ANAP'taki istifalar ne anlama geliyor?
ABD'ye yönelik terör saldırılarının ardından doğan savaş beklentisi, iç politikadaki muhtemel gelişmelere yönelik dikkatleri, ister istemez ikinci plana itti.
Hatırlayacaksınız, 11 Eylül'den önceki Ankara havası, siyasette yeni yapılanmalarla ilgili çabalara kilitlenmişti. 11 Eylül'deki saldırılardan sonra herkes, ABD'nin "yeni bir dünya" için yeni adımlar atacağını hissediyor.
İç politikaya yönelik soru şimdi şudur: Yeni konjonktür, siyasetteki yeni yapılanmaları nasıl etkileyecektir? Yeni oluşum çabaları yavaşlayacak mıdır, yoksa tam tersine hızlanacak mıdır?
ANAP'taki istifalar ilginçtir. Bu istifalar, sanki Ankara kulislerindeki iki sorudan birinin cevabı gibidir.
O iki soruya geçmeden önce şunu cevaplamalıyız: DSP, MHP ve ANAP'tan oluşan koalisyon hükümeti, yeni konjonktürde, "aman bu şartlarda bir de hükümet krizi çıkmasın, istikrar şimdi daha bir önem kazandı" gerekçesiyle ömrünü uzattı mı? Ankara'da edindiğim izlenim; ekonomi, siyaset ve medya alanındaki temizlikte kararlı irade kilitlendiği hedeften vazgeçmeye hiç niyetli değil.
Hatta ANAP liderine yakın medya grubunda manşetlere taşınan bazı haberlerde, o iradeye karşı artık açıktan savaş açıldığının ve gerilimin daha da tırmanacağının işaretleri görülüyor.
Demek ki, ABD Afganistan'a yönelik askeri bir operasyon da başlatsa, bununla ilgili bir haber bombardımanı da sürse, "o iş başka, bu iş başka.." denilerek siyasetteki gelişmeler aynen devam edecek ve iş olacağına varacaktır.
Şimdi Ankara kulislerindeki o iki soruya dönebilir ve ANAP'taki istifaların ne anlama geldiğini cevaplayabiliriz.
Dış konjonktür, iç bünyedeki gidişatı etkilemeyeceğine göre, hükümetle ilgili olarak;
1. Başbakan Ecevit'in sağlığı gerekçesiyle mi değişiklik olabilir?
2. Hükümetin ANAP kanadındaki zaafiyet büyütülerek tabii bir mecrada bir son mu hazırlanabilir? (Türkiye'de böyle gelişmelere "tabii mecra" denmesi yadırganmamalıdır. Hatırlanacaktır, Refahyol hükümeti de böylesine bir "tabii mecra"da seyreden antidemokratik yollarla bitirilmişti. Sayın Yılmaz'a, "etme bulma dünyası" hatırlatmasını yapmak, başa kakmak olarak algılanmamalıdır.)
Sorularımıza dönersek, hükümetin geleceği ile ilgili olarak geçerli sorunun biz ikinci soru olduğunu düşünüyoruz. Bu açıdan, ANAP'taki istifaları "düğmeye basma" olarak yorumlayanlara, pek de haksız değiller, diyoruz.
ANAP İzmir Milletvekili Işın Çelebi'nin üzerine yıkılan "deklarasyon" hazırlıklarının ben, bir işaret fişeği olduğunu düşünmüştüm.
Eğer ANAP ve hükümetle ilgili bir "düğmeye basma" olayı varsa, hangi istifalar bu olayla irtibatlıdır konusunda kimseyi de zan altında bırakmamak gerekir. Zira kimi istifalar, "havayı iyi koklayanlar"ın, yangından ilk kurtarılacaklar hamlesinin gereği de olabilir.
Öyle ya da böyle, ANAP lideri Sayın Yılmaz'ın zor günleri başlıyor.
Bu ara "Ufukta erken seçim var mı?" diye de sorabilirsiniz. Önümüzdeki ilk seçimde milletvekillerinin % 70-80'inin yeniden Ankara'ya gelme şansının olmadığı da hatırlanırsa bir erken seçim ihtimali yok diyebiliriz.
Hem yeni bir hükümet, hem İhale Kanunu'nun çıkarılması, hem de Siyasi Partiler ve Seçim yasalarının değiştirilmesi, önümüzdeki günlerde Parlamento'nun işinin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
Evet, tarihî sorumluluk da, tarihî görev de Parlamento'nun...
h.gulerce@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
04/
09/
2001...
Hedeflenen nedir?
06/
09/
2001...
Krizler ve hizmet insanlarının rolü
11/
09/
2001...
"Devlet politikası", siyasi alanı temizlemekte kararlı
13/
09/
2001...
ABD yönetiminin sorumluluğu
18/
09/
2001...
Gülen'in dalgakıranları boşuna değilmiş...
20/
09/
2001...
3. Diyalog Avrasya Toplantısı
25/
09/
2001...
Neden ABD, en kazançlı ülke?
27/
09/
2001...
Türkiye'nin bahtı, bir daha açıldı...
02/
10/
2001...
Sırayı şaşıran, feleğini de şaşırır...
|