Güneydoğu’da cehalete açılan savaş
Eğitimde Doğu ve Güneydoğu bölgemiz yılların verdiği ihmalkârlık ve terör olayları sebebiyle devamlı sorunlu oldu. Aslında problemlerin ana kaynağı eğitimsizlikti. Cehalet illeti bölgenin ilerlemesine engel teşkil etti.
Terör belası –Allah’a şükür– şu an durma noktasında. Şimdi bölgenin kalkınması için ekonomik ve sosyal projelerle birlikte eğitim seferberliği yapmanın zamanı.
Hafta sonunda Malatya’da, Güneydoğu bölgesindeki 31 özel okul müdürünün katıldığı 3 günlük seminer yapıldı. Bölgenin özel okulları Özel Güney Okulları Derneği (ÖZGÜNDER) ismi altında bir araya gelmişler. Dernek Başkanı ve Malatya Rahime Batu&Turgut Özal Eğitim Kurumları Genel Müdürü Bayram Murat Bey’in daveti üzerine seminer çalışmalarını izleme fırsatı buldum. Okul yöneticileri, yeni eğitim öğretim sezonuna hummalı bir çalışmayla giriyor.
Seminer süresince, ‘’Her konuda geri kalmış bu bölgemizde, gelişmiş ülkelerin eğitim standartlarını yakalamak –hatta daha ileriye götürmek– için neler yapılabilir, başarılı ve zeki çocuklarımız cehaletin perçesinden kurtarılarak nasıl yetiştirilebilir, yıllardır eğitim sistemi içinde her zaman gerilerde kalan bölge eğitimi nasıl yukarılara çıkarılabilir?’’ gibi soruların cevabı için fikirler üretildi.
Bölgedeki özel okullar, kâr amacı gütmüyor. Seminer süresince bunu daha iyi anladım. Okul fiyatlarının Ankara, İstanbul, İzmir gibi illerimizde 5 ila 10 milyar lira civarında olduğu bir ortamda, bölgedeki okul fiyatlarının 1–2 milyar lira olması zaten bunun göstergesi.
Okullardaki imkanların ise batıdaki özel okullardan hiçbir farkı yok. Bilgisayar, fizik, kimya ve biyoloji laboratuvarları, en seçkin üniversitelerimizden mezun olmuş tecrübeli öğretmen kadrosu, ideal bir yöneticilik anlayışı, kalabalık olmayan sınıflar vs...
İmkanlar güzel olunca zaten başarı da geliyor. Bölgedeki özel okulların mazisi o kadar eski değil; ama gösterdikleri başarılarla dikkat çekiyorlar.
Anadolu ve fen liseleri sınavı ile ÖSS’de bölge illeri bugüne kadar sürekli son sıralarda yer aldı. Okul yöneticileri, bundan sonra sıralamanın değişeceği inancında. Mesela; Batman Özel İrfan İlköğretim Okulu Müdürü Hüseyin Taş, bu yıl Batman’da devlet fen liselerini 13 kişinin kazandığını, kazananlardan da 8’inin kendi öğrencileri olduğunu övünerek anlattı. Diyarbakır Özel Dicle Lisesi Müdürü Ahmet Tanı ise bu yıl bu bölgede ilk kez bir bilim sergisi yaptıklarını ve 50 bin civarında Diyarbakırlının bu sergiyi gezdiğini söyledi.
Bölgedeki bütün okulların başarılarını bu sütuna sığdırmak zor. Her bir okul kendi ilinin en iyisi konumunda. Tek sıkıntıları var: Alternatifsiz olmak. Bunun kendilerinde ünsiyet meydana getirebileceğinin farkındalar. Bu yüzden de bölgede özel okulculuğun teşvik edilmesini ve her ilde çoğalmasını arzu ediyorlar.
Evet, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz bugüne kadar hep ihmal edildi. Türkiye’de 10 milyona yakın okuma yazma bilmeyen insan var ve bunların çoğunluğu bu bölgenin insanı. 20 yıla yakın süre bölge insanı cehaletten çok çekti. Şimdi okul yöneticileri;
‘Candan açtık cehle karşı bir savaş
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş’
mısralarındaki duyguları yaşıyor. Bayram Murat Bey “Bölgede eğitim kaliteli olsaydı, Apo hiçbir zaman Apo olmaz, Abdullah olurdu.” veciz sözü ile aslında her şeyi anlatıyordu.
Özel okulların genel eğitim içindeki oranı gelişmiş ülkelerde yüzde 25–30’larda. Ülkemizde ise bu oran yüzde 1,8. Devletimize, Milli Eğitim Bakanlığı’na düşen görev; özel okulları –özellikle bu bölgede– teşvik etmek, maddi destek veremiyorsa en azından psikolojik destek vermektir.
|