GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/09/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



DIŞ HABERLER 


Terör vahşeti ABD'yi kalbinden vurdu

Teröristler, kaçırdıkları 4 yolcu uçağıyla Dünya Ticaret Merkezi'ne ve Pentagon'a saldırdılar. Menfur saldırıda binlerce kişi yaşamını yitirdi.

ABD, dün dört yolcu uçağının farklı hedeflere düşürülmesiyle sarsıldı. New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kulelerine iki ayrı uçakla yapılan saldırıdan sonra Washington'daki ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) binasına ve Pittsburg'da bir merkeze de uçaklı saldırılar gerçekleştirildi. Saldırılarda binlerce kişi ölürken, yaralı sayısının da 10 binleri aştığı tahmin ediliyor.

Tüm dünyayı şaşkına çeviren dünkü saldırıların ilki bir yolcu uçağının 110 katlı ikiz kulelerden birine çarpmasıyla gerçekleşti. Olayın kaza mı, yoksa saldırı mı olduğu anlaşılmadan, 18 dakika sonra tüm televizyonların canlı yayında olduğu sırada başka bir yolcu uçağı diğer ikiz kuleye çarparak infilak etti.

Olayın terörist bir saldırı olduğunun anlaşılmasından hemen sonra başta Beyaz Saray olmak üzere Pentagon, Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler binası ile diğer büyük resmi ve özel binalar hızla boşaltılmaya başlandı. İkiz kulelere yönelik gerçekleştirilen saldırılardan yaklaşık yarım saat sonra da ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) binasına yönelik uçaklı saldırı gerçekleşti. Saldırıdan yaklaşık 20 bin kişinin çalıştığı Pentagon'da büyük bir hasar meydana geldi ve komuta merkezi çöktü. Burada 36 kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

Kuleler birbiri ardına çöktü

Saldırının şoku atlatılamadan ikiz kulelerden biri büyük bir gürültüyle yıkıldı. Kısa bir süre sonra diğer kule de yıkıldı ve Manhattan adasını toz bulutu kapladı. Uçaklı saldırılardan sonra bu kez de Dışişleri Bakanlı'nın önünde bomba yüklü iki araç infilak etti.

Çöken Dünya Ticaret Merkezi kulelerinin yanındaki diğer bir binada da patlamalar meydana geldi. Böylece dünyanın en güçlü ülkesi dramatik bir an yaşarken, tüm dünya da olup bitenler karşısında şoka girdi. Enkaz altındaki binlerce kişiyi kurtarmak için on binlerce kişi seferber olurken, bütün ülkede hava trafiği de durduruldu. Amerikan ordusu en yüksek düzeyde alarma geçirildi. Başkent Washington'da, bütün polis kuvvetleri de düzeni sağlamak üzere göreve çağrıldı.

ABD Federal Soruşturma Bürosu FBI, saldırıyı henüz kimsenin üstlenmediğini açıkladı. ABD'nin eski BM Daimi Temsilcisi Richard Holbrooke, eylemlerin sorumluluğunun, Suudi asıllı Usame Bin Ladin'de olma ihtimali üzerinde dururken, Afganistan'daki Taliban yönetiminin Bin Ladin'i korumayı bırakması gerektiğini söyledi. Saldırının ardından Peru'yu resmen ziyaret etmekte olan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da, derhal ülkesine hareket etti.

Ölü sayısı en az 10 bin

ABD'deki saldırılarda ölü sayısıyla ilgili ilk açıklama, Fox televizyonu tarafından yapıldı. Bu açıklamada, ölü sayısının en az 10 bin olduğu ve artacağına kesin gözüyle bakıldığı bildirildi. Bu tahminin, Cumhuriyetçi milletvekili Jim Moran tarafından yapıldığı da televizyon kanalı tarafından duyuruldu. New York Eyaleti Valisi George Pataki de, saldırılardan sonra can kaybı konusunda "şu aşamada" bir tahminde bulunmanın olanaksız olduğunu söyledi.




Gökdelenden atladılar

ABD'nin New York kenti ile başkent Washington'a yönelik olarak düzenlenen terorist saldırılardan sonra, her iki kentteki resmi daireler, müzeler ve diğer önemli binalar boşaltıldı. TV yorumcuları, ABD tarihinde görülmemiş geniş çaplı saldırıyı, "çok etkin ve hassasiyetle koordine edilmiş profesyonelce bir terorist saldırı" olarak nitelendiriyor.

Görgü tanıkları, iki uçağın saldırısına uğrayan Dünya Ticaret Merkezi'ndeki ilk patlamanın ardından, binadaki insanların kendilerini pencerelerden attıklarına tanık olduklarını söylediler.

Saldırıdan sonra alevler içinde kalan Ticaret Merkezi'nin her iki kulesi de 1.5 saat içinde çöktü. Binlerce kişinin çalıştığı binaların yanı sıra turizm ve ticaret merkezi olan bölgedeki ölü sayısı hakkında da kesin bir rakam verilemiyor.




Saldırıda dört yolcu uçağı kullanıldı

Amerika'yı yasa boğan dünkü olayın en trajik yönü, saldırılarda yolcu uçaklarının kullanılmasıydı. Amerikan havayolu şirketleri American Airlines ve United Airlines, yaptıkları ortak açıklamada, en az 4 yolcu uçağının düştüğünü, 266 yolcu ve mürettabatın öldüğünü bildirdiler.

ABD'deki 'trajik günde' en az 4 yolcu uçağının düştüğü açıklandı. Amerikan havayolu şirketleri, American Airlines (AMR) ve United Airlines (UAL), bu konuda ortak açıklama yaptılar. AMR, toplam 156 yolcu taşıyan 2 uçağının "kayıp" olduğunu bildirdi. Boston-Los Angeles seferini yapan Boeing B757 tipi ilk uçağın 81 yolcu ve 11 kişilik mürettebatın bulunduğunu belirten AMR, ikinci uçağın da Washington'dan Los Angeles'a gitmekte olduğunu ve içinde 58 yolcu ile 6 kişilik mürettebat bulunduğunu bildirdi. AMR, bu uçakların nasıl kaybolduğu konusunda bilgi vermezken, bunların "trajik kazaya kurban gittiklerini" kaydetti.

Yolcular da öldü

Basında yer alan bilgilere göre, AMR'nin ilk uçağı Dünya Ticaret Merkezi'ne çarpan uçaklardan biriydi. UAL da, içinde 48 yolcu ile 7 kişilik mürettebatın bulunduğu Boeing B757 tipi uçaklarından birisinin Pittsburgh yakınlarına düştüğünü ve tüm yolcuların öldüğünü belirtti. Şirket, Boston'dan 56 yolcu 9 kişilik mürettebat bulunan Boeing B767 tipi diğer uçağın da düştüğünü bildirdi.

Öte yandan, Amerikan Sivil havacılık Dairesi (FAA) yetkilileri, havada 50 kadar uçağın kaldığını; ancak herhangi bir sorun bulunmadığını belirttiler. Havacılık yetkilileri, hava sahası içinde 50 kadar uçağın havada kaldığını ve bu uçaklarla ilgili herhangi bir sorun bulunmadığını söylediler.




Bush: Bu sınavı geçeriz

ABD Başkanı George Bush, terörist saldırıların sorumlularının mutlaka yakalanarak, bu korkunç davranışları için cezalandırılacağını bildirdi. Nerede olduğu konusunda, güvenlik nedeniyle bilgi verilmeyen Bush, televizyonlardan yayınlanan açıklamasında, "Amerikan halkına güvence veriyorum. ABD, bu korkunç eylemin sorumluları yakalayıp cezalandıracaktır" dedi.

Bush, kurbanların yaşamını korumak için, yerel makamlarla yakın çalışma içinde olduklarını belirterek, "Amerikan halkından, kurtarma çalışmalarını yürütenlere teşekkürde ve kurbanlar ile aileleri için dua etmede bana katılmalarını istiyorum." diye konuştu. Başkan Bush, hükümetin gerektiği gibi çalışması için bütün önlemlerin alındığını da kaydederken, Amerikan ordusunun en yüksek düzeyde alarmda olduğunu vurguladı. Bush, "dünyaya bu testi geçeceğimizi göstereceğiz." dedi.




Japon Kızılordu Örgütü üstlendi

ABD'deki saldırıların sorumluluğunu sadece aşırı solcu Japon Kızıl Ordu (JRA) örgütü üstlendi. JRA adına ABD'deki saldırıları üstlenen örgüt üyesi, saldırıların, 56 yıl sonra Hiroşima ve Nagazaki'de ölenlerin intikamını almak için düzenlendiğini belirtti. Saldırıyı JRA'nın üstlendiği iddiaları üzerine, ABD'nin Japonya'daki Yokoto Askeri Üssü'nü birinci dereceden savaş alarmına geçirdiği bildirildi. Japon Kızıl Ordu 'Sekingunha' Japonya'daki Troçkist gruptan biri olarak öne çıkıyor.

İlk kez, 1972'de İsrail'in Lod havaalanına düzenlediği saldırıda, 26 kişiye öldürerek kendini dünyaya tanıttı. JRA, 1970 ve 80'lerde uluslararası pek çok terörist saldırı düzenledi. Örgütün amacı, başını Amerika'nın çektiği emperyalizm ile mücadele eden terör örgütlerini desteklemek ve Siyonizm'i yok etmek. Ortadoğu'da üstlenen ve dünya çapında faaliyet gösteren JRA'nın halen Lübnan'da faaliyet gösteren aktif üyeleri bulunduğu biliniyor. Örgütün başlıca mali kaynağını Filistin gruplar ve Libya teşkil ediyor.




Oklahoma'yı hatırlattı: ABD Milis Hareketi

ABD'nin New York ve Washington kentlerindeki hedeflere yönelik saldırıların failleri henüz kesinleşmezken şüphelerin üzerinde yoğunlaştığı gruplardan birini ABD Milis (Militia) Hareketi oluşturuyor. Zira bu grupla bağlantısı olduğu belirtilen Timothy McVeigh'in 19 Nisan 1995'te Oklahoma City'deki Murrah Federal Building binasını havaya uçurması sonucu 168 kişi hayatını kaybetmişti.

Milis (Militia) Hareketi, siyasi ve paramiliter hareket olarak 1980'li ve 1990'lı yıllarda gelişti. Hareket, Federal Hükümetin bireysel vatandaşlar üzerinde aşırı derecede kontrol uyguladığı inancı etrafında birleşen farklı küçük gruplardan oluşuyor. 1980'lerde çeşitli eyaletlerde organize olan milis gruplarından bazıları dini yönleriyle ön plana çıkarken, bazıları da askeri eğime önem veriyor. Bu gruplar, silahlı kuvvetler de dahil federal hükümeti, ABD vatandaşlarının refahına birincil tehdit olarak görüyor.

Federal hükümetin silahların satışını sınırlandırma girişimlerini halkın kendini hükümete karşı koruma yeteneğini sınırlandırma yönündeki adımlar olarak değerlendiren milisler, federal hükümetin vergi ve federal polis gücü gibi faaliyetlerine de karşı gelmektedirler. Kendi faaliyetlerini Amerikan kimliğini korumasında kritik olarak gören bu gruplar, BM ve NATO gibi uluslararası örgütleri kendilerine tehdit olarak algılıyor. Milislerin, ABD'de çok güçlü bir yer altı örgütlenmeleri olduğu ve özel askeri kamplarda taraftarlarını eğittikleri biliniyor. Milisleri tehlikeli kılan bir diğer özellikle, çoğunlukla ABD ordusunda görev yapmış, hatta savaşlarda görev almış tecrübeli insanlardan oluşması.




Gözler Ladin üzerinde

ABD'de düzenlenen saldırıların ardından dikkatlerin yoğunlaştığı isimlerin başında ABD'nin en çok aranan 10 kişi listesinde yer alan Suudi asıllı işadamı Usame Bin Ladin geliyor. Reuters'a adını vermeden açıklama yapan bir Amerikalı yetkili, "Saldırılardan, Bin Ladin'le ve El Kaide örgütüyle bağları bulunan bazı kişilerin sorumlu oldukları yönünde bazı işaretler var. Ancak bu işaretler henüz çok yeni, olgunlaşmamış." diye konuştu.

Daha önce Afrika'daki ABD büyükelçiliklerine düzenlenen saldırılardan sorumlu tutulan Ladin'in Amerikan hedeflerine "eşi görülmemiş" saldırılar düzenleneceği konusunda uyarılarda bulunduğu öne sürüldü. Usame Bin Ladin ile bağlantıları bulunan ve Londra'da yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi editörü Abdülbari Atvan, Bin Ladin'in üç hafta önce yaptığı açıklamada, kendisi ve yandaşlarının Amerikan hedeflerine eşi görülmemiş saldırılar düzenleyeceği konusunda uyarılarda bulunduğunu söyledi. Afganistan'daki Taliban yönetiminin bir sözcüsü ise Ladin'in ABD'deki saldırılardan sorumlu olamayacağını söyledi.

Şüphelerin üzerinde yoğunlaştığı Filistinli örgütler ise saldırları üstlenmedileri. Hamas, saldırılarla bir bağlantısı olmadığını açıkladı. İslami Cihad örgütü ise saldırıların, ABD'nin Ortadoğu politikalarının bir sonucu olduğunu açıkladı. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) de saldırılarla bir ilgisinin olmadığını belirtti.




Pentagon gafil avlandı

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, dün bir bölümünün çökmesine yol açan uçaklı terörist saldırıyla, tarihinde ilk defa böyle bir saldırıya maruz kalmış oldu. ABD eğlence dünyasının kalbi Hollywood'un ürettiği filmlerdeki felaket senaryolarında, Beyaz Saray, Pentagon ve New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bombalandığı, uzaylıların saldırısına uğradığı sahnelerine alışkın olan Amerikalılar, bu saldırıların bugün gerçekten de yapıldığına inanmakta güçlük çekiyorlar.

Özellikle, Amerikan gücünün dünyadaki sembolü olarak görülen Pentagon'a yönelik saldırı, ülke çapında korku ve panik yarattı. Pentagon'a yönelik saldırının arkasından, başkent Washington'dan geçen Potomac Nehri'nin de bulunduğu kilometrelerce alan duman altında kaldı.




Güvenlik örgütleri yetersiz kaldı

Sahip olduğu teknoloji ve insan gücüyle dünyanın en büyük istihbarat ağına sahip olan ABD, hem ülke içinde hem de tüm dünyada faaliyet gösteren istihbarat örgütlerine sahip bulunuyor. Bu örgütlerin başında gelen Merkezi Haber Alma Örgütü CIA, ABD'nin dış istihbaratından sorumlu bulunuyor. Bünyesinde en az 20 bin istihbarat görevlisinin çalıştığı tahmin edilen bu örgüt, dünyanın hemen hemen her yerinde faaliyet gösteriyor.

Dünyanın herhangi bir yerinde darbeleri yönlendirebildiği gibi herhangi bir saldırıyı da sahip olduğu imkanlarla önleme yeteneğine sahip. Örneğin Kolombiya'da uyuşturucu ile mücadelede CIA ajanları devreye girebildiği gibi, Kuzey Irak'ta Saddam rejiminin devrilmesi için Kürt gruplar CIA ajanları tarafından eğitilebiliyor. İlk kez 1997 yılında açıklanan istihbarat ödeneklerinde en büyük payın CIA'e harcandığı tahmin ediliyor. ABD'nin yıllık istihbarat ödeneği 30 milyar dolar civarında sanılıyor. Pek çok örtülü ödenek de bu örgüt tarafından yürütülüyor.

ABD'nin iç güvenliği ve istihbaratı ise Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yürütülüyor. Sadece ABD sınırları içinde faaliyet gösteren teşkilatın zaman zaman dış bağlantılara da girdiği biliniyor. 52 ülkede FBI'ın büroları bulunuyor. Adalet Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan teşkilat bünyesinde 11 bin 400'ü özel ajan olmak üzere toplam 27 bin 400 kişi çalışıyor. 1908 yılında kurulan teşkilatın bu yılki 3,57 milyar dolar.

Echelon sistemi

Bu iki bilinen örgütün yanısıra daha az bilinen fakat bu ikisinden daha da etkili olan Ulusal Güvenlik Ajansı bulunuyor. Merkezi İstihbarat Servisi'ni de bünyesinde bulunduruyor ve ABD'nin en komplike teşkilatı olarak biliniyor. Teşkilat bünyesinde kaç kişinin çalıştığı bilinmiyor. Temel iki görevi ise ABD haberleşme ağınını güvenliğini sağlamak ve yabancı ülkelerin haberleşme ağlarına girerek, tüm haberleşme bilgilerine ulaşmak. 1952 yılında dönemin Başkanı Truman tarafından kurulan bu teşkilatın operasyonları konusunda birkaç üst düzey ABD'li yetkili bilgi sahibi.

Bu teşkilat geliştirilen Echelon sistemiyle tüm dünyadaki haberleşmelerden ve gelişmelerden anında haberdar oluyor. Bu sistemle sadece telefonlar değil, tüm elektronik haberleşme şekilleri tamamen kontrol altına alınıyor ve derlenen bilgiler bir bilgi bankasına aktarılıyor. Bu üç istihbarat örgütünün yanısıra ABD'de kara, hava, deniz, deniz piyadelerinin ayrı ayrı istihbarat birimleri bulunuyor. Ayrıca Savunma İstihbarat Ajansı (DIA), Ulusal Betimleme ve Haritalama Ajansı ve Ulusal Keşif Ofisi'nin (NRO) yanısıra Enerji Bakanlığı ile Hazine Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı'nın da istihbarat ağı bulunuyor.




Bütün dünya şaşkın

ABD'de yapılan saldırılar en az ABD kadar tüm dünyayı da şoke etti. Başta Rusya olmak üzere gelişmiş ülkeler saldırı sonrası alarma geçti.

ABD'deki saldırılar tüm dünyada şok etkisi meydana getirdi. NATO Genel Sekreteri George Robertson, ABD'deki saldırılardan sonra İttifak ülkelerini "terörizm belasına" karşı "ortak cephe" kurmaya çağırdı. Saldırıyı ağır bir trajedi olarak tanımlayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD'de meydana gelen saldırıları kınarken, ABD halkına başsağlığı diledi. Bu arada saldırılar üzerine Rusya alarma geçti ve Kremlin başta olmak üzere tüm devlet kurumları ve nükleer tesislerin çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı.

Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin, Bush'u telefonla arayarak başsağlığı diledi. Katolik dünyasının ruhani lideri Papa İkinci Jean Paul, ABD'de düzenlenen saldırıları "sözle anlatılamayacak bir dehşet" olarak nitelendirdi.

ABD'de gerçekleştirilen terörist saldırıların ardından borsasını tatil eden ve bütün havaalanlarında olağanüstü hal uygulamasına geçen İngiltere'de kabine de "Kobra Operasyonu" adı verilen acil bir güvenlik toplantısına çağrıldı.

Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, ABD'de gerçekleştirilen terörist eylemlerin "tüm medeni dünyaya açılmış bir savaş" olduğunu söyledi. AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi, Avrupalıların, Amerikalıların ve barıştan yana olan tüm dünya insanlarının yanında olduğunu bildirdi.

Hollanda Başbakanı saldırı üzerine Bakanlar Kurulu'nu özel olarak toplantıya çağırırken, İsrail, Ürdün, Yunanistan ve Azerbaycan liderleri de ABD halkına başsağlığı diledi.

Bu arada Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), ABD'yi vuran saldırılardan sonra kurlarda istikrarı sağlamak için pazarlara "gerektiği gibi petrol ihraç etmeye" devam edeceklerini bildirdi.

Öte yandan AB'nin bütün üst düzey yönetimi de peş peşe yaptıkları açıklamalarla terör olaylarını en sert şekilde kınadılar.

AB Dönem Başkanı Belçika Dışişleri Bakanı Louis Michel, AB Komisyon Baskani Romano Prodi, AB Komisyonu Dış İlişkilerden Sorumlu Üyesi Chris Patten, AB Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana, NATO Genel Sekreteri Lord Robertsony, yaptıkları açıklamalarda terör olaylarını en güçlü şekilde telin ettiklerini vurguladılar. AB liderleri ABD'nin arkasında olduklarını ve her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirttiler. Patten yaptığı yazılı açıklamada, Amerikalılara dua ettiklerini belirtirken, bütün liderler olaylarda hayatlarını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilediler. Dış Haberler Servisi




Saldırı dünya barışına sabotaj

Sağlık sorunları nedeniyle birkaç yıldır ABD'de bulunan Fethullah Gülen, 'ABD'deki bu terör hareketi, yalnız ABD'ye yapılmış bir hareket değil, dünya barışına karşı yapılmış menfur bir sabotajdır.' dedi. CHA'ya bir açıklama yapan Gülen, terörizmin İslam'la bağdaşmayacağını belirterek, şöyle konuştu: 'Terörist Müslüman, Müslüman terörist olamaz. Müslüman, ancak sulhün, barışın ve huzurun sembolü olabilir.'

Terörün kimden gelirse gelsin tasvip edilemeyeceğini bildiren Gülen'in açıklaması şöyle: 'Bütün terör faaliyetleri, kimden ve nereden gelirse gelsin, barışa, huzura vurulan en büyük darbedir. Hangi sebeple ve hangi maksada yönelik olursa olsun, hiçbir terör faaliyeti katiyen tasvip edilemez. Terör, bir kurtuluş mücadelesi şekli olamaz. Ayrıca terör, pek çok masumu da kurban alır. İnsanlık tarihinin şu son yarım asrını dolduran terör faaliyetleri, başlangıçta teröre maruz tarafa zarar veriyor gibi görülse de, nihai zararı neticede daima teröristlerin aleyhine olmuştur. Bu sebeple, ABD'deki bu terör hareketi, yalnız ABD'ye yapılmış bir hareket değil, dünya barışına karşı yapılmış menfur bir sabotajdır. Bunu, ancak insanlıkla alakası olmayan cani ruhlular yapmış olabilir.

Terör, bilhassa İslami bir gaye adına katiyen kullanılamaz. Terörist Müslüman, Müslüman terörist olamaz. Müslüman, ancak sulhün, barışın ve huzurun sembolü olabilir. İslam, bir gemide 9 cani 1 masum bile bulunsa, 9 cani ölsün diye, o masumun hatırına geminin batırılmasına izin vermez. İslam'da hak haktır; hakkın büyüğü küçüğü yoktur; bir masumun hakkı toplum için bile feda edilemez. Bu sebeple, kimden ve ne maksatla gelmiş olursa olsun, ABD'de meydana gelen, bu ülke tarihinin en büyük terör saldırısını şiddetle kınıyorum. Bu saldırı, ancak nefrete, takbihe layıktır ve herkes tarafından kınanmalıdır, takbih edilmelidir. Bu menfur terörist saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınlarına ve bütün Amerika Birleşik Devletleri yetkilileriyle beraber Amerikan halkına başsağlığı diliyor, acılarını paylaşıyorum.'




Türkiye temsilciliklerinde teyakkuz

ABD'deki saldırıların ardından Türkiye'deki ABD temsilciliklerinde sıkı güvenlik önlemleri alındı. ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nin korunması amacıyla Çevik Kuvvet'ten de destek istendi. Elçilik önüne, bir minibüs Çevik Kuvvet ekibi ile bölge asayiş ekipleri sevk edildi. Saldırılarla ilgili olarak bir açıklama yapan Büyükelçilik Sözcüsü Jess Baily, saldırıların Başkan Bush'un da belirttiği gibi ulusal bir trajedi olduğunu belirterek, "Türk Başbakanı, Dışişleri Bakanlığı ve Türk halkına duydukları yakın ilgiden ötürü içten teşekkür ediyorum. Güvenlik kaygıları sebebiyle yarın elçiliğimizde İstanbul ve Adana'daki konsolosluklarımızda vize işlemlerini yapamayacağız." dedi. İstanbul'da da konsolosluğun bulunduğu Tepebaşı'nda yoğun güvenlik önlemi alan polis, konsolosluğun bulunduğu sokağı trafiğe kapattı. İzmir Hürriyet Bulvarı üzerinde bulunan NATO Sosyal Tesisleri'nin giriş ve çıkışları araç trafiğine kapatıldı.

İncirlik alarmda

ABD'de saldırının ardından savaş düzeyinde verilen alarm İncirlik Üssü'nü de teyakkuza geçirdi; üste, en üst seviye alarm durumu olan 'Charli' alarmı ilan edildi. Türk Amerikan Ortak Savunma Tesisleri'nin bulunduğu Adana'nın İncirlik kasabasında tam anlamıyla ölü kent havası hakim. Üste ağır nakliye uçakları uçuşa hazır halde bekletilirken, savaş uçaklarının bulunduğu hangarların kapalı olduğu gözlendi. Saldırıların yapıldığı saatten itibaren en üst düzeyde alarm durumunun verildiği beldede üs dışında bulunan Amerikan personeli megafonla uyarılarak derhal üs içine girmeleri istendi. Belde girişinde her zamankinden farklı kontrol noktası oluşturan jandarma ise beldeye giren herkesi kimlik kontrolünden geçirdi ve tüm araçları bagajlarına kadar aradı. İncirlik dışında oturan kişilerin beldeye girmesine izin verilmedi. Osman Balcı / ADANA (cha)




Taliban ve Hamas kınadı

Taliban'ın Pakistan Büyükelçisi Mola Abdus Salam Zaif, ABD'de meydana gelen saldırıları büyük bir üzüntü ve şiddetle kınadıklarını, saldırılardan Taliban'ın sorumlu olmadığını söyledi. ABD'deki saldırılar sonrasında bir basın toplantısı düzenleyerek, olayla ilgili Taliban bağlantıları olduğu yönündeki iddiaları yalanlayan Büyükelçi Zaif, Taliban yönetiminin bu tür terör saldırılarına karşı olduğunu ve kendisinin de yapılan saldırılardan dolayı büyük üzüntü duyduğunu ifade etti.

Bu arada Afganistan'daki Taliban yönetiminin sözcüsü Abdülhak Mutmaen de, "ABD'de olanlar, sıradan insanların işi değil. Bu hükümetlerin işi olabilir. Ne Usame Bin Ladin, ne de biz bunu yapabiliriz." dedi. Mutmaen, "Biz terörizmi desteklemiyoruz. Usame Bin Ladin'in böyle bir gücü yok. Saldırıları kınıyoruz." diye konuştu.

HAMAS: Bağlantımız yok

Filistin İslami Hamas örgütü, ABD'deki saldırılarla bir bağlantısı olmadığını açıkladı. Hamas'ın ruhani lideri Şeyh Ahmed Yasin, Gazze'de yaptığı açıklamada, "Hamas'ın mücadelesi, Filistin topraklarında. Mücadelemizi işgal altındaki Filistin toprakları dışına taşırmaya hazır değiliz." dedi.

'ABD politikasının sonucu'

İslami Cihad Örgütü de, ABD'deki saldırıların, ABD'nin Ortadoğu politikalarının bir sonucu olduğunu açıkladı. Filistinli örgütün üst düzey yetkilisi tarafından yapılan açıklamada, "Saldırılar, ABD'nin dünyanın en sıcak bölgesindeki politikalarının bir sonucudur." ifadesini kullandı.

ABD'li Müslümanlar lanetledi

Merkezi Washington'da bulunan Amerikan İslami İlişkiler Konseyi (CAIR), Müslüman kuruluşları ABD'de meydana gelen terörist saldırılarda kurbanlara yardıma davet ederken, Müslümanlara karşı tacizler olabileceği yönünde uyarıda bulundu. CAIR'den yapılan açıklamada, "Ülke çapında bütün Müslümanları, New York ve Washington'da meydana gelen terörist saldırıların kurbanlarına yardım için ellerinden geleni yapmaya çağırıyoruz." denildi.

CAIR'in açıklamasında, kurbanlar için taziyede bulunulurken, karşı saldırı ihtimaline karşı, bütün camiler ve İslami merkezlerin çevresinde güvenlik önlemlerinin artırılması tavsiye edildi.

Oklahoma'da 1995 yılında Murrah federal binasına düzenlenen saldırının ardından, failler Müslüman olmamasına rağmen Müslümanlara yönelik 200'den fazla şiddet ve tehdit olayının gerçekleştirildiği de açıklamada kaydedildi. Açıklamada, bütün Müslüman kuruluşlardan, saldırıyı kamuoyu nezdinde kınamaları da istendi. Washington / İslamabad / Gazze (cha)




Acınızı paylaşıyoruz

Başbakan Bülent Ecevit, New York ve Washington'daki saldırılar sonrası ABD Başkanı George Bush'a bir başsağlığı mesajı gönderdi. Ecevit mesajında şöyle dedi: 'Amerikan ulusuna karşı bir dizi haince terörist saldırı gerçekleştirildiğini öğrenmekten son derece sarsıldım ve derin üzüntü duydum. Terörizmden çok çekmiş bir ülke olarak, Türk halkı sizi anlamakta ve Amerikalı dostlarının acılarını paylaşmaktadır. Bu güç saatlerde Türk hükümeti her zamanki gibi sizinle işbirliğine hazırdır ve Türk halkı yanınızdadır. En derin saygılarımla.'

Öte yandan, ABD'deki terörist saldırılarının yaşanmasından sonra Ecevit başbakanlığında kriz toplantısı yapıldı. Toplantıdan sonra Başbakan Ecevit, ABD'ye yönelik çok ciddi bir terörist saldırısı olduğunu belirterek, 'Fakat bunun dünyaya yankıları ne olacaktır, henüz bilmiyoruz. Biz ilgili devlet kuruluşları olarak sürekli teyakkuz halinde olayları izleyeceğiz.' dedi. Ecevit, olayın Türk ekonomisini nasıl etkileyeceği ve yarın borsanın açık olup olmayacağı sorusuna ise şöyle cevap verdi: 'Bu konularda henüz bir şey söyleyecek durumda değiliz. Henüz alınması gereken tedbirler hakkında bir açıklığa varabilecek durumda değiliz. Çünkü, olaylar oluşum sürecinde sorumlu henüz belli değil." 'Türkiye'de bir teyakkuz hali var mı?' sorusu üzerine Ecevit, şimdilik dikkat içinde ve fiilen teyakkuz halinde bulunulacağını ifade ederek, 'Ama bunun adını koyabilmek için zaman çok erken. Çünkü dediğim gibi henüz karanlık olan pek çok şey var.' dedi. Bu arada Dışişleri Bakanlığı da olayı kınadı.




Tarihin akışı değişebilir

Uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD'nin uğradığı tarihin en büyük terörist saldırısının, tarihin akışında büyük değişimlere sebep olabileceğine dikkat çektiler. Uzmanların ortak görüşü, ABD'deki olaydan yakın gelecekte tüm dünya ülkeleri etkilenecek. Diğer bir ortak görüş ise bugüne kadar terörizme karşı birlikte hareket eden iki ülke olan ABD ve Türkiye'nin ilişkilerinin daha da gelişeceği ve Türkiye'nin daha önemli bir partner haline geleceği yönünde.

Türkiye'nin prestiji artacak

Prof. Dr. Cengiz Okman (MÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı): "Son olayda da görüldüğü gibi teknolojik gelişmeler terörizme büyük imkanlar sağlıyor. Bu, çok önemli ve örnek bir olay. Türkiye bugüne kadar terörizm konusunda kaygılarını uluslararası platformlarda sürekli gündeme getirdi. Ancak Avrupa'ya derdini anlatamadı. ABD ise Türkiye ile yakın politika izledi, çünkü kendisini de inciten bir konuydu. Bu son olay Türkiye'nin prestijini artırdı. Çünkü terörizm lafını en çok telaffuz eden ülkeyiz. Globalleşme olurken sadece ekonomi globalleşmiyor. Görüldüğü gibi terörizm de globalleşiyor. Tehditler globalleşiyor."

ABD dokunulmaz değil

Prof. Dr. Hüseyin Bağcı (ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi): Bu olay küreselleşmenin uluslararası terörizme nasıl fırsatlar sağladığını ortaya koyuyor. Uluslararası terörizm küreselleşme ile daha rahat hareket ediyor. ABD'nin bu füze savunma sistemleri konusundaki ısrarının önemi bir kez daha ortaya çıktı. Bu olaydan sonra petrol fiyatları yükselecek, piyasalar karışacak. ABD Doları karşısında Euro değer kazanacak. Siyasi, insani ve ekonomik boyutta ABD zor bir döneme girecek. Bu olaydan Türkiye de doğrudan etkilenecek. Bana göre bu olay ile dünya tarihi yeniden yazılacak. Bu olay Ortadoğulu bir örgütün boyunu aşacak kapasitede. ABD'nin süper güç olarak dokunulamaz olduğu gerçeği de artık geçerli değil. ABD bütün dünya politikalarını yeni baştan gözden geçirecek.

İnsanlığa karşı bir suç

İlter Türkmen (Dışişleri eski Bakanı): "Bu olay ABD'nin ikinci Pearl Harbor olayı, ancak düşman belli değil. Düşmanı tanımlamak gerekecek. Büyük bir trajedi. Tüm insanlığa karşı işlenmiş bir suç. Bu olayla bütün Batı dünyası ABD ile terörizme karşı kenetlenecektir. Bundan sonra Türkiye-ABD ilişkileri artacaktır. Ben ABD'nin Ortadoğu'da daha aktif hale geleceği kanaatindeyim. Zafer Özcan / İSTANBUL (cha)




Prof. Dr. İbrahim Canan: Müslüman masum insan öldüremez

Prof. Dr. İbrahim Canan, dinimizin masum insanlara dokunmayı yasakladığını belirterek, şöyle dedi: "Bir insan kafir olsa da Müslüman olsa da haksız yere öldürülmez. Kur'an'ın ifadesiyle, 'haksız yere masum bir insanı öldüren kimsenin bütün insanları öldürmüş gibidir.

Müslüman olarak bunları tasvip etmemiz mümkün değildir. İnançlı bir insanın da bunları yapması düşünülemez." MÜ İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Sadrettin Gümüş de, "Bu olayı düzenleyenlerde hem maddi anlamda hem de manevi anlamda bir mükafat elde edemezler. Çünkü inançlı inançsız haksız yere bir insanın öldürülmesi en büyük günahtır. İslam buna hiçbir şekilde yol vermez." dedi.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.