GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/09/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Hasan ÜNAL

Analiz

NATO-ABD dayanışması

ABD'nin can damarlarına yönelik terörist saldırıdan sonra NATO'nun evvelki gün aldığı karar 11 Eylül tarihinin yeni bir dünya düzeninin başlangıcı olacağına dair söylenenleri doğrular nitelikte. NATO bu kararında ABD'nin maruz kaldığı saldırının NATO'nun tamamına yapılmış gibi kabul edildiğini açıkladı. Anlaşılan o ki, ABD, vereceği karşılıkta NATO'nun hem imkan ve kabiliyetlerini kullanacak hem de dünyanın bu en kuvvetli ittifakının tam siyasi desteğini arkasında bulacak. Bütün bunlar da ABD'nin yapacaklarına hem meşruiyet kazandıracak hem de teröre destek veren ülke ve grupları iyice köşeye sıkıştıracak.

Dünkü yazımızda da üzerinde durduğumuz gibi, ABD'ye yönelik saldırıları kimin yapmış olabileceği yolundaki tahmin ya da komplo üretme süreci hızla sona yaklaşıyor gibi. Yapanların Ortadoğu kökenli oldukları, muhtemelen Ortadoğu menşeli Amerikan karşıtlığı üzerine kurulmuş fikirlerden beslendikleri ve/veya Üsame bin Ladin'le bağlantılı oldukları giderek kesinlik kazanıyor gibi.

Bu durumda Amerika'nın vereceği cevaplar da Ortadoğu ve Afganistan coğrafyası etrafında cereyan edecektir. Bu operasyonların niteliğine göre bazı NATO ülkeleri doğrudan katılabilir. Bazıları da lojistik destek verebilirler. İlk bakışta Türkiye'nin lojistik destek kategorisinde yer alacağını düşünmek daha mantıklı görünüyor. Ancak esas mesele bundan sonra uluslararası ilişkilerin nasıl şekilleneceği ve terörle mücadelenin nasıl yürütüleceği olabilir.

İşte bu noktada NATO'nun aldığı karar fevkalade önem kazanıyor. Yine dünkü yazımızda altını çizdiğimiz gibi, bu kararla birlikte terörle mücadelede bir konsept değişikliği söz konusu olacak mı? Mesela Avrupa ülkeleri, bugüne kadar 'bana dokunmayan terörist bin yaşasın' şeklinde sürdürdükleri politikalarına son verecekler mi? Daha açık cümlelerle ifade etmek gerekirse, şu anda gerek Amerika'ya gerekse Türkiye'ye karşı mücadele eden terör örgütlerinin pek çoğu Avrupa ülkelerinde ya doğrudan ya da dolaylı olarak örgütlenmiş durumda. Faaliyetlerini rahatça sürdürebildikleri gibi, bu ülkelerde haraç toplamalarına ve hatta uyuşturucu ticaretinden dünya kadar gelir elde etmelerine müsaade ediliyor.

Örneğin hafta başında Taksim'de üç can alarak, pek çoğunun da yaralanmasına yol açan ve hiçbir toplumsal tabanın temsilcisi olamayacağı açıkça ortada bulunan bir terör örgütü Avrupa'nın hemen her noktasında kol geziyor. Para topluyor. Korunup kollanıyor ve Avrupalı ülkeler bunu 'kendi ülkelerinin özgür olduğu' gerekçesiyle izah ediyorlar. Şimdi Amerika kendisine yönelik terör faaliyetlerini barındıran, onlara kol kanat geren ülkeleri en azından şiddetli bombardımana tabi tutacaksa, o zaman Türkiye de kendisine karşı terör faaliyetlerine göz yuman Avrupa ülkelerine benzeri karşılıklar vermeyi mi denemelidir? Kısacası NATO'nun beşinci madde çerçevesinde aldığı karar her halükarda sevindiricidir ve belki de yeni bir dönemin başlangıcıdır. Ancak, Avrupalı ülkeler arasında terör konusunda var olan bu yaklaşım değişmedikçe, bir süre sonra 11 Eylül öncesine dönüp, 'iyi terörist', 'kötü terörist' ayrımlarına başlayabiliriz.

Bir başka husus da Amerika 'nın sadece teröristle mücadele etmek yerine terör üreten zihniyeti ortadan kaldırmaya yeltenip yeltenmeyeceği. Eğer ABD, bu saldırıyla birlikte, terör üreten zihniyet ve bu zihniyet üzerine kurulu siyasi yapılarla mücadele etme seçeneğini uygulayacağı siyasetin genel çerçevesi haline getirecekse, o takdirde, bölgede Türkiye ile daha kapsamlı bir işbirliğine gitme ihtiyacı duyacaktır. Böyle bir durumda da Clinton yönetimleri tarafından oluşturulan ve Kıbrıs gibi konularda Türkiye'nin aleyhine siyasetlere destek vermek şeklinde somutlaşan girişimlerinden vazgeçmelidir. Ayrıca Kongre'deki bir grup ırkçı, fanatik Rum ve Ermenilere destek veren gruplar yüzünden sık sık Türkiye'nin tekerine taş koyma siyasetine devam edilirse, bu tür kapsamlı mücadele politikaları yürütülemez.


h.unal@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

30/ 07/ 2001... Kıbrıs sorunu ve psikolojik savaş
02/ 08/ 2001... Makedonya
03/ 08/ 2001... Makedonya'da barış hâlâ zor
06/ 08/ 2001... Kosova'daki Alman generalin açıklamaları
10/ 08/ 2001... Ulusal güvenlik zaten tartışılıyor
13/ 08/ 2001... Ahbap-çavuş kapitalizminden Ahbap-çavuş televizyonculuğuna
06/ 09/ 2001... Kıbrıs konusunda diplomasi trafiği
07/ 09/ 2001... Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs kararı
10/ 09/ 2001... The Economist neden haklı?
13/ 09/ 2001... Türkiye'nin önemi artabilir


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.