GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

20/10/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



Faruk MERCAN

Etimesgut'taki üçlü konuşma

Sadettin Tantan'ın İçişleri Bakanlığı görevini bırakmasından sonra, yolsuzluk operasyonları büyük ölçüde hız kesmişken, geçen hafta sonu Ankara'da önemli bir haber çıktı.

Habere göre, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 6 milyar dolar değerinde bir vurgun dosyası üzerinde çalışmaktaydı. 700 civarında şirketin isminin karıştığı bu dosyada son beş yılın ihracat rakamları, uyuşturucu kaçakçılığı gibi işlere dayanan kara para hareketleri yer alıyordu.

Dosyaya göre, bazı firmalar, uyuşturucudan elde edilen paraların bir bölümünü ihracat parası gibi göstermiş. Çin ve Singapur gibi Uzakdoğu ülkelerinde oluşan bazı organize gruplar, hayali ihracat işinde Türkiye'deki bu firmalarla komisyon karşılığı işbirliği yapmış.

İhracatçılara kredi veren bir devlet kuruluşu olan Eximbank'ın verdiği kredilerin, yüzde 40'ı işte bu hayalici firmalara gitmiş. Şimdilik 6 milyar dolar olarak tahmin edilen bu paralar, Çin, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'daki hesaplara transfer edilmiş.

Profesör Osman Altuğ, kara para ile mücadele için 19 Aralık 1996'da Meclis'e sevk edilen kanun taslağının mimarlarından biriydi. Bu kanun öncesinde kanunlarımızda kara para deyimi yer almadığı için Altuğ, kanunun çıktığı o salı gününe, "ak salı" adını vermişti.

Prof. Altuğ, 20 yıldır kayıt dışı ekonomi ile kalkınma modelini tercih eden Türkiye'nin, hazinesinin ihtiyacı olan borç para için parası olan gayri meşru servet sahiplerinin kapısına gitmek zorunda kaldığını belirtiyor:

"O zaman bunların gayri meşru servetlerini meşrulaştırmak durumundasınız. Türkiye'de 1980 sonrası gayri meşru servetleri meşrulaştırmak için çıkarılan afların haddi hesabı yok... Onlar da (gayri meşru servet sahipleri) dedi ki, tamam biz size borç veririz. Ama üç tane isteğimiz var. Bir, bize yüksek faiz vereceksiniz. İki, bizden vergi almayacaksınız. Üç, bizden hesap kitap sormayacaksınız. O nedenle devlet iç borçlanma senetleri hamiline yazılıdır. Yani Türkiye Cumhuriyeti bire bir kimden borç aldığını bilmez, kime ne kadar faiz ödediğini bilmez."

1980'li yıllarda bu afların bazılarını çıkaran isim Başbakan Turgut Özal'dı. 1987 veya 1988'de, bazı ekonomik suçlardaki hapis cezalarını para cezasına çeviren bir düzenlemeyi yine Meclis'ten geçirmek istediğinde Anavatan Partisi'nin muhafazakar kanadından Mehmet Keçeciler ve Eyüp Aşık'ın sert muhalefeti ile karşılaştı.

Bir seyahat dönüşü Ankara'da Etimesgut Askeri Havaalanı'na inen Özal, Keçeciler ve Aşık'ı alana çağırıp bir odaya aldırıyor. Trabzon Milletvekili Eyüp Aşık, o gün Özal ile aralarında geçen olayı şöyle anlatıyor:

"O günlerde gündemde hayali ihracat konusu vardı. Kanunun Adalet Komisyonu'ndan geçmemesi için muhalefet ediyorduk. Komisyon Başkanı Alpaslan Pehlivanlı idi. Rahmetli Özal İstanbul'dan gelirken Keçeciler'e telefon açtı. Dedi ki, 'Eyüp'ü de al Etimesgut Havaalanı'na gel.' Gittik, bizi orada bir odaya aldı. Bana dedi ki, 'Siz bu kanuna muhalefet ediyormuşsunuz.' Evet efendim ediyoruz, dedim. Tabiri caizse, hırsızları koruyan bir kanun çıkarttırmak istemiyoruz dedim. 'O zaman ben hırsızları koruyorum sen de bana karşı vatanı koruyorsun öyle mi?' dedi. Ben çok bozuldum tabii. 'Böyle bir şey düşünebilir miyim?' dedim. 'Netice bu' dedi. Ve bana anlattığı şu oldu. 'Bu gibi basit konulardan kurtulmamız lazım. Paranın peşine düşerek millete bir fayda sağlayamayız. Bu paralara ekonominin ihtiyacı var. Belki medyadan alkış alırsınız; ama yaptığınız iş milletin hayrına değil.' dedi. Beni ikna etti. Ben de geldim Alpaslan'ı ikna ettim. Ve kanun çıktı."

Şüphesiz Özal, hırsızları koruyacak bir başbakan değildi. Onun hesapları, ekonominin nefes boruları tıkanmasın üzerineydi. Elbette 700 firmayı da kapsıyorsa yolsuzluk operasyonları devam edecektir. Ancak, Özal'ın Etimesgut'taki odada söylediği sözleri de bir kenara kaydetmeliyiz.


f.mercan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

01/ 09/ 2001... İsrail, İstanbul polisinden ne istedi?
02/ 09/ 2001... Mareşal polemiği
05/ 09/ 2001... Garih bir gün önce Ertaç Tinar ile görüşmüş
08/ 09/ 2001... Bagajdaki 10 bin doların sırrı
15/ 09/ 2001... Yeni bir Üstün Gerçek Örgütü mü?
22/ 09/ 2001... Garih dosyasından son haberler
24/ 09/ 2001... Neden bir eylemlik süper örgüt olmasın?
29/ 09/ 2001... Hayra alamet olmayan bir uyarı
06/ 10/ 2001... Yermez’in kayıp 48 saati
13/ 10/ 2001... MİT, Ladin'in peşine düştü mü?


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.