GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

13/09/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Ölümkurgu gerçeği

Benzerlerine bilimkurgu filmlerinde ancak rastlayacağımız ölümkurgu görüntülerini defalarca seyrediyoruz. Dehşet sahneleri adeta beyinlerimize kazındı. Heyula gibi yükselen çelik konstrüksiyonlu cam binalarla birlikte Amerikan efsanesi de yıkıldı. Şimdi herkes "Amerika da çok zayıfmış aslında. Yıldız savaşlarına hazırlanan ülke, hiç beklemediği bir noktadan aldığı darbeyle yıkıldı!" diye konuşuyor. Bundan sonra benzeri eleştiriler zaman geçtikçe artacaktır.

Düşünün, en usta 'hacker'lar tarafından bilgisayar ağlarına bile girilemeyen Pentagon'un ana üssüne uçakla saldırılıyor ve tahmini rakamlara göre 800 civarında üst düzey asker hayatını kaybediyor. Dünyanın en iyi korunan binasına, zayıf noktayı bulan teröristler saldırıyor.

İyi de, Amerikan haber alma örgütleri, gizli servisleri ne yapıyor bu arada? Hani uzaydan, uydu aracılığıyla yerdeki paranın üzerindeki tarihi tespit etme, hatta yer altındakileri bile takip etme hikayeleri nerede kaldı? Bu saldırılar, aslında bahsettiğimiz efsanelerin üzerine yıkıldı. Efsaneler altta kaldı. Üstelik dünyanın bir numaralı süper gücü, hiç beklemediği şekilde manen yıkıldı.

Osmanlı padişahlarının, adam tutarak söylettirdikleri 'Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!' sözü, bu açıdan bakınca daha anlamlı görünüyor. Büyüklük, en küçük bir ihmalle, bir gün içinde eriyip gidebiliyor.




Film gibi

İkiz kuleler devrilirken, televizyondan canlı yayında izleyenler, Körfez Savaşı'nda Bağdat'ın bombalanmasının da benzeri şekilde yayınlandığını hatırladılar. CNN dakika dakikasına füzelerin nereye yöneldiğini gösteriyordu. Bunu hatırlamayanlar olduysa bile Amerikan filmlerinin dehşet fışkıran sahnelerini hatırlamış olmalılar.

Terör denilince ilk akla gelen, bazı İslami isimler oluyor; ama Hollywood filmlerinin bu kültüre katkılarını da kimse inkar edemez. Bunu Daily Telegraph gazetesi de, patlamanın arkasından gündeme getiriyor. Gazetenin başyazısında, yaşananların Amerikan filmlerindeki sahneleri andırdığına dikkat çekerken, "Amerikan kültürünü yok etmek isteyen teröristler bile ilhamı bu kültürden alıyorlar." yorumunu yapması oldukça manidar.

Teröre hayır, teröriste lanet. Ama bunu besleyen ortamlara da dönüp bakmak lazım. Silah tüccarları, vahşet tacirleri olduğu müddetçe terör de olacaktır. Terör, filmde durduğu gibi durmuyor. Hiç ummadığınız anda karşınıza çıkabiliyor.




Berkoloji

İnşaatını Uzan Grubu'nun yaptığı Berke Barajı'nın açılışında bile doğru dürüst anlaşma sağlanamıyor. Kavgayı sürdüren iki grubun medya kuruluşları birbirinden çok farklı ve tamamen ters açıklamalar yapıyorlar. Bir taraf 'Devletten tek kuruş yardım almadan yapıldı' derken, diğerleri 'Faturalar şişirildi, yatırımcılar aldatıldı' iddiasını ortaya atıyor. Kavganın gittikçe alevlenmesi, bilgilerin yamultulmasına, okurun yanlış bilgilendirilmesine yöneltiyor. Taraflar ağır darbelerden yara aldığı gibi, meslek de yaralanıyor. Sonuçta, fillerin kavgasından çimenler zarar görüyor.




Alışmak

ABD Ticaret Temsilcisi Yardımcısı Jon Huntsman, ABD'de gerçekleştirilen terörist saldırıların piyasalara ve ticarete olan olumsuz etkisinin kısa süreli olmasının beklendiğini söyledikten sona ilave etmiş: "ABD, terörizmin bir gerçek olduğunu düşünerek birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda!"

Siz bu sözün bir benzerini hatırlıyor musunuz? Hani adı 'Deprem Dede'ye çıkan Ahmet Mete Işıkara, diyordu ya: "Depremle yaşamayı öğrenmek zorundayız!" Biraz da ona benzemiyor mu?




Komplolar

New York'un sembolü gibi duran kulelere saldırının hemen ardından olmasa da, bir müddet sonra komplolar kurulmaya başlandı. Komplo kurmak turşu kurmaya benzemediği için, tutarlı tutarsız demeden yayılmaya başlıyor. Dünyanın değişik yerlerinde yaşanan bütün olumsuzluklar için "CIA yaptı!" diyen bir ekip var. Şimdi var mısınız Amerika'daki terörist saldırılar için de aynı şeyi söylesinler?

İlk önce Japon Kızılordu örgütünün adı geçti. Daha sonra Filistinlilerden bahsedildi. Arkasından Usame Bin Ladin'i suçlayan söylentiler yayıldı. Amerika'da yaygın biçimde bulunan 'tarikat'lerle alakalı eylemlerden şüphelenilse de, üzerinde fazla durulmadı.

Sırplara yönelik kompolar ise nedense pek yaygınlaşmadı. Halbuki Amerikan silahlı kuvvetlerinin sayesinde Boşnaklara karşı yürütülen katliamlar durdurulmuş ve Miloseviç tutuklanarak yargılanmaya başlamıştı. Yargılanma sürecinde Amerikan yardımlarının rolü de önemliydi.

Nihayetinde kompo, komplodur. Araştırma sonuçları açıklanıncaya kadar böyle konuşup yazmaya devam edeceğiz. En iyisi, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'ın söylediklerini tekrar etmek: "ABD'nin iki büyük kentine saldırılar düzenleyenlerin kim olduklarına işaret etmek için zaman henüz erken!"




DUVAR

12 Eylül bizim için 11 Eylül de Amerika için unutulmaz bir milat!



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.