KOBİ’lere kriz reçetesi
İstanbul Ticaret Odası (İTO), Türkiye'de istihdamın yüzde 64'ünü oluşturan Küçük ve Orta Boy İşletmeler'e (KOBİ) krizde ayakta kalmanın reçetesini sunuyor.
İTO tarafından yayınlanan Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve KOBİ'lerin Yönetim Sorunları adlı kitapta, daha çok aile şirketi yapısına sahip KOBİ'lerin ekonomik krizde ayakta kalabilmesi için ne gibi tedbirler alması gerektiğinden uzun vadeli hedeflere ulaşma stratejilerine varıncaya kadar pek çok çözüm önerisi yer alıyor.
Kitapta, "Krizde ayakta kalmak için firmanızı uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek güce ulaştıracak organizasyonel yönetim biçimini benimsemelisiniz." uyarısı yapılıyor.
Dr. Yüksek Mühendis H. Melih İlter'in hazırladığı KOBİ'lerin Yönetim Sorunları kitabında öncelikle aile şirketi yapısındaki firmaların kriz dönemlerinde çabuk dağıldıkları belirtilerek, bu sürecin ikinci kuşağın eline geçtiğinde daha da hızlandığı vurgulanıyor. Kitapta Türkiye'den ve dünyadan çarpıcı aile şirketi örneklerine de yer verilirken, aile şirketlerinin ekonomik krizlerden en az zararla çıkabilmeleri için patron kimliğinden uzaklaşıp nimet ve külfeti çalışanlar arasında eşit bir şekilde dağıtmaları gerektiği kaydediliyor.
Aile şirketleri önde
İTO'nun çalışması, aile şirketi konumundaki orta ölçekli firmaların çok güçlü bir mali yapıya sahip olduğuna dikkat çekiyor. Almanya'daki orta ölçekli firmaların (MİTTELSTAND) belirli sahadaki teknolojinin dünya liderliğini elinde tutarken, bu firmaların üretimlerinin yüzde 90'ını ihraç ettiği vurgulanıyor. Bu arada Almanya'nın toplam ihracatının yüzde 12'sini oluşturan MİTTELSTAND'lar, istihdamın da 2/3'ünü oluşturuyor. Yine ülke içindeki satışların yüzde 50'si de bu firmalara ait.
KOBİ yöneticilerine tavsiyeler
* Kurumsal değişim lideriniz olmalı
* Uzun vadede kurumsallaşın
* Sizden sonraki lideri belirlemelisiniz
* Patron olarak her şeyi denetlemekten vazgeçin
* Yönetim faaliyetlerini dağıtmalısınız
* Tek adam şovu yapmayın
* Şirket ve aile kavramlarını birbirine karıştırmamalısınız
* Çalışanlarınıza gereken eğitimi aldırın
* Unutmayın, kısa vadeli krediler risklidir
* Yöneticileriniz sizin kalıplarınızdan farklı olmalı
* Başarı için gerçek ölçünüz organizasyonel gelişme olmalı
* Gerçekçi hedefler belirleyin
* Çalışanlarınız için külfet ve nimet dengesini sağlayın
* Şirketinize garip isimler koymamalısınız
* Genç nesil yetiştirmeli, onların fikrine değer vermelisiniz
* Çalışanlarınızın fikrini almalısınız, en alttakilerin bile
(Turhan Bozkurt / İSTANBUL cha)
Kaliteden uzak ihracat olmaz
Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Başkanlar Kurulu Başkanı Abdulkadir Çıkmaz, kalite yükseltilmeden ihracatın artırılamayacağını söyledi.
Çıkmaz, üretim ve ihracatın artırılmasının krizin atlatılmasını sağlayacağını belirterek, "Ancak, üretim ve ihracatta kalite faktörü gözetilmez ise ürettiğimiz elimizde kalır, pazar pazar dolaşsak da alıcı bulamayız." dedi. Türkiye'nin ekonomik krizi ihracatla aşacağını, ihracatın da kalite ile artırılabileceğini kaydeden Çıkmaz, "Kalite, çağımızın olmazsa olmaz olgusu haline gelmiştir. İhracatçılar olarak bunun önemini en iyi bilmesi gereken kesimlerden birisiyiz." diye konuştu.
Çıkmaz, bin bir emekle girilen pazarların, bazen 3-5 kendini bilmezin günü kurtarma düşüncesi nedeniyle bir bir kapandığını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Türkiye bir ekonomik savaş veriyor. Bu savaşta, bütün bireyler nefer gibi hareket etmeli. Güçlükle bulunan pazarlara, kaliteli ve sağlam ürünler ihraç edilmeli. Kalitesiz, bozuk, delik, çürük, kokmuş, defolu ürün ihraç eden ihracatçı, belki 1-2 parti malda para kazanabilir; ama o pazara artık ne kendisi girebilir, ne de Türk ihracatçıları. Hiç kimsenin böylesi bir son hazırlamaya hakkı yoktur. İhracat ülkenin umudu, pazar altın yumurtlayan tavuktur. Ama tavuğun altın yumurtlamasını beklemek yerine, (tavuğun karnındaki altınları alacağım) diye tavuğu kesen zihniyetler yüzünden umut pazarlarımızı dahi kaybettiğimiz oldu. Çok yazık oluyor, bu devirde bu düşünceyle hareketi kabullenemiyoruz."
Türkiye'nin ihracata ağırlık vermesi ve kalitesiz ürünlerin yurtdışına çıkışına göz yumulmamasını isteyen Çıkmaz, kurnazlık yaptığını sananların, önce kendilerini, sonra ülkeyi kandırdıklarını ve zarara uğrattıklarını da sözlerine ekledi. GAZİANTEP (Zaman)
Anadolu Finans ile PTT işbirliğine gitti
Anadolu Finans, PTT ile anlaşma yaparak Anadolu'nun en ücra köşesine hizmet götürecek. Ankara HiltonSA Oteli'nde önceki akşam düzenlenen tanıtım toplantısı ile PTT- Anadolu Finans işbirliği projesine start verildi.
Toplantıda konuşan PTT Genel Müdürü Dr. Dursun Dağaşan, bunun PTT tarihinde bir ilk olduğunu belirterek, hedeflerinin Postbank'ı kurmak olduğunu ifade etti. Postbank'ın fiili olarak çalıştığına dikkat çeken Dağaşan, sadece adının konmasının kaldığını ifade etti. Anadolu Finans Genel Müdürü Yunus Nacar ise, PTT ile yapılan anlaşma ile 706 şube birden açtıklarını anlatarak, "Hizmetlerimizi kaliteli hale getirip, Anadolu'da her vatandaşa ulaşmayı hedefledik. Bunun için PTT ile işbirliğine gittik. Bu işbirliği ile PTT'den online ile bankacılık hizmetlerini alacağız. İşbirliği anlaşması ile 27 olan şube sayımızı 733 yaptık." açıklamasında bulundu. İstikbal Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Boydak da, krizden dolayı şube açmak yerine PTT ile işbirliği yolunun daha doğru karar olduğunu bildirdi. ANKARA (cha)
Sendikalı işçinin avantajları
Sendikalı işçi çalıştıran firmaların krizden daha az etkilendikleri bildirildi. DİSK'e bağlı Tekstil-İş Sendikası Toplu Sözleşme Daire Başkanı Nuri Toprak, sendikalı işçinin çalıştığı firmanın yaşanan ekonomik krizi en az olumsuzlukla atlatmasında büyük etken olduğunu belirterek, "Çünkü, sendikasız olduğu için kaybedecek hiçbir şeyi olmayan işçi, işverene sadık ve verimli olamıyor." dedi.
Toprak, ekonomik krizin istisnasız tüm sektörleri sarstığını, tekstil işkolunda ise bunun çok daha şiddetli hissedildiğini kaydederek şöyle devam etti: "52 bin 587 üyemiz bulunuyor. En fazla kayıtsız işçi de tekstil işkolunda çalışıyor. Sendikamız Araştırma Dairesi'nce yapılan tespitlere göre, kayıtsız, sigortasız, çok düşük ücretle işçi çalıştıran işyerleri krizle birlikte çöküşe girdi. Ancak, sendikalı işçi çalıştıran işyerlerinde krizin etkisi, diğerlerine oranla daha az hissedildi. Yüzlerce, hatta binlerce işçi çıkışı oldu diyebilirim; ancak bu işyerleri kapılarına kilit vurmadı. Bazıları küçülmeye gitti, bir bölümü işçileri 90'ar günlük sürelerle dönüşümlü olarak ücretsiz izne çıkardı."
Sendikanın avantajları
Toprak, işyerinde sendikalı çalışan, ücretini düzenli alan, sosyal haklara sahip bir işçinin verimi ile aksi koşullarda çalışanın aynı olamayacağını belirterek, şöyle konuştu: "Çünkü, sendikasız çalıştığı için kaybedecek hiçbir şeyi olmayan işçi, işverenine sadık ve verimli olamıyor. İşçi 3-5 kuruş fazla para veren başka bir işyerine arkasına bakmadan gidiyor. Bu durumda, işveren yüzüstü bırakıldığında itibarı da sarsılıyor. Buna karşılık, hakkını alan, sendikal güvencesi olan işçi işine dört elle sarılıyor, işini kaybetmemek için olağanüstü çaba harcıyor."
Toprak, ayrıca, yasa yapıcıların kayıtdışı ekonomiyi kayıt altına alan ve sendikalı işçi çalıştırmayı kolaylaştıran düzenlemelere gitmelerinin, demokrasi ve ekonomik gelişme açısından büyük önem taşıyacağını kaydetti.
GAP, hayat standardını değiştirdi
GAP bölgesinde sulamaya geçilmesi ile Şanlıurfa ve Harran ovalarında tarım yapılan alan 116 bin 65 hektara çıktı. Sulu tarımla kişi başına 600 dolar olan getiri 1.519 dolara yükseldi.
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Bölge Müdürlüğü Orman ve Sosyal Projeler Grubu'nun bilgilerine göre, 1994 yılında Şanlıurfa ve Harran ovalarında, tarım yapılan 30 bin hektar alanın yüzde 69'una hububat, yüzde 21'ine pamuk, yüzde 8'ine mercimek, yüzde 2'sine de birinci ürün sebze ekimi yapılırken, sulu tarıma geçildiği 1995 yılında birinci ürün hububat ekim alanı 28 bin 900, ikinci ürün ekim alanı 24 bin 520 olmak üzere 53 bin 420 hektara yükseldi.
|