Belirsizlikler ve soru işaretleri
Amerika'nın Afganistan'a yönelik harekatı genel hatlarıyla ortaya çıkar gibi görünmesine rağmen hâlâ birtakım belirsizlikler varlığını sürdürüyor. Harekatın amacına ilişkin soru işaretleri de devam ediyor. Mesela Afganistan'a yapılacak harekatın bir hava operasyonuyla mı sınırlı kalacağı; yoksa bir kara harekatına da girişilip girişilmeyeceği henüz netlik kazanmışa benzemiyor. Eğer karadan bir şeyler yapılması planlanıyorsa, bunun doğrudan Amerika'nın öncülük edeceği Batılı koalisyon tarafından mı icra edileceği; yoksa Taliban muhaliflerine destek vermekle mi yetinileceği de açık değil.
Bütün bu belirsizliklere rağmen kesinleşmiş gibi görünen bir şey var ki, o da Afganistan'ın ilk hedef olarak belirlenmiş olması. Ancak bu hedefe yönelik olarak yapılması planlanan harekatın siyasi amaçları belirsizlikler içeriyor. Mesela Taliban rejimi mutlaka kaydıyla yıkılacak mıdır? Yoksa Taliban bir şekilde bin Laden'i verdiği veya Afganistan'dan çıkmaya zorladığı takdirde bu işten yırtabilir mi?
Bu soru işaretleri belki de operasyon hazırlıklarını sürdüren ABD'nin kafasında çözülmüş durumdadır. Ve belki de operasyona başlanabilme noktasına gelinmiştir. Ancak açık kaynaklara ulaşan bilgiler bu konularda da soru işaretleri verir gibi. Örneğin, oldukça sarp ve zor bir arazi yapısına sahip olan Afganistan'da bin Laden ile hangi Batılı güçler savaşacaktır? Avrupalılar, belki de suçluluk duygusuyla, bol bol laf ediyorlar; ama hiçbirisinin bu işlere yatkın birlikleri yok. İngilizlerin SAS birlikleri belki bu tür amaçlara en yakın düzeyde eğitilmiş olanları; fakat onların da deneyim, sayı ve arazi konusunda ciddi eksiklikleri olduğu ortada.
Diğer Avrupa ülkelerinin aktif destek verecekleri yönündeki açıklamalarını dikkate bile almaya değmez; zira pek çoğu en fazla sıhhiye birliği gönderebilecek durumda. Ama bunu bile allandırıp pullandırıp söylemekten geri durmuyorlar. Bu durumda bütün iş Amerikan özel birliklerinin üzerine yıkılacak. Haklarında çok iddialı şeyler söylenen bu birliklerin herhangi bir yerde ciddi bir operasyon yaptıklarını bilmiyoruz. Dolayısıyla, bu işin içinden başarıyla çıkabilecekleri ihtimali pek yüksek görünmüyor.
Şu anda bu tür operasyonlara en yatkın ve en geniş katılım sağlayabilecek imkan ve kabiliyetlere sahip yegane ülke Türkiye dersek, hiç yanlış olmaz. Ancak, Türkiye'nin mevcut al-ver stratejisinde çok ama çok ciddi şeyler elde etmeden (ve de alacaklarını peşinen almadan) bu işe katkıda bulunmasını gerektirecek bir şey yok. Batı medeniyetine ait değerler gibi boş laflarla kılımızı bile kıpırdatmaya gerek olamaz; zira şimdi konuşulan bu değerler Avrupalı müttefiklerimiz (!) tarafından her zaman aleyhimize kullanıldı ve bundan sonra da kullanılacaktır. Kıbrıs'tan Ege'ye, AGSK/P'den kredi teminine kadar bir dünya alanda Türkiye'yi tatmin edecek projeler üretmeleri gerekecek sevgili müttefiklerimizin. O takdirde bile daha fazlasını talep etmeden çok önemli adımlar atmamak muhtemelen yararımıza olabilir.
Bir başka sorun da Amerikan yönetiminin savaş amaçlarını tam netleştirememiş olması. Mesela Üsame bir Laden'i 'ölü ya da diri' mutlaka yakalamak gibi başlangıçta ve Başkan tarafından açıklanan bir strateji ne kadar mantıklı olabilir? Neticede Üsame bin Laden yakalanamayabilir. Veya operasyonların başlamasına ve operasyonlarda ciddi mesafe katedilmesine rağmen yakalanamayabilir. Türkiye PKK ile mücadelesini hiçbir zaman Öcalan'ın yakalanması şeklinde daraltmamıştı. Pek tabii ki, Öcalan'ın yakalanması veya belki de öldürülmesi (birinci öncelik olmasa da) Türkiye'nin mücadelesinin öncelikli amacı olmamıştı. Aksi takdirde, ABD kamuoyu bu işten yorulabilir mi? Bunları önümüzdeki günlerde daha açık bir şekilde göreceğiz. Ancak harekatın hem operasyonel hem de siyasi planlaması hâlâ ince ayar gerektiriyor gibi...
h.unal@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
14/
09/
2001...
NATO-ABD dayanışması
15/
09/
2001...
Sıcağı sıcağına dersler
17/
09/
2001...
Muhtemel senaryolar
20/
09/
2001...
Yeni bir dünyaya doğru Türkiye
21/
09/
2001...
Doğru olsa bile yetersiz
24/
09/
2001...
Harekât şekillenirken
27/
09/
2001...
Sıcak günlere doğru
28/
09/
2001...
Hükümet ve paradigma yanlış
01/
10/
2001...
'Bonjour'
|