GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

05/10/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Dünyalılar

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

KORKUNÇ OLAYIN FOTOĞRAFLARI

Saldırıyı kınayan
Fethullah Gülen:
Menfur sabotaj


Türkçe / English

Deutsche

ABD'de yakını olanlar için danışma hattı 
(0-312) 285 46 19
285 46 17

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



EKONOMİ 


'Damarımı kesseniz süt akar'

45 yıldır peynircilik yapan Bahçıvan Gıda'nın kurucusu Mecit Bahçıvan, "İşimle o kadar bütünleştim ki damarımı kesseniz süt akar." diyerek mesleğe olan sevgisini anlatıyor.

Bahçıvan Gıda'nın kurucusu Mecit Bahçıvan, 1956'dan itibaren peynircilik yaptığını söyleyerek, "İşimle öyle bütünleştim ki, damarımı kesseniz süt akar. İşimden bir türlü kopamıyorum." dedi. Bugün işleri büyük oranda çocuklarına devrettiğini belirten Mecit Bahçıvan, üretimde yakaladıkları ileri teknolojiden de gurur duyduğunu söyleyerek, "Eskiden peynir, ayakla çiğnenerek yapılırdı. Hatta bunu gören oğlum uzun yıllar peynir yemedi."

Ekonomiye katkı

Bu arada Bahçıvan Gıda, peynir üretimi sonunda ortaya çıkan ve çevreye ciddi zararlar verebilen peynir altı suyunu, kurduğu yeni tesislerde peynir altı suyu tozuna çevirerek çevreyi korumanın yanı sıra ülke ekonomisine de önemli bir katkı sağlıyor. Bahçıvan Gıda Genel Müdürü Erdal Bahçıvan, 4 milyon dolara mal olan tesislerde üretecekleri peynir altı suyu tozunun Türkiye'de bilinmemesine rağmen gıda sektöründe çok önemli bir ürün olduğunu söyleyerek, "Bu ürün dünyada kullanımı çok geniş ve giderek artan bir ürün. Dondurma, çikolata, bisküvi, hazır çorba, mama, bazı etli ürünler belli başlı kullanım alanları." diyerek, ekonomiye önemli bir girdi ve döviz kazandırdıklarını dikkat çekti.

Hijyenik değil

Türkiye'de gıda sektöründeki bilinçsiz üretim ve tüketimine işaret eden Bahçıvan, şu görüşlere yer verdi: "Gıda tüketiminde peynir, önemli bir yere sahip. Ancak açıkta satılan ve kimin ürettiği belli olmayan, sadece doğal olduğu için alınan peynir talep görmeye devam ediyor. Oysa, peynir üretiminde hijyen çok önemlidir. Biz, Bahçıvan Gıda olarak bu yıl tamamladığımız 10 milyon dolarlık üretim tesislerimizde tamamen hijyenik şartlarda, insan elinin değmediği bir ortamda üretim yapıyoruz. Markalı ürün satıyoruz. Sektörün de bu anlayışı yakalaması lazım."

Erdal Bahçıvan, bir diğer önemli konuya da vurgu yaparak, "Türkiye'de hayvancılık ilgisizlik ve bilgisizlik kurbanı. Bunu aşmamız gerekiyor. Ayrıca kriz de bu işin tuzu biberi oldu. Gıda sektörü son krizi ile birlikte yüzde 15—20 daraldı. Vatandaş bütçesinden en son kısması gereken gıdayı da kısmaya başladı." görüşlerine yer verdi.

(İsmail Altunsoy / Ekonomi Servisi)




Ucuz ekmek kuyruğu

Ekmeklik buğday sıkıntısı yüzünden 1 ay içinde Türkiye gündemine oturan ekmek zammı giderek alevleniyor.

Vatandaşın hayatî gıda maddesi haline gelen ekmek, yapılan zamlarla vatandaşın bütçesini zorluyor. İstanbul'da 100 bin liraya satılan halk ekmeğe büyük rağbet olurken büfe önlerinde uzun kuyruklar oluşuyor. Aydın'da ekmek fiyatının 300 bin liraya çıkmasından sonra, Aydın Belediyesi'nin 150 bin liraya ekmek sattığı aşevlerinin önünde sabahın erken saatlerinden itibaren uzun kuyruklar oluşuyor.




'Çiftçi buğday tohumu bulamıyor'

Buğday ekimi sezonuna ekmeklik buğday krizi ile girilirken, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Faruk Yücel, 2002 yılı hasat dönemi için Türkiye'yi daha büyük bir krizin beklediğini iddia etti.

Yücel, "Bu yıl rekoltede yüzde 80'e yakın azalma oldu. Seneye bu rakam yüzde 150'yi bulabilir. Bu da demektir ki rekolte 8 milyon tona gerileyebilir. Çünkü çiftçi şu anda ekecek tohum bulamıyor." dedi. Yücel, 2001 yılı rekoltesindeki büyük düşüşte en az kuraklık kadar kalitesiz tohumun da etkili olduğunu belirterek şu anda çiftçinin elinde tohumluk buğday olmadığını söyledi. "Tohum yok, ekemiyoruz. Türkiye seneye bu yılı bile mumla arayabilir." diye konuşan Yücel, Tarım Bakanlığı'nın konuya köklü bir çözüm getirmesini istedi. Yücel, Tarım İşletmeleri'nin (TİGEM) çiftçiye peşin fiyatına tohum vermesine de tepki göstererek sözlerine şöyle devam etti: "TİGEM'ler bugün çiftçiye kilosu 350 bin liradan olmak üzere peşin olarak tohum satıyor. Türkiye'de tarım iflas noktasına gelmiştir. Çiftçiye daha kolay şartlarda ve daha ucuza tohum verilmeli."

(Turhan Bozkurt / İSTANBUL(cha))




Şirketler peş peşe kapanıyor

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), 2001 yılının dokuz aylık döneminde kurulan ve kapanan şirketler ile ilgili istatistiklerini açıkladı.

Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'ne gelen bilgiler doğrultusunda hazırlanan istatistiklere göre, bu yılın dokuz aylık döneminde kurulan şirket ve kişilere ait ticari kuruluşların sayısında yüzde 9,26 azalış olurken, kapanan şirket ve kişilere ait ticari kuruluş sayısında ise yüzde 15 artış olduğu belirlendi.

2001 yılının dokuz aylık döneminde kurulan şirket ve kişilere ait ticari kuruluş sayısı 36 bin 765 olurken, 2000 yılının aynı döneminde kurulan şirket ve kişilere ait ticari kuruluş sayısı 40 bin 519 olarak gerçekleşmişti. Yine aynı dönemde, 2001 yılında 20 bin 88 şirket ve kişilere ait ticari kuruluş kapanırken, 2000 yılında 17 bin 526 şirket ve kişilere ait ticari kuruluş faaliyetine son vermişti.

Öte yandan, eylül ayında kapanan ve kurulan şirket ile kişilere ait ticari kuruluşların sayılarındaki bilgiler, ekonomik krizin derinleştiğini gösteriyor. Buna göre, Eylül 2001'de kurulan şirket ve kişilere ait ticari kuruluş sayısında azalış oranı yüzde 19'a yükselirken, kapanan şirket ve kişilere ait ticari kuruluş oranı yüzde 37'ye yükseldi.

(Şahin Ali Şen / ANKARA (Zaman))




Türk işadamının başarısı

Hamburg'da kurulan Avrupa Türk İşverenler Konseyi başkanlığına konseyin tek Türk üyesi Şeyhmuz Özmen getirildi.

Almanya'nın çoğunlukta olduğu, çeşitli Avrupa ülkelerinden işadamlarınca Hamburg'da, Avrupa-Türk İşverenler Konseyi kuruldu. Özmen, en kısa sürede Avrupa ülkelerinin yanı sıra Türkiye'de de bir şube açacaklarını bildirdi. Özmen, konseyin Türkiye ile AB arasında bir köprü olacağını anlatarak, Avrupalı işadamlarının Türkiye'ye yatırım yapmaları için çalışmalar yapacağını belirtti.




Dolara enflasyon gazı

Döviz kurlarındaki artış bir türlü dizginlenemiyor. Yüksek çıkan eylül ayı enflasyonu doları 1 milyon 610 bin liraya, markı da 754 bin liraya sıçrattı. 35 günde 238 bin lira artan doların yılbaşından bugüne kadarki artış oranı ise yüzde 140'ı buldu.

Eylül ayı enflasyon artışının beklenenin üzerinde çıkması, doların 1 milyon 600 bin lirayı aşmasına sebep oldu. ABD'ye yönelik 11 Eylül'de gerçekleştirilen terörist saldırılar sonrası 6 gün içinde 1 milyon 500 bine çıkan dolar, son haftalarda da hızını kesmedi.

Dolar, önceki gün eylül ayında TEFE'nin yüzde 5,4, TÜFE'nin yüzde 5,9 arttığının açıklanmasından sonra dün serbest piyasada 1 milyon 610 bin liradan kapandı.

Ağustos ayı sonu değeri 1 milyon 372 bin lira olan dolardaki artış 238 bin lirayı buldu. Doların yılbaşından bugüne kadarki değer artış oranı ise yüzde 140'a ulaştı. Alman Markı'ndaki artış da aynı dönemde yüzde 135 olarak hesaplandı.

Merkez Bankası dünkü dolar kapanış kurlarını 1 milyon 585 bin 105 ve 1 milyon 592 bin 750 lira olarak açıkladı. Böylece liranın dolar karşısındaki günlük değer kaybı yüzde 0,69 oldu. Serbest piyasada ise dolar 1 milyon 610 bin, mark da 754 bin liradan kapandı.

Bankacılar 1 milyon 600 bin lirada psikolojik bir direnç bulunduğunu ve liranın kayıplarının bu seviyeyle sınırlandığını belirtirken, piyasa için şu an en büyük beklentinin de Devlet Bakanı Kemal Derviş'in bugün Washington temasları hakkında yapacağı toplantı olduğunu ifade ettiler.

Dolarda 1 milyon 600 bin liranın üstü için bono piyasasındaki gösterge faizin yüzde 93-94'ün üzerine çıkması gerektiğini söyleyen bir bankacı, enflasyondaki artışın aslında kendi beklentileri doğrultusunda olmakla birlikte endişe verici olduğunu, Hazine'nin enflasyon ve devalüasyonda paralel daha ileri artışlara engel olmak için kuru kontrol altına alması ve yabancı kaynak temin etmesi gerektiğini dile getirdi.

Borsa ise, yüksek çıkan enflasyon rakamlarını takmadı. Başta Wall Street olmak üzere Avrupa borsalarındaki yükselişlerin olumlu etkisiyle 7.888 puana kadar yükselen İMKB Ulusal 100 Endeksi, günü yüzde 1,76 primle 7.805 puandan kapatırken, 210,7 trilyon lira olarak gerçekleşti. Ekonomi Servisi




Kriz, 3 bin ‘borsacı’yı işinden etti

Şubat krizinden bu yana Borsa aracı kurumlarından dealer, üye temsilcisi ve diğer personel olmak üzere 3 bin kadar kişinin işten çıkarıldığı bildirildi.

Borsa Uzmanları Derneği (BUD) Başkanı Nazmi Sarıkaya, krizin sektör üzerinde derin etkilerinin görüldüğünü ve bunun sonucunda aracı kurumların her kademedeki personellerini kapsayan işten çıkarmaların söz konusu olduğunu söyledi. BUD Genel Sekreteri Murat Özkaya ise, krizin başlangıcından bu yana Borsa'da fiilen çalışan yaklaşık bin 300 brokerdan 128'inin işten çıkarıldığını kaydederek, "Ancak fona devrolan bankalarda işten çıkartmalar devam ediyor. Dealer ve üye temsilcisi olmak üzere Türkiye çapında işten çıkarılanların sayısı ise 3 bin civarında." dedi. İşten çıkarmaların yanı sıra yaklaşık 30 aracı kurumda maaşların yarıya indirildiğini bildiren Özkaya, "Pek çok şirket de ücretsiz izin uygulamalarına başladı." dedi.

Bu arada, Türkiye'nin önde gelen Borsa aracı kuruluşlarından Global Menkul Değerler AŞ de, 3 ayda 121 kişiyi işten çıkardı. Global Menkul Değerler'den İMKB'ye gönderilen açıklamaya göre, şirketin 30 Haziran 2001 tarihi itibarıyla 484 olan personel sayısı, dün itibarıyla 363'e düşürüldü.




Misilleme tedirginliği dış borcu zorlaştırdı

ABD'deki 11 Eylül saldırılarının ardından ortaya çıkan karışıklık, Türkiye'nin uluslararası borçlanma piyasalarına dönüşünü geciktirdi. Yetkililer, ABD'nin misillemesinin sonucu açıklığa kavuşmadan yeni bir dış borçlanmanın muhtemel görünmediğini söylüyorlar.

Türkiye bu yıl başlangıçta 2,5 milyar dolarlık dış borçlanma planlamıştı. Ancak şu ana kadar bu rakamın yaklaşık 700 milyon dolarını gerçekleştirebildi.

Eğer ABD'deki son saldırı ve onun piyasalarda yol açtığı olumsuz etkiler olmasaydı, Türkiye'nin eylül ayı içinde ya da ekim başında dolar veya Euro cinsinden bir tahvil ihracı gerçekleştirmesi söz konusu olacaktı. "Ancak durum şimdi değişti. Bir ihraç başlatmadan önce ABD'nin ne yapacağının açıklığa kavuşmuş olması lazım." diyen bir üst düzey ekonomi yetkilisi, bu nedenle gelişmelerin izlenmekte olduğunu söyledi.

Hazine yetkilileri halen ABD'deki önemli finansal merkezlerde tanıtım toplantıları düzenliyorlar. Yetkili, "Her şey beklenen askeri operasyonun zamanlaması ve ne kadar süreceğine bağlı... Bu nedenle, masada kesinleşmiş bir şey yok." diye konuştu. Reuters




Zorunlu sigortaya ilgi yok

Türkiye genelinde Zorunlu Deprem Sigortası yaptırma oranı ortalama yüzde 13,1 olurken, ülke genelinde 16 milyon 235 bin binanın 2 milyon 118 bini deprem sigortası yaptırdı. En yüksek oran, 4. derecede deprem bölgesinde yer alan Ankara'da yakalandı.

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği verilerine göre, temmuz ayı itibarıyla binaların en az sigortalandığı il yüzde 0,4'lük oran ile Şırnak oldu. 38 bin 184 konut bulunan bu ilde kesilen poliçe sayısı sadece 153'te kaldı. 1999 yılındaki deprem felaketinden en ağır şekilde etkilenen illerden Kocaeli'nde yüzde 16,3, Sakarya'da 14,9, Bolu'da yüzde 22, Yalova'da yüzde 26, Düzce'de ise yüzde 12,4 olarak belirlendi. Bu oran, İstanbul'da 24,7, İzmir'de 14,4, Bursa'da 10,5, Erzincan'da yüzde 9,1 olarak hesaplanırken, 1. derecede deprem bölgesinde yer alan illerin ortalama sigortalanma oranı yüzde 15,7 oldu.




Türkiye ek yardım alabilir

Yatırım danışmanlık firması Schroder Salomon Smith Barney (SSSB), Türkiye'nin 2002 mali yılı için, resmi ilave mali yardım alabileceğini belirtti.

SSSB'den yapılan yorumda, Dünya Bankası Başkanı James Wolfensohn'un, terörist saldırıların Türkiye ve Arjantin ekonomisine yapacağı olumsuz etkilerinin giderilmesi gerektiğini vurguladığı kaydedildi. Değerlendirmede, ABD Kongresi'nden bir heyetin de, Türkiye'yi ziyaret ederek destek verici sözler sarf ettiği hatırlatılırken, gelişmeler ışığında, Türkiye'nin gelecek yıl için ilave bir mali yardım alması ihtimalinin bulunduğu ifade edildi.




Hazine’ye faiz baskısı arttı

Yatırım bankası Merrill Lynch, Türkiye'de yıllık reel faiz oranının yüzde 30'a yükseldiğini kaydetti.

Yıl sonu tüketici enflasyonunu yüzde 60 düzeyinde bekleyen Merrill Lynch, son Hazine ihalesinde bileşik faizin yüzde 93'e çıkması nedeniyle Hazine üzerinde oluşan baskıya dikkat çekti. Merrill Lynch'in önceki gün yayınladığı raporda, yüksek faiz oranları nedeniyle Hazine'nin daha fazla dövize endeksli borçlanma senedi ihraç etmek zorunda kalacağı ifade edildi. Raporda, dövize endeksli kâğıt ihracının Hazine'nin borç batağından kurtulmasını geciktireceği öngörüldü.




Rezervler 1 milyar dolar arttı

Merkez Bankası (MB) döviz rezervleri, 21-28 Eylül 2001 tarihleri arasındaki bir haftada 1 milyar dolar arttı.

Merkez Bankası'nın haftalık bültenine göre, 21 Eylül'de 17 milyar 925 milyon dolar olan bankanın döviz rezervleri, 28 Eylül'de 18 milyar 925 milyon dolara çıktı.

Bankalardaki toplam döviz mevduat hesapları da, bir haftada 275 milyon dolar artarak 54 milyar 782 milyon dolara çıktı. Açıklanan verilere göre, 14 Eylül tarihinde 54 milyar 507 milyon dolar olan toplam döviz mevduat hesapları, 275 milyon dolar artarak, 21 Eylül'de 54 milyar 782 milyon dolar oldu.




Otomotivin ihracat hedefi; 500 bin adet

Otomotiv Sanayii Derneği Genel Sekreteri Ercan Tezer, otomotiv sanayiinin 2005 yılında 500 bin adetlik ihracat rakamını hedeflediğini söyledi.

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ercan Tezer, Türk otomotiv sanayiinin modernizasyon ve kalite atağının sonuçlarını iki yıldan bu yana aldığını belirterek, "1960'lı yıllarda montajla başlayan sanayi, bugün 2005 yılında 500 bin adetlik ihracat hedefini önüne koymuş gidiyor." dedi.

Otomotiv sektörünün bugünkü durumu ve hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Tezer, 1960'larda ithal ikamesi amacıyla montaj ağırlıklı kurulan Türk otomotiv sanayiinin üretiminde ilk yıllarda tarım traktörleri ve kamyonların geldiğine işaret etti.

1960'lı yılların sonuna doğru otobüs üretimine başlandığını, ancak Tofaş ve Oyak-Renault'un yatırımlarıyla otomotiv sanayiine asıl girişin yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Tezer, "Otosan'ın Anadol deneyimini de bir kilometre taşı olarak belirtmek gerekir." diye konuştu.

Prof. Dr. Ercan Tezer, Türkiye'de bütün sanayinin ihracata yönelik olarak ciddi anlamda radikal değişiklikler yaşadığı 1980-1990 yılları arasında, otomotiv sanayiinin bir yandan gelişen iç talebin ihtiyaçlarını karşılarken, bir yandan da yaklaşan dış rekabete karşı kendisini yenileme çabasına girdiğini vurguladı.

Yabancı ortaklarla lisans anlaşmalarıyla başlayan yoğun ilişkilerin hisse ortaklığına doğru yönlenmeye başladığını anlatan Prof. Dr. Tezer, 1993 yılına kadar yaşanan büyük talep artışı ile yaklaşık 800-850 bin adede ulaşan bir kapasite yatırımı oluştuğunu söyledi.

'İç pazarsız olmaz'

Sektörün yaşadığı sıkıntılara da dikkat çeken Prof. Dr. Ercan Tezer, "Ancak son yaşanan krizin getirdiği olumsuz etkiler iç pazarı öyle bir noktaya getirdi ki son 8 ayda, otomobilde iç pazarın ihtiyacını sadece 9 gün çalışarak karşıladık. Hiçbir sanayi yüzde 80-90 ihracata dayalı olarak yaşayamaz, mutlaka iç pazarın da istikrarlı bir yapıya kavuşması lazım" diye konuştu.

<ı> Yeni projeler hazır

Otomobil ihracatında Tofaş Doblo ile Renault da Megane Wagon ve Clio Symbol ile öne çıkarken, Ford Otosan ihracata yönelik yeni modelinin üretimi için gün sayıyor.

Dış pazarlara yönelik arayışı olumlu sonuçlanan Hyundai Assan da ihracata başlarken, Toyotasa bir başka önemli ihracat modeli için hazırlıklarını sürdürüyor.

Otomotiv ana ve yan sanayiinin dış pazarları arasında Almanya, Fransa, İtalya, ABD, İngiltere, İran, İspanya, Belçika ve Mısır gibi ülkeler yer alıyor.

Sektörün motorlu araç ihracatı 1994'de 14 bin 569, 1995'de 37 bin 310, 1996'da 42 bin 181, 1997'de 31 bin 369, 1998'de 37 bin 227, 1999'da 90 bin 709 ve 2000'de 104 bin 79 adet olmuştu.

Bu yılın 8 aylık dönemindeki (ocak-ağustos) ihracat ise yüzde 116 artışla 136 bin 356 olarak gerçekleşti.

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) sektörel bazda ihracat kayıtlarına göre, taşıt araçları ve yan sanayii 30 Eylül itibariyle son 1 yıl içinde ihracatını yüzde 38.1 artırarak, 3 milyar 666 milyon 655 bin dolara yükseltti. Bundan önceki aynı dönem olan 1 Ekim 1999 ile 30 Eylül 2000 tarihleri arasında sektörün ihracatı 2 milyar 654 milyon 281 bin dolar olarak kayıt altına alınmıştı.




MAN Neoplan’ı aldı

MAN krize rağmen hız kesmedi. MANAŞ'ın yüzde 33'ünü sahip olan MAN hissesini yüzde 99,9'luk paya çıkardı.

1994-2001 dönemi itibariyle MANAŞ'ta gerçekleştirilen yatırım miktarı 86 milyon marka ulaştı. 2001 yılı başında 8,5 Projesi adı altında otobüs üretim kapasitesinin günde 8,5 adete çıkartılmasını amaçlayan bir proje başlatan MANAŞ, projeyi tamamlama aşamasında. Kriz dinlemeyen MAN, tanınmış otobüs üreticisi Neoplan'ı satın aldı. Yeni yapılanmada MAN ve Neoplan otobüsleri bundan böyle yeni kurulan Neoman şirketi bünyesinde üretilecek. Böylece Neoman'ın Avrupa'daki otobüs pazar payı yüzde 15'e yükseldi. ANKARA (cha)




Köprü geliri yüzde 1,5 arttı

İstanbul Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile işletmedeki paralı otoyollardan yapılan geçişlerde ağustos ayında elde edilen gelir, bir önceki aya göre yüzde 1,5 oranında artarak, 29 trilyon 44 milyar liraya çıktı.

Karayolları Genel Müdürü Dinçer Yiğit'ten alınan bilgiye göre, temmuz ayında 28 trilyon 608 milyar lira olan gelir rakamı, 29 trilyon 44 milyar liraya çıktı. Ağustos ayında paralı otoyollardan 18 trilyon 823 milyar lira, Boğaziçi Köprüsü'nden 5 trilyon 115 milyar lira, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nden ise 5 trilyon 105 milyar lira gelir elde edildi. Bu yılın 8 ayında ise köprü ve otoyollardan 147 trilyon 559 milyar liralık gelir elde edildi.




Swissair devlet yardımıyla havalandı

New York ve Washington saldırılarının ardından zor duruma düşerek uçuşları durduran Swissair uçuşlara dün sabah yeniden başladı.

İsviçre hükümeti, Swissair'e 278,5 milyon dolar nakit yardım verme kararı aldı. Şirketi 28 Ekim'e dek çalışır durumda tutmaya yetecek olan bu paranın geri ödenmeyeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Nakit girişiyle Swissair'in yakıt, havaalanı ücreti ve diğer işletme giderlerini 28 Ekim'e dek karşılayabileceği belirtiliyor. Hükümetin yardım kararının ardından Swissair'den yapılan açıklamada, bugün 50 uçuşun yapılacağı bildirildi. Swissair'in kriz öncesinde günlük uçuş sayısı 500'e varıyordu. Şirketin 150 seferinin de diğer İsviçre şirketi Crossair tarafından üstlenileceği, böylece, bugün itibariyle Swissair'in programlı seferlerinin yüzde 33'ünün yapılabileceği bildiriliyor.

"Ancak yüzde 33'ü gerçekleştirilebilecek uçuşların tamamının tarifelere uygun olarak devam eder hale gelmesi biraz zaman alacaktır." denilen Swissair açıklamasında, Türkiye'den gerçekleştirilecek uçuşlar için şu bilgilere yer verildi:

"Her gün 07.05'te hareket edip saat 09.05'te Zürih'e varan uçuşlar 5 ve 6 Ekim tarihlerinde yapılamayacaktır. Zürih'ten saat 20.40'ta hareket eden İstanbul'a dönüş seferi yapılacaktır. Öğlen seferleri, uçuş ekibinin dinlenme süresi dikkate alınarak, 5-6 Ekim tarihlerinde 15.30'da hareket edecektir."

İzmir seferlerinin saat değişikliğiyle süreciği belirtilen açıklamada, Ankara uçuşlarının ise yapılamayacağı ifade edildi.




ABD, ekonomisini 75 milyar dolar destekleyecek

ABD Başkanı George Bush, zaten gerilemekte olan Amerikan ekonomisinin 11 Eylül terör olaylarıyla vurulmasından sonraki şoku atlatabilmesi için alınması gerekecek önlemlere 75 milyar dolarlık kaynak aktarılması gerektiğini bildirdi.

Bush ve Amerikan Hazine Bakanı Paul O'Neill'ın yaptıkları iki ayrı açıklamayla, ekonominin düze çıkması gereken paranın miktarı ilk kez dile getirildi. Amerikan Merkez Bankası (FED) Başkanı Alan Greenspan, ABD'nin eski hazine bakanlarından Robert Rubin ve Beyaz Saray ekonomi danışmanı Lawrence Lindsey de, Amerikan Kongresi liderleriyle bir araya gelerek, gerekli kaynak konusunda bilgi verdiler.

Kongre çevreleri, zordaki Amerikan ekonomisi için ayrılması gereken kaynak konusunda Beyaz Saray yönetimiyle Kongre arasında ortak anlayış olduğunu belirtti.

Hazine Bakanı Paul O'Neill, Senato finans komitesinde yaptığı konuşmada, "Şu anda 50 milyar dolarlık kaynak zaten aktarılmış durumda. Başkan Bush, Kongre üyeleriyle birlikte çalışmam için bana talimat verdi. 2002 mali yılı için 60 ila 75 milyar dolarlık eylem paketi üzerinde çalışacağız." dedi.

Bush da, New York'ta iş çevrelerine yaptığı konuşmada, Kongre'nin paket üzerinde hızlı bir çalışma yapacağını söyledi. Bush, vergi kesintisinin uygulamaya girmek üzere olduğunu kaydetti.




Rekolte düşüklüğü zeytinyağını vurdu

Kuraklık, yetersiz bakım ve ilaçlı mücadeledeki eksiklik gibi nedenler, yok yılını yaşayan zeytinyağı rekoltesini olumsuz etkiledi. Ege'deki üretimin bu sezon 30 bin ton olması bekleniyor.

İzmir Ticaret Borsası (İTB) koordinasyonunda İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, TARİŞ, Ege İhracatçı Birliği ve Zeytincilik Araştırma Enstitüsü temsilcilerinden oluşan rekolte tahmin heyeti, çalışmalarını tamamladı.

Raporda şu bilgilere yer verildi: "Bu yılki yok yılını yaşatan verim düşüklüğünde, zeytinin genetik özelliğinde var olan bir yıl verimli, bir yıl verimsiz veya az verimli dönem ile bunu şiddetlendiren yetersiz bakım şartları, birinci sırada rol oynamıştır. Ayrıca bazı yörelerimizde çiçeklenme döneminde ani sıcaklık yükselmesinin çiçekte oluşturduğu tahribat nedeniyle, meyve tutumunun azalması ve yer yer boncukla küçük danelerin oluşması da verim düşüklüğüne neden olmuştur. Yok yılı olması nedeniyle toplu ilaçlama yapılmaması zararlılarda önemli bir artışa yol açmıştır. Bazı yörelerdeki aşırı kuraklık da danelerin buruşuk ve küçük olmasına yol açtığından sofralığa ayrılacak zeytinin miktarının azalacağı tahmin edilmektedir."

Rekolte tahmin çalışmalarının İzmir, Balıkesir, Çanakkale Manisa, Aydın ve Muğla illerinin merkez ilçe ve köylerinde yapıldığı ve 10 gün sürdüğü belirtilen raporda, Ege'nin zeytin rekoltesinin 229 bin 433 ton olduğu ve bu miktardan 74 bin 703 ton ton zeytin yemekliğe ayrıldıktan sonra, 30 bin 601 ton zeytinyağı üretileceği kaydedildi.

(Ali Rıza Karasu / İZMİR (cha))



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.