GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

28/09/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

KORKUNÇ OLAYIN FOTOĞRAFLARI

Saldırıyı kınayan
Fethullah Gülen:
Menfur sabotaj


Türkçe / English

ABD'de yakını olanlar için danışma hattı 
(0-312) 285 46 19
285 46 17

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



Ali ÜNAL

Bizim Kubbe

"...Ve kazan kaynadı"

Asırlar, bir öncekinin birikimini atarak ve her biri kendine has zemini hazırlayarak giriyor. İslâm dünyası, 2'nci 1000'in başında kendi içinde kaynıyordu.

1100, Haçlı seferleriyle; 1200, Haçlı seferlerinin devamı ve ilk esintileri duyulmaya başlayan Moğol kasırgasıyla; 1300, Osmanlı Devleti'nin tarih sahnesine çıkışı; 1400, Ankara Savaşı; 1500, fitneleri 2 asırdan fazla sürecek İran Safevî Devleti'nin doğuşu; 1600, Haçova'nın ardından Zigetvar savunması, Topkapı'da karışıklıklar, Anadolu'da isyanlar, Hindistan'da İmam–ı Rabbani hareketi; 1700, Karlofça Anlaşması'yla birlikte Osmanlı'nın bütün bütün inişe geçmesi; 1800, Fransız İhtilâli'nin getirdiği çalkantılar ve Osmanlı sarayında darbe; 1900, Abdülhamid'in talihinin dönmesi, dünyada Japon–Rus savaşı ve hazırlanmaya başlayan I. Cihan Harbi'yle girdi. 20. asır, dünya çapında ve bölgesel çapta savaşlar asrı oldu ve İslâm'ın tarihte en büyük garipliğini yaşamaya başladığı 19'uncu asrın ardından 20. asırda İslâm dünyası, diriliş sancılarıyla çalkalandı. Bu asırda defalarca kaynayan “kazan”, 21. asrın başında yeniden kaynamaya durdu.

Özellikle 1991'den itibaren gelişmelerin bu noktaya geleceği bir bakıma belli idi. Türkiye gibi dünyada da hadiselerin rotası belli bir neticeye çevrilmiş durumdaydı. Bu rotanın hedefinde, İslâm'ın bütün dünyada sosyal ve siyasî hayata etki edecek bir din olmaktan bütün bütün çıkarılması ve bütün dünyada tek bir hakimiyetin sağlanması yatıyordu. Türkiye'de neticenin başlangıcına geçildiği tarih, 28 Şubat 1997 idi. Şimdi 28 Şubat'ın globalleşmesinden bahsedenler, çok haksız sayılmazlar.

İnsanlık tarihinde bilhassa son 2 asır, tarihteki emsallerinden daha öte nifak ve yalan asırları oldu: İslâm gibi, daha ismiyle, yine sembolü ve bir bakıma çekirdeği olan Besmele'de Cenab–ı Allah'ın (c.c.) Kendisini takdim buyurduğu Rahman ve Rahîm isimleriyle, Peygamberine Habibullah denmesiyle ve Kur'an'da Allah'ın O'nu, başka değil, âlemlere rahmet olarak gönderdiğini ilan etmesiyle rahmet, merhamet, sevgi, sulh, huzur ve sükûn dini olan bir dinin, terörle birlikte anılır olduğu, cihada bağy, savaşa barış, cahiliyeye medeniyet, esarete hürriyet adının verildiği asırlar. Bu asırları, sebep planında hazırlayan gücü veya güçleri görmek için de, Kur'an'da sürekli olarak kimlere “Yeryüzünde fesat çıkarmayın!” ikazı yapıldığına bakmak ve neden devamlı “yeryüzünde” ifadesinin kullanıldığı üzerinde düşünmek yeter. Ne var ki, Kur'an, “Allah, mü'minler üzerinde inanmayanlara asla yol vermez.” buyururken; “Size, kendinize, kendi durumunuza bakmak düşer; eğer siz hidayet üzerinde iseniz, sapanların sapması size zarar vermez.” diye ilan ederken; yine, “Bir topluluk, kendi içindekini değiştirmedikçe, Allah da onların durumunu değiştirmez” kaidesini koyarken, olup bitenlerden dolayı, karşıda inanç, düşünce ve menfaatlerinin gereğini yapanları suçlama ve sürekli başkalarını tenkit oklarına hedef etme kolaylığına kaçıp, bir defa olsun nefis muhasebesine gitmemenin mü'minlere kazandıracağı hiçbir şey yok, kaybettireceği ise çok şey vardır.

Evet, kazan bir defa daha kaynamaya durmuştur. Öyle anlaşılıyor ki, üzerinde yaşadığımız beşik, şu veya bu ölçüde bir dezenfekteye daha tutulacaktır. Bu beşik, ifade ettiği manâ açısından Kur'an'da göklere denk tutulan yeryüzü, 20. asırda insanlığın bulandırdığı midesini iki defa boşaltmıştı; şimdi ise öyle görünüyor ki, özellikle merkezini temizlerken, temizlemede kullanacağı âletleri de çöp sepetine lâyık bir hale getirecektir.

Evet, güçte, maddede mutlak galip görünenlerin İslâm dünyasının tamamında girişecekleri harekâtta güçsüz, kimsesiz, yalnız ve gariplerin sığınacakları tek yer, “Nuh'un gemisi”dir. Sebepler, bütün bütün sükut etmiş, gece karanlığıyla, deniz kapkara dalgalarıyla bu geminin etrafını sarmaya durmuştur. Böyle bir durumda, “gaflet ve dalâletimiz sebebiyle aleyhimize ittifak eden hâl, dünya ve hevâ–yı nefsin zararlarını def edebilecek ancak o Zat'tır ki,” denize de, karanlığa da, hâle de, dünyaya da sözünü geçirsin ve bizi hevâ–yı nefsimizin tasallutundan kurtarıp, emniyet sahillerine çıkarsın. Tevhid nuru içinde, O'nun hususi merhametini, hususi teveccühünü istikbalimiz, dünyamız ve nefsimiz üzerine çekebilmek için, Abdülmuttalib teslimiyetiyle O'na yönelmekten başka çare yoktur. Acz ve fakrın kavranması, O'nun kudret ve servet musluklarının açılmaya başlaması demektir. O zaman “ebâbil” kuşları, görünmeyen 'cünûd', nişanlı semavîler devreye girer ve “Fîl” Sûresi, bir defa daha tecelli eder.

Yoksa, Nuh'un âsi oğlu gibi, “dağa sığınırız, o bizi kurtarır” diyenler mi var hâlâ?


ali.unal@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

13/ 07/ 2001... Birtakım objektif gerçekler
20/ 07/ 2001... Jinsa ve islam
27/ 07/ 2001... Kaderin hükmü ve modern sosyoloji
03/ 08/ 2001... Refah kararı sürpriz değil
10/ 08/ 2001... Milli Güvenlik Belgesi ve Şaron'un ziyareti münasebetiyle
24/ 08/ 2001... Şeriat etrafında
31/ 08/ 2001... İkiyüzlülük ters tepki yapar
07/ 09/ 2001... Hadiselere bakarken
14/ 09/ 2001... Amerika vuruldu
21/ 09/ 2001... Kaçırılan fırsat, heba edilen yıllar


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.