GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

08/11/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



EKONOMİ 


Zoraki emekliliğin devlete faturası 2,2 katrilyon lira

Uluslararası Para Fonu (IMF)’nin talepleri doğrultusunda 150 bin memurun emekli edilmesi halinde devlete 2,2 katrilyon lira ek yük gelecek. Türkiye Kamu-Sen, bu uygulama ile yılda 180 trilyon lira tasarruf yapılabileceğini, devletin bu işten zarar edeceğini açıkladı.

Hükümetin memurlar emekli etme projesinin getirisinden çok gideri olacağı ortaya çıktı. Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Resul Akay, 150 bin memurun emekli edilmesinin devlete 2 katrilyon 250 trilyon liraya mal olacağını, buna karşılık yılda sadece 180 trilyon lira tasarruf sağlanacağını iddia etti.

Hükümetin memurları emekli etme projesini Zaman’a değerlendiren Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Resul Akay konuyu, fizibilitesi yapılmamış ve ayaküstü alınmış karar olarak yorumladı. Akay, 'Memurları emekli edebilmeniz için ikramiyelerini ve zorunlu tasarruflarını ödemeniz gerekiyor.' dedi. (Şahin Ali Şen / Ankara)




Pirinçte yapılan stok fiyatını ikiye katladı

Afganistan’a yapılan harekat sonrasında yaşanan savaş havası pirinç fiyatlarını ikiye katladı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin birçok şubesinde pirinç satışları durdu.

Türkiye, ekmeklik buğday ve ayçiçeği yağından sonra şimdi de pirinç darboğazı ile karşı karşıya. İç piyasadaki nakit sıkıntısı nedeni ile tüccarın elindeki pirinci ihraç etme yoluna gitmesi ve ABD’nin, Afganistan’a yönelik operasyonu sonrası pirinç ihracatını kesmesi bir anda pirinç fiyatlarını hareketlendirdi. Türkiye’den son dönemde 3 bin 592 ton pirinç ihraç edilince, iç piyasanın pirinç talebi yükseldi. Bir ay önce baldo pirincin kilogramı 900 bin liradan satılırken, iç piyasada yaşanan spekülasyonlar sebebiyle fiyat yüzde 90’a yakın bir artışla 1 milyon 700 bin liraya yükseldi. Daha önce 7-30 gün arasında değişen vadelerde bakkallara pirinç veren toptancılar, şimdi teslimat öncesinde tahsilat yoluna gitmeye başladılar.

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) birçok şubesi de stok yetersizliği gerekçesiyle pirinç satışını durdurdu. Kurum, iki hafta öncesine kadar günlük 3–5 ton pirinç satıyordu.

‘Yeni yıla kadar satış olmayacaktır.’ ibaresi asan TMO’nun Uşak, Manisa, Denizli, Malatya şubeleri, pirinç almaya gelen vatandaşları geri çeviriyor.

Öte yandan TMO’nun stoklarını öncelikli olarak askeriyenin ihtiyacını karşılayacak şekilde planladığı iddia edilirken, bu nedenle şubelerden pirinç satışına kontrol getirdiği belirtiliyor. Konuyla ilgili görüştüğümüz TMO Genel Müdür Yardımcısı Yavuz Koca ise, 400 şubeden 69’unda pirinç satışı yapıldığını kaydederek, satış merkezlerinde pirinç kalmamasının normal karşılanması gerektiğini söyledi. Marketlerde pirinç bulamama gibi bir sorun olmadığını ifade eden Koca, Türkiye’de pirinç sıkıntısından bahsedilemeyeceğini dile getirdi. Askeriyenin TMO’yu ilgilendiren alanda tüm ihtiyaçlarını karşıladıklarını da vurgulayan Koca, bunun savaşla ilgisinin bulunmadığını kaydetti.

Türkiye’de yağ, kırmızı mercimek ve pirinç sıkıntısının had safhaya ulaştığını belirten İstanbul Bakkallar Odası Başkanı Boran Elmas, ABD’nin Afganistan’a saldırmaya başlamasıyla birlikte piyasadaki mevcut pirincin nakit ödeme yapan ithalatçıya satılmak üzere Mersin Limanı’na yığıldığını söylüyor. Elmas, piyasada pirinç sıkıntısının giderek arttığını ifade ederek, “Piyasadaki mallar Mersin’e götürüldü. Mal kalmadı. Şu anda parayı peşin ödemeden mal vermiyorlar. Bir tarafta da adam elinde dolarla gelmiş. Tabii ona veriyorlar.” diyor. Elmas şöyle konuştu: “İç piyasada nakit sıkıntısı var. Günü gününe değişiyor fiyatlar. ABD pirinci geliyordu, savaştan sonra o da gelmemeye başladı. Bunun piyasaya etkisi büyük oldu. Dışarıdan mal gelmiyor.”

İstanbul Gıda Toptancılar Derneği Başkanı Günay Kotil ise, hükümetin, kuru gıda tüketiminin arttığı bu dönemde elindeki pirinç, bakliyat, buğday gibi emtia stoklarını basın yoluyla kamuoyuna açıklamasını ve spekülasyonlara meydan vermemesini istedi. Kotil, son 1 ay içinde pirinç başta olmak üzere temel gıda maddelerinde anormal artışlar olduğuna dikkat çekti. Kotil, "Pirinç 650 bin liradan, 1 milyon 100 bin liraya kadar çıktı. Savaş havasını istismar edenler var. Yağdaki durum pirinçte de yaşanmasın. İthal pirinç açığı kapatacak diye düşünüyorduk. Hükümet aldığı son kararla pirinç ithalatında ton başına 80 dolar ek fon koymuş. Bunun haberi bile piyasada fiyatı yüzde 10-15 artırdı.” dedi.

Öte yandan Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalap, ani fiyat artışının önüne geçmek için gerekirse, pirince ithalat kapılarını açacaklarını söyledi. Bu gibi durumlar için hazırlıklı olduklarını da kaydeden Gökalp, TMO’nun elinde bulunan 35 bin ton çeltiği piyasaya sürmeye hazır olduklarını kaydetti. Gökalp, gerekirse ithalat kapılarını da açabileceklerini söyledi.

Turhan Bozkurt, Ali Rıza Karasu, Hüseyin Oluç, Muharrem Gökçen, Hasan Önal, Selim Kuvel, İstanbul, İzmir, Ankara, Manisa, Uşak




'Ben köyü bilirim, Kemal Bey ise doları'

Devlet Bakanı Yılmaz, Devlet Bakanı Kemal Derviş’in Köy Hizmetleri’ni bilmesini beklemediğini belirterek, “Ben, 1977’den beri Köy Hizmetleri’nin içindeyim. Geldi geleli derdi dolarla, Köy Hizmetleri’ni nereden bilsin?” dedi.

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün lağvedilerek, ilgili birimlerin il özel idarelerine bağlanması yönünde ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş tarafından gündeme getirilen öneri, hükümet içerisinde sıkıntıya sebep oldu. Köy Hizmetleri’nden sorumlu Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz, “Sayın Derviş’in Köy Hizmetleri’ni benim kadar bilmesi beklenemez. Ben, 1977’den beri Köy Hizmetleri’nin içindeyim. Geldi geleli derdi dolarla, Köy Hizmetleri’ni nereden bilsin?” dedi. Gelişmelerle ilgili olarak Zaman’ın sorularını cevaplandıran Bakan Yılmaz, “Bütçemi önüme koyduğum zaman iki ana kalem harcama var. Birisi işçinin, memurun 12 aylık maaşı. Bunlar sendikalı, sözleşmesi var, devletle imzalanan anlaşma var. Bunların maaşlarını düşürme olanağın var mı? Yok bence. Bunlara verilen parayı ben bir kayıp olarak göremem. Eğer bir iş yapıyorsanız bunu ben göremem. Ben 70 binle aldığım işçi sayısını 50 bine düşürdüm.” dedi. Kimsenin “köylüye hizmet dursun” demeye hakkı olmadığını anlatan Yılmaz, “Giden hizmetten mi tasarruf edeceksin? Bundan tasarruf sağlayacaksın; ama işçiye de maaşını vereceksin. O zaman 2002 yılında köylüye dönüp, sana hizmet veremiyorum diyeceksin. Attığın taş ürküttüğün kurbağaya değmiyor.” görüşünü savundu. Yılmaz, kimseye karşı bir savaş vermediğini de kaydetti. Süleyman Kurt, Ankara




'KDV indi diye kuyruk olmaz'

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, Türkiye’nin en önemli hastalıklarının başında popülizmin geldiğini belirterek, Türkiye’nin tek çıkışının üretim ve ihracat olduğunu söyledi.

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) İstanbul Şubesi, iş dünyası ile ikinci buluşmasını Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı ile gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Oğuz Satıcı, Türkiye’de ilk 500 şirketin ilk 6 ayda 780 trilyon lira zarar açıkladığına da dikkat çekerek, “Türkiye’de şu anda birçok şey sanal. Borsa var mı, banka var mı? Türkiye’de mevcut tek gerçek şey cılız üretim ve buna dayalı ihracat.” dedi. Türkiye’nin ABD’ye 1 yılda sattığını ABD’nin 18 saatte aldığına da dikkat çeken Oğuz Satıcı, bu pazarlardaki daralmaların Türkiye’yi etkilememesi gerektiğini belirterek buradaki büyüme hedeflerinin sürdürülmesini istedi. TİM Başkanı Satıcı, KDV indirimiyle ilgili olarak bunun bir fedakarlık değil, popülizm olduğunu öne sürdü. Satıcı, otomobil ve beyaz eşyanın lüks tüketim kabul edilmesinin zaten yanlış olduğunu, KDV indiriminin piyasaları pek canlandıracağını zannetmediğini söyledi. Satıcı, “Kimse KDV yüzde 26’dan yüzde 18’e indi diye buzdolabı, televizyon ve otomobil kuyruğuna girmez.” dedi. Ekonomi Servisi




Türkiye dünya ihracatında 41.

Türkiye dünya dış ticaret liginde 41. sırada yer aldı. 7,5 trilyon dolarlık dünya mal ve ticari hizmetler ihracatında Türkiye, 27,8 milyar dolarla 41’inci sırada yer aldı.

Türkiye, Avrupa’da ise ihracat kapasitesi açısından 15. sırada. Dünya ticaretinde en büyük paya sahip bölge yüzde 39,5 ile Batı Avrupa olurken, Asya yüzde 26,7 pay ile ikinci sırada yer aldı. 2000 yılında dünya ihracatında dikkat çeken unsur ise dünyanın en az gelişmiş 49 ülkesinin mal ihracatını dolar bazında yüzde 28 artırmaları. Dünya ihracat sıralamasında 100 milyar dolar üstünde ihracat gerçekleştiren 17, 50 milyar dolar üzerinde ihracat gerçekleştiren ise 28 ülke bulunuyor. Dünya ticaretinde ilk sırada 781 milyar dolar ile ABD birinci, 551 milyar dolar ile Almanya ikinci, 479 milyar dolar ile Japonya üçüncü sırada yer alıyor. Batı Avrupa ülkeleri arasında ise ilk sıradaki Almanya’yı, Fransa ve İngiltere takip ediyor. Türkiye’nin ihracat rakamlarını beğenmeyen Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu, ihracat politikasının devlet tarafından bir özel sektör şirketini yönetiyormuş gibi oluşturulması gerektiğini savundu. “Export 2001” zirvesinde konuşan Bakan Tanrıkulu, “Tıpkı başarılı bir özel sektör şirketini yönetircesine, ticaretteki global trendler ve projeksiyonlar çok yakından izlenmeli.” dedi. Mustafa Özge, İstanbul




Enerjiye tahkim cezası gelebilir

Hazine’nin enerji işletme hakkı devri projelerine garanti vermeyeceğinin açıklanmasından sonra ihaleleri kazanan şirketlerin açacakları uluslararası veya ulusal tahkim davalarında devlet ciddi miktarda tazminata mahkum olabilir.

Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği Başkanı ve aynı zamanda Barmek Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arabul yaptığı açıklamada, “Şirketler 1996 yılında açılmış ihalelerde bugüne kadar yaptıkları harcamaların tazminini isteyeceklerdir. Tazminat davalarının kaybedilmesi halinde bunun devlete maliyeti minimum 5-6 milyar dolar olacaktır. Bu rakamın kesin olarak ne kadar olacağı hesaplanabilir.” dedi.

Şirketlerin tahkime başvurmasının Türkiye’de enerji sektöründeki deregülasyon çalışmalarının da önünü tıkayacağını belirten Arabul “Böylece kayıp-kaçak konusunda iyileşme sağlanamayacağından sadece bu sebepten kaynaklanan zarar yılda 1,5 milyar dolar olacaktır.” dedi. Arabul, dağıtım bölgelerinin işletme hakkı yerine varlık satışıyla özelleştirilmesi konusunda geçen ay sonunda Devlet Bakanı Kemal Derviş ile Enerji Bakanı Zeki Çakan tarafından açıklanan protokolün uygulanmasının imkansız olduğunu belirtti. Reuters




Doğalgazda yokluk değil, fazlalık kriz doğuracak

Ekonomik krizin beklenenden fazla sürmesi ve giderek derinleşmesi, doğalgaz tüketimini de olumsuz etkiledi.

Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (Botaş) Genel Müdürü Gökhan Bildacı, “Ekonomik kriz herkesi etkiledi. Sanayide gaz kullanımında ciddi düşüşler var. Konutlarda abone iptalleri başladı. Ekonomik kriz gaz satışlarımızı etkiliyor. Gaz fazlası krizi olmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Kamu kuruluşlarını gaz kullanımı için teşvik ediyoruz. “ açıklamasını yaptı. Doğalgaz kullanımdaki düşüşe karşın Türkiye, doğalgaz alım anlaşmalarını daha önceden “al ya da öde” şartıyla yaptığından Aralık 2001’de İran’dan 10 milyar metreküp, Mart 2002’de de Rusya’dan 16 milyar metreküp (Mavi Akım) olmak üzere yıllık toplam 26 milyar metreküp daha yeni gaz alacak. Doğalgaz talebindeki düşüş Botaş’ı da endişeye sevk etti. Genel Müdür Gökhan Bildacı, bir kamu kuruluşu olarak gaz fazlası olmaması için ellerinden geleni yaptıklarına işaret ederek, “Sanayi kullanımında büyük azalma var, konutlarda iptaller var. İstanbul ve Ankara Büyükşehir belediyeleri gelecek yıl daha az çekim yapacaklarını bildirdiler. Ekonomik krizden dolayı herkes sıkıntıda. Bu da gaz satışlarımızı etkiliyor.” dedi. Bildacı, aralıkta İran gazının da alınacağını vurgulayarak şu görüşlere yer verdi: “Türkiye’de bir gaz fazlası olmaması için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bazı kamu kuruluşlarına destek veriyoruz; bir an önce gaz kullanımına geçmeleri için. Özel sektör ödeme güçlüğüne düşüyor, onlara destek veriyor, tasitlendirme yapıyoruz. Ekonomik krizden dolayı darbeyi yemiş olan kuruluşlara; gerek gaz kullanımını artırmak ve gerekse bir şekilde paramızı tahsil için elimizden gelen kolaylığı gösteriyoruz, gaz satışlarını artırmaya çalışıyoruz. Yeni ihaleler yapıyoruz, yeni şehirlere gidiyoruz. Hepsi gaz kullanımını artıracak. Yani bir taraftan ekonomik kriz azaltıyor, bir yandan da biz artırmaya çalışıyoruz. Bir denge kurarak gaz fazlası olmaması için çalışıyoruz. Burada belediyeler de gereken kolaylığı sağlamalılar. Çalışmalarımız kullanımı artırarak, gaz fazlası sorunu oluşturmamak üzere yoğunlaşıyor.” (İsmail Altunsoy / İstanbul)




Gaz boruları depo olarak kullanılıyor

Rusya ve İran’dan getirilecek doğalgaz için döşenen boru hatları, bu ülkelerden henüz doğalgaz temin edilemediğinden mevcut doğalgaz için depo olarak kullanılmaya başlandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan, yapılan yatırımların bu şekilde atıl tutulmadığını depo olarak kullanıldığını, İran’la yaşanan teknik sorunun çözülmek üzere olduğunu ve aralık ayında gaz alımına başlanabileceğini ifade etti. Mavi Akım projesi çerçevesinde Türkiye’nin Samsun– Ankara arası için 298 milyon dolar harcama yaptığını söyledi. Türkiye’nin bu masrafına karşılık Rusya’nın 2,7 milyar dolarlık yatırımda bulunacağına dikkat çeken Çakan, “Samsun–Ankara arasında döşenen boru hattını depo olarak kullanıyoruz. Şu ana kadar gerek Doğubeyazıt– Ankara, gerek Samsun– Ankara arasına döşenen boruyu, şarjladık; şu an depo olarak kullanıyoruz.” dedi. Ramazan Solak –Ankara




En beğenilen şirketler; Arçelik, Koç, Vestel

Türkiye’nin en beğenilen şirketi araştırmasına göre, Arçelik birinci, Koç Holding ikinci, Vestel üçüncü oldu. Araştırma sonucunda Procted&Gamble (P&G) iki ödül aldı.

Türkiye’nin en beğenilen şirketleri, Capital dergisi ve teknoloji–danışmanlık şirketi Accenture’in katkıları ile belirlendi.

Sektörlere göre en beğenilen ilk 20 şirketi belirlemeyi hedefleyen araştırma için ‘bir şirketi ancak onu en yakından tanıyan rakipleri değerlendirebilir’ önermesinden hareketle çeşitli sektörlerin önde gelen 796 profesyonel yöneticisiyle görüşmeler yapıldı. Bilanço ve kârlılık gibi finansal göstergelerin yanı sıra yenilikçilik, yönetim kalitesi, müşteri memnuniyeti ve yetenekli eleman kazanabilme gibi faktörler ışığında gerçekleştirilen araştırmaya göre, ilk üç firmayı sırasıyla Coca Cola, Microsoft, Eczacıbaşı Holding, Sabancı Holding, Unilever, Alarko Holding, Turkcell takip etti. Ağaç, orman ve mobilyada İstikbal, yiyecekte Ülker birinci oldu.

Şerif Erdikici, Turhan Bozkurt, İstanbul




'Araştırmadan holdinglere para yatırmayın'

Gazetemizin önceki gün manşetten verdiği ‘Holdingimiz batmıştır, lütfen bizi aramayınız’ haberi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Zaman’ın masaya yatırdığı holding haberinin bazı gerçekleri ortaya çıkardığını belirten Kombassan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Bayram, çok ortaklı şirketlere parasını yatıracak olan yatırımcıları bir kez daha uyararak, geçmişte yapılan hatalara tekrar düşülmemesi gerektiğini söyledi. Bayram, parasını yatıracak kişilerin yüksek kâr payı vaadinde bulunan holdinglere kanmamaları gerektiğini, araştırarak ve bizzat yatırımlarını yerinde görmeleri uyarısında bulundu. Noya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sami Tokgöz, “Konya’da maalesef birçok holding kuran çıktı. Bilen de bilmeyen de her şeyi yapmaya kalkınca hiçbir şey yapılmıyor. Elenecekti ve öyle de oldu.” şeklinde konuştu.

Mürsel Çetin, Konya




Sayıştay, Hazine'nin hesaplarını denetleyemiyor

Hazine’nin bazı bölümlerinde inceleme yapılamadığını açıklayan Sayıştay eski Başkanı Vecdi Gönül, güçlü bankalar yerine zayıf bankalardan borçlanıldığını, bu bankaların da Merkez Bankası’ndan çektikleri paraların Hazine’ye borç olarak verildiğinin tespit edildiğini söyledi. Gönül, yaşanan ekonomik krizin kaynağının, Hazine’deki bu olaylarda aranmasını istedi.

Devletin harcamalarını denetleyen Sayıştay, Hazine Müsteşarlığı’nın bazı bölümlerinde inceleme yapamıyor. Sayıştay eski Başkanı Vecdi Gönül, inceleme yapılabilen beş adet Hazine hesabının da 8 Ekim 2001 tarihindeki Meclis Genel Kurulu toplantısında reddedildiğini kaydetti.

Hazine Müsteşarlığı hesaplarının Meclis tarafından reddedilen bölümleri; Dış Borçlar Hesabı, Kredi Anlaşmaları Hesabı, Kullanılacak Dış Krediler Hesabı, Genel Bütçe Dışındaki Daire ve Kurum Borçları Hesabı ile Genel Bütçe Dışındaki Dairelere Yatırılan Sermayeler Hesabı olarak sıralanıyor.

Bu durumun, 1997’den itibaren değişmediğini belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Gönül, Hazine hesaplarının reddedilme sebeplerine ilişkin olarak, “Bu hesaplarda kamu dış borçları tam, uygun ve doğru şekilde gösterilememiştir. Dış borç stoku eksiksiz bir şekilde tespit edilmemiştir.” dedi. Devlet borçlarının tahakkuku ile saymanlık kayıtlarının büyük farklılıklar gösterdiğine değinen Gönül, 1999 yılında Hazine borç tahakkuku ile saymanlık kayıtları arasındaki farkın toplam 1 katrilyon 4 trilyon, 2002 yılında borç olarak görülmeyen, fakat ödemesi gündeme gelen rakamın ise 996 trilyon lirayı aştığına dikkat çekti.

Sayıştay Başkanı Necip Bağrıaçık da, 1996’dan bu yana Hazine ile dış borçların miktarı konusunda uyum sağlanamadığını açıkladı. Meclis’te bu konuda çeşitli çalışmalar yapıldığını; ancak raporların yarım kaldığını ve uygulanamadığını dile getiren Bağrıaçık, Meclis’in bir alt komisyon kurup meseleyi takip etmesinde büyük yarar bulunduğunu da vurguladı. Hazine garantili veya garantisiz borç alımlarındaki hesapsızlığın hesaplamalarda karışıklığa yol açtığını ifade eden Vecdi Gönül ise, bakanlıklar, KİT’ler ve mahalli idareler tarafından alınan iç ve dış borçların, Hazine içindeki birimlerce veya Hazine dışındaki kurumlarca saymanlığa bilgi verilmediğini ve bunun çoğu zaman kasıtlı yapıldığını ileri sürdü. Sayıştay Başkanı olduğu dönemde Hazine Müsteşarlığı’nın bazı bölümlerini hiç denetleyemediklerini dile getiren Vecdi Gönül, bunların başında, ‘borçlanma ihalesine çıkılan bölüm’ün geldiğini söyledi. Resmi yazılarla çeşitli defalar bilgi istenmesine rağmen bu bölümle ilgili bilgilerin hep geciktirildiğine işaret eden Gönül, “Bu bölümde hangi bankalardan borç alındığı bilgileri bulunmaktadır.” dedi. Edindiği bilgilere göre, güçlü onlarca banka bulunmasına rağmen uyduruk bankalardan borçlanmaların yapıldığının görüldüğünü ifade eden Gönül, bu bankaların Merkez Bankası’ndan çektikleri paraların Hazine’ye borç olarak verildiğinin zaman zaman tespit edildiğini vurguladı. Gönül, yaşanan ekonomik krizin kaynağının görülmesini için Hazine’deki bu olaylara dikkat edilmesini istedi.

Hazine Müsteşarlığı yetkilileri de, dış borç ile ilgili hesapların tutmamasının temelinde; ‘devlet muhasebe sistemi’nin yetersiz olmasının yattığını bildirdiler. (Sadullah Özcan - Aydın Haskebabçı / Ankara)




Devlet, tasarrufu KİT'lerde yapacak

Yaklaşık 7,1 katrilyon liralık getiri sağlaması beklenen tasarruf ve gelir artırıcı önlemler paketi için Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Şağar başkanlığında oluşturulan komite, önceki gece yaptığı ilk toplantısında 12 öneriyi tartıştı.

Alınan bilgiye göre, bir hafta içinde çalışmalarını tamamlaması planlanan komitenin karara bağlayacağı tasarruf ve gelir artırıcı temel önlemler ile hedeflenen tasarruf miktarları şöyle sıralanıyor:

- Kamudaki ikramiye ödemeleri: Getirisi 135 trilyon lira olarak hesaplandı. Müsteşar Şağar ertelemeye sıcak bakmadı.

-İlaç kararnamesi ile kâr iskonto oranlarının yeniden düzenlenmesi. (95 trilyon lira)

-İlaçların tane ile satılması uygulaması. (10 trilyon lira)

-Yüzde 10’luk hasta katılım payının kaynakta, maaştan kesilmesi. (200 trilyon lira)

-Konsolide bütçeli kuruluşlarda 5 bin işçinin 2001 yılı sonuna kadar emekli edilmesi. (100 trilyon lira)

-KİT’lerde emekliliği gelen 30 bin işçinin emekliye ayrılması.

-Köy Hizmetleri’nin bölgelerdeki ekipman ve işçilerinin il özel idarelerine devri. (300 trilyon lira)

-DSİ ve Karayolları bölge müdürlüklerinin kapatılması.

-Sigorta prim tahsilat oranının artırılması. (300 trilyon lira)

-Akaryakıt Tüketim Vergisi tutarlarının artırılması.

-Çiftçiye doğrudan gelir desteği ödeneğinin dondurulması. (400 trilyon lira)

-Memura yüzde 10 zam. Uygulama şansı bulunmuyor. aa



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.