Bu geçici bir rüzgâr olmasın
Düne kadar Türk Telekom'la ilgili yazdığım yazılara genelde cevap olarak altında genel müdür ya da ilgili yöneticinin imzası bulunan soğuk bir faks kağıdı gelirdi. Bu yazı da en az bir hafta içinde hazırlanırdı. Önceki gün "Telekom'un yeni ayıbı" başlıklı yazının bu sütunda yer alması üzerine, Türk Telekom Pazarlama Daire Başkanı Fazlı Köksal, yazının yayınlandığı gün mail aracılığı ile bir açıklama gönderdi. Ardından da Halkla İlişkiler Müdürü Erdoğan Gümüş gazeteye gelip konu hakkında bilgi verdi.
Bunları anlatmamın nedeni yıllardan beri kamunun ağır işleyen yönetim sistemi ile tanıdığımız bir kurumda bir süredir başlayan değişimi görmem oldu. Çünkü özel sektörün sürekli olarak geliştirdiği müşteri hizmetleri ve halkla ilişkiler (PR) çalışmasını, belge trafiğinin ve bürokrasinin en fazla yaşandığı kamu kurumlarından birinde uygulamak kolay değil.
PR işi bir zihniyet ve anlayış değişimi ile başlıyor. Telekom'un öne çıkan birimlerinden biri olan Pazarlama Dairesi'nin bu değişimi başlattığını öğrendim.
Genelde halkın sorunlarını çözmeye çalışan kamu personelinin soğuk yüzlerini görmeye alışan bizler için bu olay şaşılacak bir durum. Oysa olması gereken bu. Bu anlamda kamu sektöründen bir halkla ilişkiler müdürünün gelip işin PR'ını yapması gerçekten büyük bir devrim.
Kamu sektöründen halkın görmek istediğinin, hizmet ve güleryüz olduğunu düşünüyorum. Telekom'un halkla ilişkiler müdürü ile konuşurken işini ne kadar ciddiye aldığını gördüm. Bunun geçici bir rüzgâr olmamasını diliyor, bütün personeline kadar yayılmasını umut ediyorum. Umarım bu dalga 'halka halka' bütün kamu kurumlarına yansır.
Telekom, hat iptalini savundu
Şimdi de Telekom'un yaptığı açıklamayı ele alalım. Telekom Pazarlama Daire Başkanı Fazlı Köksal, mevcut bir telefonun nakli için uygulanan prosedür ile yeni bir hat bağlantısı için yapılan işlemler arasında herhangi bir farkın olmadığını söyledi.
Özellikle şehirlerarası telefon nakillerinde, posta kaynaklı sorunlardan dolayı nakli istenen telefonun evrakları yeni adrese geç ulaşıyormuş.
Diğer yandan asker, öğretmen, polis gibi meslek gruplarında bulunan vatandaşlarımızın başka şehirlere atanmalarında, yeni görev yerlerindeki ev adreslerinin ayrıntılarını tam olarak söyleyememeleri nakil işlemlerini zorlaştırıyormuş. Bu nedenler bir araya geldiğinde santral değişikliklerinde telefon iptal yöntemine başvurulması zorunluluk haline almış.
Tabii bu arada hemen söyleyelim, aynı santral bölgesindeki taşınmalarda aboneler önceki telefon numaralarını kullanmaya devam edecekler. Sadece adına kayıtlı bulunan telefonun bir başka santral sahasındaki adrese naklini isteyen aboneler telefonlarını iptal ettiriyorlar.
Köksal, nakil ücreti ile bağlantı ücreti aynı olduğundan abonelerin ücret yönüyle mağdur edilmediğini, hatta bu uygulamanın işi hızlandırdığından daha fizibl olduğunu savunuyor.
‘Dijital tüketici’ profili
Digitürk, Türkiye'nin televizyon üzerinden ilk interaktif araştırmasını yaptı. Sadece üyelerine yönelik yapılan anket çalışması, Türkiye'deki tüketici profiline yönelik ilginç ipuçları içeriyor.
24 bin üyenin cevap verdiği ankete göre, Türkiye'de her yüz evin 48'inde iki adet televizyon bulunuyor. Türkiye'de hanehalkı reisinin yüzde 39'u özel sektörde, yüzde 33'ü esnaf ve işveren olarak çalışırken yüzde 17,3'ü de kamuda çalışıyor.
Digitürk'ün "TV ANKET" uygulaması, her türlü ürün ve hizmet gelişimi konusunda kararı tüketiciye danışarak almayı tercih eden firmalar açısından önemli.
Diğer bir çalışma da internet kullanıcıları üzerine yapıldı. Ülkemizde internet kullanıcılarının en yaygın kullandığı üç otomobil sırasıyla, Tofaş Palio 1.4, Renault Clio Symbol ve Volkswagen Polo 1.6.
İlginç bir veri de internet kullanıcılarının kilo ve boylarıyla ilgili. İnternet kullanıcılarının boy ortalaması erkeklerde 1,77 m, kadınlarda 1,67 m. Kilo ortalaması ise erkeklerde 79, kadınlarda ise 62. Bu verileri sigortam.net yetkilileri hazırladılar.
Araştırmalarda da gösteriyor ki, artık üretici şirketler sadece tüketicinin gelir düzeyini öğrenmekle kalmıyorlar. Daha detaya girip onların yaşı, kilosu gibi daha ayrıntılı bilgiler edinip üretim yapıyorlar. Belki de hayat detaylarda gizlidir...
|