GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/09/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



KÜLTÜR-SANAT 


Modern Türk yer arıyor

İstanbul Bienali çerçevesinde Topkapı Sarayı Has Ahırlar bölümünde sergilenecek olan "Modern Türk" başlıklı sergi, 1950 yılından günümüze plastik sanatlar üretimine bir ayna tutmayı hedefliyor. Sergi, Modern Türk müzesi için de bir basamak olacak.

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın düzenlediği 7. İstanbul Bienali çerçevesinde, bir sergi dikkatimizi çekiyor: Modern Türk. Topkapı Sarayı Has Ahırlar'da düzenlenecek bu kapsamlı serginin ilginç bir hikâyesi var. Ve bu hikâye, her ne kadar 6 Ekim 1999'da resmiyet kazanmış olsa da bu tarihten iki yıl öncesine kadar uzanıyor. Çalışmanın görünürdeki adı, Modern Türk olsa da, aslında hedeflenen, kapsamlı bir müze. Bienal çerçevesinde gerçekleştirilecek olan serginin sorumlularından ve vakfın da kurucularından olan ressam Yusuf Taktak, vakfın tek amacının bahsedilen müzeyi kurmak olduğunu söylerken, müzenin kapsamını şöyle ifade ediyor: "Yirminci yüzyılın ikinci yarısından günümüze kadar uzanan bir dönemi kapsayacak olan bu müze, İstanbul'un Doğu ile Batı arasındaki konumu nedeniyle Doğu Avrupa, Balkanlar, Akdeniz ülkeleri, Ortadoğu ve Türk cumhuriyetlerinin (ve yüzyılın sanatsal oluşumuna katkıda bulunan diğer ülkeler) bu dönemlerde üretilen başlıca sanat yapıtlarını bünyesinde toplayacak."

Seyirlik bir müze

Aslında müze ile hedeflenen, biraz da kültür turizmine hizmet edecek bir oluşum. Çünkü Taktak, müzenin gezilebilir bir şekilde tasarlandığını, oldukça geniş bir coğrafyadaki ülkelerin sanatçılarından eserleri bünyesinde taşımasıyla da ilgi odağı olacağını söylüyor. Vakıf yetkilileri bu konuda gezmedik yer bırakmamışlar; fakat ilk başlarda herkes olumlu görüş belirtmesine rağmen, sonraları projeyle pek de ilgilenen olmamış: "Vakfı kurduğumuz günlerde Cumhurbaşkanlığı'mızdan Şişli Belediyesi'ne kadar her birimi ziyaret ettik. İlk başlarda müthiş bir heyecan vardı. Gittiğimiz her birimden olumlu yanıt aldık. Kimse hayır demedi, şimdiye kadar. Ama vakfın kuruluşundan bu yana iki senedir, kimseden bir katkı da görmedik. Biz çabamıza devam ediyoruz. Bizim yaptığımız çalışmalar, bu müzeyi kuramasak bile, ileride kuracaklara ciddi bir basamak teşkil edecek. Bu konuda aslında Kültür Bakanlığı bize yardım edebilir. Biz, devletin yapması gereken bir işe giriştik. Ve devletten tek istediğimiz, bize mekân ya da arsa temin etmesi. Ki bu mekân da zaten aslen bakanlığın olacak; ama biz işletmeye talip oluyoruz."

"Modern Türk" projesi için düşünülen bir yerle ilgili önceleri olumlu bir onay da gelmiş gelmesine; ama sonrasında bilinmeyen bir nedenden ötürü iptal edilmiş. Taktak, bu olayı şöyle anlatıyor: "Bizim ilk talip olduğumuz, şu an TÜYAP'ın yanındaki TRT binası oldu. Gelişmeye yatkın bir yer orası. Üstelik de merkezi bir yerde bulunuyor. Beyoğlu'nun kültür ortamının bir devamı gibi. Orayı çok istiyoruz doğrusu. Orası devlet bakanlığına bağlı. Bir zamanlar Cumhurbaşkanlığı, Kültür Bakanı ve Yüksel Yalova'nın onaylarıyla bu bina bize verildi. Fakat sonra ne olduysa, bu onay kaldırıldı."

Sergi, müzeye basamak

"Modern Türk" sergisi, aslında bienalin temasına da uygunluk gösteriyor. Kültür Bakanlığı'nın da yer konusunda hemen çözüm üretmesi üzerine, bu sergiyi görme imkanımız olacak. İleride kurulacak müzenin de bir basamağı olarak tasarlanan bu sergide, 1950 yılından günümüze Türk plastik sanatlarından örnekler yer alacak. "Uzun süredir Türk resim ve heykelini tanımadan mezun olan birçok güzel sanatlar öğrencisi var." diyen Taktak, bu serginin kendimizi tanımamız adına da önemli imkanlar içerdiğini söylüyor. Taktak, özellikle günümüz Türkiye'sinde galerilerin yabancı birkaç ressamla birlikte Türk ressamları aynı sergide buluşturarak, ilgiyi artırmaya çalışmalarına bir anlam veremediğini de söylüyor.

İstanbul Sanat Müzesi, eğer ki bir yer bulur da kavuştuğu resmî kimliğini görünür kılarsa, 1937 yılında kurulan Resim ve Heykel Müzesi'nden sonra kurulan ilk sanat müzesi olacak. Aslında, İstanbul Sanat Müzesi'nin 1950 sonrasını kendisine başlangıç seçmesinin bir nedeni de bu tarihe kadar üretilen birçok eserin, Resim Heykel Müzesi'nde yer alıyor olması. Taktak, "Biz özellikle Cumhuriyet neslinin ürünlerine yer vermek istiyoruz." diyor.




Şile'de tiyatro açıldı

Bir bina hangi amaç için kullanılacaksa, ona göre bazı mimari özelliklerle diğerlerinden ayrılır. Bu ayrışma, kuşkusuz mimari bir bilincin de var olduğunun göstergesidir. Ne yazık ki, garaj binasının üniversite yapıldığı Türkiye'de (Marmara İletişim'in eski binası) bu anlamda bir profesyonelleşme, henüz yok. Bunları, hafta sonu bir tiyatro binasının açılışı için gittiğimiz Şile'de gördüklerim üzerine söylüyorum. Amfitiyatro tarzında, Şile'nin denize nazır bir yamacında konuşlandırılan bu açık hava tiyatrosu için gerek yer seçimi gerekse mimari açıdan birçok olumsuzluk sözkonusu.

Bir kere bu yapı, tiyatro için ne kadar olumsuz şart varsa, hepsini taşıyor. Sahnenin neredeyse yanıbaşındaki caddeden geçen bir arabanın klakson sesi, çok rahat sahnedeki oyuncunun sesini bastırabilir. Kulis ve sahne genişliği yetersiz. Hasılı, salt işlevsellik açısından değil, görsel olarak da bu tiyatro asgari yeterlik şartlarını taşımıyor. Halbuki, tiyatro mimarisine aşina bir mimar eşliğinde bu proje yürütülseydi, daha iyi bir sonuç ortaya çıkabilirdi. Ya da açık hava tiyatrosunda diretilmeyip kapalı, fakat donanımlı bir salon bile açılabilirdi. Her ne kadar, bu yapının vücut bulmasındaki iyi niyeti ve girişimci potansiyeli alkışlıyor olsam da, bunların söylenmesini bir gereklilik olarak görüyorum.

Aktör Yılmaz Karakoyunlu

Şile devlet erkanı ile birlikte, Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu da açılışa katılanlar arasındaydı. Her şey bir yana, bir siyasinin kültüre ve sanata ilgili olmasının nimetlerini gözlerimle görmüş olmaktan ötürü, mutluyum. Her ne kadar kendisi amatör bir konuşmacı olduğunu söylese de, Karakoyunlu; yıllar önce rol aldığı bir oyundaki repliklerini söyleyerek Şile Atatürk Tiyatrosu'nun tarihine geçti. İstanbul Şehir Tiyatrosu Müdürü Muharrem Ergül'ün "Türkiye'de yaşanan çarpıklıklarda; ülke genelinde 150 bin, sadece İstanbul'da ise 15 bin kayıtlı kahvehaneye karşılık, İstanbul'da işlevsel 20 tiyatro salonunun olması bir neden olsa gerek." sözleri üzerine çok duygulandığını söyleyen Karakoyunlu, "Bundan sadece elli yıl önce Türkiye'de 650 tiyatro salonu vardı. Bugün bu sayı 41'e düşmüşse, bu çok acı verici. Sayın Ergül, bunları söyleyeceğine, bir hançer saplasa daha iyiydi." şeklinde konuştu. Hayatından kesitlerle konuşmasını zenginleştiren Karakoyunlu, "Tiyatroda elli yılda yaşanan bu nicelik ve nitelik düşmesinin sorumluları, tarih önünde hesap vereceklerdir." dedi.

Atatürk Tiyatrosu

Tiyatronun ismi konusunda, birkaç alternatif ileri sürülmüş. Bunlar arasında Şile'de yaşayan İsmet Ay'la birlikte, Şile'de vefat eden İstanbul Şehir Tiyatrosu sanatçısı Osman Gölgen'in isimleri var. Fakat, son karar, tiyatronun 'Atatürk Tiyatrosu' olarak isimlendirilmesi şeklinde çıkmış. Şile'nin "Ağlayan Kaya" diye bilinen mevkiine bakan bu bina, gerekli yapısal düzenlemeler de yapıldıktan sonra, şirin bir tiyatro mekanı olarak, Şile halkına hizmet edebilir.

Tiyatronun açıldığı gece, ilk gösteri, İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun Tiyatro Şarkıları'ydı. Şehir Tiyatrosu'nun seyirci ile buluşturduğu oyun müziklerinden bir demetin sunumundan oluşan Tiyatro Şarkıları, seyircinin büyük beğenisi ile alkışlandı. Şehir Tiyatrosu Orkestrası'nın müziklerine eşlik eden Suna Pekuysal, Zihni Göktay ve Ayla Algan en çok alkışı alanlar arasındaydı.




Osmanlı'nın ilk medresesi

Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı Temsilciliği ile Eczacıbaşı Holding tarafından restore edilen Osmanlı Devleti'nin ilk medresesi "Süleyman Paşa Medresesi", 13 Eylül'de kapılarını ziyaretçilere açacak. Bursa'nın İznik ilçesinde bulunan ve 1332 yılında inşa edilen Süleyman Paşa Medresesi, 13 oda ve bir dershaneden oluşuyor. Osmanlı döneminin avlulu medrese örneğinin ilki olan 19 kubbeli Süleyman Paşa Medresesi, BM Kalkınma Programı Temsilciliği ile Eczacıbaşı Holding tarafından 32 trilyon lira harcama yapılarak restore edildi.

Medrese, BM Kalkınma Programı Projesi'ne göre, deprem eğitiminde pilot bölge olarak seçilen İznik'te, bu amaca yönelik olarak hizmet verecek olmasının yanı sıra ilçenin ilk kültür-sanat merkezi sıfatıyla, özellikle Türk çini sanatının tanıtımında da önemli rol oynayacak. Süleyman Paşa Medresesi'nin açılışı, BM Kalkınma Programı Türkiye Daimi Temsilcisi Alfredo Witschi-Cestari, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara tarafından 13 Eylül'de yapılacak.




Ünlüler AIDS'e karşı

Müzik dünyasının en popüler isimleri; Bono (U2) , Christina Aguilera, Backstreet Boys, Mary J. Blige, Destiny's Child, Fred Durst (Limp Bizkit), Nona Gaye, Wyclef Jean, Lil' Kim, Jennifer Lopez, Missy Elliott, N'Sync, Britney Spears, ve Gwen Stefani (No Doubt) geçtiğimiz hafta içinde New York'ta stüdyoya girerek Marvin Gaye'in 1974 tarihli unutulmaz parçası What's Goin' On'u yeniden yorumladı.

Geliri tamamen "AIDS'le Mücadele'' kuruluşlarına bağışlanacak single'ın, 1 Aralık 2001 Dünya AIDS Günü'ne yetiştirilmesi planlanıyor. Parçanın prodüktörlüğünü ise, daha önce Destiny's Child, Janet Jackson gibi ünlülerle çalışan Jermaine Dupri üstleniyor.




Orhan Kemal armağanı

Orhan Kemal Kültür ve Sanat Merkezi tarafından düzenlenen 2002 yılı Orhan Kemal Roman Armağanı'na katılım süresi başladı.

2001 yılında yayınevleri tarafından ilk kez yayınlanmış tüm romanlara açık olan yarışmaya katılım süresi 31 Ocak 2002. 2001 yılında "Sıcak Külleri Kaldı" romanıyla Oya Bardar'ın kazandığı Orhan Kemal Roman Armağanı seçiciler kurulu Konur Ertop, Tarık Dursun K., Tahsin Yücel, Yıldırım Keskin, Naim Tirali, Feridun Andaç ve A. Kemali Öğütçü'den oluşuyor.




Açık Hava'da 'Şarkı Günü'

Popüler Müzik Sanatı Vakfı'nın (POPSAV) geleneksel olarak düzenlediği "Şarkı Günü", bu yıl 24-25 Eylül tarihlerinde Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda gerçekleştirilecek. POPSAV Başkanı Hakan Peker, yaptığı açıklamada, 2 gün sürecek "Şarkı Günü"nde, çok sayıda sanatçının sahneye çıkacağını bildirdi.

Peker, 24 Eylül Pazartesi günü Burcu Güneş, Deniz Seki, Eda-Metin Özülkü, Grup Gündoğarken, Hande Yener, Mustafa Sandal ve Serdar Ortaç, 25 Eylül Salı günü de kendisinin yanı sıra Burak Kut, Eski Dostlar, İzel, Kenan Doğulu, Mirkelam ve Sertab Erener'in konser vereceğini kaydetti.




Spartaküs İstanbul'da...

Önceki gün Türkiye'ye gelen Rus Bale Topluluğu Bolşoy, 14 günlük turnenin ilk gösterisini yaptı. Topluluk, Haçaturyan'ın Spartaküs eserini sahneledi. İstanbul Park Orman'da yapılan gösteriye çok sayıda konuk katıldı. İki saat boyunca izleyenlere zevkli dakikalar yaşatan Bolşoy Balesi, 19 Eylül'e kadar Park Orman'da iki farklı oyun sergileyecek.

119 kişilik ekip, 4 akşam boyunca Spartaküs Balesini sergiledikten sonra 17, 18 ve 19 Eylül'de Minkus'un Don Kişot eserini sahnelenecek. Gösterinin biletleri 20 ve 40 milyona satılıyor. Biletler, Biletix ve Park Orman gişelerinden temin edilebilir. İstanbul / Zaman



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.