GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

19/10/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



EKONOMİ 


Memura yüzde 10 zam

Meclis'e sevk edilen 2002 bütçesinde devlet memurlarına yılın ilk 6 ayında yüzde 10 zam öngörüldü. Bütçe hedeflerine göre enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 35, toptan fiyatlarda yüzde 31 öngörüldü. Bütçe büyüklüğü ise 98 katrilyon lira olarak belirlenirken, 27 katrilyon lira açık hedeflendi. Bütçede büyüme hedefi ise yüzde 4.

2002 Bütçe Yasa Tasarısı Meclis'e sevk edildi. 98 katrilyon büyüklüğe sahip 2002 bütçe tasarısında devlet memurlarına ilk 6 ayda yüzde 10 zam öngörülüyor.

Maliye Bakanı Sümer Oral, 2002 bütçesiyle ilgili düzenlediği basın toplantısında, 2002'de tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) yüzde 35, toptan eşya fiyatları endeksinin de (TEFE) yüzde 31 olarak hedeflendiğini bildirdi. Oral, GSMH deflatörünün yüzde 46 olmasının öngörüldüğü 2002 yılında, büyümenin ise yüzde 4 düzeyinde beklendiğini vurguladı.

Oral'ın verdiği bilgiye göre, gelecek yıl GSMH'nin 280,6 katrilyon lira olması planlanırken, toplam bütçe büyüklüğü 98,1 katrilyon lira olarak belirlendi. Bütçede gelir hedefi ise 71,1 katrilyon lira. Bütçenin 27 katrilyon lira açık vereceği 2002 yılında, faiz dışı fazla hedefi ise 15,8 katrilyon lira olarak belirlendi.

Hükümet, 2002 yılı bütçesinde devlet memurlarının ocak zammını yüzde 10 olarak belirledi. Zam oranının belirlenmesinde, bütçe imkanlarının yanı sıra 2002 yılı enflasyon hedeflerinin de gözönünde bulundurulduğunu kaydeden Bakan Oral, şöyle devam etti: "Ocak ayı başından geçerli olmak üzere 2002 yılının ilk 6 aylık dönemi için memur maaşlarında ortalama yüzde 10 oranında artış yapılması öngörülmüştür. Ancak 2001 yılında olduğu gibi bütçe kanununa konulan bir maddeyle memurlarımıza, fiyat artışlarına endeksli bir sistem içinde 2002 senesinde de enflasyonun üstünde bir maaş artışının sağlanması ilkesi benimsenmiştir."

Zor bütçe

Sümer Oral, bütçenin şartlarının kolay olmadığını vurgularken, "Bu şartlar karşısında ezilecek değiliz. El birliğiyle toparlanıp yolumuza gideceğiz." dedi. Bakan Oral, düzenlediği basın toplantısında 2002 yılı bütçe tasarısı ile 2001 gerçekleşmeleri konusundaki açıklamalarının ardından, gazetecilerin sorularını cevapladı.

Bir gazetecinin, 2002 yılı bütçesinde "büyümeye, kura yönelik önemli bir ifade bulamadığını" söylemesi üzerine Bakan Oral, şöyle konuştu: "2002 yıl bütçesinin, Türkiye'nin bütün meseleleri çözecek ve beklentilerini karşılayacak bir bütçe olması mümkün değil. Ama imkanlar dahilinde imkanları ve ihtiyaçları formüle etmek önemlidir. Bütçeyi uygulamak çok önemli."

Bakan Oral, 2001 bütçesi yapılırken, bir önceki bütçede yüzde 80 olan faiz giderinin yüzde 52'ye çekildiğini, 2001 yılı bütçesinin faiz üreten değil faizde indirime giden bir bütçe olduğuna işaret etti. Oral, "2002 bütçesinin içimizden geçen, ideal bir bütçe olmadığı kuşkusuz. Zor bir bütçe, zor şartlarda hazırlandı. Ama bu bütçenin önemini artırır." dedi.

Turizm tanıtımına dev bütçe

Oral, turizm gelirlerinin ekonomideki önemine dikkat çekerken, bu yıl Türkiye'nin tanıtımı için 60 milyon dolar ödenek ayrıldığını, yeni yılda bu rakamın 634 milyon dolara çıkacağını açıkladı. Sümer Oral, son olarak "2002 bütçesinin özü, ekonomide tekrar büyümeyi yaratacak olmasıdır. Enflasyon düşecektir." dedi.

Çiftçiye 1,4 katrilyon

Oral, 2002 yılı bütçesinde doğrudan gelir desteği için 1,4 katrilyon lira kaynak ayrıldığını da bildirdi. Oral, sübvansiyon niteliğindeki ödemelerle de, tarıma destek sağlanmaya çalışılacağını söyledi.

Vergi iadesi devam edecek

Oral, yeni yılda ilave vergi getirilip, getirilmeyeceği sorusunu cevaplarken de, "Vergi gelirlerine ilave yükler getirecek düzenlemeler de düşünmüyoruz. Daha fazla vergi ödeme imkanı olduğuna inanmıyorum." dedi. Maliye Bakanı, bir başka soru üzerine, hem emekli hem de ücretlilerin, yeni yılda vergi iadelerinin aynen devam edeceğini ifade etti. Oral, bütçedeki gider hedeflerinin nasıl tutturulacağına ilişkin de görüşlerini açıklarken, bu rakamlara ulaşılması için birtakım ilave tedbirlere ihtiyaç bulunduğunun kesin olduğunu söyledi. Bu konuda, birden fazla seçeneğin tartışıldığını kaydeden Oral, hükümetin 4-5 gün içinde karara varacağını bildirdi. Oral, reel sektöre yönelik iyileştirmeler hakkında bilgi verirken de, şirket birleşmelerine yönelik teşvikler getirdiklerini, bazı vergilerde indirim yaptıklarını söyledi.

(Ankara Zaman)




Devlet ceza yağdıracak

TBMM'ye sunulan 2002 yılı bütçe tasarısında 57,9 katrilyon lira vergi geliri öngörülürken, Hazine arazisi satışlarından 250 trilyon, KİT'lerden de 960 trilyon lira kaynak sağlanacağı belirtildi.

2002 bütçesinde, cezalardan da 1,2 katrilyon lira gelir öngörüldü. Bunun 59 trilyon 400 milyar liralık bölümünü mahkemelerin, 40 trilyon 570 trilyonunu idarenin olmak üzere para cezaları, 1 katrilyon 100 trilyon lirasını da vergi cezaları ve gecikme zamları oluşturacak. Yeni yılda 30 trilyon lira da trafik cezası kesilecek. Ancak trafik cezaları bütçenin gelir kaleminde yer almayacak.

Bütçe verilerine göre, bu yıl vergi gelirleri, hedefin üstünde 38 katrilyon 536 trilyon lira olarak gerçekleşecek. Bu rakam yeni yılda ise 57,9 katrilyona ulaşacak. 2002 yılında Akaryakıt Tüketim Vergisi ile Motorlu Taşıt Vergisi gelirlerinde büyük oranlı artış sağlanacak.

Bu yıl 381 trilyon lira olması beklenen Motorlu Taşıt Vergisi gelirleri yeni yılda 669 trilyon lira, bu yıl 5 katrilyon 525 trilyon lira olması beklenen Akaryakıt Tüketim Vergisi gelirleri de, 2002'de 10 katrilyon 509 trilyon liraya yükselecek.

Yeni yılda Özel İletişim Vergisi'nden 975 trilyon lira, Özel İşlem Vergisi'nden de 465 trilyon lira gelecek.

KİT'ler de bütçeye 2002'de 960 trilyon lira kaynak aktaracak.




Kamuda ikramiye sorun oldu

Kamudaki ikramiyelerin geleceği konusunda 3 ayrı seçeneğin tartışıldığı öğrenildi. Bu seçeneklerden ilkinde ikramiyelerin tümüyle kaldırılması öngörülüyor.

Ancak bunun yaratacağı rahatsızlık bürokratları düşündürüyor. İkinci seçeneği ikramiye ödemelerinin ertelenmesi fikri oluşturuyor. Buna da bazı bürokratlar, "erteleme, tasarruf olmaz" diyerek karşı çıkıyor. Son seçeneğin ise Uluslararası Para Fonu (IMF) yetkililerince gündeme getirildiği belirtiliyor. IMF yetkilileri bu seçenekte, ikramiyelere hiç dokunulmaması halinde, KİT'lerde çalışanlara yılda 1 ay ücretsiz izin verilmesini öneriyor.




Doğalgaz yanlış kullanılıyor

Teknolojideki yeni gelişmelere paralel doğalgazın ısı ve elektrik üretiminde birlikte kullanılması ile verim yüzde 50'lerden 90'lara çıkarılabiliyor.

Türkiye'de 2004 yılına kadar 57 yerleşim bölgesi daha doğalgaza kavuşacak. Halen Türkiye'de konut ve elektrik üretimindeki ayrı ayrı kullanılan doğalgazdan, teknolojideki yeni gelişmelere paralel olarak elektrik ve ısı üretimini birleştirerek verim yüzde 90'lara çıkarılabiliyor. İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyesi veEnerji Komitesi Başkanı Necati Arıkan, "Doğalgaz petrole bağlı bir ürün. Dolayısı ile talep arttıkça fiyatı da artacaktır. Bu yüzden teknolojide yaşanan yenilikler, bu tür yeni tasarruflu sistemleri doğuruyor. Türkiye'de yeni doğalgaz verilecek bölgelere, ısı+elektrik üretimi birlikte düşünülmeli." diyerek, Avrupa'da bu sistemin yoğun olarak kullanıldığına dikkat çekti.

Yüksek verim alınıyor

Türkiye'nin doğalgazı halen elektrik üretimi ve konutlarda ayrı ayrı kullandığına işaret eden Necati Arıkan "Bu tamamen teknolojinin getirdiği ve ısı ile elektriğin aynı anda üretildiği (kojenerasyon) bir yeniliktir. Dolayısı ile ithal ettiğimiz 100 birim doğalgazı sadece elektrik üretiminde kullanırsak 51 birim elektrik elde edilir, 49'u havaya suya atılır. Konutları ısıtırsak 90 birim verim alırız, 10'u dışarı atılır. İkisini birleştirirsek, 100 birim doğalgazdan 40 birim civarında elektrik alınır, 50 civarında ısıtma alınır. Dolayısı ile verimi yüzde 90'a çıkarmış olursunuz." dedi. Arıkan, yeni gaz verilecek bölgelerin tamamında bu sistemi kullanmanın mümkün olmadığını da vurgulayarak, "Eski sistem muhakkak devam edecek. Ancak, toplu yerleşim yerleri gibi nüfusun yoğunlaştığı konut ve fabrikalarda bu sistem uygulanabilir ve yüksek verim elde edilebilir. Zaten, Enerji Bakanlığı kabul ettiği otoprodüktör sistemi ile sanayi sektörü kendi elektriğini üretiyor ve yüksek verim alıyorlar. Toplam ihtiyacın yüzde 13—14'ü bu şekilde karşılanıyor." diye konuştu.

Avrupa yoğun kullanıyor

Doğalgazın ithal ve sınırlı bir kaynak olduğunu söyleyen Necati Arıkan şu görüşlere yer verdi: "Doğalgaz, temiz ve çevreye uyumlu bir yakıt. Fakat, petrole bağlı olduğundan talep arttıkça fiyatları da artacaktır. Bu nedenle doğalgazı verimli kullanmak lazım, yüksek verim için elektrik üretimi ve ısınma birlikte düşünülmeli. Avrupa'da doğalgaz ısıtmaya verilmeden önce şehrin merkezî bir yerinde önce elektriğe dönüştürülüyor, atık ısı, kaynar—kızgın su ise ön yalıtımlı borularla binalara dağıtılarak hem bina ısıtması sağlıyorlar hem de elektrik üretiyorlar. Biz de Koç Holding'de Bursa'da bu sistemi kurduk. Koç Grubu'nun ve Sönmez Tekstil'in elektrik ve buhar ihtiyacını karşıladık ve yüzde 15 de daha ucuz enerji elde ettik."

Avantajları:

Doğalgaz tek bir yerde yakıldığı için yüksek verim alınıyor.

Karbondioksit emisyonu az oluyor.

Deprem açısından güvenli (Gaz yerine sıcak su dağıtılıyor).

Yeni teknoloji ile sıcak su yazın da klimalarda kullanılabiliyor.

Doğalgazda verim (%)*:

Elektrik üretimi 51—52

Isı üretimi 85—90

Isı+elektrik(kojenerasyon) 80—90

*Rakamlar ortalamadır.

(İsmail Altunsoy / Ekonomi )




Savaş altın talebini artırdı

Amerika Birleşik Devletleri'ne yapılan terör saldırısı ve Afganistan'a başlatılan harekat sonrasında altına olan talep arttı.

11 Eylül'deki saldırı öncesinde 271—273 dolar seviyesinde olan külçe altının fiyatının saldırı sonrasında 300 dolara kadar yükseldiği görüldü. Aynı dönemde dünya borsaları ve dolar değer kaybederken, altına olan talebin artması altının jeopolitik belirsizlikler döneminin en güvenilir yatırım aracı olduğunu kanıtlıyor.

İstanbul Altın Borsası (İAB), 11 Eylül 2001 günü ABD'ye yapılan saldırının altın piyasaları üzerindeki etkisine yönelik bir rapor hazırladı. İstanbul Altın Borsası Başkanı Serdar Çıtak, saldırı sonrasında dünya geneli ve Türkiye'de altına taleplerin arttığını, buna bağlı olarak da altının ons fiyatının 300 dolar seviyesine kadar yükseldiğini bildirdi.

İAB'ın raporuna göre saldırı öncesinde altının ons fiyatı 271—273 dolar bandındaydı. Saldırının yapıldığı gün 273 dolardan güne başlayan altın, saldırının hemen sonrasında hızla yükselerek 293 dolara kadar yükseldi. Saldırı sonrasında dünya borsaları ve ABD Doları değer kaybederken, güvenli yatırım araçları olan altın, tahvil ve petrol fiyatları ise yükseldi.

Rapora göre, altının emin sığınak olarak ön plana çıktığı eylül ayının 3. haftasında altına dünyanın birçok bölgesinden perakende yatırım talebi gelirken, profesyonel piyasanın altına daha temkinli yaklaştığı, kısa ve uzun vadeli olarak politik, ekonomik ve finansal gelişmeleri değerlendirdiğinin gözlemlendiği belirtildi.

ABD'nin Afganistan'a yönelik başlattığı harekat sonrasında ise altın fiyatları bir miktar daha yükseldiyse de 295 doların üzerine çıkmadığı görüldü. Rapora göre, yatırımcılar ABD'nin kara harekatına başlaması halinde altının ons fiyatının 300 doların üzerine çıkacağını tahmin ediyorlar.

Türkiye'de durum

Türkiye'nin de yatırım amaçlı altın talebinde sıçrama oldu. 2001 yılında Türkiye'de ekonomik şartların bozulması ve halkın geçim sıkıntısı nedeniyle elinde bulundurduğu çeşitli şekillerdeki altınları kuyumculara bozdurması ve iç piyasa talebinin daralması sonucunda geçen senelere göre gerileyen altın ithalatı, eylül ayında geçen yılın aynı ayındaki seviyenin üzerine çıktı. Geçen yıl eylül ayında 16 bin 500 kilogram ithalat yapılırken bu yıl eylül ayında 17 bin 450 kilogram ithalat yapıldı.

(İdriz Çokal / Ekonomi Servisi)




THY personel ücretlerini yüzde 10 düşürdü

Türk Hava Yolları, Hava İş Sendikası ile anlaşarak personel ücretlerinde yüzde 10 indirime gidiyor.

THY'den yapılan açıklamada, Hava İş Sendikası ile yapılan görüşmede, 11 Eylül krizinin etkisinin azaltılması ve bu zor günlerin en az zararla geçirilmesini teminen, 2 ay sonra tekrar gözden geçirilmek üzere, personel ücretlerinde yüzde 10 indirime gidilmesi hususunda prensip kararı alındığı bildirildi.




Doğuş, gıdadan çekiliyor

Garanti ile Osmanlı Bankası'nı birleştirerek Türkiye'nin 2. büyük bankasını oluşturan Doğuş Grubu, gıda sektöründen tamamen çıkmaya karar verdi. Grup, perakende sektöründen çıkmayı düşünmüyor.

Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, gıda sektöründen tamamen çıkmaya karar verdiklerini bildirerek, "Bir başka deyişle makarna, ekmek ve patatesten çıkmaya karar verdik." dedi.

Doğuş Grubu, gıda sektöründe Filiz Makarna, Uno Ekmek ve Lamb - Weston şirketleriyle faaliyet gösteriyordu. Lamb - Weston, Bolu'daki fabrikasında dondurulmuş patates üretimi yapıyordu.

Garanti ve Osmanlı Bankası'nın birleşmesiyle ilgili gelişmelerin ayrıntıları, Ferit Şahenk, Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ve Osmanlı Bankası Genel Müdürü Turgay Gönensin'in de katıldığı bir basın toplantısıyla açıklandı. Toplantıda konuşan Şahenk, "Bankalarımızın sahip olduğu mali sektör dışı iştirakleri holding bünyesinde toplayacağız. Buradaki amacımız, mali sektör dışı bazı iştirakleri tamamıyla holding bünyesine taşıyıp, Garanti Bankası'nı tamamıyla mali sektör kuruluşu haline getirmektir." dedi. Doğuş Grubu'nun geçen yılki cirosunun 5 milyar dolar olduğunu, gelirlerinin yüzde 62'sinin finans, yüzde 20'sinin otomotiv, yüzde 12'sinin perakende, yüzde 3'ünün inşaat, yüzde 3'ünün de turizm ve gıda sektöründen geldiğini kaydeden Şahenk, gıda sektöründen tamamen çekilmeye karar verdiklerini açıkladı. Şahenk, "Bir başka deyişle makarna, ekmek ve patatesten çıkmaya karar verdik." ifadesini kullandı.

Doğuş Grubu'nun TANSAŞ ve Makro markalarıyla yer aldığı perakende sektöründen ise çıkmaya niyeti olmadığını vurgulayan Şahenk, bu sektörün gelişmeye açık olduğunu ifade ederek, "Perakende sektörü, grubumuzun hiçbir zaman çıkmayacağı 4-5 ana sektörden biridir." diye konuştu. Medya sektöründe büyümek gibi bir hedeflerinin olmadığını da kaydeden Şahenk, şunları söyledi:

Hazırlıklar 1998'de başladı

"2000'li yıllarda ölçek ekonomisinde verimliliğin en ön plana alındığı dünya trendlerine paralel, Amerika, Avrupa, Uzakdoğu'daki ülkelerde yapılan banka birleşmelerinin de Türkiye'ye geleceğini, Türkiye'de adapte edileceğini görüp, birleştirmelere 1998'de başladık. Birleşme ile, dünyanın ve Türkiye'nin içinde bulunduğu konuma baktığımızda işlerimiz kolaylaştı. Maalesef artık 2-3 sene evvelki bankacılık, 2000'li yıllarda Türkiye'de olamayacak. Reel ekonomi içinde olan, güçlü ve müşteriye yakın bütün servisleri veren bankalar daha da büyüyecekler. Bizim bir mecburiyetimiz yoktu. Değişime ve ortama uymak en önemli şart diye düşünüyoruz. Amacımız, 2001 yılında da müşterilerimize daha iyi hizmet, maliyette rekabet eden, verimlilik sağlayan bankayı yaratmak. En yaygın markamız olan Garanti ismini, finans sektöründeki ismimiz olarak seçtik. Garanti sadece bir banka değil, A'dan Z'ye bir süpermarket anlayışıyla bütün finansal hizmetleri ve servisleri veren bir markadır.

Intesa, Türkiye'yi merkez seçti

Ortaklık görüşmeleri yürüttüğümüz İtalyan Intesa Grubu, Türkiye'yi coğrafi bir stratejinin merkezi olarak gördü. Intesa Türkiye'den Doğu Avrupa, Türk cumhuriyetleri ve komşu ülkelere Garanti ismiyle gitmek istedi. Intesa ile ortaklık kararı 11 Eylül'den önceki bankanın ortaklar konseyinden de geçti. Ama hiçbirimiz 11 Eylül'de bir uçağın çarpmasını, hele ikincinin çarpmasını düşünemezdik. Ama çalışmaya devam edeceğiz. İnanın, 2-3 sene sonra geldiklerinde bugünkü fiyatların 2-3 katı fiyatlardan bu müsseselere ortak olmak isteyeceklerdir.

'Osmanlı' ismi yaşayacak

Garanti Bankası çatısı altında birleşecek Osmanlı Bankası'nın sahip olduğu ismin büyüklüğü ve derinliğinin farkındayız. 'Osmanlı' ismini yaşatmak bizim sosyal görevimiz. Bu ismi yaşatmak için çeşitli arayışlar içindeyiz ve bu konuda devlet büyükleriyle görüşmelerde bulunacağız. Ayhan Şahenk adını taşıyan vakfa katkı sağlayacak, Osmanlı Bankası arşivini de içine alan bir bankacılık müzesinin yanı sıra bir Osmanlı Bankacılık Okulu oluşturulması konusunda düşüncelerimiz var."

(Harun Çümen / Ekonomi Servisi)




Birleşme 148 milyon dolar tasarruf ettirecek

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Garanti Bankası ve Osmanlı Bankası'nın birleşmesiyle her yıl 148 milyon dolarlık tasarrufa imza attıklarını söyledi.

Garanti-Osmanlı birleşmesine ilişkin düzenlenen basın toplantısında konuşan Özen, global oyuncuların Türkiye'deki etkinliğinin giderek arttığını ifade ederek, "Bazı isimlerle rekabet edebilmek için bankaların verimli bir şekilde birleşmeleri lazım. Avrupa'nın en iyi bankası olabilmek için birleşiyoruz." dedi.

Garanti-Osmanlı Bankası birleşmesiyle muazzam bir gücün ortaya çıkacağını vurgulayan Özen, birleşmeyle aktiflerin 11 milyar 41 milyon dolara, kredilerin 2 milyar 913 milyon dolara, mevduatın 6 milyar 55 milyon dolara, faiz gelirlerinin 2 milyar 37 milyon dolara ulaşacağını, şube sayısının 339'a, müşteri sayısının da 4 milyon 192 bine çıkacağını kaydetti. 2003'te aktif büyüklüğü 17-18 milyar dolara ulaşmış bir Garanti Bankası beklediklerini dile getiren Özen, 2004 yılında sektörde aktif büyüklükleri 20-25 milyar dolara ulaşan ve sektör payları yüzde 70-75 olan 5-6 büyük banka olmasının beklendiğini, kendilerinin de 1. veya 2. olabilmek için çalıştıklarını anlattı. Özen, devir işlemlerinin 20 Aralık tarihine kadar tamamlanacağını da duyurdu.




Konsolidasyon karmaşası

Sanayi ve Ticaret Bakanı A. Kenan Tanrıkulu'nun, Metal Eşya Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından düzenlenen toplantıda sarf ettiği "İç borcun yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar ivedilikle başlatılmalıdır." şeklindeki sözleri konsolidasyon şeklinde yorumlanınca, piyasalar karıştı.

MESS tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Tanrıkulu, milli ekonominin ve sanayinin hayli zor bir dönemden, bir nevi sırat köprüsünden geçmekte olduğunu söyleyerek, "İç borcun yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar ivedilikle başlatılmalıdır." dedi. Tanrıkulu'nun konsolidasyon şeklinde yorumlanan bu sözleri piyasalarda tansiyonu yükseltirken, dolar ve faizler hızla arttı. Doların 1 milyon 650 bin liraya kadar çıkması üzerine Merkez Bankası piyasaya satış yönünde müdahale ederek, tansiyonun düşmesini sağladı.

Bakan Tanrıkulu, toplantı çıkışında, bir gazetecinin, "(İç borcun yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar ivedilikle başlatılmalıdır) sözünüz bir konsolidasyon mesajı mı?" şeklindeki soru üzerine, "Yanlış anlaşılmış. Hayır kesinlikle öyle bir şey yok, ben bir durum tespiti yaptım." dedi. Konuşmasında, "Enflasyon ve faiz hadlerinde riske edilebilecek bir durumla karşılaşırsak, tedbir geliştirmeliyiz" vurgusu yaptığını, bütün sözünün bu olduğunu hatırlatan Tanrıkulu, "Ben vadelere yayılmasını veya zamana yayılmasını kastetmedim. İç borcun yeniden yapılandırılması, hangi kurumlardan ve hangi piyasadan, özellikle Türkiye'deki piyasalara para veren likiditeyi sağlayan kurumların yeniden yapılandırılmasıdır." diye konuştu. ANKARA (cha)




KOBİ’lere köprü desteği

Özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu, köprü gelirlerinin satışı ile 5-6 milyar dolar düzeyinde bir gelir elde edilebileceğini söyledi.

Bu hafta bakanlar düzeyinde yapılan toplantıda bu öneriyi gündeme getirdiğini bildiren Karakoyunlu, elde edilecek gelirle KOBİ'lerin finansman ihtiyacını karşılayabileceğini belirterek, önerisini şöyle anlattı: "Reel sektöre ve özellikle KOBİ'lere acil finansman kaynağı sağlayıp onların üretimlerini hızlandırmak için bir teklifte bulundum. Boğaz köprülerini satarsak kaba ölçülerle çok kısa süre içerisinde 5-6 milyar dolar mertebesinde bir kaynak temin edilebilir bununla. Bu kaynak hemen KOBİ'lere verilmek üzere bir kamu bankasına yerleştirilir. Hazine bu paraya göz dikip sulanamaz. Bunun için de BDDK uzmanları tarafından doğrudan doğruya ve münhasıran KOBİ'lere kullandırıldığını göstermek lazım." Reuters



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.