GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

03/09/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Bürokrasi saltanatı

Bakmayın 'saltanat yıkıldı' hikayelerine. Türkiye'de bir saltanat yıkılır, yüz saltanat doğar. Üstelik gelen gideni aratır. Şu anda memlekette bürokrasi saltanatı hüküm sürüyor ve vatandaşı süründürüyor. Defalarca bu konuları gündeme getirmeye çalıştık. Tek tek hayat hikayelerinden çarpıcı ve çırpıcı örnekler verdik. Daha yakınlarda 'Bizi ezen feleğin çarkı değil, bürokrasi çarkı' başlıklı yazıda bu konu ele alınıyordu. Rahmetli Turgut Özal'ın, en güçlü döneminde bürokrasiye karşı açtığı mücadeleyi kaybettiğine değindik. Sonra dedik ki "Rahmetli Özal'dan sonra da bu tür teşebbüse hiçbir babayiğit siyasetçi bir daha başlayamadı."

Dünkü Zaman'ın manşetine bu açıdan bakılınca sevindirici bir gelişme gibi görünüyor. Başbakan, yabancı sermayeyi kaçıran bürokrasinin hafifletileceğini açıklıyor. Peki yerli sermaye ne olacak? Onun için de yurtdışına kaçırmanın yollarını mı arayacağız? Şimdiye kadar kaçan kaçtı zaten. Yerli malı kullanalım diyoruz. Ama bürokrasiyi azaltmak denilince aklımıza nedense ilk önce yabancı sermaye geliyor.

Her neyse bu kadarına da razıyız. Yeter ki, düzelteceğiz diye ağızlarına yüzlerine bulaştırmasınlar. Daha fazla bürokratik engellerle vatandaşı boğmasınlar... Bakarsınız gerçekten de bürokrasiyi adam edebilirler... Hemen ümitsiz olmayalım.




Diyanet

Diyanet, nihayet net biçimde tavrını koydu ve Türk Lirası kampanyasında samimi olduğunu göstermek için dolarla hacdan vazgeçti. Dolar kurunu nasıl hesap ederler ve kaçtan alırlar bilmiyoruz; ama bundan sonra Türk Lirasıyla işlem yapacak. Dileriz bu hareket, hacıların yeni bir mağduriyetine yol açmaz. Konuyu takibe devam edelim arkadaşlar...




Reception

Bu sene Zafer Bayramı kutlamaları sönük geçti. Tasarruf genelgesiyle maytap patlatılmadı. En ilginci de galiba, bu tasarruf bahanesiyle resepsiyona iki partinin genel başkanının çağrılmayışıydı. Çetecilik iddiasıyla yargılanan bir patronun sahip olduğu gazeteden elemanlar çağrılmıştı da, Meclis'te grubu bulunan bir partinin genel başkanına davetiye gönderilmemişti. Hayret, Fatih Altaylı bile bu durumu yadırgamış, 'Bu yapılanın adı ayıptır!' diyor.

Önümüzdeki kutlamalar için aklımıza gelen bazı yöntemleri yetkililere hatırlatalım, sonra ayıp olmasın.

– Herkes yiyeceğini, içeceğini kendi getirsin.

– Kutlamalar, kermes şeklinde düzenlensin. En fazla parayı veren yemeye başlasın. Kalanları da sırayla fazla ödeyenler yesin.

– Girişte fiş satılsın, ödediği miktar yenilip içilsin.

– Kırkpınar'daki gibi, 'kutlama ağası' seçilsin.

– Daha radikal bir çözüm, herkes evinde kutlasın.

– Gerekirse, yerli yabancı dinlemeden sponsor bulunsun. Reklam karşılığında kutlama masrafları bedavaya getirilsin.

– Hükümet vergi almaya alışıktır. Bayram vergisi adı altında yeni bir vergi ihdas edilsin. Böylece hem Hazine'ye gelir elde edilmiş olur.




MİT nerede?

Üzeyir Garih cinayeti üzerine MOSSAD'ın olayı çözmek için hemen yardıma koştuğu duyuldu. İçişleri Bakanı'nın apar topar yaptığı açıklama 'karavana' çıkınca sustu. Bizim merak ettiğimiz konu şu: Bu cinayetin araştırılmasında MİT nerede? Herkesin bildiği koskoca PETLAS hakkında rapor hazırlıyor da, Üzeyir Garih cinayetinde niye müdahil olmuyor? Ya da oluyor da kamuoyu bilmiyor mu? MİT'in, işadamı Üzeyir Garih hakkında hazırladığı rapor var mı?

İçişleri Bakanı, daha ilk gün failin yakalandığını açıklarken, STV'de konuşan Mahir Kaynak, Garih, mezar ziyaretine değil, mezarlığa gitti. Orada muhtemelen bir iş görüşmesi yapıyordu. Ya görüşme yaptığı grubun adamları tarafından ya da görüştüğü gruba rakip olan kuruluşlarca öldürülmüş olabilir." diyordu.

Çok basite indirgenen cinayet, gün geçtikçe karmaşık hale geliyor. Deliller toplandıkça hadise aydınlanacağına, daha da kararıyor. Firari zanlı Yener Yermez'in bunca zamandır saklanabilmesi bile yeterince şüpheyi beraberine taşıyor. Parasız pulsuz bir adam bu kadar uzun süre nasıl saklanır? Bu soruların cevabını MİT bilmiyorsa kim bilecek?



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.