve değerli bir fotoğraf gibi taşırız yaşadığımız yerlerin adlarını ömür boyu. Ama bir gün gidip görürüz ki sokağımızın adı değişmiştir. Birileri, birilerine şirin görünmek, puan toplamak ya da kendi siyasi görüşünün bir simgesini yaşatmak için bizim sokağımızın adını değiştirmiştir. Geçmişimizi silmiş, bütün mektuplarımızın üstündeki adresi hükümsüz kılmıştır... Hangi gerekçe böyle bir cinayeti haklı çıkarabilir?
Önemli kişilerin ölümünden sonra belediyelerin “değiştirme” dürtüleri hemen harekete geçer. Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin ardından, Türkiye’nin her köşe buçağında caddelerin, parkların, kamu binalarının tabelaları sökülüp buralara “Uğur Mumcu...” adı verilmişti. Nazilli’de, benim ilkgençlik günlerimin neşeli hatıralarını saklayan “Büyük Park” da bu dürtünün kurbanı olmuştu. Yıllar sonra yolum düştüğünde, buranın adının “Uğur Mumcu Parkı” olarak değiştirildiğini görünce şaşırmış, “Uğur Mumcu’nun burayla ne ilgisi var!” diye isyan etmiştim.
Yakın geçmişte Eskişehir Belediyesi de, şehirdeki birçok cadde ve sokağın adını gülünç ve ‘yeni’ bazı adlarla değiştirme çılgınlığına girişmişti. Şimdi de, kendisi son derece değerli, iç zenginliğine sahip bir iş ve kültür adamı olan Üzeyir Garih’in öldürülüşünün ardından, belediyeler onun adını “yaşatma” yarışına girecektir. Şişli Belediyesi elini çabuk tuttu ve tarihî ‘Teşvikiye Caddesi’ne “Dr. Üzeyir Garih” adını ekledi. Allah’tan, tepkiler zamanında geldi de vazgeçtiler yanlıştan.
“Değiştirme” hazzı... Yaparak yaşatma yerine ‘değiştirerek’, birçok şeyi ‘unutturarak’ yaşatma yanlışlığı... Artık, bazı değerlerin, siyasetçilere terk edilmeyecek kadar önemli olduğunu anlamamız gerekiyor.
a.colak@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
26/
05/
2001...
Hayal ettiğin müddetçe
02/
06/
2001...
Efendimiz
09/
06/
2001...
Zamanın sonsuz bahçesi
16/
06/
2001...
"Deneme" ve denemek
23/
06/
2001...
"Berzah"ta yolculuk
28/
07/
2001...
Dönüşte
04/
08/
2001...
Renksiz konuşmalar üstüne
11/
08/
2001...
Hız'ın cilveleri üstüne
18/
08/
2001...
Bir söyleşiden
25/
08/
2001...
Delilik Üstüne
|