GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

10/10/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Dünyalılar

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

KORKUNÇ OLAYIN FOTOĞRAFLARI

Saldırıyı kınayan
Fethullah Gülen:
Menfur sabotaj


Türkçe / English

Deutsche

ABD'de yakını olanlar için danışma hattı 
(0-312) 285 46 19
285 46 17

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



 


Ekmek zammı tartışmaları

Halkımızın en temel besin maddelerinin başında 'ekmek' geliyor. Son zamanlarda ekmeğe yapılan üst üste zamlar zaten evine doğru dürüst bir şey alamayan dar gelirli vatandaşlarımızı çok zor durumda bıraktı. 'Halk Ekmek' önlerindeki yüzlerce metrelik kuyruklar fakir fukaranın durumunu görmek isteyenlere zaten çok şey anlatıyor.

Ancak son zamlar konusunda ekmek üreticileri ile devlet yetkilileri arasında çok farklı değerlendirmeler var. Ekmek Üreticileri Birliği temsilcileri, zamların gerekçesini 'buğday' sıkıntısına bağlarken Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp ise bu gerekçeyi reddederek şu anda buğday sıkıntısının söz konusu olmadığını söyledi. Bakan Gökalp'in zamlarla ilgili açıklaması şöyle: "Günümüzde un fiyatlarındaki artış ve buna bağlı olarak ekmek fiyatlarındaki artış tamamen spekülatiftir, haksız kazanç sağlamayı amaçlamaktadır. Biz bu olayları halkın ekmeğiyle oynamak olarak değerlendiriyoruz. Ancak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak bu tür spekülasyonlara müsaade etmeyeceğiz. TMO kuruluş amacından kaynaklanan piyasayı regüle etme hakkını kullanacaktır. Bu kapsamda TMO'nun tüm merkezlerinde peşin satışlara devam edildiği gibi, un fabrikalarına uygun şartlarda vadeli satış çalışmaları da başlatılmıştır. Ayrıca gerektiği takdirde ithalat yoluna da gidilebilecektir."

Bu arada ekmek zamlarını değerlendiren Prof. Dr. Abdulkerim Abdulkadiroğlu da şu görüş ve tekliflerde bulunuyor:

"Önceki yıllarda konu etrafında yazılar yazmış biri olarak bu defa da değişik bir boyuttan yaklaşacağım. Anadolu'da bu meslekten kazanan ve kanaat ederek yaşayan, hatta zengin de olan yüzlerce fırıncı esnafı vardır. Hallerinden memnun bu gruptan zaten herhangi bir ses yoktur, olsa da mahalli imkanlar içinde kapatılır. Büyük şehirlere gelen, öncesinde seyyar kurabiyecilik, yufka-kadayıfçılıkla işe başlayan, bir kenarda kendi işyerini açarak günümüzde zenginleşen kesimden söz etmek istiyorum. Esasen yapmacık sıkıntılar oluşturanlar da sayıları bir elin beş parmağını geçmeyen onlar, esnaf arasında en kârlı çıkanlar da... Siz hiç alınan bir ekmeğin fişini veren fırıncı gördünüz mü? Tabii ki dürüstler çoğunlukta, bunu bir tarafa kaydetmek lazım.

Konunun çözümü için şöyle bir teklif de getirmek istiyorum: Günün değişik saatlerinde, 'Halk Ekmek' büfeleri önlerindeki kuyruklar yürekleri sızlatmaktadır. Bunun yerine halk ekmeği imalatının en az beş kat artırılarak belirli saatlerde sokak aralarında dolaşarak ekmek satan ekiplerin bulundurulması iyi bir hal çaresi olacaktır."




Van 100. Yıl Üniversitesi Öğrencilere 'paralı internet' engeli

Artık hayatımızın bir parçası olan kitle iletişim araçları her gün daha fazla insan tarafından kullanılıyor. Bu artış sadece kullanıcı sayısı ile değil kullanım süresinde de kendisini bariz bir şekilde hissettiriyor. Durum böyle olunca maliyet de cep yakmaya başlıyor ve kullanıcıyı tahammül edilmez noktalara getiriyor. İşte böyle bir çıkmazda olan Van 100. Yıl Üniversitesi'nde okuyan öğrenciler üniversite kütüphanelerinin vermiş olduğu internet hizmetinin paralı oluşundan yakınıyor. F.K. ''Dışarıdaki cafelerde 750—800 bin lira, hiç okulda internet paralı olur mu?'' diye soruyor. 'Olur olur, burası Türkiye' mi diyelim? Yoksa ''Üniversitelerimiz oldukça zor durumda, tuttuğundan para alıyorlar.'' mı diyelim? İsterseniz kararı yetkililer versin...




Büyük İstanbul Otogarı için teklif ve açıklamalar

Günde binlerce insanımızın okul, ziyaret, tatil ve gezi gibi sebeplerle seyahat ettiği İstanbul Otogarı ile ilgili bazı vatandaşlarımızın şikayet ve teklifleri bize ulaştı..

Bir vatandaşımız otogara girişte uygulanan (20 dakika) süresinin kısalığından şikayet ediyor ve "Bu sürenin 30 dakikaya çıkarılması daha iyi olmaz mı?'' diye soruyor.

Diğer bir vatandaşımız ise vaktin nakit sayıldığı günümüzde otobüslerin neden belirlenen saatlerde hareket etmediklerini soruyor ve "Otobüsler Ankara, Konya'da olduğu gibi belirlenen saatlerde bir anonsla hareket ettirilemez mi?" teklifinde bulunuyor.

Bu teklifleri sizin adınıza otogar yetkililerine ilettik. İşte Büyük İstanbul Otogar İşletmesi AŞ yetkilisinin açıklaması:

"Otogara giren araçların 20 dakika bekleme süresi uzun denemelerden sonra ve yeterli süre olduğu test edildiği için belirlenmiştir. Otobüslerin aynı anda hareket etmesi ise trafik açısından sakıncalar taşımaktadır. Konya'da saatte 3—5 aracın kalkması trafiği etkilemez; ancak İstanbul'da 50—100 aracın aynı anda hareket etmesi trafik açısından sakınca teşkil etmektedir."

Ancak bu açıklama, hareket saatinde kalkmayan otobüsler için mazeret olmasa gerek. Araç yoğunluğu ve sirkülasyonu göz önünde bulundurularak araç hareket saati belirlenmiyorsa hem yolculara hem yakınlarına yazık olacağı gibi, bunu beceremeyen yetkililere de çok yazık.



n.bayhan@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.