Karayollarımızın içler acısı hâli
Son zamanlarda uzun bir yolculuğa çıktıysanız, en az bir hafta kendinize gelememişsinizdir. Bu, yolun uzunluğu ile igili bir yorgunluktan ziyade yolların durumuyla ilgililidir. Gerek ağır tonajlı kamyonların geçişiyle su arklarına dönmüş tekerlek izleri, gerek çoğu yerde tırmanma şeridinin olmayışından kaynaklanan yüzlerce araçlık konvoylar, gerekse de sıcaktan eriyen asfaltla kayak merkezlerini aratmayan yol sathına, hiçbir kural tanımayan bazı sürücüler de eklenince karayollarımız adeta bir sirk alanına dönüşüyor.
İşte böyle bir sirkte yapılan uzun yolculuk ise insanı hem bedenen hem de zihnen perişan ediyor.
Rahmetli Özal dönemiyle birlikte çift şeritli yeni otoban yollarla tanışmasaydık ve yol güzergahı boyunca birkaç saatliğine de olsa oldukça rahat bir yolculuk yapmasaydık belki bu çarpıklığın farkına bile varmayacaktık.
Ancak iyi örneklerini de görünce Pozantı–Ankara arası, Bolu Dağı, Ankara–İzmir, Adana–Antalya, Ankara–Erzurum yolları adeta kâbus gibi geliyor vatandaşımıza. Durum böyle olunca karayollarımızın kan gölüne dönmesi de kaçınılmaz oluyor.
Bu otoyollarıyla ülkenin büyük şehirlerinin birbirine bağlanması sosyo–ekonomik açıdan ciddi katkılar ve rahatlamalar sağlayacaktır.
Başka bir gariplik ise otoyol bağlantılarına gidecek şehir içi veya eski yollarda yeterli sinyalizasyonun olmaması.. Mesela, Gaziantep şehir merkezine girdiyseniz otoyola çıkmanız oldukça zor. Şehit Kamil'den sol yapıp Adana tarafına gittiğinizde yeni otoban yolunu gösteren tabelayı mikroskopla aramanız gerekiyor, aynı şekilde otoyolu kaçırıp binbir zahmetle eski yoldan Kömürler'e geldiğinizde sadece Malatya –Gaziantep tabelasını bulacaksınız. Adana otoyol tabelasının olmayışı sizi yine eski yola yönlendiriyor, bu sırada arama ve sormalar ciddi kargaşa oluşturuyor.
Bu tür çarpıklık ve aksaklıkları görmek aslında hiç de o kadar zor değil. Yetkililerin, zaman zaman rahat makamlarını bırakarak normal vatandaş gibi bu yollardan, fazla değil sadece bir sefer yolculuk yapmaları çok şeyi değiştirecektir. Bilmem ki bu teklifimizi fazla görürler mi?
Bu çifte standart niye?
Bilindiği üzere 2000 yılında yöremizde şiddetli bir kuraklık yaşanmış ve bundan gerek ekili alanlar gerekse çayır ve meralar büyük oranda zarar görmüş, Bakanlar Kurulu'nun 8.10.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren kararına göre "2000 yılında kuraklık nedeniyle köy tüzel kişiliğine veya şahıslara ait çayır ve meralar ile yem bitkisi ekilişleri % 40 oranında zarar gören, bu nedenle ödeme sıkıntısına düşen ve durumları il hasar tespit komisyonlarınca belirlenen hayvan yetiştiricilerinin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri'ne olan hayvancılıkla ilgili 2000 yılı vadeli ve vadesiz 2001 yılına sarkan tabii afetin vuku bulduğu tarihte günü gelmemiş hayvancılık, işletme ve yatırım kredisi borçları bir yıl süre ile faizsiz olarak ertelenir." denilmektedir.
İlçemiz hayvan yetiştiricilerinin müracaatı üzerine Siverek İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileri gerekli çalışmaları başlatarak, müracaat eden yetiştiricilerden durumları Bakanlar Kurulu kararında belirtilen kapsama giren yetiştiricileri yerinde tespit etmiştir.
Siverek Tarım Müdürlüğü bu tespiti 08.01.2001 tarih ve 9 No'lu kararı ile 19.01.2001 tarih ve 13 sayılı il ihtiyaç komisyonu kararı ile onaylamıştır. Bunun üzerine yetiştiricilerin kredi borçlarının ertelendiği, yetiştiricilerin kendilerine ve muhtarlarına bildirilmiştir. Faiz yükü altında can çekişen yetiştiricilerimiz bir nebze olsun rahatlamıştır.
Ziraat Bankası Siverek Şubesi'nin bu kararı GAP Krediler Daire Başkanlığı'na bildirmesi üzerine, GAP Krediler Daire Başkanlığı alınan kararda usul hatası olduğunu, kararda geçen "kuru ot" ibaresi yerine "çayır ve mera bitkisi" yazılması gerektiğini, bu şekilde bir düzeltme yapıldığı takdirde ertelemenin geçerli olacağını belirtmiştir.
Siverek İlçe İhtiyaç Komisyonu, eksiklikleri giderecek şekilde kapsamlı bir karar almış ve kararda "kuru ot" ibaresi yerine "mera yem bitkisi" ibaresini esas almış ve kararı bu şekilde göndermiştir.
Ancak bu sefer de GAP Krediler Daire Başkanlığı gönderdiği 02.07.2001 tarih ve 110848 sayılı yazısında 30.04.2001 tarihinden sonra yapılacak ertelemelerden doğacak görev zararlarının Hazinece karşılanamayacağını, bu nedenle ertelemenin mümkün olamayacağını belirterek herhangi bir yazışma yapılmamasını talep etmiştir.
GAP Krediler Daire Başkanlığı, usul eksikliğini bahane ederek ilçemiz hayvan üreticilerini cezalandırmıştır. Vatandaşlarımız süresinde müracaat etmiş, istenilen belgeleri eksiksiz ilgili yerlere ibraz etmiştir. Konu tamamen resmi kurumlardaki yazışmalarla ilgilidir. Zaten ölmüş durumdaki hayvancılık sektörü, icra tehdidi ile karşı karşıya olup yok edilmek üzeredir. Diğer illerdeki talepler kabul görürken ilçemizin talebinin kabul edilmemesi yetiştiricilerimizi üzmüştür. Mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz.
Mehmet Sun
Siverek Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
|