Bin yılın fırsatı
Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kuleleri ile Pentagon'a yönelik kamikaze saldırılarının yapıldığı 11 Eylül'le girilen yeni çağda, tahmin edildiği gibi dünya dengeleri değişecek, eski döneme ait anlayış ve yaklaşımlar bütünüyle tarihin tozlu raflarına kaldırılacak.
Terörist saldırıdan sonra insanlık, tarihindeki en büyük derslerinden birini aldı, insan unsurunun ne denli önemli olduğunu kavradı. İdeolojik ya da ezilmişlik duygusuyla ölümü göze alacak kadar militanlaşan insanların teknolojiye meydan okurcasına dünyayı nasıl cehenneme çevirdiğini gördü.
Refah toplumunun geleceğini tehdit eden bu saldırı, Amerika ve Avrupa'daki insanlardaki güven duygusunu parçaladı. Paranoyak belirtiler uç verdi.
Bu olay sonrasında Türkiye artık merkeze oturdu. Gerek terörle yaptığı 15 yıllık mücadelesi, gerekse tarihi dinamiklerden gelen stratejik konumu itibariyle dünyanın gözünü diktiği bir ülke durumunda.
Türkiye'nin emsalsiz bir yeri var. İslam bin yıldır bu topraklarda doyasıya yaşanıyor. Zorlama ve dayatma olmaksızın sevgi ve hoşgörüyü esas alan Yesevi ruhu bir medeniyet oluşmasına öncülük etmiştir.
Defalarca Haçlı Seferi'ne maruz kalmamıza rağmen yönümüzü Batı'dan çevirmedik. Küçük bir beylik olan Osmanlı'nın Anadolu birliğini sağlaması ve imparatorluğa dönüşmesindeki ana etken de zaten bu.
Son 80 yıldır Batı'nın değerlerini benimsemiş ve yaşamış olmamıza rağmen bilinç altındaki "Haçlı" düşüncesini silemedik. Buna İslam ülkelerinin içinde bulunduğu içler acısı durum da eklenince uçurum daha da açıldı.
Afganistan ve Taliban örneğindeki bir medeniyet, İslam'ı Batı'da ne tanıtabilir ne de sevdirebilir. Türkiye gibi demokratik, laik, serbest piyasa ekonomisini benimsemiş, Müslüman bir ülke; ancak bu açılımı sağlayabilir, yanlış anlaşılmaları önleyebilir.
Hilal—Haç kavgasını tarihin derinliklerine ebediyen gömecek yegane ülke Türkiye'dir. Türkiye bu tarihi rolünü oynamak zorunda. Batı'da uç veren "İslam karşıtı" düşünceler dünyaya yeni bir kaos ve kargaşa çıkartabilir. Böyle bir durumdan dünya kazançlı çıkamaz. Bu bunalımı aşacak anahtar Türkiye'nin elinde.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dünkü sohbetimizde Türkiye'nin anahtar rolünü üstlenmesi için bu perspektifi dünya kamuoyuna anlatacak siyasetçilere ihtiyaç duyulduğunu söyledi haklı olarak. Deniz Baykal, Doğu ile Batı değerlerini meczeden tek ülkenin Türkiye olduğunun altını çiziyor.
ABD eski Başkanı Clinton, Aralık 1999'da TBMM'de yaptığı konuşmada 21. yüzyılın kaderini belirleyecek ülkenin Türkiye olduğunu söylemişti. Zaman Clinton'ı haklı çıkardı.
Ne yazık ki, siyasal elit, günü kurtarma peşinde. Batı'daki gibi fikir üreten think—tank kuruluşları da burada yaygın olmayınca hükümet dünya medyasını izleyerek olayı çözmeye çalışıyor.
Geçen yüzyıla, milliyetçilik akımları sonucu sürekli toprak kaybeden, müttefiklerin gözünde "hasta adam" konumundaki Osmanlı olarak girmiştik. Şimdi ise durum bambaşka.
Amerika Birleşik Devletleri'nin on yıl bile sürebilecek bir mücadeleye hazırlandığını açıklaması, Ortadoğu ve Asya'daki harita değişikliklerine işaret ediyor.
Bölgedeki şifreli iki kelime: Türk ve Müslüman. Bu iki ortak paydaya sahip ABD'nin tek müttefiki var. Topraklarımız dışındaki bu gelişmeleri sadece izleyen değil yönlendiren de olabiliriz.
Vuran tarafın kesin belli olmadığı ilginç bir savaşla girdik yeni bin yıla. Masum ve sivil halkın mağdur olmaması ve İslam dünyasının doğru anlatılması için tarihte görülmemiş bir şans duruyor önümüzde.
i.karayegen@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
07/
07/
2001...
İki parti gerçeği
14/
07/
2001...
Güven bunalımı
21/
07/
2001...
Sağda Tayyip paniği
28/
07/
2001...
Liderlerin sorumluluğu
06/
08/
2001...
Seracılığın başkenti Kumluca'dan
18/
08/
2001...
AK PARTİ'ye avans verilmeli
01/
09/
2001...
Cinnetin resmi ve sonbahar sendromu
08/
09/
2001...
Önceliğimiz yine hukuk
15/
09/
2001...
Milat
22/
09/
2001...
Yeni dönemde yeni fırsatlar
|