GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

14/10/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Dünyalılar

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



HABERLER 


Terörün tanımı yok!

Dünya, teröre savaş açtı ama hala terörün tarifi yapılamadı. Bir ay sonra Washington'da gerçekleştirilecek olan BM toplantısında ittifak edilen bir terör tanımı ortaya konacak.

Üzerinde ittifak edilen bir terör tanımı henüz yapılamadı. 6—9 Ekim tarihlerinde Kanada'nın başkenti Ottawa'da gerçekleştirilen NATO Parlamenterler Asamblesi'nin gündeminde terör vardı. Türkiye'den de Kamran İnan başkanlığında 6 kişilik Parlamlento heyetinin katıldığı toplantılarda terör, önce üç gün süren alt komisyon çalışmalarında ele alındı. 9 Ekim tarihinde İspanyol Parlamenter Reefael Esterella'nın başkanlığında Asamble Genel Kurulu yapıldı. Burada NATO üyesi ülkelerin temsilcileri teröre bakış açıları ve terör tanımı konusunda bilgilendirme konuşmaları yaptılar. NATO Parlamenterler Asamblesi'nin toplantısında, terörün tanımının tartışmalarından bir sonuç çıkmadı.

Ulusal direniş ihtilafı

Bu toplantılarda ABD ile Avrupa ülkeleri arasında terörün kapsamı konusunda büyük farklılıklar bulunduğu ortaya çıktı. Terör tanımı içine AB ülkeleri 'Ulusal direnişci'lerin yaptığı eylemlerin girmesini istemezken, ABD terör tanımı içine her türlü şiddetin girmesi gerektiği üzerinde duruyor. NATO üyeleri arasında terör konusunda ortak bir tanımın yapılmasının uzun zaman alacağı vurgulanıyor.

Öte yandan Avrupa Birliği dışişleri bakanları ile Afrikalı dışişleri bakanları arasında Brüksel'de yapılan olağanüstü toplantıda Arap Birliği'nin resmi görüşü olan "Ulusal Direnişçiler"in terörist örgütler olmadıklarına vurgu yapıldı. Arap Birliği tarafından bu yönde başlatılan lobi girişimleri İslam Konferansı Örgütü(İKÖ)'de de gündeme gelmiş ve terörist faaliyette bulunduğu gerekçesiyle Afganistan'ın ardından Arap ya da bir islam ülkesinin vurulmasına karşı olunduğu karar metninde yer almıştı. BM, bu konuda ABD ile Arap ülkeleri arasında başgösteren terörün tarifi hakkında ortak bir çözüm bulmaya çalışılacak.

BM'de ağırlıklı gündem

Bu arada ABD'yi yönelik 11 Eylül'de gerçekleşen terörist saldırının ardından ertelenen Birleşmiş Milletler genel kurulu 10—16 Kasım tarihleri arasında Washington'da toplanacak. Genel kurulun ağırlıklı gündemini terör faaliyetleri ve organize suçlarla uluslararası mücadele oluşturacak. Türkiye adına toplantıya Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in katılması planlanıyor. Toplantıda BM'nin 28 Eylül'de aldığı 1373 sayılı kararın yansımaları hakkında da bir değerlendirme yapılması bekleniyor. 1373 sayılı kararda üye ülkelerden terörist faaliyetlerin önüne geçebilmek amacıyla hukuki ve siyasi bir dizi önlem almaları isteniyordu.

BM Genel Kurulu'nda ABD ve müttefikleri ile Arap ülkeleri arasında terörün tarifi ile ulusal direnişçilerin terörist olarak görülmesinin mümkün olup olmadığı incelenecek. Daha önce benzer tartışmalar G7 ülkeleri zirvelerinde ABD ile Avrupalı liderler arasında yaşanıyordu. Ankara ise bu konuda "terörün milleti olmaz" düşüncesini savunmakla beraber, terörizme karşı oluşturulan uluslararası işbirliğinin bozulmaması için "terör" tarifi yerine "terörist eylem" tarifinin netleştirilmesinin daha uygun olacağı görüşünü işleyecek. (Sadullah Özcan/ Salih Boztaş - ANKARA (Zaman)




Sönmez dualarla uğurlandı

Önceki gün vefat eden tekstil sektörünün duayenlerinden Ali Osman Sönmez, memleketi Bursa'da düzenlenen törenlerin ardından Emir Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Ölüm haberiyle iş dünyasını yasa boğan Sönmez için ilk tören 25 yıl başkanlığını yaptığı BTSO (Bursa Ticaret Sanayi ve Odası)'nda düzenlendi. Buradaki törene Devlet Bakanı Recep Önal, DSP Bursa Milletvekili Hayrettin Korkmaz, Bursa Valisi Ali Fuat Güven, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ve çok sayıda işadamı katıldı.

Ali Osman Sönmez için ikinci tören kurucusu olduğu Sönmez Holding önünde yapıldı. İşçilerin yoğun ilgi gösterdiği törende Kur'an—ı Kerim okundu ve dualar edildi. Sönmez'in cenazesi daha sonra Ulu Cami'ye getirildi. Polis mangası tarafından cenaze arabasından alınan Ali Osman Sönmez'in naaşı öğle namazına müteakiben kılınan cenaze namazının ardından yaklaşık 7 bin kişinin katıldığı törenle Emir Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi.

İŞADAMI A.OSMAN SÖNMEZ İÇİN NE DEDİLER?

Devlet Bakanı Recep Önal: "Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nı 25 sene yönetmiş teşkilatçı bir kişilik. Sanayi odalarını aynı bünyeye toplayarak Türkiye'ye örnek bir iş yaptı. Bursa'yı Parlamento'da temsil etti. Şahsen tanıyordum. Manevi tarafına baktığımızda eğitim ve sağlık faaliyetlerinde bulunan büyük bir hayırsever görüyoruz."

Gazeteci yazar Deniz Gökçe: Sıfırdan başladığı tekstilde yüz binlerce insana iş verebilen çok değerli bir sanayici. Bu kadarı yetmez mi? Erken başlamış, işi sıfırdan öğrenmiş. Alaylı. Çocuklarını ve torunlarını gördüğümde çok düzgün bir aile yetiştirmiş diyorum."

Ender Sole (muhasebeci): 15 sene fabrikasında muhasebesini tuttuk. İşin haricinde bir uykusunu bilirim. 3 sene öncesine kadar işleri aktif yönetiyordu.




Mut'ta şarbon karantinası

ABD'den sonra İçel'de de şarbon paniği yaşanıyor. İçel'in Mut ilçesine bağlı Gökçetaş köyü, 10 küçükbaş hayvanın şarbon hastalığından ölmesinden sonra karantinaya alındı.

Gökçetaş köyüne 5 bin şarbon aşısı gönderen tarım il müdürlüğü, yaklaşık 5 bin civarında küçükbaş ve büyükbaş hayvanı hastalığın yayılmaması için aşıya tabi tutuyor. 3 ekip halinde çalışmalarını yürüten tarım il müdürlüğü yetkilileri, iki gün içerisinde çalışmalarını bitirmeyi hedefliyor. Mut Tarım İlçe Müdürlüğü'nde görevli teknisyen Nebi Bulutgenç, bölgenin karantina altına alındığını, kendilerinin hastalığın yayılmaması için hayvanları aşıladıklarını ve bölgede hayvan giriş ve çıkışının yasaklandığını söyledi. Ali Sah isimli hayvan besicisi, köylerinde Mustafa Yıldız isimli hayvan sahibinin sıcak aylarda hayvanlarını yaylaya çıkarmadığı ve ahıra kapattığı için 10 hayvanın sıcaktan öldüğünü ifade etti. Sah, köylerinde tarım il müdürlüğü tarafından yapılan araştırmadan sonra aşı çalışmalarının başladığını kaydetti. Bir başka hayvan besicisi Mehmet Ali Pala, bütün köyün şarbon tehdidi altında olmasının müsebbibi olan Mustafa Yıldız'a tepki gösterdi. (Ümit Pıtır/ MERSİN (Zaman)




Hortumcular DGM'den kaçıyor

Maliye eski Bakanı Zekeriya Temizel, Türkiye'de yolsuzluklarla mücadele etmesi gereken kurumların çok kısa süre içinde dejenere olduğunu söyledi.

Şişli'de Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği Genel Merkezi'nde bir konuşma yapan Temizel 'yolsuzlukla ilgili davaların DGM'lerden neden Ağır Ceza'lara gönderilmesi için uğraş verildiği' sorusuna iyi cevap verilmesi gerektiğini anlattı.

Temizel, bu tür yolsuzlukların yargılanması için 'ihtisas mahkemeleri' kurulmasını istedi. Türkiye'de yolsuzlukları engelleyecek kurumların zaman içinde insan faktörünün de etkisiyle görevlerini yapamaz hale geldiğini belirtenTemizel, bu tür kurumlarda iç denetimin sağlanması gerektiğini kaydetti. (Erkan Acar/ İSTANBUL (Zaman)




Gübre nakline kan bulaştı

Kamyoncular, Samsun Gübre Fabrikası'nın gübre taşıma işi nediniyle birbirne girdi. Yıllardır aynı işi yapan Tekkeköylü Kamyoncular Kooperatifi’ne üye kamyoncular ile taşeronluk ihalesini alan Çarşamba Kamyoncular Kooperatifi üyeleri arasında tartışma çıktı.

Çarşamba Kamyoncular Kooperatifi Başkanı ve MHP Çarşamba İlçe Başkanı Mustafa Keleş'in açtığı ateş sonucu İsmail Uslu ve Abdullah Uslu ayaklarından yaralandı. 17 Eylül'de yapılan ihaleyi Boluspor Eski Yönetim Kurulu Başkanı Metin Becikoğlu kazanmıştı. İhalenin ardından ilk taşıma dün yapılacaktı. Mustafa Çakır / SAMSUN (cha)




Urfi Çetinkaya'nın kilit adamı yakalandı

Matador Operasyonu'nda yakalanan uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Urfi Çetinkaya'nın kilit adamı, İranlı Ghosemiazar helikopterin kullanıldığı bir operasyonla ele geçirildi.

İspanya'ya götürülmek üzere hazırlanan 103 kilo 500 gram eroin, İstanbul Emniyeti Narkotik Şube dedektifleri tarafından havadan ve karadan yapılan operasyon sonucu ele geçirildi. Iron Bird (Demir Kuş) adı verilen operasyonda geçen yıl yapılan 'Matador Operasyonu'nda yakalanan uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Urfi Çetinkaya ve organizasyonun ikinci adamı Cemal Nayır arasındaki halkayı oluşturan kilit isim İranlı Lotfallah Ghasemiazar ile 5 kişi yakalandı.

Bir istihbaratı değerlendiren narkotik polisi, Küçükçekmece Altınşehir'deki bir evi ve çevresini izlemeye aldı. Yaklaşık bir ay süren teknik takip neticesi, uyuşturucu sevk edileceği belirlendi. Bunun üzerine narkotik polisi geçen hafta operasyon hazırlığına başladı. Altınşehir'deki eve giriş çıkış yapan şahısları polis, helikopter ile havadan ve karadan takibe aldı. Türkiye'de ilk defa helikopterin kullanıldığı operasyona, 'Iron Bird' (Demir Kuş) adı verildi. Operasyonda eve giren şahısların teker teker fotoğrafları çekildi. Uyuşturucu kaçakçılarının evde olduğu belirlendiği anda operasyon düzenlendi. Depo olarak kullanılan evin üst katında önce 2,5 kilo eroin ele geçiren polisler, daha sonra evin tuvaletinin altında özel olarak zulalanmış 101 kilo eroin buldular. Operasyonda 'Hacı' lakaplı Lotfallah Ghasemiazar, Sabri Sönmez, Saim Sönmez, Daim Sömez, Nedim Sönmez, Taceddin Avcı yakalandı. Uyuşturucunun Van'dan yurda sokulmasıyla ilgisi olduğu belirlenen Mahir Sarıtaş'ın yakalanmasına çalışılıyor.

Kimliği bilinmiyordu

Operasyonda suçüstü yakalanan İran asıllı Hacı lakaplı Lotfallah Ghasemiazar, Matador soruşturmasında adı geçen ancak kimliği belirlenemeyen bir uyuşturucu kaçakçısı olarak tespit edildi. Polis tarafından sadece lakabı Hacı, eşi Özlem olarak biliniyordu. Bu operasyon sonucu Urfi'nin kilit adamı İranlı Ghasemiazar olduğu belirlendi.

Ghasemiazar'ın, Afganistan'dan getirilen ve İran üzerinden Türkiye'ye sokulan, buradan da İspanya'ya gönderilen eroinin sağlayıcısı olduğu ortaya çıktı. Urfi Çetinkaya'nın sağ kolu Cemal Nayır ile Lotfallah Ghasemiazer arasında 8 ayrı telefon görüşmesi tespit edildi. 'Iron Bird Operasyonu' neticesinde halen Matador Operasyonu çerçevesinde Kartal Cezaevi'nde tutulan Cemal Nayır'ın savcılık aracılığı ile ifadesine başvuruldu. İstanbul DGM'de yürütülen soruşturma ile ilgili Nayır'ın sanık olarak yargılanacağı bildirildi.

Çetinkaya hapiste

Bu operasyon, İranlı Ghasemiazar'ın yakalanmasıyla birlikte 'Matador Operasyonu'nun eksik kalan kısımlarının tamamlanacak olması açısından önem taşıyor. Urfi Çetinkaya, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 5 Ağustos 2000'de başlatılan Matador Operasyonu'nda Bahçeşehir'de gözaltına alınmıştı. İspanya, Hollanda ve Belçika gibi ülkelere Türkiye üzerinden İran ve Afganistan'dan getirilen uyuşturucu maddeleri gönderdiği ve 'teşekkül oluşturarak eroin kaçırdığı iddiası' ile İstanbul DGM'de yargılanan Çetinkaya, halen Nevşehir Cezaevi'nde tutuklu bulunuyor. (Ercan Gün/ İSTANBUL (Zaman)




İsveç konsolos, Bush'un 'Haçlı Seferi' gafına kızdı

İsveç'in İstanbul Başkonsolosu İngmar Karlsson, ABD Başkanı George W Bush'un 'Haçlı Seferleri' gafını 'bir aptallığın ifadesi' olarak nitelendirdi.

İngmar Karslsson bu tür yanlış değerlendirmenin bir diğer örneğinin geçmiş yıllarda Almanya Başbakanı Helmut Kohl tarafından "AB bir Hıristiyan kulübüdür." açıklamasıyla yapıldığını hatırlattı. İstanbul Barosu tarafından düzenlenen 'Uygarlıklararası Bir Çatışmanın AB'ye ve Türkiye'nin Üyelik Sürecine Etkileri' konulu panele katılan Karlsson, Samuel Huntington'un 'Medeniyetler Çatışması' tezini yazarken Pakistan'a gittiği zamanki gözlemlerine dayandığını belirterek, "Hungtington birçok insan gibi Müslümanları yeşil bir kuşak olarak görmüş; fakat bu yeşil kuşağın tonlarına dikkat edememiştir. Çeşitli tonları var." dedi. Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ise ABD'deki terörist saldırı dalgası sonrasında Alman, Fransız veya Rus stratejistlerin "Bu olayı kim yaptı?" sorusundan çok "Yeni konjonktürü ne olacak?" sorusuna cevap aradığına dikkat çekti. Agos Gazetesi Genel Yayın Müdürü Hrant Dink, "Bugüne kadar farklılıkların kıymetini bilmediniz. Yarın AB'ye girince elin 50 tane gavuru ile birlikte yaşayacaksınız. Bizimle antrenman süreci yaşayın." diye konuştu.

Erkan Acar / İSTANBUL (Zaman)




Krizin ekmeğe dayandığının resmidir

Ekonomik kriz, dargelirlileri, temel besin maddesi olan ekmekte de tasarrufa yöneltti. Ekmek fiyatlarına üst üste gelen zamlardan sonra vatandaş çareyi ucuz ekmek satan Halk Ekmek'e yönelmekte buldu.

Fırınlar 200 gram ekmeğin fiyatını 200 bin liraya çıkartınca, 100 bin liradan satılan belediyeye ait Halk Ekmek büfelerinin önünde uzun kuyruklar oluşmaya başladı. Özellikle günlük ekmek tüketimi fazla olan kalabalık aileler günde iki kez Halk Ekmek kuyruğuna giriyor. Vatandaşlar sabah saat 06.00'da büfelerin önlerinde kuyruk oluşturmaya başlıyorlar. Gelen ekmekler, kısa sürede biterken, kuyrukta geriye kalanlar zaman zaman elleri boş dönüyorlar. Öğleleri saat 14.00'te satışa sunulan ekmekler için ise 11.00'de kuyruğa girilmesi gerekiyor. Vatandaşlar, bazen ekmeğin 17.00'ye kadar gecikmesinden yakınıyorlar ve belediyenin daha fazla ekmek üretmesini istiyorlar. Murat Düzyol / İSTANBUL (Zaman)




Uçak kazaları uçuş korkusunu artırdı

Son günlerde yaşanan uçak kazalarının ardından, yolcularda 'aerofobi' olarak adlandırılan uçuş korkusu da artmaya başladı.

International Hospital Psikiyatri Kliniği Şefi Dr. Muzaffer Uyar, 'aerofobi'yi yenmek üzere başvuran hasta sayısında yüzde 30—40 oranında artış olduğuna dikkat çekerek, hava limanlarında bir psikiyatri yardım ünitesinin kurulması gerektiğini söyledi. Uyar, sık sık seyahat eden kişilerin dahi ABD'deki terörist olayların ardından uçuş korkusuyla kendilerine başvurduğunu ifade etti. Uçuş korkusu konusunda daha çok işadamlarından müracaat geldiğini vurgulayan Uyar, "Devamlı olarak uçakla seyahat etmek isteyenler son dönemde panik halinde bize geliyorlar. Acil olarak uçmak isteyenlerin de ya ilaç desteğinde ya da kısa bir tedavi programından sonra uçmalarına yardımcı oluyoruz. Bu problemlerin aşılması için hava limanlarında bir psikiyatri yardım ünitesi kurulmalı. Bunun yanında uçakla seyahati özendirici bazı tedbirler de vakit geçirilmeden uygulanmaya konmalı." dedi. Uyar, daha önce birçok kez uçakla seyahat eden kişilerde görülen uçuş fobisinin, hiç uçmamış kişilerde görülen fobiye göre çok daha zor tedavi edildiğini kaydetti.

3 günlük program

Dr. Muzaffer Uyar'ın verdiği bilgiye göre, uçuş korkusuyla ilgili olarak 3 gün süren program uygulanıyor. Programın birinci aşamasında, uçaklar ve uçuş hakkında teorik ve teknik bilgiler veriliyor; aerofobinin nedenleri araştırılıyor. Programın ikinci aşaması THY Uçuş Eğitim Merkezi'nde gerçekleşiyor. Burada, uçak korkusunu yenmek isteyen grup üyeleri simülatör Mock–Up'a (uçmayan, fakat uçar gibi her türlü hareketi yapan uçak kabini) bindirilerek, uçuş anı sanal olarak yaşatılıyor. Programın son, aşamasında ise grup üyeleri, İstanbul–İzmir arasında gerçek bir uçuşa katılıyorlar.

THY Uçuş Eğitim Merkezi Başkanı Nurçin Özsoy da, Amerika'da psikologların araştırmalarına göre yeryüzünde uçaktan korkmayanların olmadığını belirterek, "Her yolcu bir şekilde uçaktan korkabilir. Bazıları, uçağın sesinden, alçalmasından bazıları da cam kenarına oturmaktan korkar. Tecrübeli bir hostes, yolcunun uçaktan korktuğunu hemen anlar. Yiyecek içecek servisine ilişkin şikayetlerin altında uçuş korkusu yatar." dedi.

Uzmanlara göre uçuş korkusunun farklı sebepleri bulunuyor. Kimi boşluktan, kimi yüksekten, kimi kapalı mekana hapsolmaktan, kimi kaza olmasından, bazıları da iniş ve kalkışlardan korkuyor. Psikologlar da, seferlerdeki aksamaların, telaşın ve hatta kötü beslenmenin dahi stresi artırarak uçuş korkusuna yol açabileceğini belirtiyorlar. (Mustafa Gün/ İSTANBUL (Zaman)




Yardımlar gözünü kurtarıyor

Tekrar görebilmesi için bir ay içinde ABD'de ameliyat olması gereken İbrahim Çağrı bebek, ebeveynleriyle birlikte bu ülkeye buruk bir şekilde hareket etti.

Çünkü yetkili makamların izniyle açılan yardım kampanyasında Çağrı bebeğin ancak bir gözünün ameliyat edilmesine yetecek miktarda para toplanabildi. Gazetemizin de destek verdiği yardım kampanyasında iki gözün ameliyatı için gerekli olan 100 bin dolardan 42 bin doları toplanabildi. Çağrı bebeğin ameliyat ve sonrasında verilen hizmetlerle birlikte tedavisinin 150 bin doları bulması bekleniyor. Tüm mal varlığını da satan aile şu anda evlatlarının ancak bir gözünü ameliyat ettirebilmenin ezikliğini yaşıyor.

Çağrı bebek ABD'nin Boston şehrinde Harvard Üniversitesi 'Schepens Eye Associates' uzmanlarından Prof. Tatsuo Hirose tarafından önümüzdeki salı ve çarşamba günleri ilk olarak bir gözünden ameliyat edilecek. Gürhan Savgı / İSTANBUL (Zaman)




Incirlik 50 yıllık

Afganistan saldırısında ileri karakol olarak vazife yapan İncirlik Hava Üssü, 1951'de kuruldu. Üs, 50 yıldır dünya çapında stratejik görevler üstlendi.

NATO bünyesinde ABD'nin askeri tesislerinin yer aldığı İncirlik, önce soğuk savaş döneminde SSCB'ye karşı ardından da Ortadoğu'da gelişen olaylar ile hep dünya gündeminde. Son olarak ABD'nin Afganistan'a yönelik başlattığı saldırılarda "ileri karakol" görevi üstlenen İncirlik, yine dünya komuoyunun gözünün çevrildiği stratejik nokta oldu. Peki İncirlik'i bu kadar önemli kılan ne? İncirlik, 50 yıllık geçmişinde hangi harekatlarda aktif rol aldı? İncirlik'in statüsü hangi anlaşmalarla belirlendi? İşte dünden bugüne İncirlik...

Belde, 1853–1856 yılları arasındaki Kırım Harbi yıllarında Kadirli'ye gelen Karslı ailesi tarafından kuruldu.

Türkiye 1945'te Sovyet tehdidi ile karşılaşınca Batılı müttefik arayışına girdi. BM'ye üye olup Kore'ye asker gönderdi. Daha sonra NATO'ya girdi. ABD ile yapılan anlaşma gereği İncirlik'te üs kurulmasına izin verildi. 1950'de Hava Atış Bombardıman Destek Grup Komutanlığı kuruldu.

İncirlik'te üs çalışmaları 1951 yılında başlandı ve yapımı 1954'te tamamlandı.

Şubat 1955'te İncirlik, "Adana Hava Üssü" adıyla açıldı. Üs,

1958'de İncirlik adını aldı.

Ruslar 1957'de uzaya füze fırlatıp uydu yerleştirdiler. ABD bu gelişmenin ardından Rusya'dan gelebilecek saldırıyı erken haber almak için ABD U2 casus uçaklarını geliştirdi. Bu casus uçaklar İncirlik'e de getirildi. 1960'ta İncirlik'ten havalanan bir U2 uçağı, Kafkasya üzerinde keşif yaparken Rus uçakları tarafından düşürüldü. Bu olaydan sonra İncirlik'in adı daha da ünlendi.

1963'te Türk ordusunun Kıbrıs'a müdahalesi sırasında İncirlik önemli lojistik merkez oldu. Türk Hava Kuvvetleri'ne bağlı uçaklar İncirlik'i kullandılar.

1974'te Türkiye, Kıbrıs'a müdahale etti. Ve arkasından ABD yönetimi Türkiye'ye silah ambargosu koydu. Türkiye, bu karardan sonra sınırları içindeki tüm ABD üslerini kapattı. Yalnızca İncirlik ve İzmir'deki üsler, NATO görevleri nedeniyle açık kaldılar.

Türk ve ABD tarafları 29 Mart 1980'de Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması'nı imzaladı. İncirlik'in statüsü bu anlaşmayla yeniden belirlendi. Bu anlaşmanın maddeleri bugün hâlâ geçerliliğini koruyor.

Hava Atış Bombardıman Destek Grup Komutanlığı 1985 yılında alay seviyesine yükseltilerek İncirlik Tesis Komutanlığı adını aldı.

1991'deki Körfez Savaşı'na ABD ve müttefikleri önemli ölçüde İncirlik üzeriden müdahale etti. İncirlik'te hava operasyonları için Çekiç Güç konuşlandırıldı. Bu güç, 1 Ocak 1997' den itibaren kuzeyden keşif harekatını gerçekleştirmeye başladı. Halen Irak'ın kuzeyinin keşif ve kontrolü İncirlik'ten kalkan uçaklar tarafından yapılıyor.

İncirlik'te ABD'nin varlığını temsil eden birlik 15 Mayıs 1997 tarihinde tugay seviyesine çıkarıldı, 28 Eylül 1998'de adı 10. Tanker Üs Komutanlığı olarak değiştirildi ve sancak verildi.

Üste halen 10. Tanker Üs Komutanlığı personelinin yanı sıra 3 bin 500 civarında personel bulunuyor.

50 yıldır varlığını sürdüren İncirlik, bugün üs içerisinde küçük ABD diye nitelendirilen 10 bin nüfuslu yerleşimi ve çevresinde Türklerin oluşturduğu 15–20 bin nüfuslu kasabası ile modern dünyanın teknolojik kalesi görünümünde. ( Osman Balcı / ADANA (Zaman)




İncirlik'e 4 bin asker daha geldi!

İncirlik Hava Üssü'nün, ABD'nin Afganistan'a düzenleyeceği kara harekâtında lojistik destek sağlayan kilit merkezlerden birisi olması bekleniyor.

Üsteki tam donanımlı hastanenin personel ve sıhhı malzeme açısında takviye edildiği, kara harekâtında yaralananların burada tedavi edileceği ileri sürülüyor. İncirlik Hava Üssü'nde görevli bir yetkiliden edinilen bilgiye göre, rotasyon haricinde üsse 4 bin yeni asker ve 300 civarında sağlık personeli geldi. Yeni gelen askerlerin eğitimleri devam ediyor. Üssün 'İleri Karakol' görevini yapması için başlatılan hazırlıklar sürüyor. Fatih Karaçalı / ADANA(Zaman)




Emniyet kriz merkezi kurdu

Emniyet Genel Müdürlüğü, Afganistan'a yapılan askeri müdahaleyle birlikte, kriz merkezi oluşturdu.

Emniyet Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, İstihbarat, Terörle Mücadele, Güvenlik, Asayiş ve Haberleşme daire başkanlıklarının katılımıyla kurulan kriz merkezinin, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Er başkanlığında faaliyete geçtiği kaydedildi.

Açıklamada, 15-16 Ekim 2001 tarihlerinde, "İnsan Hareketlerinde Yasadışı Göç Gerçeği" konulu bir sempozyum düzenleneceği belirtildi. Ayrıca, 17-19 Ekim 2001 tarihlerinde de Elazığ'da "Türkiye'nin Güvenliği" konulu sempozyum yapılacağı bildirildi.




Mehmetçiği ateşe atmayalım

Kore ve Kıbrıs harekatlarına katılan gaziler, Afganistan'a ancak Türkiye'nin büyük bir menfaati olacaksa asker gönderilmesini istiyorlar.

''Türkiye'nin menfaati varsa Afganistan'a asker gönderelim. Ama hiçbir şey kazanmayacaksak, Mehmetçiğimizi ateşin ortasına atmayalım." Bu sözler Türkiye Kuvayı Milliye Mücahit ve Gaziler Derneği'nde görüştüğümüz Kore Savaşı Gazisi Hasan Çapoğlu (71) ile Kıbrıs Barış Harekatı Gazisi Sedat Öztürk (48) tarafından dile getiriliyor. Hasan Çapoğlu 20 Ekim 1950'de ayak bastığı Kore'de Ağustos 1954'e kadar kalmış. 5455 Türk askerinin arasında keskin nişancı olduğu için yer alan Çapoğlu, o dönemde komünizme karşı savaşma düşüncesinin kendilerine güç verdiğini söyledi. Çapoğlu, Afganistan'a asker gönderilmesini Kore günlerindeki anılarının ışığında değerlendirdi: "Kore'ye ilk çıktığımızda bizi küçümsediler. Bize eğitim vermek istediler. Batı bizi küçümsüyor. Dünya barışı için yaptıklarımıza rağmen bizi Avrupa Birliği'ne bile almıyorlar. Bu bana ağır geliyor. Rus harbinde Afganistan'a gittim. 6 ay kaldım. Bin Ladin'i Amerikalılar yetiştirdi. Uyuşturucu ticareti yapıldığını görünce hevesim kırıldı geri döndüm. Ben bugün Kuzey İttifakı'ndaki Türk soylulara yardımcı olmak için giderim. Ama bana faydası dokunmayacak bir operasyona katılmam."

Bordolular robot mu?

Doğum gününde Kıbrıs'a paraşütle atlayan 1954/1 tertip çavuş Sedat Öztürk ise burada 6 ay boyunca çeşitli çatışmalara katılmış. Öztürk, Afganistan'a asker gönderilmesini hem kendi savaş tecrübesi hem de son yirmi yılda gelişen olayları analiz ederek şöyle değerlendirdi: "Savaş oldu mu bütün dünya ile birlikte hareket ediyoruz. Ancak bırakın fazladan vermeyi zararlarımızı bile tazmin etmiyorlar. Bordo bereli özel kuvvetlerimize sonsuz güvenimiz var. Ancak öyle bir hava oluşturuluyor ki sanki onları bir robot. Onlarında bir can taşdığı düşünülmeli. Bize düşen hatırlatmak, büyüklerimiz düşünüp karar versinler." ( Gürhan Savgı / İSTANBUL (Zaman)




ÜDS başvuruları yarın başlıyor

Doçent, doktora ve yüksek lisans adaylarının girmesi gereken Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı (ÜDS) için başvurular 15 Ekim'de başlıyor.

Almanca, Fransızca ve İngilizce dillerinde, fen bilimleri, sağlık bilimleri ve sosyal bilimler olarak üç ayrı alanda yapılacak sınav için son başvuru tarihi 26 Ekim 2001. ÜDS'ye girmek isteyenler için başvurma belgeleri ve kılavuzlar ÖSYM tarafından üniversitelere gönderilecek. ÜDS'de 100 üzerinden 65 puan alan doçent adayları başarılı sayılacak. Yabancı dil şartını karşılamak için doktora ve sanatta yeterlilik sınavına gireceklerin de ÜDS'ye girmeleri ve 100 üzerinden 50 veya üzeri puan almaları gerekiyor. ÜDS 9 Aralık'ta yapılacak. İSTANBUL (Zaman)




Yerel televizyonlar bir bir kapanıyor

Sansürcülerin yapamadığını kriz yaptı. 50'ye yakın yerel kanal, Radyo Televizyon Üst Kurulu'na ödemeleri gereken paraları ödeyemedikleri için kapatıldı.

Ekonomik krizden en fazla etkilenen yayın kuruluşları Anadolu'da yayın yapan yerel kanallar oldu. 50'ye yakın yerel kanal Radyo Televizyon Üst Kurulu'na RTÜK) ödemeleri gereken paraları ödeyemedikleri için Üst Kurul tarafından kapatıldı.

RTÜK Başkanı Nuri Kayış, "Ekonomik kriz radyo ve televizyonları çok ciddi sarstı. Kriz, Anadolu'da yayın yapan radyo ve televizyonları da vurdu. Bir kısım radyo ve televizyonlar lisan hakları elinden gitmesin diye 'bakıma aldık' gerekçesiyle yayınlarını durduruyorlar. Üst Kurul payını ödememe arttı. Üst Kurul payını ödeyemeyen onlarca kanal var. 50'ye yakın kanalda Üst Kurul payını ödemediği için halen kapalı." dedi.

Üst Kurul, bütün yayın kuruluşlarının reklam gelirlerinden yüzde 5 reklam, yüzde 5 eğitime katkı payı alıyor. Yayın kuruluşlarından ayrıca binde 5 de özel iletişim vergisi alınıyor. 2000 yılında RTÜK, radyo ve televizyonlardan 240 trilyon lira gelir elde etti. 2001 yılında ise bu rakamın daha aşağıya düşmesi bekleniyor.

Frekans ihalesinde son durum

Yayın kuruluşlarının içine girdiği ekonomik kriz RTÜK'ün frekans ihalesini de erteletti. RTÜK, yapım aşamasındayken mahkeme kararıyla durdurulan ihaleyi kriz sonrasına sarkıtmayı planlıyor. RTÜK Başkanı Kayış, "İhale hazırlıklarımız tamam. Ancak ekonomik kriz birçok yayın kuruluşunu etkiledi. Yapılacak ihalelerde kamu zararı oluşmaması için kriz ortamında ihale yapılmasını arzu etmiyoruz." dedi. Öte yandan RTÜK'ün frekans ihalesine çıkması halinde, ulusal yayın için artık sadece 16 kanal yarışmayacak. Danıştay ve İdare Mahkemesi'nin vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararıyla ihaleler, bütün kanallara açıldı. ( Ahmet Bıyık / ANKARA (Zaman)




Kriz balığa ilgiyi artırdı

Sabahın erken saatlerinden itibaren bir ellerinde kovaları ötekinde oltaları ile yüzlerce kişi Sarayburnu-Eminönü arasındaki sahilde yerlerini alıyor ve 'rastgele' diyerek oltalarını denize salıyor.

"Az ya da çok olması önemli değil." diyor balıkçı Fuat ve ekliyor: "Mühim olan denizin sesini bu sefer balık için dinlemek." Sabahtan beri 25 istavrit yakaladığını söyleyen bir diğer balıkçı ise ilginin fazla olmasını yaşanan ekonomik krize bağlıyor: "İnsanlar krizden bunaldılar ve kendilerini rahatlacak bir şeyler arıyor. Gelenlere bakın çoğunluğu orta yaş civarında." Çocukların ilgisi de dikkatlerden kaçmıyor; ancak onlar balıkların ölmesini değil, küçük kovaların içinde yüzmesini istiyorlar. Ufuk Şanlı / İSTANBUL (Zaman)



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.