Sadık müttefik sömürgesi
Yeni dünya düzeniyle ilgili yeniden düşünme gerekliliği ABD'nin AB ve NATO yoluyla meşruiyeti pekiştirici adımlar atmasına neden olacak gibi gözüküyor.
Bunun anlamı ulus—üstü kurumların norm koyucu ve denetleyici işlevinin artması; ve aynı zamanda dünya hiyerarşisinin tepesindeki ulus—devletlerin bir birliktelik mesajı içinde söz konusu normları ete kemiğe büründürmeleridir. Diğer bir deyişle bu kritik günlerin ardından Batı'nın çok daha tek sesli davranmasına ve dünyayı kendi medeniyet anlayışına davet ederken daha ödünsüz tavır almasına tanık olacağız. Buna karşılık Batı açlık, fakirlik, hastalık gibi küresel meselelerde muhtemelen daha duyarlı olacak ve gelecekle ilgili sorumluluk yüklenecek.
Bu Batı'nın makro modeli. Tabii bir de makro modeli mümkün kılmak üzere işlevsel araçlar olarak dizaynlanan bölgesel ve ülkesel mikro modeller var. Türkiye'nin AB içinde yer almaması ve yer alma konusunda karşılıklı niyet eksikliği nedeniyle, biz mikro modellerden birinde yer alıyoruz.. Terörün Ortadoğu menşeli gözükmesi ve genelde İslam dünyasının Batı'nın kimliğinden ve performansından duyduğu rahatsızlıklar, Türkiye'nin yüzünün Doğu'ya çevrilmesine neden olacak bir bölgesel dizaynın habercisi. ABD'li yetkililer topraklarımızdaki askeri üsleri ve Öcalan'ın yakalanmasında yaptıkları yardımı boşuna hatırlatmıyorlar. Ancak bu pek de sevimli bir misyon değil. Çünkü Türkiye'yi gelecekte kendisini görmek isteyeceği bir konumdan ziyade, dünyanın onu nerede görmek istediğine bağlı olarak gelişecek bir işleve yaklaştıracak. AB ile Ortadoğu arasında sıkışacak bir Türkiye'nin ise, yakın geleceğinde sosyolojik ve ideolojik açıdan büyük çatlaklar açılacak. Kürt ve İslam meseleleri yanında, kentleşmenin ve fakirleşmenin getirdiği sorunlar bu genel tablonun parçası haline gelecekler. Sorunlarımızı çözmek için Batı'ya daha da muhtaç olurken, her adımda 'ulusal' kimliğimizin daha da yıprandığına şahit olacağız; ve muhtemelen son derece avam ve düzeysiz bir milliyetçilik üreteceğiz.
Diğer bir deyişle dünya hiyerarşisinin makbul ülkeleri kendilerini ulus—devlet tanımının kısıtlayıcı zincirlerinden kurtarırken; bölgesel biçimlendirme işlevinin piyonları olacak bizim gibi ülkeler, yeni bir ulus—devlet fetişizmine doğru yönlenecekler. Doğal olarak bütün bunlar Batı istiyor diye olamaz. Hatta eğer Türkiye bu rolü benimsemeyecek olursa, önümüzde farklı bir yolun açılacağı da kesin. Ne var ki bu farklı yol demokrat bir zihniyeti ifade ediyor ve yönetici elitin buna hazır olduğu son derece şüpheli. Oysa ulus—devlet ideolojisinin ve avam milliyetçiliğin rüzgarı altında, iktidarın şu anki yapısının daha da pekişeceği açık. Yüzü Doğu'ya dönük bir Türkiye kendi karşısındakileri potansiyel saldırganlar olarak algılayacak ve güvenlik sorunları en tepeye oturtulacaktır. Bu ise sivil—asker ilişkilerindeki otoriter normların, şeffaflıktan uzak bir iktidar mekanizmasının ve denetlenmeyi kabul etmeyen bir yönetim anlayışının devamı anlamına gelir.
Dolayısıyla son olaylar Türkiye'de yönetici elitin yerini sağlamlaştırması ve üstelik bunun Batı tarafından onaylanması fırsatını doğurmuştur. Bu durumda Türkiye'nin bağımsız bir değişken olan AB'nin parçası olmaktansa, 'sadık müttefik' yaftalı bağımlı bir değişken olmaya doğru meyletmesi çok daha güçlü bir ihtimaldir. Herhalde ileride küreselleşmenin tarihini yazacak olan tarihçiler söz konusu konumu 'yeni ve iradi bir sömürgeleşme' olarak tanımlayacaklardır. İçeride bağnazca kısıtlamalara, dışarıda sistem bekçiliğine dayanan ve bu durumdan onur duyulan garip bir ülke kimliği.
Umarım böyle olmaz. Umarım Türkiye kendisini böyle bir misyona layık görmez; ve sahte bir bağımsızlık hayali uğruna kendisine biçilen ikinci sınıf rolleri benimsemez.
e.mahcupyan@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
27/
08/
2001...
Sigorta harekâtı
30/
08/
2001...
Üzeyir Garih
02/
09/
2001...
Düzeysizliğin pençesinde
03/
09/
2001...
İkinci duraklama
06/
09/
2001...
Gönlümüzün ideolojik yelpazesi
09/
09/
2001...
Türkiye'nin gerçeği
10/
09/
2001...
Kıbrıs'ta hayırlı sonuç
13/
09/
2001...
Basketboldan Kıbrıs'a
16/
09/
2001...
Bir dünyanın sonu
17/
09/
2001...
Zihniyet tercihinin eşiğinde
|