Piyasadaki emniyet belgeleri
Emniyet güçleri arasında, bir yandan suçluları takip edip delilleri toplamaya çalışırken, diğer taraftan da eldeki delilleri pazarlamaya çalışan görevliler mi var? Bir kasete 5–10 bin dolar civarında (henüz bazı yerlerde TL kampanyasına destek tam değil) bir ücret ödendiği söylendiğine göre, iyi bir kazanç kapısı sağlıyor demektir. Peki bu para nereye gidiyor? Birileri kendi aralarında paylaşıyor mu? Yoksa kurum içinde mi kalıyor?
Eğer böyle bir durum söz konusu ise, emniyetin belgeleri özelleştirildiğine dair belirti kabul etmek mümkün mü? Yoksa emniyetin elindeki delilleri alan gazeteler mi kamu malı sayılıyor? Devletle çok fazla içli olan bir gazeteciyi, devletin adamı mı sayıyorlar? Al gülüm ver gülüm gibi, al dolarım ver kasedim alışverişi yapılıyor mu?
Vurgun operasyonlarının gündemde olduğu bir sırada, bunları konuşmaya bile değmez.
Hastaya vekalet
Mesut Zengindemir, daha yeni yaşanmış bir olayı anlatıyor: Sabah işe gittiğimde bir arkadaşımın hasta olduğunu öğrendim. Doktora gidecekti. Ancak askerden yeni geldiği için sigortası yoktu. Muayene olmak için diğer arkadaşa şöyle dedi: "Benim karnem yok. Beraber gidelim, sen hasta gibi şikayetleri söyle ve ilaç alalım."
Aynen dedikleri gibi yapmışlar. Geri geldiklerinde sağlam arkadaşın aksadığını gördük. Sebebini sorunca sağlam olan arkadaş anlattı: "Doktor muayene etti ve iğne yazdı. İğne vurulurken doktor yanımızdan hiç ayrılmadı. dolayısıyla ben sağlam halimle iğne yemiş oldum."
Kızlı gazeteci
Günümüzün 'Hızlı Gazeteci'si Tuncay Özkan'ın hayat hikayelerini dehşet, ibret ve hüzünle takip ediyoruz. Necdet Şen'in, acilen yeni bir çizgi romana başlaması lazım. Böyle bir kahramanı gerçek hayatta kolay kolay bulamaz bir daha. 'Japonlar yapmış abi!' diye kıskanmaya gerek yok; Türkler yapmış abi! Adam hem TeVeci, hem gazeteci, hem yazar, hem kemancı (viyolonselmiş aslında), hem muhabir, hem Kemal Atatürk'ün askeri, hem sosyalist, hem kapitalci, hem şeyhlerle görüşüyor, hem laik... Liste böyle uzayıp gidiyor. Biz de uzatsak hem size yazık, hem de bize. Hem hum şaralop!
Yenilikçi şiir
Siyasetle şiiri bir araya getirmek pek uygun düşmez. Ne yapalım ki, zamanlaması öyle denk geldi. Siyasette 'Yenilikçi'lerin parti kurması döneminde, elimize Mehmet Arslan'ın şiir kitabı 'Şarkın Şarkısı' ulaştı. Kitapta bir nokta ön plana çıkıyor: 'Yenilikler Şiiri'. Şiirdeki 24 yenilikten bahsediliyor. Kitaptan bir şiirle sözü noktalayalım:
MİNİ ŞİİR
İncim sevincim miniciğim
Şiirim her şeyim
Biricik tomurcuğum
Gelişlerin bahar
Gülüşlerin yaz
İpeğim bakışların
Kaynağından öpeyim
Ödül
Gazeteciler için 'ümit ve simitle yaşar' denirdi eskiden. İhaleci ve iş takipçileri dışında gazetecilerde fazla değişen bir şey yok. Ümitlerinin yanında, bir de aldıkları ödüllerle yaşayanlar var. Sağolsun, köşemizin çizeri Sadık Pala üç beş ayda bir ödül kazanıyor. Laf aramızda biz yazmaktan bıktık, o ödül almaktan bıkmadı. Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi'nce düzenlenen yarışmada 'Özel Ödül'e layık görülmüş. Arkadaşımızı kutluyor ve başarılarının devamını diliyoruz.
İki sayı
Sultanahmet Camii'nin aydınlatması için 1 milyon dolarlık bir kaynak aranıyormuş. Sakatların devletten aldığı ücret 17 milyon TL. İlyas Ürkek bir hesap yapıyor: (1 milyon dolar x 1.425.000): 17.000.000 = 83.823: Ortalama 85 bin sakata yardım yapılmış olacak.
Bu fikre katılmayabilirsiniz. Ama insan unsurunu göz ardı etmememiz gerekiyor.
|