Halka hizmet
Uluslararası bir ekonomi toplantısında devletlerin topladığı vergi konuşulmaktadır. Ortaya bir fikir atılır: Halktan toplanan vergilerin dağılımı nasıl yapılacak?
Amerikalı bakan söz alır:
– Biz, Amerika'da önce yere bir çizgi çizeriz ve topladığımız vergileri havaya atarız. Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız.
Derken bir Avrupalı bakan söz alır:
– Bizim Avrupa'da başka; ama ona benzer bir uygulama yaparız. Önce yere bir daire çizeriz. Halktan toplanan paraları havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri de devlet harcamalarına kullanırız.
Sonra bizim Derviş başlar konuşmaya:
– Bizim uygulamamız ise daha kısa. Biz öyle yere çizgi ya da daire falan çizmeyiz. Atarız paraları havaya, yere düşenleri ekonominin deliklerini tıkamak için kullanırız, havada kalanlar ise halka hizmet olarak geri döner.
Hatıra defteri
Hani DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, milletvekili sayısının 550 olmasının halkla siyasetçinin kucaklaşmasına engel olduğunu söyleyip 450'ye düşürülmesini istiyor ya, bir hatırlatma yapalım istedik.
1995 yılında 450 olan milletvekili sayısının 550'ye çıkmasını sağlayacak anayasa değişikliğine imzayı atan ilk milletvekillerinden birisi yine Tansu Çiller'di.
Deniz
DYP'ye yeni katılımlardan dolayı Tansu Çiller'in pek mutlu olduğu söyleniyor. Çiller, yaptığı bir değerlendirmede 'Sular denize akıyor!' demiş.
Peki, Deniz Baykal ne diyor bu işe?
Maaş
Türkiye Kamu–Sen Genel Başkanı Resul Akay, IMF'nin Türkiye'nin memur maaşları ile ilgili olarak telkinde bulunduğunu söyleyerek, "Her şeye IMF karar verecekse bu hükümet ne işe yarayacak?" diye soruyor. Akay'a göre, "IMF, devlet memurlarının maaşını belirleyemez"miş!
Sayın Akay biraz çağ dışı kalmışlar, değil maaşları, memurların 'aş'larını bile yakında IMF belirleyecek. Ev hanımları her gün yemek yapmadan önce, IMF sorumlusunu arayıp, "Bugün hangi yemeği yapabiliriz? Taze fasülye pişirsek, bunun ekonomiye olumsuz bir katkısı olabilir mi? Yemeğin içine tuzu (tabii ki en önemlisi) biberi ne kadar atalım da, enflasyon artmasın?" diye soracaklar.
Savaş
11 Eylül'de Amerika'daki terör eyleminin ardından 1 ayı bulmasa bile uzun bir süre geçti. Üç haftadır, sürekli ABD'nin açacağı savaşta, nereleri nasıl vuracağını okuyor, dinliyoruz. O kadar çok süre biçildi ki savaşın başlama tarihine... Bizim basına göre ABD hemen her gün "vur!" emri veriyor ve 24 saat içinde savaş başlıyor.
Çok 24 saatler geçti; ama olmadı. Savaş çıksa bizimkiler de rahatlayacak. Diyecekler ki: "Bakın biz çıkacak dedik, çıktı. Yarın çıkacak dedik, çıktı. İşte biz böyle araştırmacı ve uzman bir medyayız."
Ama olmuyor, olmuyor, olmuyor. Delil göstermede zorlanan ABD, savaşta da ayak sürüyor; olmuyor. 20 gündür, vatandaşın 'aş'ıyla değil vatandaşın 'savaş'ıyla yatıp kalkan medyanın artık ağız değiştirme zamanı geldi.
Lütfen bundan sonrası savaşın başlama tarihi konusundaki tahminlerini bir gözden geçirip, "3 vakte kadar" gibi lastikli cümleler kullanıp, daha fazla hem kendilerini ve bu medyanın bir mensubu olarak bizi madara olmaktan kurtarsınlar.
Çare-siz
Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ülkenin hak etmediği bir zamanda makbul ve makul sayılamayacak sebepten dolayı ekonomik bunalıma girdiğini söylüyor ve ardından da ekliyor:
"Eğer ülke iyi yönetilemiyor ve halk ıstırap içindeyse, bunun çaresi seçimdir!"
Ne kadar da haklı. Üstelik yapmadığı bir şeyi de söylemiyor. İnanmıyorsanız açın siyasi tarihi de bir göz atın. Kaç defa kendisi başbakan iken durumu sıkıntılı gördüğünde hemen seçime koşardı. Açın da okuyun.
Boruhattı
Kazakistan'da Rusya'nın Karadeniz'deki Novorossisk limanına uzanan petrol boru hattının 2–3 hafta içinde yapılacağı açıklanmış. Tek açılan bizim bütçe değil demek ki, başka açılışlar da oluyor dünyada!
Nabız
ANAP Genel Başkan Yardımcısı Erkan Mumcu, yeni dönemin ANAP için gerçekten yeni bir dönem olacağını belirterek, "Toplumun nabzını tutan, toplumun taleplerini dikkate alan, görüşlerini, yargılarını iktidara taşıyan bir anlayışın sözcülüğünü yapacağız." diyor.
Durum baştan sakat. Bütün o dediklerini toplumun nabzına bakarak yapacaklarsa işleri bir hayli zor. Toplumun nabzı yok ki, duralı bir hayli zaman oldu. Neyi arayıp da bulacaklar?
|