'Büyük Birader' geri döndü
Uluslararası ilişkiler ve terör uzmanı Doç. Dr. Deniz Ülke Arıboğan'ın ZAMAN'da yayınlanan bir röportajını okumuştum. Satır aralarında, dünya düzeninin bir ip üzerinde devam etmeye çalıştığını görmemizi sağlayan tespitler göze çarpıyordu: 'Hiçbir yer güvenli değil artık. Hayal edilebilen her şey gerçekleştirilebiliyor. Özellikle bankacılık sistemine yönelik saldırı söz konusu. Onun parasını alıp öbür tarafa, öbürünün parasını alıp bu tarafa. Bir anda gidiyorsunuz milyon dolarınız olmuş, bir anda gidiyorsunuz milyarlarca dolarınızı kaybetmiş olabileceksiniz. Böyle iki tane olay olsa, bütün insanlar bankalardan paralarını çekmeye çalışır. Bu olduğu zaman da bütün bankacılık sistemi çöker. Milyonlarca insan işsiz kalır. Bütün ekonomi altüst olur, her şey biter.'
<ı> Avcıyken 'av' olmak
Arıboğan'ın satırlarının ardından vardığımız sonuç şu oldu: İnsanlar, avlarını yutmak için (bir örümcek gibi) sürekli genişlettikleri ağlarına dolanabilir ve avcı iken av olabilirler. Korunma içgüdüsü ile durmaksızın geliştirilerek şiddeti artırılan silahlar ve var olan düzeni kolay kılmak için (!) aklın sınırını zorlayan teknolojik atılımlar, insanlık adına ileri doğru uzatılan adımlar olarak görülse dahi; aslında bir sonun başlangıcından başka bir şey değil... Çünkü bir nükleer bomba nasıl yeryüzünü büyük bir felaketin eşiğine getirebilirse, vazgeçilmezlerimiz arasına sokulan bilgisayar sistemine yerleştirilecek bir virüs de 'Büyük Birader'in global bir köy haline getirmeye çabaladığı dünyayı, ilkel bir zamana döndürebilir. Yani nükleer bir facianın ortaya çıkarabileceği bir kaos ile teknolojik bir facianın maydana getireceği kaosun şiddeti, görünen o ki dünya üzerinde aynı yankıyı yapacak.
Sanırız kendi ürettikleri sisteme ait paranoyalarla beslenen (paranoyalar gerçeğin habercisi de olabiliyor bazen) birçok Hollywood senaristi de ilhamlarını yaşadıkları düzenden alıyor. İşte bunlardan biri Howard Franklin. Senaryosunu kaleme aldığı Kural Dışı (Anti Trust)'nda, George Orwell'in 1984 kitabına da konu olan büyük bir teknolojik sistemin gözetimi altındaki dünyanın efendisi, yani Büyük Birader'ine benzer bir karakter meydana getirmiş. Franklin'e göre NURV adlı dev bir bilgisayar şirketinin sahibi Gary Winston (Tim Robbins)'ın tek bir amacı vardır: Uydu iletişim sistemleri aracılığıyla tüm dünyayı birbirine bağlayacak büyük bir projeyi geliştirip uygulamaya koymak. Ve bütün dünyayı kendi teknolojik gözleriyle izleyip sisteme müdahalelerde bulunmak. Bunun için de, dâhi çocuklara ihtiyaç duymaktadır. Standford Üniversitesi'nden mezun iki bilgisayar kurdu arkadaş Milo (Ryan Phillippe) ve Teddy (Yee Jee Tso) bu dev şirketten çalışma teklifi alırlar. Gary Winston şirketinde işe başlayan Milo, bir süre sonra her şeyin göründüğünden farklı olduğunu anlar...
Sürekli izleniyoruz!
Daha önce Gwyneth Paltrow'un oynadığı ''Rastlantının Böylesi'' (Sliding Doors) filminden hatırlayacağımız yönetmen Peter Howitt, Orwell'in 'Büyük Birader' tezinin gerçekliği üzerine bir film ortaya çıkarmış... Teknolojinin durmaksızın gelişirliliği konusunu ve hayatı sarmalaması noktasında ne kadar büyük bir silah olabileceğini başarılı bir biçimde anlatan Howitt, birilerinin bilgisayar kablolarından ve iletişim teknolojilerini takip ederek sürekli insanları gözetlediğini gerçekçi bir anlatımla dile getirmiş. Bunu yaparken heyecanlı bir gerilim hikayesi de sunmaktan geri kalmamış... Elbette genç oyuncuların yanı sıra usta aktör Tim Robbins'in vasatın üstündeki performansı da hem senaristin hem de yönetmenin dile getirmek istediklerini beyazperdeye istedikleri gibi yansıtma imkanı vermesi de başarılı bir ürünün ortaya çıkmasında büyük bir etken olmuş.
Howitt'in filmi, ilerleyen teknolojinin kölesi bir insan ırkının da habercisi gibi. Koltuklarınızda otururken kendinize, 'Teknoloji yaşama ait her şey mi?' sorusunu da sormadan edemiyorsunuz... Teknolojinin, kötü beyinler tarafından kullanılmaya başlandığı takdirde dünyanın geleceği noktasında kırılma anlarının meydana gelebileceğini konu alan birçok film çevrildi bugüne kadar. Ancak ''Kural Dışı'' bize göre içlerinde kaydadeğerler listesinde önemli bir yer edinecek. Bu arada son bir not; film Amerika'da gösterildiğinde NURV'nin Microsoft'u, Tim Robbins'in canlandırdığı Gary karakterinin de Bill Gates'i bilinçli olarak ima ettiği dile getirilmişti!
Bir semtin duygusal öyküsü
''Cahil Periler''in duygusal öyküsü, Roma'nın Ostiense semtinde geçiyor. Kendine özgü sokakları, evleri ve teraslarıyla, Roma'nın kalbinin attığı semtlerden biri Ostiense. Semt, her kesimden sakinleri ve eski ile yeniyi birlikte barındırmasıyla her zaman dikkat çekmiş.
Ostiense, yönetmen Ferzan Özpetek'in 25 yıldır yaşadığı semt. Serra Yılmaz ve Kargo topluluğundan Koray Candemir'in de rol aldığı ''Cahil Periler''in başrollerini, modern İtalyan sinemasının en iyi dramatik oyuncuları arasında gösterilen Margherita Buy ve Stefano Accorsi paylaşıyorlar. Yönetmen Ferzan Özpetek filmini ''aşkın, ailenin ve arkadaşlığın bütünleşmesinden doğan yeni anlamların öyküsü'' olarak tanımlıyor.
Karmaşık ilişkiler yumağı
Şarkıcı, küçük bir kasabada, karmaşık bir aşk ilişkisi anlatılırken 40 yıl öncesinin insanlarına, toplum yapısına değiniyor. Ekim ayı başında başlayacak olan Altın Portakal Film Festivali'nde de yarışacak olan filmde Yeşim Salkım, Berhan Şimşek, Nurseli İdiz gibi ünlü isimler yer alıyor.
1950'ler; Türkiye'de değerler değişmekte. Kariyeri düşüşe geçen bir şarkıcı bir kumpanyaya katılarak Anadolu turnesine çıkar. Turnede başarılı olunca, kasaba ağasının ilgisini çeker. Oysa, şarkıcının gönlünde kasabadaki mühendis vardır. Trajik geçmişi yüzünden kasabada sürgüne gelmiş bir doktor ise gelişen olayların ve beklenen çatışmaların sessiz seyircisidir.
Terör kurbanları için konser
11 Eylül'de New York'ta yaşanan terör olayında ölenler anısına müziğin dev isimleri 20 Ekim'de New York Madison Square Garden'da büyük bir konser verecek. Ünlü şarkıcı Paul McCartney'in öncülüğünde bir araya gelecek sanatçılardan bazıları şunlar:
Mick Jagger, Celino Dion, Led Zeppelin, Bon Jovi, Ringo Star, Sting, Bruce Springsteen, Elton John, Stevie Wonder, Santana, Eminem, Billy Joel.
Sanatı da 'zamlı' izleyeceğiz
Sanatseverler, yeni sezonda bazı sanat eserlerini ''zamlı'' izleyecekler. Devlet Opera ve Balesi (DOB), Devlet Tiyatroları (DT) ile Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), bilet fiyatlarına zam yaptı. Yeni sezonda CSO biletleri 2 milyon liradan 3 milyon liraya çıkarken, opera ve baleye gitmek isteyenler 4-8 milyon lira ödeyecekler.
Devlet Tiyatroları'nda ise geçen sezon 3 milyon lira olan tam bilet yaklaşık yüzde 35 oranında zam görerek 4 milyon liraya, 2 milyon lira olan öğrenci bileti ise yüzde 25 zamlanarak 2,5 milyon liraya çıktı. Çocuk oyunları ise 1,5 milyon liraya izlenebilecek.
CRR'de Kantemiroğlu konseri
Tarihçi, müzikolog ve besteci Kantemiroğlu, yapılacak iki önemli etkinlikle anılıyor. Türk müziğinin ilk yazılı notalarından birinin yazarı olan Kantemiroğlu, Türk mûsikîsinin en önemli eserlerinin günümüze gelmesini sağladı. Dimitri Kantemir'in ilginç ve maceralarla dolu kişiliği, Kantemiroğlu Topluluğu'nun Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda vereceği konserle bugüne yansıyacak.
Kantemiroğlu'nun ''Bûselik Aşirân Peşrev'', ''Büzürk Peşrev'', ''Rast Peşrev'', ''Sipihr Peşrev'', ''Buselik Peşrev'' gibi eserlerinin seslendirileceği konser bugün 19.30'da başlayacak.
|