Hadiselere bakarken
Merak, insanın bir özelliği olmakla birlikte, çok defa lüzumsuz merak, insanı faydasız düşünce ve işlere sürükler.
Günümüzde medya vasıtasıyla dünyanın hemen her yanında olup bitenden şu veya bu şekilde haberdar olan insanlar, kendilerini doğrudan, hattâ dolaylı olarak bile ilgilendirmeyen, problemse çözme imkânı bulunmayan öyle bir haber bombardımanına tâbi ki; bu, çok defa hepimize yapmamız gerekeni unutturup, bizi yapamayacağımız şeylerle meşgul etmektedir. Bunun yanı sıra, meselâ, meydana geldiği günden beri, sürekli yanıltıcı haberler, yanlış bilgiler ve maksatlı yönlendirmelerle mahiyeti gizlenen ve neredeyse iki haftadır herkesi meşgul eden Üzeyir Garih cinayeti, anlaşılmış bile olsa, devletin dışında halka, belki bazı gerçekleri kavramış olmaktan başka hangi faydayı getirecektir? Ne var ki, bu cinayet gibi ve daha başka pek çok hadisenin olumsuz radyoaktif tesiri, çok defa aslî tesirinden daha fazla olmakta ve meydana getirdiği radyoaktivite bulutu altında insanlar âdeta sarhoş edilmektedir.
Oysa hayat kısadır; bu kısa hayatta yapılması gereken aslî işler vardır. Özellikle bir mü’min, hele hele üzerinde büyük bir sorumluluğun olduğunu hisseden bir mü’min, yerine getirmesi gereken büyük sorumluluklar altındadır. Eğer bu mü’min, hayatta kendine bir aksiyon çizgisi, müspet davranış çizgisi de çizmişse; o, birinci derecede bu çizgide yürümeye bakmak durumundadır. Bu çizginin her adımında o, neyi nasıl yapması ve bir sonraki adımını nasıl atması gerekiyorsa, bütün zihni ve kalbiyle onun üzerinde yoğunlaşır. Bu şekilde yol alırken, olup biten diğer bütün hadiseler, yolun kenarında kalan hadiseler olup; o, onlara kendi çizgisini ve yürüyüşünü ilgilendirdiği ölçüde bakar. Aksi halde, hadiselerin yörüngesine kapılmış olur ki, farkına varmadan bu yörüngede dönmeye veya o hadiselerin akışında gitmeye başlar.
Özellikle son 1–1,5 asırda İslâm dünyasında diriliş adına ortaya çıkan hareketlerin pek çoğu, çok geçmeden böyle bir sürüklenmeyle aslî çizgisini yitirmiş ve neticede ya kitlelerde bir “âh” bırakıp gitmiş, ya tenkile uğramış, ya başka mecralara kayıp, nitelik değiştirmiş veya canlılığını kaybedip, durgunlaşan ve yosun tutan sulara benzer bir hâl almıştır. Bu bakımdan, günümüzde aktüalitenin dumanında boğulmadan kalabilmek bile âdeta bir kahramanlıktır.
Bundan ayrı olarak, aslında dış sayılabilecek bir alanda cereyan eden bu hadiseler, iyi analiz edilmediği takdirde, çok zaman insanlarda ümitsizliğe de yol açmaktadır. Oysa, hayat gibi hadiselerin de birden fazla boyutu, anlamı ve taşıdıkları maksat vardır. Kur’an–ı Kerim’de Hz. Musa–Hz. Hızır kıssasında ortaya konan bu gerçek, bize her hadisenin bir dışta görünen, bir de melekût dediğimiz içe bakan kaderî bir yönünün olduğunu, dış yüzüyle çirkin bir olayın iç yüzüyle güzel veya tersi olabileceğini göstermektedir. Bu ise; ancak hadiselerin iç yüzüne, kaderî cihetine, teviline vakıf olanların ve onları küllî bir nazarla değerlendirebilenlerin anlayabileceği bir şeydir ki, dolayısıyla başkalarının, onları dış yüzüyle ele alıp, nazarları dünya hayatının sadece zahiriyle sınırlı, bâtınına kapalı olanların onlar üzerinde yapacağı her yorum, hadiselerin aldatıcılığını artırmaktan başka bir işe yaramaz.
Eğer, müspet hareket çizgisinde bir yol takip eden mü’min, bu çizgiden sapmadan, tamir ve inşa cihetinde yapması gerekeni yaparsa, dışta olup bitenlerin ona vereceği bir zarar yoktur. Bu olup bitenler, kendi çizgisinde onu ne kadar ilgilendirirse, o da, o kadar ilgilenir. Fazlası, zararlı bir merak ve aslî işleri unutturan bir meşgale olur. Dolayısıyla, kendisine Allah’ın iki el verdiği bir mü’min, eğer 10 eli de olsa, sönmez bir ümit ve azimle kendi yapması gerekeni yapıp, mecra değiştirme, başka yörüngelerin rüzgârına kapılıp, o yörüngelere girme gibi merak, tavır ve davranışlardan kaçınır ve o bilir ki, bütün hadiselere yön vermenin ve onlarla kurulan tuzakları bertaraf etmenin tek gerçekçi yolu da budur.
ali.unal@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
22/
06/
2001...
Yeni gelişmeler ve gözden kaçanlar
29/
06/
2001...
FP çizgisi üzerine
06/
07/
2001...
Bir gayb haberi böyle gerçekleşir
13/
07/
2001...
Birtakım objektif gerçekler
20/
07/
2001...
Jinsa ve islam
27/
07/
2001...
Kaderin hükmü ve modern sosyoloji
03/
08/
2001...
Refah kararı sürpriz değil
10/
08/
2001...
Milli Güvenlik Belgesi ve Şaron'un ziyareti münasebetiyle
24/
08/
2001...
Şeriat etrafında
31/
08/
2001...
İkiyüzlülük ters tepki yapar
|