Medyayı yönlendiren güç
Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay dün medyanın birtakım yönlendirmelere alet olmasına somut örnekler verdi. Bunlardan ilki Körfez Savaşı'nda Saddam'ın Basra Körfezi'ne petrol akıttığı iddiasıyla yaşanan gelişme.. Dünya medyası o süreçte petrol tabakası ile kaplanan Körfez'in yüzeyinde bir karabatağın can çekişmesini yayımlayarak kamuoyunda Saddam'a karşı bir nefret oluşturdu. Ancak sonra anlaşıldı ki, o karabatak görüntüleri Körfez'de değil, Fransa açıklarında çekilmişti. Balbay'ın ikinci örneği de Körfez Savaşı'ndan.. 10 yaşlarındaki bir kız çocuğunun Kuveyt'i işgal eden Iraklı askerlerin ne kadar gaddar olduğunu anlattığını hatırlatan Balbay, daha sonra kızın sadece kendisine öğretilenleri aktardığının belirlendiğini kaydetti. Balbay'ın verdiği bilgilere göre ABD medyası bu gerçeğin ortaya çıkmasından sonra yönetimi "Bir daha bunu bize yapmayın" diye uyardı. Çavuşesku'ya karşı başlatılan isyanda halka ateş açıldığı ve binlerce insanın öldüğü haberlerinin de yalan olduğunu savunan Balbay, konuyla ilgili resimlerin hastane morglarından çekildiğinin belirlendiğini yazdı. Balbay son olarak 99 Kosova Operasyonu'nda basının seyreltilmiş uranyum kullanıldığını bilmesine rağmen bunu yazmadığını kaydetti.
Sanal tehlike
Fethullah Gülen ile ilgili aslı olmayan bilgileri kimliği belirsiz bir internet sitesinden alıntılayarak yayımlayan Milliyet, dün sanal dünyanın bu tehlikesine dikkat çekti. Geçtiğimiz günlerde 'Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan saldırıdan birkaç dakika önce çekildiği' iddiasıyla bir internet sitesinde bir fotoğraf yayımlanmıştı. Dün Milliyet bu fotoğrafın bir fotomontaj hilesi olduğunu belirtirken "İnternette dolaşan her bilgi, haber ve fotoğrafın doğru olmadığına dair sadece bir örnek..." dedi. Gerçek olma ihtimali bulunmayan resmi Milliyet'in ciddiye alması ilginç bulunsa da işaret edilen nokta önemli. Gazetede ayrıca ABD'li bir bilgisayar uzmanının en güvenilir sitelerden Yahoo'nun güvenliğini aşıp buradaki bilgileri değiştirdiğine değinildi. Habere göre Adrian Lamo adındaki hacker, Bush'un Yahoo'daki beyanatına uydurma bölümler eklemeyi başardı.
ALINTI
Küçükten beri, bana "Çok film seyrediyorsun" diye itiraz edenler olur; bazen karşımdakini haklı bulur savunmaya geçerim. Geçen akşam, bir tartışma sırasında, akademik unvanlı bir bayanın ağzından, "Amerikalılar yapacaklarına bizleri iki araçla hazırlar; biri Hollywood, diğeri de medya" cümlesi çıktığında, bu yolda yapılacak tüm eleştirilere karşı kendimi savunacak mekanizmaya artık sahip olduğumu anlayıverdim. Serüven filmlerini izlemesem gerilim romanları okumasam, dünyadaki her şey kendiliğinden oluveriyormuş diye inanacak, her söylenene kanacaktım...
Taha Kıvanç/Yeni Şafak
İlk uçağın binaya çarpmasıyla 'Araplar' sözcüğünün ilk anılışı arasındaki zaman aralığı ne kadar kısaydı, değil mi? Ya da kaçırılma sinyali veremeyen uçaklarda her nasılsa birçok insanın cep telefonlarıyla daha sonra haberlerde iyi "dramatik malzeme" olabilecek konuşmalar yapabilmesi, kara kutulardan önce her nasılsa derhal bir Kur'an-ı Kerim'in "delil" olarak bulunması... Derhal arşivlerden Körfez Savaşı sırasında çekilmiş "sevinç görüntülerinin" çıkarılıp, ideolojik fırınlarda ısıtılıp sanki o gün çekilmiş gibi servise sunulması da var tabii. En cahil ve ilgisiz ABD'li vatandaşın bile anlayabilmesi için iyice "kolaylaştırılmış" bir hikaye...
Ece Temelkuran-Milliyet
|