GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

29/09/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

KORKUNÇ OLAYIN FOTOĞRAFLARI

Saldırıyı kınayan
Fethullah Gülen:
Menfur sabotaj


Türkçe / English

ABD'de yakını olanlar için danışma hattı 
(0-312) 285 46 19
285 46 17

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



EKONOMİ 


Türkiye'nin Avrupa kozu, doğalgaz

Azerbaycan, İran, Irak, Rusya ve Türkmenistan'ın en ucuz tedarikçiler arasında yer aldığını ve bunların Türkiye ile geçiş köprüsüne sahip olduğunu belirten Cristobal Burgos, bunun Türkiye'nin önemini artırdığını söyledi.

AB üyeliği yolunda zorlu bir maratona çıkan Türkiye'nin eline önemli bir koz geçti. Avrupa'nın artan enerji ihtiyacında önemi artan doğalgazda Türkiye'nin öne çıkan uygun konumu en büyük koz.

Mavi Akım projesi başta olmak üzere doğalgazda atılan önemli adımlar gözlerin Türkiye'ye çevrilmesine ve Avrupa ile olan ilişkilerde yeni bir bahar havasını başlatacak kadar önemli gelişmelere kaynaklık ediyor. AB Komisyonu Enerji ve Ulaşım Genel Müdürlüğü Gaz Bölümü Başkanı Cristobal Burgos, Avrupa Birliği için doğalgazın öneminin arttığını ve Türkiye'nin Avrupa Birliği için doğalgaz kapısı olarak görülmeye başladığını belirtti. Türkiye'nin AB ile olan üyelik görüşmelerinde bu kozunu dikkatli kullanmasıyla önemli kazanımlar elde etmesi bekleniyor.

Yeşil rapor

Komisyonun gelecekte enerji ihtiyacı ile ilgili olarak hazırladığı yeşil rapordan bahseden Burgos, Avrupa'nın 2020 yılında enerjisinin yüzde 66'sının doğalgaz bağımlısı haline geleceğinin hesaplandığını belirterek sera gazları ve fosil yakıtların getirdiği çevre probleminin doğalgaz kullanımını artıracağını ifade etti. Yeşil rapor doğrultusunda yeni politikaların oluşturulmaya başlandığını ifade eden Burgos, bu yeni oluşumda Türkiye'nin önemli bir yer işgal ettiğini belirtti.

Türkiye neden önemli?

Son zamanlarda AB Komisyonu'nun AB'ye gaz tedariği ile ilgili başlattığı bir çalışmadan bahseden Burgos, şöyle konuştu: "AB ülkelerinin bazılarının doğalgaz ihtiyacı ile ilgili talepte büyük bir artış söz konusu. Önümüzdeki yıllarda çeşitlenmek hakikaten çok önemli olacaktır. Türkiye tedarik güvenliğinin merkezinde olacaktır. 15 mevcut üyesi ve 13 aday üyesi ile mevcut kaynakların talebi karşılayamama durumu söz konusu. Türkiye dahil olmak üzere bu aday ülkelerin kaynakları da güçlendirilmek zorundadır." dedi. Bu talebin arkasındaki itici gücün gaz ve elektrik üretiminin 2020 yılında iki kat artması olduğunu belirten Burgos, 2010 yılında enerjinin üretiminde doğalgazın payının yüzde 21'den yüzde 35'e çıkacağını anlattı. Burgos, 1994'te 12 bsm olan doğalgaz tüketiminin şu an 51 bsm olduğunu 2010'da 80 bsmi'nin üzerine çıkmasının beklendiğini söyledi. Bunda en büyük itici gücün elektrik üretiminde yüzde 75 oranında artış ve elektriği üretmek için güvenli enerji kaynağı olduğunu vurgulayan Burgos, Türkiye'nin stratejik rolünün her şeyden önce çok miktarda tedarikçi komşusu bulunmasından kaynaklandığını ifade etti.

Azerbaycan, İran, Irak, Rusya ve Türkmenistan'ın en ucuz tedarikçiler arasında yer aldığını ve bunların Türkiye ile geçiş köprüsüne sahip olduğunu belirten Burgos, Türkiye'nin dünya doğalgaz üretiminin yarısından çoğunu üreten ülkelerle komşu olmasının öneminin altını çizdi. Türkiye'yi öne çıkaran bir başka özellik ise her ne kadar Avrupa'nın İngiltere ve Almanya kadar doğalgaz tüketimiyle ön sıralarda yer almasına rağmen ihtiyacından fazla doğalgaza sahip olması. Bunun da Avrupa'ya ihracat imkanı vereceği öngörülüyor.

(Şerif Erdikici / Ekonomi Servisi)




Otomotivi vergi indirimi memnun etmedi

Ekonomik krizin derinden etkilediği otomotiv sektöründe canlanma sağlanması için alınan vergi indirimi kararı sektör tarafından yeterli bulunmadı.

Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılan kararname, motor hacmi 1600 cc'nin altında olan otomobillerden alınan Ek Taşıt Alım Vergisi'nin yüzde 12'den yüzde 6'ya indirilmesini öngörüyor. Başta Otomotiv Sanayicileri Derneği (OSD) olmak üzere sektör temsilcileri üç ay geçerli olacak bu uygulamanın dibe vuran satışlara bir çözüm getirmeyeceğini dile getirdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği de bu verginin yüzde 6'sının değil tamamının kaldırılması gerektiğini savundu.

OSD Yönetim Kurulu Başkanı Ali İhsan İlkbahar, Türkiye'de satılan bir otomobilin fiyatının yarıya yakınının vergiden oluştuğunu belirterek, "Ek taşıt alım vergisinin yüzde 6'ya indirilmesinin hiçbir şeye faydası olmaz. Yüzde 50 vergi ile hiçbir ürün satılmaz. 10 sene bunu gördük. Devlet bu yüzden vergi de toplayamadı. Bu vergi geliri geçen yıl 2 milyar dolardı, bu yıl muhtemelen 400—500 milyon dolara düşecek." dedi. Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) 2. Başkanı Uğur Doğaner de fabrika çıkışı 14 milyar lira olan bir otomobile değişik isimler altında 17 milyar lira vergi alınmasının, adaletli bir uygulama olmadığını, indirimin pansuman tedbir olacağını belirtti.

Sıfırlanması isteniyor

Diğer taraftan hükümette DSP kanadının Ek Taşıt Alım Vergisi'nin 3 ay süre ile sıfırlanmasına sıcak baktığı öğrenildi. Maliye Bakanlığı'nın yapacağı değerlendirmenin ardından ya söz konusu oran yüzde 6 olarak kalacak ya da sıfır olarak yeniden düzenlenecek. Hazırlanan kararname ile 1.600 cc'ye kadar olan otomobillerin ek taşıt alım vergisi 31 Aralık 2001'de sona ermek üzere yüzde 12'den 6'ya çekilmesi öngörülürken, 1.601 ile 2.000 cc arasındaki otomobillerin yüzde 18, 2.000 cc'nin üzerindeki otomobillerin yüzde 24'lük ek taşıt alım vergilerinde herhangi bir değişikliğe gidilmeyecek.

Hangi markayı nekadar etkileyecek?

Model İndirim (Milyon TL.)

Ford Focus 1.6 800

Clio Symbol 1.4 450

Tofaş Palio 1.4 EL 450

Peugeot 206 XR 550

Volkswagen Golf 800

(Ekonomi Servisi)




Türkbank'ın tasfiyesi uzadı

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun (BDDK) 1 Temmuz 2001'den itibaren Türkbank'ın bankacılık işlemleri yapma, mevduat kabul etme izninin kaldırılması ve bankanın tasfiyesine ilişkin kararının yürütmesinin durdurulması isteminin reddine ilişkin 10. Daire kararına yapılan itirazı kabul etti.

Danıştay 10. Dairesi'nin söz konusu BDDK kararının yürütmesinin durdurulması isteminin reddine ilişkin kararına Türkbank Yardımlaşma Sandığı Vakfı'nın yaptığı itirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, dün karara bağladı. Genel Kurul, 11'e karşı 16 üyenin oyuyla itirazı kabul ederek, söz konusu BDDK kararının yürütmesini durdurdu. Kararın, gerekçesi kısa sürede yazılıp, imza altına alındıktan sonra taraflara tebliğ edilecek. Danıştay 10. Dairesi, BDDK kararının iptali istemini ise daha sonra esastan görüşerek, karara bağlayacak. Daire'nin vereceği bu karara da tarafların temyiz hakkı bulunuyor. Bu karara yapılacak olası temyiz başvurusunu da yine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu sonuçlandıracak. Danıştay 10. Dairesi, yürütmenin durdurulması istemini 2'ye karşı 3 üyenin oyuyla reddetmişti.

Türk Ticaret Bankası Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Başkanı Celal Balabanlı, Türkbank'ın tasfiyesi konusundaki BDDK kararının yürütmesinin durdurulması ile birlikte Türkbank'ın tekrar mevduat toplayıp bankacılık yapacağını söyledi.




THY'den yüzde 5 zam

Türk Hava Yolları, iç hat bilet ücretlerine yüzde 5 zam yaptı.

Türk Hava Yolları'nın (THY) 1 Ekim Pazartesi gününden itibaren geçerli olacak yüzde 5 zamlı yeni tarifesiyle İstanbul—Ankara ekonomi sınıfı bilet ücreti 100 milyon liraya yükseldi. THY'den verilen bilgiye göre, İstanbul'dan Trabzon'a 100, Diyarbakır ve Van'a 108 milyon liraya uçulacak. İstanbul kalkışlı Bodrum, Dalaman ve Antalya uçuşları ise 109 milyon lira ile bilet ücreti en yüksek iç hat seferlerini oluşturdular.




Enerjide savaş endişesi

Dünya Enerji Konseyi Başkan Yardımcısı ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Başkanı Hüseyin Arabul, ABD'deki olayların ardından olası bir savaş ihtimalinin enerji politikalarına etkisine ilişkin yaptığı açıklamada, "Herhangi bir savaş halinde Allah korusun bütün enerji politikalarımız buzdolabına girecek. Türkiye'de şu anda düşünülen elektrik enerjisi politikaları buzdolabına girecek. Hepimizi oldukça ciddi bir kriz bekleyecektir." dedi. Arabul, bir savaş olmaması temennisinde bulundu.




Saldırının en mağdurları zenginler




Wall Street Londra’ya taşındı

ABD'ye yönelik terörist saldırıların ardından çalışmaları ciddi biçimde aksayan Wall Street firmaları, faaliyetlerini Londra'ya kaydırdılar.

New York ve Washington'a yönelik terör eylemlerinden sonra çalışmaları ciddi biçimde aksayan New York Wall Street Borsası firmalarının faaliyetlerini Londra'ya kaydırdıkları ve işlemlerini buradan yürüttükleri ortaya çıktı.

"New York'un finans merkezi Wall Street ile Londra'nın finans merkezi City arasındaki ilişkinin hiçbir zaman bu derece sıkı olmadığına" dikkat çeken New York Times gazetesi, "pek çok Amerikan firmasının Boston ve Chicago'da uydu ofisleri olduğu halde işlerini Londra üzerinden yürütmeyi tercih ettiklerini" vurguladı.

Haberde "Amerikan firmalarının son yıllarda Londra'ya büyük yatırım yaptıkları ve küçük İngiliz firmalarını satın alarak kendilerine Londra'da daha geniş imkanlar hazırladıkları" da kaydedildi. Buna karşılık "Barclays" gibi dev İngiliz bankaları da New York'ta büyük yatırımlara girişti. Terörist saldırı, dünyanın ticaret ve finans merkezi kabul edilen New York'u felce uğrattığında, onun yerini derhal Londra'nın aldığı bildiriliyor.

Gazetenin haberinde, "Barclays Bankası memurlarının çoğunluğunun saldırıdan sonra, günde iki vardiya halinde çalışmayı kabul ederek işlerin aksamamasını sağladıkları" da kaydedildi. İnternet aracılığıyla müşterilerini uyaran Wall Street firmaları, işlemlerin Londra'ya kaydırıldığını duyurdular ve Londra'daki bağlantı numaralarını müşterilerine ilettiler.

İngiliz finans uzmanlarının, Amerikalı meslektaşlarına yardım etmek amacıyla büyük fedakarlıklara katlandıkları haberde vurgulanıyor. Bunun en canlı örneklerinden birini, Dünya Ticaret Merkezi saldırısında personelinin üçte ikisini kaybeden "Cantor Fitzgerald" firmasına Londra Ofisi tarafından verilen destek oluşturuyor. Amerikan hükümet bonolarının yarısından fazlasını işleme koyan firmanın işlerinin aksamaması için Londra bürosundaki elemanların, gerektiğinde yerde yattıkları, yakındaki bir otelde duş aldıktan sonra yeniden işbaşı yaparak 24 saat aralıksız çalıştıkları bildirildi.

Uzmanlar, New York'un hâlâ dünyanın finans merkezi olmaya devam ettiğini; ancak Avrupa'nın da giderek daha fazla önem kazanmaya başladığını ve son terörist saldırının bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade ettiler.




İş Bankası Genel Müdürü Özince: Konsolidasyon olmaz

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Türkiye'nin borçlarını uzatmada da ödemede de büyük problemler yaşayacağına inanmadığını söyledi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Toplantısı sırasında, gazetecilerin sorularını cevaplayan Özince, "Bu konsolidasyon (borç erteleme) söylentileri, daha ziyade böyle riskleri bertaraf ettikten sonra gelip meyveleri toplamak isteyenlerin söylentileridir." dedi ve ekledi: "Bunlar (Bir an önce ne olursa olsun, ondan sonra Türkiye riskine girelim.) isterler. Ama Osmanlı İmparatorluğu'nun borcunu ödemiş olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak borcun sahibi bizler, herhalde kimseye ödemeyeceğiz demeyiz. Olay bu kadar basit. Dolayısıyla Türkiye'nin sorunu borçlanabilmek değildir. Türkiye'nin sorunu, ileriye dönük stratejilerini saptamaktır."

Özince, "Yüksek Planlama Kurulu'nun açıkladığı kararlar, öngördüğü rakamlar var. Bunlara ulaşılabilir mi?" sorusu üzerine, açıklanan hedeflerin gerçekçi olduğunu ve önemli olanın, bunları yerine getirme kararlılığı olduğunu söyledi.

Ekonomi Servisi




Merkezi Kayıt Kuruluşu kuruldu

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), piyasalara güvenin artırılması ve yatırımcıları aracı kurumlardan kaynaklanan risklere karşı korumayı hedefleyen önlemlerden biri olan, "Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ"nin (MKK) kuruluşunu tamamladı.

SPK'dan yapılan açıklamaya göre, kuruluş, sermaye piyasası araçlarının fiziki sistemden kaydi sisteme geçiş sürecini yürütecek. SPK'nın çalışmaları sonunda, MKK AŞ'nin tüzel kişilik kazanması ile birlikte, Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Sermaye Piyasası Araçlarının Kaydileştirilmesi", "Yatırımcıları Koruma Fonu", "Tedrici Tasfiye" hükümleri ile Yatırımcıları Koruma Fonu Yönetmeliği ve Aracı Kurumların Tedrici Tasfiye Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik de fiilen yürürlüğe girdi.




Derviş ve ekibi Washington yolcusu

Devlet Bakanı Kemal Derviş ile ekonomi bürokratları, ağırlığını 2002 bütçesi ve büyüklüklerinin oluşturacağı 10. gözden geçirme çalışmalarının kalan kısmı ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere bugün ABD'ye gidiyor.

Alınan bilgilere göre, Washington'daki görüşmelerin temel konusunu enflasyon hedefi oluşturacak. Ekonomi yetkilileri, enflasyon hedeflemesine geçilecek 2002 yılında, Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) benimseneceğini, bu çerçevede yüzde 35 olarak tahmin edilen 2002 yılı TÜFE hedefinin, IMF yetkilileriyle müzakere edileceğini söylediler. Ayrıca 14 katrilyon liralık faiz dışı fazla hedefinde IMF'yle mutabık kalındığı belirtildi. Görüşmelerde Türk heyeti tarafından hazırlanan hedefler ile IMF tarafından hazırlanan hedefler karşılaştırılarak ortak bir yol bulunmaya çalışılacak. IMF İcra Direktörleri'nin, 10. gözden geçirmeyi onaylaması halinde, IMF, Türkiye'ye 3 milyar dolarlık kredinin kullanımını serbest bırakacak.

Bugün Washington'a gidecek olan Derviş, ABD Hazine Bakanı Paul O'Neil, IMF Başkanı Hörst Köhler, Dünya Bankası Başkanı James D. Wolfensohn, Dünya Bankası'nın Avrupa'dan sorumlu Başkan Yardımcısı Johannes Linn, IMF'nin yeni Birinci Başkan Yardımcısı Anne Krueger ve IMF Avrupa sorumlusu Michael Deppler ile bir araya gelecek. Yaklaşık bir hafta sürecek görüşmelerde Derviş'e; Hazine Müsteşarı Faik Öztrak, Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürü Durmuş Öztek'in yanı sıra DPT, Hazine ve Merkez Bankası'ndan bürokratlar eşlik edecek.

Öte yandan Hazine Müsteşarlığı organizasyonunda başlatılan, ancak 11 Eylül'deki terörist saldırıların ardından bazı etapları ertelenen Türkiye ekonomisine ilişkin bilgilerin güncelleştirilmesine yönelik ABD'deki tanıtım toplantıları (road show), pazartesi günü yeniden başlayacak. Road Show'da, Türkiye'deki ekonomik gelişmelerle ilgili olarak, ABD'deki yatırımcılara bilgi verilecek. ANKARA (Zaman)




Önce reform, sonra seçim

TÜSİAD Başkanı Özilhan, ekonomik krizin geçmesi ardından Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'nu değiştirerek seçime gidilmesinin istikrar adına gerekli olduğunu söyledi.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) uzun bir aradan sonra seçimi tekrar gündeme getirdi. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, ekonomik krizin toparlanmasıyla birlikte seçim ve siyasi partiler yasalarının tamamlanmasından sonra Türkiye'nin bir seçime gidilerek daha istikrarlı bir yapıya kavuşması gereğine inandığını bildirdi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi'nin (YİK) yılın 3. toplantısı dün İstanbul'da yapıldı. Toplantıya Sakıp Sabancı ve Rahmi Koç gibi önde gelen işadamları katılmazken, toplantının basına kapalı bölümünde Hazine Müsteşarı Faik Öztrak ile TÜSİAD YİK Başkanlık Divanı Üyesi Yavuz Canevi, üyelere Türkiye'deki ekonomik ve mali gelişmelerle ilgili birer sunum yaptı.

Toplantının açılışında ise işadamı Üzeyir Garih ve vefat eden işadamları için saygı duruşu yapıldı.

Toplantının ardından basın mensuplarına bir açıklama yapan Tuncay Özilhan, soruları cevaplarken, uzun zamandır Türkiye'de ekonominin, demokrasiyle beraber gelişeceğini söylediklerini vurguladı.

Seçim sisteminin daha temsil edici bir sisteme kavuşması gerektiğine olan inancını dile getiren Özilhan, partiler yasasının da yine "lider sultası"na son verecek demokratik bir yapı içine getirilmesini desteklediklerini kaydetti.

Seçimde fayda var

Bir soru üzerine, Özilhan, "Bunlar hazırlandıktan sonra seçim olmasında fayda var diyoruz." dedi. "Seçim için takvim nedir?" sorusuna da şu karşılığı verdi:

"Seçimle ilgili herhangi bir takvim vermek durumunda değilim. Ama gönlümüz ne arzu ediyor? Şu ekonomik krizin toparlanmasıyla birlikte bu 2 önemli yasanın tamamlanmasından sonra Türkiye'nin bir seçime gidilerek daha istikrarlı bir yapıya kavuşması gerektiğine inanıyorum." diye konuştu.

Kaynak var

"Bize kaynak yok deniyor." diyen Özilhan, programın ruhuna aykırı düşmeyecek bir biçimde kaynak oluşturulabileceğini savunduklarını, bu programda milli gelirin yüzde 5,5-6'sı oranında faiz dışı bütçe fazlasının öngörüldüğünü kaydetti. Özilhan, "IMF ile anlaşarak büyüme hedeflerindeki revizyona bağlı olarak faiz dışı bütçe fazlası aşağı çekilmeli ve elde edilen kaynak, üretim ve istihdam artışı sağlayacak şekilde reel sektöre aktarılmalıdır." dedi.

Liderlere eleştiri

Konuşmasında siyasi liderleri de eleştiren Özilhan, sokaktaki insanın kaygı içinde ve geleceğinden endişeli olduğunu belirterek "Bizi gerçekten yöneten birileri var mı, yoksa hepimiz kaderimize mi terk edildik?" diye sordu. Türkiye'nin liderleri varsa mevcut durumu nasıl değerlendirdiklerini onların ağzından duymak istediklerini ifade eden Özilhan, devamla şöyle dedi:

"Dünyada yer yerinden oynarken Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan neden çıkıp da ulusa hitap etmezler? Susmanın, oturmanın, seyretmenin zamanı değil. Yeni dünyayı biçimlendirecek kırılmaların fay hattında yaşıyoruz. (Bizi aradılar, önemsediler, Amerika'ya çağırdılar) düzeyinde kompleksli bir avunma ile yetinecek miyiz? Yoksa Türkiye'ye sahip çıkarak hedeflerimize ulaşmak için gerekenleri yapacak mıyız?"

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Muharrem Kayhan da, liderliğin bir davranış biçimi olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: "11 Eylül'den sonra olan hadiseleri görürsek Türkiye (Biz bunlara ne mektup yazacağız) diye 12 gün falan bekledi. Türkiye'nin bu konuda hakikaten hem tecrübeleri, hem haklı tezleri var. Hem terörden en çok zarar görmüş ülke olarak dünyayla paylaşacağı acı tecrübeler var. Ama bu yumurtayı köyde satamazsınız. Şehre taşımanız lazım. Bu 10 gün zarfında Başbakan'dan Cumhurbaşkanı'na, Dışişleri Bakanı'mıza kadar herkes müttefiklerimizi, Avrupa Birliği'ni, ABD'yi dolaşıyor, hem acıyı paylaşıyor, hem Türkiye'nin desteğini belirtiyor olması lazımdı. Yani liderlik, sadece kişilikle alakalı değil. Ama ciddi, kriz anında bir davranış biçimidir. Biz bunun eksikliğini ciddi olarak vurgulamak istedik."

Borcu olan firmalar için kolaylık

Toplantının basına kapalı olan bölümünde TÜSİAD, Hazine Müsteşarı Faik Öztrak'tan programda enflasyon hedeflemesine geçilmesini istediği öğrenildi. Toplantıda, döviz kurunun istikrarlı bir çizgiye oturtulması talebi de yinelenirken, ödeme güçlüğü çeken, ancak kuruluş yapısı güçlü firmaların durumunun iyileştirilmesi için şu teklif benimsendi: Söz konusu firmalar bankalar tarafından Hazine'ye bildirilecek. Hazine belirlediği kriterlere göre, Reel Sektör Fonu'ndan bu firmalara kaynak aktaracak. Firmaların bankalara olan borçları için de yeni bir ödeme planı çıkarılacak. Bu arada toplantıda sosyal patlama tehlikesine de değinildi.

TÜSİAD eski başkanı seçime karşı

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu eski Başkanı Erkut Yücaoğlu, TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın seçimi gündeme getirmesine ilişkin olarak, "Bir erken seçimin ne lüzumlu, ne de Türkiye'nin buna tahammülü olduğu kanaatindeyim." dedi. Anayasa değişikliğinin çok önemli bir adım olduğunu; ancak bu adımların arkasının gelmesi gerektiğini kaydeden Yücaoğlu, "Yani bir adım atıp, 6 ay beklememek lazım." dedi.

(İdriz Çokal / Turhan Bozkurt / İSTANBUL Zaman)




İtibar kavgasında TL kayıp, ATO teslim

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, oda olarak başlattıkları "Türk Lirası'na İtibar" kampanyasını sona erdirdiklerini bildirdi.

Aygün, yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Bülent Ecevit tarafından imzalanan "Kampanyaya Destek Belgesi"ni iade edeceklerini de vurguladı.

Açıklamasında, dolardaki artışa seyirci kalınmasını içine sindiremeğini ifade eden Aygün, dolar fiyatının 30 günde 200 bin lira daha artmasıyla, Türkiye'nin "16 Dünya Ticaret Merkezi daha yitirdiğini ve bunun peşine düşülmediğini" savundu. Aygün, kampanyayı sonlandırma gerekçesi olarak, bazı kamu kurumlarında devam eden dolarla fiyatlandırmanın yanı sıra yurtdışına çıkışlarda 50 dolar karşılığı harç alınmasının da içinde bulunduğu 14 maddelik düzenlemenin hükümetçe yerine getirilmemesi ve dolardaki artışa müdahale edilmemesini gösterdi.

Aygün son olarak, dün yapılan Yüksek Planlama Kurulu toplantısında, devletin dolarla fiyatlandırma politikasından vazgeçmesi yönünde 14 maddelik önerilerinin uygun bulunmadığını öğrendiklerini bildirdi. Aygün, açıklamada şu görüşlere yer verdi: "Dünyada dolar düşerken, Afganistan parası dolar karşısında değer kazanırken, ülkemizde doların artışına seyirci kalınmasını içime sindiremiyorum. Ankara'da dolarla alışveriş yapılmasını yasaklayan kararı aldığımız gün, doları 1 milyon 358 bin liradan hükümete teslim ettik. Doların 30 günde 200 bin lira artmasıyla, Türkiye 16 Dünya Ticaret Merkezi daha yitirdi. Ancak Türkiye, bunun faillerinin peşine düşmüyor. Ekonomi yönetimi bunun hesabını vermeli."




Yerli savunma sanayii atakta

Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE), helikopterlere de takılabilen 600 metre menzile sahip bombaatar geliştirdi. Söz konusu bombaatar, bu yıl 5.'si gerçekleştirilen "İDEF 2001 5. Uluslararası Savunma Sanayii Havacılık ve Denizcilik Fuarı"nda MKE reyonunda tanıtılıyor.

MKE tarafından ayrıca, daha önce 3,5 kilometre menzile sahip olan roketin menzili ve başlığı da geliştirilerek 10 kilometreye çıkarıldı.

MKE'nin reyonunun yoğun ilgi gördüğünü belirten yetkililer, su içme ünitesi de bulunan gaz maskelerinin tanıltıldığını ve büyük ilgi gördüğünü söylediler.

Yetkililer, gaz maskelerinin Silahlı Kuvvetler'in isteği üzerine üretildiğini ve şu ana kadar sivillere satılmadığını; ancak isteyen sivillere de 100 dolar karşılığında satılabileceğini kaydettiler.




Refah payı tartışması

2002 bütçesi hazırlanırken IMF'nin görüşlerine müracaat edilmesi, buna karşılık olayın sosyal tarafı olan sivil toplum kuruluşlarının fikrinin alınmaması sendika başkanlarını kızdırdı.

IMF'nin 2001 Bütçe Kanunu ile memur maaşlarında refah payı kadar artış yapılmasını öngören düzenlemenin 2002 Bütçe Kanunu'na konulmamasını önermesi ise sendika başkanları tarafından tepkiyle karşılandı. Memur konfederasyonu başkanlarının tepkileri şöyle:

Tutuma "Nezaketsiz bir davranış." diyen Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Resul Akay: "Biz 2000-2001 bütçelerinde olduğu gibi yüzde 2 refah payının devam etmesini istiyoruz. Hükümetin bir taraftan memurların maaşlarını düzelteceğim diye yetki yasası alırken, diğer taraftan refah payını kaldırmaya çalışması çok yanlış. Gerekli tepkiyi bütçe Melis'e sunulduktan sonra ortaya koyacağız."

Refah payının doğru dürüst verilmediğini söyleyen Memur-Sen Genel Başkanı M. Fatih Uğurlu: "Memur maaşları sürekli enflasyon artışının altında kaldı. Zaten hükümet, memuru gözden çıkarmış durumda. Grevli ve toplu sözleşmeli hakkımızı alsak böyle davranamazlar."

Bu politikalara karşı kasımda eylemler düzenleyeceklerini belirten KESK Genel Başkanı Sami Evren: "Refah payının kaldırılması ayrıntı. Biz bütünüyle IMF politikalarının karşısındayız. ABD'nin savaş politikaları bahane edilerek, kemer sıkma politikaları devam edecektir."

(Şahin Ali Şen / ANKARA cha)




IMF: Program yolunda

Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Dış İlişkiler Direktörü Tom Dawson, Türkiye'nin ekonomik programında işlerin yolunda gittiğini ve IMF İcra Direktörleri Kurulu'nun ekim ortasında Türkiye toplantısını gerçekleştirmeyi planladığını bildirdi.

Dawson, Türkiye'nin gelecek yıl 5,5 milyar dolarlık borç ödemesini erteletme talebinde bulunduğu yolundaki bir soruya karşılık, "Türkiye'nin böyle bir talepte bulunduğunu sanmıyorum. Çünkü zaten İlave Rezerv İmkanı (SRF) çerçevesinde böyle bir imkan var." dedi. IMF İcra Direktörleri Kurulu planlandığı gibi ekim ortasında toplandığı takdirde Türkiye'ye 3 milyar dolarlık 4. kredi dilimi serbest bırakılacak.




Euro uyarısı

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ali Coşkun, Avrupa Birliği (AB) üyesi 12 devletin ortak para birimi Euro'ya 2002 yılı başında geçeceğini hatırlatarak, Türkiye'nin yastık altı paraları ekonomiye kazandırmak için tedbir almasını istedi. Hükümetin yayınlandığı Euro'ya geçiş genelgesinin yeterli olmadığını belirten Coşkun, bu genelge ile yastık altı paraların ortaya çıkmasının imkansız olduğunu söyledi.

Ali Coşkun, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Euro'ya geçiş şartlarının Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü'nün yayınladığı genelgeyle belirlendiğini hatırlattı. Bu genelge ile döviz satım ve döviz alım belgelerini düzenleme zorunluluğu getirildiğini ifade eden Coşkun, banknot değişimlerinde ise bankalar, özel finans kurumları ve yetkili müesseselerin komisyon miktarlarını serbest belirleyeceğine dikkat çekerek, "Nakit dönüşüm işlemlerinde masraf ve komisyon oranları serbest bırakılmaktadır. Böylece pazarlık gücü zayıf olan küçük miktarda döviz bulunduran vatandaşların yüksek komisyonlar ödemelerine yol açılmaktadı.r" dedi.

Belge zorunluğunun, 'yetkisiz kişiler'in ortaya çıkışına sebep olacağını ve Euro değişiminin yer altına ineceğini vurgulayan Coşkun, "Aynı bavul ticareti gibi, şimdi de yurt dışından Euro değişimleri için değişim ticareti yaşanacaktır. Bunun işaretleri görülüyor." diye konuştu.

Coşkun, yastık altındaki dövizin ekonomiye kazandırılması için 'Euro'ya dönüşüm primi' uygulamasının başlatılmasını da istedi. Komisyon oranlarının düşük tutulması gerektiğini ifade eden Coşkun, değişim primlerinin vergiden muaf olması gerektiğini savundu. ANKARA (cha)




Cari işlemler yine fazla verdi

Türkiye'nin ocak-temmuz döneminde cari işlemler dengesi 881 milyon dolar fazla verdi. Türkiye'nin dış ticaret açığı, bu yılın ocak-temmuz döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 71,2 oranında azalarak 3 milyar 404 milyon dolar oldu.

Merkez Bankası ocak-temmuz dönemine ilişkin ödemeler dengesini açıkladı. Dış ticaret açığında yaşanan gelişmelerin başlıca nedeni olarak ihracat gelirlerinin yüzde 9,2, bavul ticaretinin yüzde 9,8 artmasına karşın, ithalat harcamalarının ise yüzde 21,6 oranında azalması gösterildi.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.