Ahmaklığın stratejisi
Arapların bir sözü var: "Köyde kavga çıkınca düşman düşmanına saldırır." Küresel köyde bir silah patladı. Ortaya çıkan karambolde herkes düşmanını arıyor.
Şu ana kadar tetiği kimin çektiği tespit edilmiş değil. "En büyük şüpheli" veya "baş zanlı" Usame bin Ladin. Ama suçlu çoktan ilan edilmiş bile: Müslümanlar. Tehdit algısı ve tanımsal çerçeve biraz daha genişletilerek İslam neredeyse herkesin ortak düşmanı haline getiriliyor.
Belli ki küresel bir çatışma ve arkasından kurulması düşünülen "yeni bir düzen" için "medeniyetler çatışması" tezini ortaya atanlar kendilerince uygun bir konjonktürü yakalamış olmanın heyecanını yaşıyorlar. Moskova, Belgrat, Tel Aviv, Yeni Delhi, Atina ve diğer Batılı başkentler açık veya gizli çoktan harekete geçmiş bulunuyorlar. 11 Eylül saldırısını bahane edenler, sahiden "Haçlı seferi" sayılacak operasyonların başlatılmasını istiyor, bütün İslam dünyasının zekasına hakaret edercesine demeçler veriyorlar. İtalyan Başbakanı Silvio Berlusconi, "Batı'nın teröre karşı strateji geliştirirken kendi uygarlığının İslam dünyasından üstün olduğunu göz önüne alıp kendine güven duyması gerektiğini" söylüyor.
Biz, İtalya'nın Libya'da, Türkiye'de ve başka yerlerde hangi medeniyet gerekçeleriyle ne aradığını, en kanlı siyasi rejim olan faşizmin niçin İslam dünyasında değil de İtalya'da neşvünema bulup bütün dünyaya salgın bir hastalık gibi yayıldığını sormayacağız. O İtalyanlar ki, toprakları için meşru savaş veren yüzlerce Libyalıyı uçaklara doldurup binlerce metreden aşağı attılar. Evet, bunu sormayalım. Ama şimdi başbakanlık yapan ve "insanlara geniş refah sağlayan, insan hakları ve dine saygıyı garanti altına alan bir değerler sisteminden oluşan Batı uygarlığı"ndan söz eden medya patronuna İslam ülkelerinde niçin bunların olmadığını; refahı, insan haklarını ve dine saygıyı kimin engellediğini sorma hakkımız var.
Ve eğer Batı'ya kaynak, avantaj ve üstünlük sağlayan İslam dünyası baskıcı rejimler altındaysa, insan yüzlü bir dünya için refah, insan hakları ve dine saygı talebiyle ortaya çıkan bütün siyasi hareketler ve muhalif akımlar kategorik olarak "şiddet, terör ve irtica" adı altında mahkum edilip insanlara hiçbir ifade ve temsil imkanı tanınmıyorsa bunda Berlusconi ve benzerlerinin payını da sorabiliriz.
İslam dünyasının ağır baskılar altında olduğu doğrudur. Ama mevcut diktatörlüklerin ve monarşilerin hepsi birer fotokopidir; bunların orijinal nüshalarını Mussolini, Hitler, Franko ve Stalin gibi diktatörleri çıkaran Batı'nın karanlık mahzenlerinde aramalı.
Henüz daha failleri kesin olarak bilinmeyen 11 Eylül saldırısının faturasını "İslami örgütler"e çıkarıp, bundan "siyasi İslam", "İslamcılık" ve hatta sosyal ve kültürel talebi olan her akıma karşı daha gelişmiş, derinlemesine işleyen ve özünde imha edici devlet politikaları çıkartmak ve bu konuda bazı İslam başkentlerine telkinlerde bulunmak çok eski bir strateji. Yunan Petros Papakonstantinu bu olayın "Ankara'yı Amerikalıların gözünde İslamcı aşırıcılığa karşı en önemli köprübaşı durumuna getirdiğini" söylüyor. Tunku Varadarjan ise İslamcılara karşı askeri güç kullanmak üzere Türkiye, Hindistan ve İsrail'in işbirliğini öneriyor. Ne güzel bir fikir: Hıristiyan dünyanın desteğinde Yahudilerle ve budistlerle İslam'ı baskı altına alacak Müslüman bir ülke. Bu sadece garazkârane veya çılgınca değil, aynı zamanda ahmakça bir şey.
Başka bir açıdan, tam da zaten var olan ve giderek aktif hale gelme istidadı gösteren mevcut şiddet potansiyelinin daha da azması için 'keskin zeka ürünü' bir formül bu. Başbakan olduğu ilk günlerde Ehud Barak —her nasılsa— "Eğer ben Filistinlilerin şartlarında yaşıyor olsaydım terörist olurdum." demişti. Hiç kimse Filistinlileri ciddiye almıyor, insan yerine koymuyor. Ekonomik eşitsizliğin, yokluk ve sefaletin, siyasi baskıların, çifte standart tutumların ve sosyo—kültürel dışlanmışlığın insanları kızgınlığa ve şizofreniye sürüklediği bu dünyayı eğer zapturapt altına almanın mümkün olan tek yolu buysa, bu yolu önerenlerin aklına şaşmak lazım.
a.bulac@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
05/
09/
2001...
Güvenlik ve ekonomi
08/
09/
2001...
ANAP'ın modern muhafazakârlığı
11/
09/
2001...
Yeni bir anayasa
12/
09/
2001...
İdam cezası
15/
09/
2001...
Derin eylem
18/
09/
2001...
Afganistan
19/
09/
2001...
Batı'dan önce
22/
09/
2001...
Aranan düşman
25/
09/
2001...
Haçlı seferi ve cihat
26/
09/
2001...
Demokrasiden geriye dönüş
|