Teknoloji canavarlaşırken
Çelikten yapılmış bir soba borusu düşününüz, bunun yarısına barut doldurunuz, yarısına da ister atom bombası koyun, ister kimyasal madde yerleştirin, işte size bir roket! Bunu çok uzaklara atıp, çok mühim hedefleri ortadan kaldırabilirsiniz. Teknoloji kötünün eline geçti mi bir kişi, binlerce insanı öldürebilir.
Güdümlü mermiler; yani füzeler, hepsinin yapılışı aynı, mesafeleri ve taşıdığı silah ayrıdır. Füzelerle her uçak, her gemi, her fabrika, her bina vurulabilir. Radar, füzeye yön verir, bir düğmeye bastı mı, bir şehir bitebilir. Artık askerin askerle savaşması diye bir şey yok. Şimdi silahların savaşı var. Topun tetiğine bastı mı yirmi kilometre uzaktaki bina yerle bir olur; pilot düğmeye dokundu mu on bin metre yüksekten şehrin üzerine bombalar yağar.
Otuz çeşit biyolojik gaz bombası var. Bunların üçte biri öldürücü, diğerleri belirli bir zaman için insanı işe yaramaz duruma getirir. İslam ülkelerinin böylesine silahlar yapması yasaktır.
Her cihaz gibi internet de faydalı ve zararlı yönlerde kullanılabilir. Porno filmler kimyasal ve biyolojik silahlar kadar insanı bitirebilir. Bilgi savaşları küçümsenecek bir şey değildir.
Cep telefonları örgütlerin de işine yarar.
Kumanda cihazı ile televizyon kanallarını değiştiriyoruz. Aynı teknikle güçlü radyo sinyali gönderirseniz uçağın yönünü değiştiremez misiniz? Hani pilotsuz uçaklardan söz ediliyor. Bu uçaklar radardan gönderilen sinyallerle yönetilir. Aynı teknik yolcu uçağına uygulanamaz mı? Bir elektronik mühendisi yüksek güçte radyo sinyali gönderen bir cihaz yapabilir, bununla uçakların rotasını değiştirir. Cep telefonundan etkilenen uçaklar, elektro manyetik dalgalar karşısında çaresizdir.
Öte yanda bilgisayar mikropları, virüsleri, kurtları; bunların her biri programların mantık bombalarıdır.
Hamile hanımların röntgen filmi çektirmeleri zararlıdır. Yani röntgen şuaları çocuğun biyolojik yapısına zarar verir. Beri yanda cep telefonu, televizyon kumanda cihazı, televizyon, radyo, bunların hepsi radyo manyetik şua yayar, biz, bu şuaların içinde yaşarız. Tıp dilinde hâlâ "sebebi bilinmeyen hastalıklar" vardır.
Her geçen gün ölmek isteyen insanların sayısı artıyor. Hani bu medeniyet, bu çağdaş dünya insanı insanca yaşatacaktı?
Beş yıldızlı otellerin hepsinde içki var. Yani insanlar gerçeği yaşamak yerine sanal bir dünyada, hayal aleminde yaşamak istiyor. İçkiyle, uyuşturucuyla uyumak, uyuyarak zamanı tüketmek... Ölmek istemeyenler de zamanın geçmesini istiyor. Geçip giden zamanın getireceği tek şey ölümdür.
Teknolojiyle makineler arttı. Makineler işçi sayısını azalttı. Makinelerin ürettiği malları alacak insanların sayısı da azaldı. Üretim fazlası olan ülkeler tüketiciyi aldatma, yanıltma yönünü seçti. Bilgisayarların her sene modeli değişiyor. Öyle ise her sene bilgisayarınızı değiştireceksiniz. Türkiye bilgisayar mezarlığı oldu.
Üretim arttı, insanların iştihası kabardı, herkes alamadığı şeyin fakiridir. Gelir az, gider fazla olunca huzur bozuldu.
Şikâyetler öylesine arttı ki, sarsılan aile hayatı, sosyal hayatı da sarstı.
İlme ve teknolojiye karşı çıkmak mümkün değil; çünkü ilim ve teknoloji asrında yaşıyoruz.
Fakat!
Putlaştırılan ilim ve teknoloji kurban istiyor, bilmem bunun farkında mıyız?
h.ismail@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
31/
08/
2001...
Dinler arası diyalog
06/
09/
2001...
M. Fethullah Gülen Hoca
07/
09/
2001...
Saadet Partisi ve AK PARTİ
13/
09/
2001...
Terör ve anarşi
14/
09/
2001...
Okullar açıldı
20/
09/
2001...
ABD ve Afganistan
21/
09/
2001...
Kıbrıs
27/
09/
2001...
Medeniyet
28/
09/
2001...
Terör ve anarşi
|