Cumhuriyet 500 bin lira oldu
Cumhuriyet Gazetesi 400 bin lira olan fiyatını "bildik" gerekçelerle 500 bin liraya çıkardı. Türkiye'nin en pahalı gazetesi olma unvanını sürdüren Cumhuriyet, normal bir gazetenin iki katı fiyatına çıkarak da yeni bir rekora imza attı. Bu zammı izah etmekte zorlanan gazetenin birinci sayfasında yayımlanan uzun açıklamada, "Cumhuriyet tek bağımsız gazetedir. Dinci kesim dışında kalan bütün gazeteler 'grup' gazeteleridir; belirli konularda bir elden yönetilmektedirler; büyük holdingler ve bankalarla bütünleşmişlerdir; tekelcilik ağır basıyor." denildi ve Cumhuriyet'in yaşaması için zammın gerekliliği savunuldu. Ancak gazetede bu satırları kaleme alan isim, Cumhuriyet'in de bir holding olduğunu ve bu holdingin en büyük ortağının Günay Çapan olduğunu unutmuşa benziyor. Üstelik gazete Çapan'ın Esenyurt'taki matbaasında basılıyor. Hatırlanacağı gibi Çapanlar, Esenyurt Belediyesi'ndeki 'imar yolsuzluğu' nedeniyle yargılanıyor. Cumhuriyet o süreçte sıfırdan trilyonluk servete ulaştığı ileri sürülen Çapan'la ilgili haberleri okurlarından kaçırmıştı. Bu arada gazetede yer alan açıklamadaki şu ifadeler de oldukça dikkat çekti: "Medyanın fikir ve yayın özgürlüklerini ipotek altına alan sürüklenişi, ekonomik krizle birlikte hızlanıyor. Medya çıkarlar ve yolsuzluklar kördövüşünün meydanına dönüşmüştür. Arkamızda bir banka olsaydı biz de fiyatımızı artırmayabilir ya da 'damping' yapabilirdik; ama elimizden böyle şeyler gelmiyor."
Ve Özkan da cephede...
Star ve Doğan Grubu gazeteleri arasındaki yıpratma savaşı olanca hızıyla sürüyor. Star iki gündür Halk Bankası'ndan 100 milyon dolar kredi isteyen Aydın Doğan'ın talebi reddedilince (Star'ın tabiriyle hortumlama engellenince) Doğan Grubu gazetelerinin bankanın müdürü Yenal Ansen aleyhinde yayımladığı haberleri gündeme getiriyor. Star, Doğan'la ortak olan İş Bankası'nın başkanı Ersin Özince hakkındaki lehte haberleri de madalyonun diğer yüzü olarak kamuoyuna sundu. Star'ın 'şantaj' olarak nitelediği Ansen aleyhindeki haberlerin mimarı ise bildik bir isim: Tuncay Özkan. Dün Hürriyet'te konuyla ilgili bir haber yer almazken Özkan, Milliyet'te bu suçlamaya sert bir cevap verdi. Özkan, "Kıt akıllılar, yuh, sizden hiçbir şey olmaz, çamur üreticileri, yalakçı, ayakçı, salak" gibi sıfatları kullandığı yazısında Star'ın iddialarını şöyle cevapladı:
Star: Halk Bankası Doğan'dan 100 milyon $ kredi istedi, Ansen vermedi.
Özkan: Kredi istendi; ancak sonra alınmasından vazgeçildi. Grup, kamu bankalarından kredi kullanmama kararı da aldı.
Star: Şantaj yapıldı.
Özkan: Kredi başvurusu 29 Ağustos 2000'de oldu. Ben 20 Haziran 2001'de yazdım. 365 gün bekleyen şantaj olur mu?
(Bu soruyu Nazlı Ilıcak, Yeni Şafak'ta şöyle cevapladı: O dosyalar 1998 yılından beri mevcut. Ama mesele yolsuzlukları ortaya çıkarmak değil. Dosyalar, gerektiğinde kullanılacak silahlar.)
Yine Yurtbank olayı
Saygı Öztürk, Yurtbank'tan para alan gazeteciler olayını tekrar ele aldı.
Öztürk, Bankalar Yeminli Başmurakıpları tarafından hazırlanan raporda Güler Kömürcü ve Gülay Göktürk'ün isminin geçtiğini yazdı. Güler Kömürcü ismi daha önce de ortaya atılmış ve Yurtbank'tan 3,5 milyar lira aldığı öne sürülmüştü. Basın Konseyi de Kömürcü'nün savunmasını almış ve Yüksek Kurul, 'eldeki bilgilerin, sağlıklı bir değerlendirme yapmaya yetmediği' sonucuna varmıştı.
Ancak Gülay Göktürk ismi ilk defa ortaya atıldı. Saygı Öztürk, "25 yıllık gazeteci olan ve ilkeli yazılarıyla tanınan Gülay Göktürk'ün adının karşısında 35 bin mark yazıyor." ifadesini kullandı. Göktürk ise Öztürk'e yaptığı açıklamada, söz konusu tarihte bir ev sattığını ve parayı uzaktan tanıdığı olan Füsun Çetinkaya'nın şube müdürü olduğu Yurtbank'ın Mecidiyeköy Şubesi'ne yatırdığını 3 ay sonra da çektiğini ifade etti. Ancak Saygı Öztürk ise, murakıp raporunda Gülay Göktürk adına bir mevduat hesabının olmadığının belirtildiğini kaydetti.
ALINTI:
Parlamento'da grubu bulunan partilerden ikisinin genel başkanları, 30 Ağustos kokteyline davet edilmemişlerdi: Recai Kutan ve Tayyip Erdoğan. Bu iki kişinin davet edilmemesine kılıf da bulunmuştu: Tasarruf. Güldüm. Hem de acı acı. Yemekli olmayan, kokteyl şeklindeki davete iki kişi gelmeyince müthiş bir tasarruf yapıldı. Kutan ve Erdoğan gelse sanki diğer davetliler aç kalacaktı! Bu yapılanın adı ayıptır. Fatih Altaylı / Hürriyet
|