Asabı bozukların partisi moral veriyor
Liberal Parti Genel Başkanı Besim Tibuk, sadece televizyon ekranlarında değil, her ortamda sözünü sohbetini dinleten birisi. Tipik bir başkan. Sayın Tibuk'un önceki akşam ev sahipliği yaptığı yemekli bir sohbet toplantısında, memleketin bütün meselelerini hallettik. Her gün başka bir problemle karşılaştığımız bir dönemde, sanal bile olsa meselelerin hallediliyor olması insanın hoşuna gidiyor doğrusu.
Herkesin bildiği gibi, Besim Tibuk, kaçamak yapan, beğenmediği soruları kulağının ardına atan bir siyasetçi değil. Dobra dobra cevap veriyor. Sohbetin
koyulaşmasında belki de bu yön etkin oluyor. Üstelik ikna edici. Yani birkaç yemekli toplantı daha olsa insan LDP'li olur gibime geliyor!...
Uzun süren sohbette neler mi oldu? Her şeyden evvel işsizlik sona erdi, Türk parası değer kazandı, dünyanın değişik yerlerinden çalışmak için Türkiye'ye akınlar oldu.
Bunun dışında devletin omzuna yük olan bütün kurumlar yerle bir edildi. TRT, Devlet Planlama Teşkilatı, Danıştay ve benzeri bütün kurumlar kapatıldı.
Telekom ve Tüpraş özelleştirildi. Bunlarla devletin dış borçları kapatıldı. Devlet ödemekte zorlandığı faiz yükünden kurtuldu.
"İnsan hayal ettiği müddet yaşar" demiş şair. Siyasi parti yöneticilerinin hayali de iktidara gelmek. LDP'liler de önlerinde AKP'yi görüyorlar. Yarışta onları geçme hesabı yapıyorlar. Sıkıntı partinin yeterince tanınmıyor oluşu. Seçmen LDP ile LPG'yi bile birbirine karıştırıyormuş. O zaman da AKP'nin ampulü varsa, LDP'nin de tüpü olmalı diye fikir yürütenler çıkabilir...
Yolculuğa çıkacağı için toplantıdan ayrılan Tibuk, sözü diğer LDP'lilere bıraktı. Bu arada espriyi de patlattı: "Arkamdan daha rahat konuşursunuz!" diye.
Tibuk'un arkasından konuşulmadı. Sohbet, hayvancılıktan tarıma, NATO'ya, Afganistan'a ve diğer mevzulara kaydı.
Sohbet bittiğinde yorulmuş olduğumuzu hissetmeye başladık. Memleket meseleleri yoruyor insanı...
Sökük
Ankara Büyükşehir Belediyesi, eylül ayında borcundan dolayı 4 bin 55 abonenin su sayacını sökmüş. İyi bari! Nasılsa sular iki günde bir akıyor ya, boşuna yer işgal etmesin diye düşünmüşlerdir.
Koru-ma
Amerika'daki terör olaylarından sonra şirketler kendi çaplarınca terörden korunmanın çarelerini arıyorlar. Her türlü metal girişi yasaklanıyor, servisler plastik çatal bıçakla yapılıyor, en ufak tartışmada uçak geri döndürülüyor, anonsa cevap vermeyen uçağa savaş uçakları anında eskortluk(!) yapıyor, vs. vs.
Güvenlik sendromu her yerde var. Sanırız hiçbiri Belçika'dakinin eline su dökemez. Kriz sebebiyle batma noktasına gelen Belçika Havayolları Sabena'da, bir pilot kalkıştan hemen önce bir konuşma yapmış ve şunu demiş:
"Eğer pilot kabinine yaklaşan birisi olursa ve kabin görevlilerinin durması yönündeki uyarılarına aldırmazsa, sizin müdahalenize güvenebileceğimi düşünmek istiyorum."
Sıralama
Türkiye, günlük gazete sayısında, Hindistan ve Amerika'nın arkasından üçüncüymüş. Hindistan'da her gün 2 bin 300 gazete, ABD'de 586 ayrı gazete ve Türkiye'de de 399 gazete çıkıyormuş.
Siz dünya gazete tirajları sıralamasında Türkiye nerelerde seyrediyor, hele bir ondan haber verin de hali melalimiz nedir, ne değildir, onu bilelim.
Davetiye
Polis ile halk arasındaki ilişkinin geliştirilmesi için harekete geçen İçişleri Bakanlığı, ilginç bir uygulamaya imza atmaya hazırlanıyormuş. Emniyet yetkilileri, problemlerini dinlemek üzere, vatandaşları karakola davet edeceklermiş.
Şimdiye kadar yerleşmiş anlayışa bakacak olursak, karakola yapılan davetlere icabet edecek babayiğidi biraz zor bulurlar.
|