Kafa karıştıran mektup
Dün Hürriyet, Star, Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinde yayımlanan bir haber, kafaları iyice karıştırdı. Haberde Dünya Ticaret Merkezi'ne çakılan uçakta bulunan Muhammed Atta'nın bagajında beş sayfalık bir 'ölüm kılavuzu' çıktığı ileri sürülüyordu. Habere göre 'Uçağa binince..' diye başlayan bu nüshalarda şahısları, ölüme kolaylıkla
gitmelerini sağlamak için motive eden ifadeler bulunuyordu.
Bu haberlerde dikkat çeken en önemli husus ise mektubun nerede ve nasıl ortaya çıktığı oldu. Hürriyet ve Sabah, mektubun Dünya Ticaret Merkezi'ne çakılan uçağı kullanan Atta'nın bagajında çıktığını kaydederken başka ayrıntı vermediler. Milliyet ise mektubun nerede bulunduğuna dair hiçbir bilgi kullanmadı. Peki Atta'nın bavulu neredeydi? Uçakta olma ihtimali düşünüldüğünde, ikiz kulelerin çelik taşıyıcılarının bile oluşan alev topuyla eridiği, cesetlerin kül olduğu bir ortamda bavulların ve 5 sayfalık mektubun zarar görmeden çıkmasını izah etmek mümkün olmayacaktı. Söz konusu gazeteler buna değinmezken Star ve Cumhuriyet, mektubun Atta'nın Boston'da uçak değiştirirken unuttuğu valizinde bulunduğunu savundular. The Washington Post'a dayanarak yayımlanan haberlerde tüm gazetelerin aynı paydada buluştuğu husus ise bu mektubun bir benzerinin Pennsilyvania'da düşen uçağın enkazından zarar görmeden çıkmış olması... Suçlu ilan edilenlerin yaşadığı ya da gizli servislerle ilişkili çıktığı (Yeni Şafak dün FBI'ın resmen açıkladığı listedeki 19 kişiden 7'sinin yaşadığını ileri sürdü.) süreçte bu tip haberler oldukça kuşku uyandırıyor. Üstelik daha kısa bir süre önce de Milliyet'ten Ece Temelkuran ve Hürriyet'ten Serdar Turgut, suçlu ilan edilenlerin porno film izledikleri, bol bol pizza yedikleri, olayın hemen ardından araçlarda Kur'an ve Arapça yazılı uçuş kılavuzları bulunduğu yönündeki haberleri 'yönlendirme' amaçlı olarak niteleyerek alaya almışlardı...
Ne tür bir rahatsızlık!
Sabah'ta 'rahatsızlığından dolayı' yazılarına ara verdiği söylenen Erdal Bilallar'ın Beşiktaş'taki bir panelde konuşmacı olduğu ortaya çıktı. Hürriyet'ten Tufan Türenç'in dün yazısında belirttiği panelde Bilallar ve diğer katılımcılar 'daha iyi bir Beşiktaş'ı tartıştılar.
ALINTI
Melih Aşık / Milliyet
Okurumuz Hakan Aygün, gönderdiği notta, Türk basınında savaş tahrikçiliğinin arttığı ve haberlerin savaşa güdümlü düzenlendiği bir dönemde barışçı eylemleri duyurduğu için gazetemizi kutluyor... Hürriyet ve Sabah gibi iki dev gazetenin adeta savaşa kilitlendiğini, barışçı eylemlerle ilgili haberleri hiç vermediğini kaydederek gülümsüyordu: 'Savaş meraklısı basınımıza yeni bir görev çıktı. Türk kamuoyunun yanında Amerikan kamuoyunu da savaşa ikna etmek...' ABD, Afganistan'ı vurdu vuracak. Ama elinde ne Ladin'i ne Taliban'ı suçlayacak somut kanıt var. Ikınıyor sıkınıyor, kanıt ortaya koyamıyor. Bu durumda belli ki ''Önce asalım, sonra yargılarız'' sloganını hayata geçirecek Washington kovboyları. Ne var ki halklar enayi değil... Saldırıdan önce kanıt istiyor. Ladin'in uluslararası bir mahkemede yargılanarak cezalandırılmasında ısrar edenlerin sayısı giderek artıyor. Dünya, ABD'nin karşı terörüne alet olmak istemiyor. Uyanalım biz de...
Klaus Dahmann / Deutsche Welle Radyosu
Çoğunluğun inandığı ve uyguladığı şekliyle gerçek Müslümanlık bir barış dinidir. Kur'an-ı Kerim de insanlığı savaşa kışkırtmaktan ziyade barış içinde yaşamaya ve topluma yararlı insan olmaya teşvik eder. Bazı radikal düşünceye sahip olan kişilerin, Kur'an'daki sure ve ayetleri kendilerine göre yorumlayıp, intihar saldırıları düzenleyerek masum insanların canına kıymalarının, gerçek İslam'la uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Hem şu da unutulmamalı: Hıristiyanlık tarihinde de, İncil'i kendilerine göre yorumlayıp mezalim yapanların sayısı hiç de az değildir.
|