Formül aranıyor
Anayasa değişiklik paketinin içine sıkıştırıverilen milletvekillerinin maaşına zam konusu, kamuoyunda oldukça fazla tepkiye sebep oldu. Her ne kadar biz, "Hak etsinler, daha fazlasını alsınlar." dedikse de, vatandaşlar vekillerin mevcut maaşı bile hak etmediği görüşünde.
Vekil maaşlarına yapılan zamdan sadece vatandaş rahatsız değil, vekillerin arasında da bu rakamdan utananlar var. Şimdilerde bu duruma bir formül bulunmaya çalışılıyor. DYP'nin de bu konuda bir teklifi var.
Kıyak artışın seçimlere kadar durdurulması için Anayasa'ya ek bir madde konulmasını hedefleyen bir tasarı hazırlamışlar. Teklifte, "Yeni bir milletvekili genel seçimi yapılıncaya kadar bu Anayasa değişikliği hükümleri uygulanmaz." deniyor.
Teklif imzaya açıldı. Bakalım göreceğiz, kaç milletvekili bu teklifin altına imzasını koyabilecek.
Para meselesi
Araya hafta ortası tatili girdi, dün yazamadık. Salı günü, dolar ve Türk Lirası konusunda Diyanet'in tutumunu yazmış ve Ankara Ticaret Odası'nın bitirdiği 'Türk Lirası'na İtibar' kampanyasından söz etmiştik. Başkan Sinan Aygün, bu konuda bir cevap yazma nezaketini göstermiş.
"Bize destek mi oldunuz, yoksa eleştiride mi bulunuyorsunuz karar veremedim." diyor.
Halkın iyice "dolarize" olmaması için kampanyayı can–ü gönülden desteklemiştik. Eleştirmek aklımızın köşesine bile gelmedi. Hatta hatta Sinan Aygün'e ait aşağıdaki satırların altına da imzamızı atarız:
"Ülkede siyasi otorite olmadığı için herkes bildiğini ve istediğini yapıyor. Türkiye'nin de yıllardan beri asıl sıkıntısı bu. Yönetim eksikliği. Bir defa daha altını çizerek ifade ediyorum:
(Türkiye maalesef iyi yönetilemiyor.)
Seçim zamanı mı?
ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın, "Koalisyon liderleri olarak, seçimin 2004 Ekim'inde yapılmasını kararlaştırdık." sözlerinden sonra muhalefet partiler, 'seçim' arzularını her fırsatta dile getirmeye başladılar. Ülkenin problemler yumağı içine hapsedildiğini, akl–ı selimin gereği olarak seçime gidilmesi gerektiğini her fırsatta söyleyen liderler, "seçim, seçim, illa seçim" diyorlar.
Şu andaki hükümetten umudumuz yok, o kesin; ama yeni gelecek bir Meclis'in de bu problemin altından kolay kolay kalkabileceğini sanmıyoruz. Karamsarlık kötü bir şey; ama görünen de o. Aslında muhalefet partileri için akl–ı selim, "hemen seçim" olmamalı. Mevcutlara, başka bir iktidar döneminde yeniden toparlanma fırsatı vermektense, iyice bitmesi beklenmeli.
Zaten durum da ona doğru gitmiyor mu?
Seçim 2004'e bekletilirse, siyasi arenadan birkaç partinin temelli çekileceği şimdilik kesin gibi.
Havai
LDP'li bir grup, maaş zammından dolayı milletvekillerine gidişi hemen, dönüş tarihi ise açık olan sembolik Hawai bileti göndermişler.
İyi de hani bunun otel rezervasyonu, hani bunun cep harçlığı? Oldu mu ya hiç?
Ne yapsak
Size zaman zaman internetteki mail gruplarına gönderilen yazılardan söz ediyoruz. Bu seferki de onlardan birisi. E–Meclis Grubu'na İzmir'den Serdar Kuru göndermiş. Hoşumuza gitti, size de okutalım dedik.
"Ohh be! Sonunda savaşı çıkardık, sayın grup üyeleri. Mümtaz medyamız ne zamandır jenerikleri hazırlamış bu anı bekliyordu... Şimdi seyredin televizyonlarda kurulan medya genelkurmay toplantılarını...
Bir haber kanalını seyrediyorum şu an, adamlar 'operasyon merkezi' kurmuşlar resmen. Sanki Tv değil de Amerikan Özel Harekat Grup Komutanlığı Komuta Merkezi... Herkeste bir hava bir hava... Emekli generaller hafif kasılarak operasyonların nasıl olması gerektiğini anlatırken, nerden çıktığı belli olmayan strateji uzmanları –ki bence amiral battı bile oynayamaz onlar, ben hepsini yenerim– ahkam kesiyorlar.
Allah sonumuzu hayır etsin, Usame bunları bir görürse askeri hedef sayıp saldırı bile düzenleyebilir. Siz görün o zaman strateji uzmanlarımız nasıl cesurca kaçmaya başlarlar.
Şaka bir tarafa, bu bence kötü yolların başlangıcı. Benim de iş bulma şansım sıfırın altına indi artık. Ne yapsak, Fransız yabancı lejyonuna falan mı katılsak acaba?"
Üsame
Vur deyince, öldürmek gibi kötü bir huyumuz var. Usame bin Ladin'in meşhur olmasından sonra, bazı nüfus memurları 'Üsame' ismini kabul etmiyorlarmış. Ona bakarsanız Apo yüzünden Abdullah ismini de yasaklamak lazım.
Bakiye
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Halıcı, acı bir itirafta bulunmuş. Diyor ki: "Öğrencilerimizin yüzde 20'si illegal grupların egemenliğinde."
Peki geriye kalan 'sağlar' acaba gerçekten bizim mi?
|