GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

10/09/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



MAKRO MİKRO 

Aydın HASKEBABÇI



Mimaks, Dünyayı ZIMBALIYOR

Amerika'dan Japonya'ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde Mimaks zımba ve delgeçleri kullanılıyor. 5 kişilik bir atölyeden 150 kişi istihdam eden bir şirket haline gelen ve Mustafa Şadi Kaşo tarafından kurulan Mimaks, ihracatta önemli başarılara imza attı. Üretiminin hemen hemen yarısını yurtdışına gönderen Mimaks'ın yıllık ihracatı ise 2 milyon doları aşkın. Dünyanın 30'a yakın ülkesine ürün ihraç eden Mimaks, Japonya'nın en büyük kırtasiye fuarı ISOT'a bu yıl katılan tek Türk firması oldu. Büro gereçleri, zımba ve perfaratör üretimi yapan Mimaks, ithal ürünleri ile de kırtasiye sektöründe faaliyet gösteriyor. Şadi Kaşo kurduğu 4M eşantiyon ve promosyon firması ile de sektörün öncülerinden biri oldu.

Mustafa Şadi Kaşo

Erzurum doğumlu Mustafa Şadi Kaşo, Kuleli Askeri Lisesi'nden sonra Ortadoğu Teknik Üniversitesi'ne devam etti. Mühendislik tecrübesinin ardından sanayiciliğe adım atan Şadi Kaşo, büro gereçleri alanındaki boşluğu görerek Mimaks ile çeşitli ürünleri üretmeye başladı. Başarısını yurtdışına taşıyan Mustafa Şadi Kaşo, bir erkek, iki kız babası olup İngilizce, Almanca ve Rusça biliyor.

Ülkemizi bu yıl Japonya'da düzenlenen ISOT kırtasiye fuarında Mimaks olarak temsil ettiniz. Bu pazarda başarılı olacağınızı düşünüyor musunuz?

Biz 11-14 Temmuz 2001 tarihinde düzenlenen Japonya'nın en büyük kırtasiye fuarı olan ISOT 2001 Fuarı'nda ülkemizi başarıyla temsil ettik ve fuarda Türk bayrağını dalgalandırdık. Bu pazardan ümitliyiz; ancak başarı için biraz zaman geçmesi gerekiyor. Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Malezya'ya ileride Mimaks ürünlerini ulaştırmayı planlıyoruz. Buradaki hedefimiz, kaliteli ürün arayan Uzakdoğu insanına hitap etmek. Bugün Mimaks, ürünlerindeki ergonomi sayesinde dünyada ismi duyulan bir marka haline geldi. Zımba ve perfaratör gibi büro gereçlerinde bugün 50-60 farklı model üretir hale geldik. Devlet Malzeme Ofisi'nin bütün ihtiyaçlarını bugüne kadar uygun fiyat ve kalite yönünden biz karşıladık. Ayrıca bütün tasarımlarımız kendimize aittir. Hatta Çinli firmalar şimdi bizim ürünlerimizi taklit ediyorlar.

Uzakdoğu'nun yanı sıra Güney Amerika pazarında da pek çok ülkeye Mimaks olarak mal gönderiyorsunuz.

Evet, Arjantin, Meksika, Venezüella, Kolombiya ve Peru başta olmak üzere o bölgedeki bütün ülkelere hemen hemen mal satıyoruz. Bu arada Kuzey Afrika ülkelerinin yanı sıra Suudi Arabistan, Dubai, İran gibi ülkelere de mallarımız gidiyor. Geçen yıldan bu yana da Yunanistan ile ticari ilişkilerimiz hız kazandı. Yakın dönemde Romanya, Polonya, Macaristan, Bulgaristan'a da daha ciddi manada mal göndermeyi hedefliyoruz. Rusya'ya bir ara iyi mal satıyorduk; ama orada güçlü muhataplar bulmadığımız için pek üstünde durmadık.

Markanızın ismi nereden geliyor?

Mimaks, şirketimizin asıl ismi olan Metal İmalat Makine ve Kalıp Sanayii kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor. Markamızı genelde dostlarımız da çok beğeniyorlar. Hatta reklamlarımızda 'Mimaks-Minimum fiyata maksimum kalite' sloganını kullanıyoruz. Zaten ürün kataloğumuzda minimum boyuttan maksimuma kadar farklı ürünler var.

Şadi Bey, sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Ben, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nden makine mühendisi olarak mezun oldum. Rusça, İngilizce ve Almanca bilirim. Rusçayı Kuleli Askeri Lisesi'nde okuduğum dönemde öğrendim. O zamandan beri mühendis ve sanayici olmayı kafama koymuştum. Askeri okul sonrası mühendis olmak için başvurdum; ama okul komutanı kabul etmedi. Ben de tazminatı ödeyerek ayrıldım.

Bu konuda ailenizin görüşü neydi?

Benim baba tarafım Erzurum'da hep ticaretle uğraşır, anne tarafım ise asker kökenlidir. Mesela benim dedem doktor albay imiş. Babam ise manifaturacılıktan çelik eşya imaline başladı. Ben de okul dışındaki bütün tatillerimizi işyerinde geçirirdim. İş hayatındaki başarımı da iyi eğitimim yanı sıra o küçük yaşlardaki edindiğim tecrübelere borçluyum. Geçen aylarda Marmara Üniversitesi 4. sınıf mühendislik öğrencilerine bir seminer verdim. Hepsi de "Kriz var, ne yapacağız? Mezun olduk; ama keyfini yaşayamıyoruz." diye soruyor. Dedim ki: "Hiç üzülmeyin. Önce piyasaya bir yerlerden girin ve bir çırak gibi iş yaşamının pratik yönlerini yakalamaya çalışın. Kendi hedeflerinizi bu esnada tespit edin. Ve bir noktada ihtisas sahibi olun. Teknik manada bilginizi artırırken sosyal ilişkiler yönünden de kendinizi geliştirin. Ancak bu süreci iyi değerlendiremezseniz daha sonra treni kaçırırsınız."

Üniversiteyi bitirdikten sonra siz ilk olarak ne yaptınız?

Ben önce Erzurum'da babamla beraber çalışmaya karar verdim. Orada bir sene kadar beraber çalıştık. Bu dönemde ben marangoz ve mobilyacıları birleştirip bir kooperatif kurdum. Başkanlığı da henüz 23 yaşında iken bana verdiler. 63 üyeli bu kooperatifte önemli başarılar sağladık. Ama bana orası yetmedi ve İstanbul'a geldim. Önce Kale Porselen'de çalışmaya başladım ve çalışkanlığım sayesinde 1 yıl içinde imalat başmühendisi oldum. Bazı arkadaşlarım bana bu kadar çalışma diye takılıyorlardı. Ben ise 25 yaşında iken fabrika müdürü pozisyonundaydım ve 500 kişiyi yönetiyordum.

Her nedense biz millet olarak yapar gibi görünmeyi yapmaya tercih etmişiz. Bu yüzden çalışmayı ve okumayı öğrenmek genç nesillerimizin hedefi olmalıdır.

Mimaks'ı ne zaman kurdunuz?

5,5 yıl kadar bu fabrikada müdür olarak çalıştıktan sonra kendi işimi kurmaya karar verdim ve 2 arkadaşımla beraber Mimaks'ı kurduk. Atölyede üretimden taşımaya kadar her işi kendimiz yapıyorduk. Bu dönemde yani 1980'lerin başında ülkemizde bir de ekonomik kriz var. Hatta dostlarım bize, "Şimdi sanayiye girme, kriz var." dediklerinde, "Ekonomide yatırım ve hamlenin zamanı diptedir, ondan sonra mutlaka yükselmek zorundadır." karşılığını verdim. Biz de çalışarak işleri büyüttük ve 1984'te anonim şirketi haline geldik. Bugün ülkemizde Carrefour, Metro, Office 1Store gibi iç piyasada pek çok mağaza ve hipermarkette ürünlerimiz satılıyor.

4M firması ile promosyon sektöründe de faaliyettesiniz.

1984'ten bu yana kırtasiyede iç pazardaki sıkıntıyı görünce eşantiyon alanına da girdik ve çok güzel başarılar elde ettik. Pek çok firmanın saatten hesap makinesine kadar çok farklı promosyon ürününü biz yaptık. Şu anda da sektörde ön sıralardayız. Bu hafta içinde İstanbul'da düzenlenecek eşantiyon fuarında da 4M olarak yerimizi alıyoruz.

Şu anda 30'a yakın ülkede Mimaks ürünleri kullanılıyor. Siz ilk ihracata ne zaman başladınız?

Biz iç piyasaya mal verirken vadenin çok uzadığını ve adeta sermayemizin toptancılar tarafından kullanıldığını gördük. Kredi alıp banka faizlerine mahkum olmamak için 1984'te biz ihracata başladık. İhracatla ilgili deneyim ve bilgilerim Kale Porselen'den vardı ve çalışmalarımızı bu yönde sürdürdük. Zaten o yıllarda Özal rüzgarı ihracattan yana esiyordu. Derken İtalya'da bir fuara gittim ve oradan bir firmaya mal göndermeye başladım. Tabii ki ihracat yapmak için kalitemizi ve ürün çeşidimizi daha da artırdık. Derken Almanya ve Avrupa'nın diğer ülkelerine mal satmaya başladık. Yurtiçinde ise kaliteli mal yerine genelde ucuz ürünün tercih edildiğini gördük.

Zaten Uzakdoğu, özellikle Çin malları piyasayı işgal etmiş durumda.

Japonya ve Amerika bile mali güçlerine rağmen ithalatta kendi firmalarını belli koruma duvarlarına alıyorlar. Bizde ise ithalat ihracattan bile kolay halde. İthal mallar gümrükte hiç bekletilmeden içeri sokuluyor. Çin, ihracat yapan firmalarına yüzde 35'e varan vergi iadesi veriyor. Çünkü ihracat sayesinde dışarıdan para geliyor ve sistem yürüyor. Bizde ise ihracatın kıymeti bilinemiyor.

Büro, ofis sektöründe Avrupa'da da Çin'in çok ciddi rekabeti başladı. Ama Avrupalı pek çok firma Çin malını bilhassa tercih etmiyor. Fiyattan önce kalite gelir, diyorlar. Bununla beraber çeşitli Avrupa firmaları kendi ürünleriymiş gibi Çin'de mal yaptırıp kendi isimleri ile satmaya başlayınca oradaki pastadan pay almaya başladılar.

Biz de Avrupa ülkelerinin yanı sıra yeni pazar arayışına girdik ve Amerika'ya mal satmaya başladık. Sonraki yıllarda ise Avrupa ve Amerika'daki çeşitli fuarlara katılarak kendi ürünlerimizi satmaya başladık. Daha önce Almanya'da Index, Amerika'da ise Premier markası ile ürünlerimiz satılıyordu. Şimdilerde ise fuarlar sayesinde çok ciddi taleplerle karşılaştık.

Ciddi miktarda ihracat yapan bir firma olarak son dönemde bazı ürünlerin ithaline de başladınız. Neden?

İhracat sayesinde bizim yurtdışı ile ilişkilerimiz artmaya başladı. İç pazarda ise mal satarken mevcut ürünlerimizin yanında farklı ürünleri de eklemeyi istedik. İthalatta da ana prensibimiz kaliteli ürünü uygun fiyata ülkemize getirmek. Biz de Alman malı Lyra kalem ve boyaları, Retype ürünleri ve Mobius&Rubbert kalemtıraşlarını ithal etmeye başladık. Hedefimiz ise ileride bin kişiye yakın istihdama ulaşacak şekilde bu işi büyütmek. Bunun için İkitelli taraflarında yeni fabrika yatırımları yapmayı planlıyoruz.

Ne yazık ki ülkemizde üretim yapan, varlığını ve parasını riske eden sanayici büyük sıkıntılar içinde. Üreten insanlar adeta enayi yerine konuyor. Bilemiyorum belki de Türkiye, globalleşen dünyada üretim hattından çıkarılmak isteniyor. Milli duygular olmasa bu işler yapılamaz. Son 3-4 yıldan beri ülkemize bu yönde bir baskı olduğunu seziyorum. Turizm ve tekstilde imkan veriliyor; ama diğer sanayi kolları ağır bir baskı altında. Ama her şeye rağmen Türkiye bu sıkıntıları ve krizleri de aşacaktır.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.