GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

18/11/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Yorum

Strateji

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



HABERLER 


İnternet, sahte parayı ele veriyor

Elinizdeki paranın sahte olup olmadığını İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün web sitesine girerek öğrenebilirsiniz. Yapacağınız işlem ‘Sahte Banknot Sorgulaması’ kısmındaki soruları eksiksiz cevaplamak.

İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından internet ortamında hazırlanan ‘Sahte Banknot Sorgulaması’ sistemi sayesinde elinizdeki paranın sahte olup olmadığını rahatlıkla tespit edebiliyorsunuz. Bu işlemler için öncelikle www.iem.gov.tr’den İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’ne girmeniz gerekiyor. Bu bölüme girdikten sonra Sahte Banknot Sorgulaması butonunu tıklıyorsunuz. Elinizde sahte olduğundan şüphelendiğiniz banknotunuzun para birimini ve seri numarasını hiç boşluk bırakmayacak şekilde yazıp sorgula butonuna basıyorsunuz. Elinizdeki şüpheli banknot kayıtlardaki banknotlarla aynı seri numarasını taşıyorsa en kısa sürede 155 polis imdat veya en yakın polis merkezine müracaat etmeniz gerekiyor.

Öte yandan emniyet birimleri son iki yıl içerisinde sahte ABD Doları olaylarındaki artışın, yerini Türk Lirası'na bıraktığını belirtiyor. Özellikle İstanbul’da yıl içerisinde yapılan operasyonlarda ele geçirilen ve sahte Türk Lirası basmak için faaliyet gösteren büyük matbaalar, bunun en büyük göstergesi. Türk Lirası, daha kolay bir şekilde ve parçalar halinde piyasaya sürülebildiğinden kalpazanların tercihi haline geldi. Kalpazanlık suçu için Türk Ceza Kanunu'nun 316. maddesinde üç seneden on iki seneye kadar hapis cezası ve bin liradan on bin liraya kadar ağır para cezası öngörülüyor.

Yetkililer, vatandaşların sahte parayla karşılaştıkları zaman yapmaları gerekenleri şöyle sıralıyorlar:

Sahte parayı, aldığınız kişiye kesinlikle iade etmeyin.

Şahsın eşkaline ait bilgileri, mümkünse kimlik bilgilerini, varsa otomobilinin plakasını ve diğer özelliklerini tespit ediniz.

Şahsı olabildiğince oyalayınız. Bu arada en kısa sürede 155 Polis İmdat’ı ya da polis birimini arayınız.

Sahte parayı görevlilere teslim ediniz.” (Erkan Acar / İstanbul)




6 milyarlık arazi için 7 ölü, 8 yaralı

Osmaniye’nin Düziçi ilçesi Bayındırlı köyünde Erdem ve Galip aileleri arasında çıkan arazi tartışması silahlı çatışmaya dönüştü.

Olayda her iki taraftan toplam 7 kişi hayatını kaybederken 8 kişi de yaralandı. Galip ve Erdem aileleri arasındaki çatışmaya, 36 yıldır sonuçlandırılamayan arazi davasının sebep olduğu ileri sürüldü. Hadise, Düziçi ANAP İlçe Başkanı İsmail Erdem ve 3 akrabasının traktörle tarla sürdüğü sırada meydana geldi.

Tarlanın Erdem ailesi tarafından sürüldüğü haberini alan Galip ailesi, grup halinde tarlaya gitti. Burada iki aile arasında başlayan sözlü tartışma önce kavgaya sonra silahlı çatışmaya dönüştü. İki taraf da birbirine pompalı tüfeklerle ateş etti.

Düziçi ANAP İlçe Başkanı İsmail Erdem, Bayındırlı Köyü Muhtarı Ali Erdem, Ahmet Erdem, Mahmut Çolak, İsa Galip, Ahmet Galip ve Mehmet Çolak hayatlarını kaybetti. Çatışmada yaralanan Ahmet Çolak, Şenay Galip, Hüseyin Fidan, İsmail Galip, Emine Çolak, Mehmet Erdem, Nuri Çolak ve Ömer Çolak, Osmaniye ve Adana’daki hastanelerde tedavi altına alındılar.

Jandarma, Bayındırlı köyünde geniş güvenlik önlemleri alırken olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Osmaniye Valisi İsmail Fırat, olayın, aileler arasında uzun süredir var olan arazi anlaşmazlığından kaynaklandığını, soruşturmanın sürdürüldüğünü açıkladı. Fırat, “Böylesine küçük meseleler sonucu kan dökülüyor. Arazi kavgasından çıkan üzücü bir olay. Köyde gerekli tedbirler alındı. Jandarma ekipleri takviye edildi.” dedi. Bu arada, Düziçi Kaymakamı Abdullah Dölek, köyde incelemelerde bulundu ve olayla ilgili bilgi aldı.

Hayatını kaybeden ANAP İlçe Başkanı İsmail Erdem ile Bayındırlı Köyü Muhtarı Ali Erdem’in kardeşi öğretmen Hasan Erdem, kavganın ana sebebinin 1965 yılından beri sonuçlandırılmayan dava olduğunu söyledi.

Ölümle sonuçlanan çatışmayı tasvip etmediğini belirten kardeş Erdem, “Tamam, olayın içinde cahillik olduğunu kabul ediyorum; ama 36 yıldır bir dava sonuçlanmaz mı? Davaya bakan hakim, uzun süredir keşif yapılmasını bile erteliyordu.” diye konuştu. Hasan Erdem, paylaşılamayan arazinin maddi değerinin 5–6 milyar lira civarında olduğunu kaydederek, “Birkaç yıl önce davalardan biri bizim lehimize sonuçlandı. ANAP ilçe başkanı olan kardeşimin adına tapu çıkarıldı. Ancak karşı tarafın itirazı üzerine yeni bir dava daha açılmıştı.” dedi.

Adana Baro Başkanı Avukat Necati Erdem, Türkiye’de arazi davalarının bu kadar uzamasında “yanlış karar yerine geç olsun doğru olsun” mantığının yattığını belirterek, “Ancak tabii bu mantığın neticesinde de bu tür üzücü olaylar yaşanıyor. 36 yıl gibi uzun bir yargı süreci olamaz, bu ne adalete ne de mantığa sığdırılabilir.” şeklinde konuştu. Türkiye’nin hemen her yerinde binlerce arazi davasının yıllarca sürdüğünü dile getiren Necati Erdem, tek çözüm yolunun, bölgelerde yerel idarelerin ve mülki amirlerin devreye girerek arabuluculuk yapması ve olayın sulh yolu ile çözüme kavuşturulması olduğunu söyledi.

36 yıldan beri iki aile arasında tartışmalara ve zaman zaman da kavgalara konu olan arazinin miktarı 56 dönüm. Söz konusu arazi yaklaşık 35 yıldır Galip ailesi tarafından kullanılıyordu. Ancak geçtiğimiz yıl dava Erdem ailesi lehine sonuçlandı ve arazi Erdem ailesine geçti. Galip ailesi, yeniden karşı dava açarak olayı tekrar adliyeye taşıdı. Bu sırada Erdem ailesinin tarlayı ekerek kullanmak istemesi, iki aile arasındaki çatışmaya sebep oldu. Bilal Öğütçü-Sefer Hacıoğlu-Aytekin Gezici




Kızkulesi İstanbul'un yeni sembolü oldu

Turim Bakanlığı, yurtdışı tanıtımlarında kullanılmak üzere İstanbul'a sembol olarak Kızkulesi'ni seçti. Turizm Bakanlığı, aralıkocak ayı döneminde dış tanıtım kampanyasında kullanmak üzere İstanbul ağırlıklı yeni bir reklam filmi hazırlıyor.

Bakanlığın İstanbul için yurtdışı tanıtımlarında kullanılmak üzere seçtiği sembol ise Kızkulesi. Lütfi Kırdar’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Turizm Bakanı Mustafa Taşar, filmin yanı sıra, bugüne kadar alışılmış kalıpların dışında, farklı bir İstanbul broşürü çalışmasına başladıklarını söyledi. İstanbul’un başlı başına bir marka olduğunu kaydeden Taşar, yeni bir İstanbul projesi çerçevesinde tarihi alanları turizmin hizmetine kazandıracaklarını anlattı. Beyoğlu’nu tek tek sokak bazında değerlendireceklerini kaydeden Taşar, “İlk aşamada bazı tarihi vakıf eserleri restore edilecek. Bu kapsamda Salı Pazarı, Şile, Beyoğlu, Galata Kulesi çevresi ilk akla gelen bölgeler.'' dedi.

Marmara Denizi’nin İstanbul Boğazı’nda buluşturduğu yerde bulunan Kızkulesi, 12’nci yüzyılda inşa edildi. Burası, İmparator I. Manuel Komnenos döneminde yapılan savunma kulelerinden birisiydi. Kuleleri yaptıran imparator, zincirler vasıtasıyla şehre deniz yoluyla yapılan giriş çıkışları kontrol altına aldı.

1500 depreminde zarar gören kule, Yavuz Selim tarafından onarıldı. Kızkulesi, 18. yüzyılda yandı; bu sefer Sadrazam Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırıldı. Cumhuriyet döneminde kule artık donanma toplarıyla selamlama gibi saltanata bağlı işlevlerini yitirdi, sadece deniz feneri fonksiyonuyla kaldı. 1964 yılında Ulaştırma Bakanlığı’na, 1982’de ise Denizcilik İşletmeleri’ne devredilen Kızkulesi, bir ara siyanür deposu olarak kullanıldı. 1995 yılında Hamoğlu Holding’e turizm amaçlı kullanılmak üzere 45 yıllığına kiralandı.”

Hakan Yılmaz, İstanbul




Çaldıkları polis otosunu polise satmaya kalktılar

İstanbul’un çeşitli semtlerinden çaldıkları otoları sahte belge düzenleyerek satan 7 kişilik şebeke, sivil polis otosunu çalıp alıcı kılığındaki polislere satmak isterken yakayı ele verdi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılmakta olan sivil ekip otosu, bir hafta kadar önce Halkalı’da park halindeyken çalındı. Polis dedektifleri, alıcı kılığına girerek aracı çalan şebeke ile temas kurdu. Sanıklarla, 3 milyar lira karşılığında iki adet oto almak üzere anlaşan sivil polisler, buluşma yeri olan Esenler Otogarı girişindeki benzinlikte Niyazi Coden, Rıdvan Ektirici, Çetin Açıkgöz, Mehmet Genç isimli şahısları gözaltına aldı. Daha sonra şebekeye sahte belge temin eden Selahattin Akgül ve Ali Turan, çalıntı BMW marka oto ile yakalandı. Sanıkların ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda sahte trafik belgeleri, sahte plakalar ve sahte evraklar ele geçirildi. Bu arada İstanbul Maltepe’de gazete ilanı ile çalıntı otomobil satan Şerif Türkyılmaz adlı oto hırsızı ile kendisine yardımcı olan Erol Kahyaroğlu ve Şener Arslan polis tarafından yakalandı. Yapılan araştırmada sahte kimlikle dolaştığı belirlenen Türkyılmaz’ın, oto hırsızlığını aynı işi yapan babasından öğrendiği ortaya çıktı. Oğlunu da dolandıran baba Sedat Türkyılmaz her yerde aranıyor.

Altan Cankut, İstanbul




İstanbul'da belediyeler kavak ağaçlarını kesecek

İstanbul'daki belediyeler, astım ve nezleye sebep oluyor diye 5 yıl içinde şehir merkezindeki tüm kavak ağaçlarını kesme kararı aldı.

İstanbul’daki kavaklar, astım ve saman nezlesine neden olduğu gerekçesiyle kesilecek. Şehir 5 yıl içinde bu ağaçlardan arındırılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanı Mustafa Öztürk, sağlık kuruluşularının olumsuz polen raporu üzerine 24 ilçe belediyesinin park ve bahçeler müdürlerinin katıldığı bir toplantı yaptı. Toplantıda kavak ağaçlarının envanterinin çıkarılması ve kesilmesi kararı alındı. Orman Genel Müdürlüğü de kesimlerle ilgili teknik bir rapor hazırlayarak bu projeye katıldı.

Prof. Dr. Mustafa Öztürk, İstanbul’u 5 yıl içinde kavak ağacından arındırmak istediklerini söyledi. Prof. Öztürk, “Bu aylarda kavak ağaçlarını tamamıyla buduyoruz. Sonra da kesiyoruz. Cadde ve parklardaki kavak ağaçlarını tamamen kestik. Şehir içindeki özel arazisinde kavak ağacı bulunanları bize ihbarda bulunsunlar.” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanlığı’nın isteği üzerine yine Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Sağlık Daire Başkanlığı’na hazırlattığı kavaklarla ilgili raporda şöyle denildi: “Bitki polenleri çeşitli fizyolojik mekanizmalarla akciğer bronşlarını uyarmakta ve bu etkileşim sonucu astım hastalığı ortaya çıkmaktadır. Yine, saman nezlesi olarak bilinen hastalık da burun mukozasını etkileyerek nezleye yol açar.

Kavak ağacı polenleri bitki polenleri içinde en çok rastlananlardır. Bu ağacın bulunduğu ortamlarda yaşayan ve bünyesi alerjik olan kişilerde özellikle bayanlarda saman nezlesi ve astım hastalığı görülür. Hastalığın tedavisi ilaç kullanımını gerektirir ve bu ilaçlar ayrıca yan etkilere sahip olduğundan kişilere özgü problemler yaratır. Ayrıca kavak ağacı polenleriyle teması olan bebeklerde de bu tür alerjik hastalıklar çok daha ağır seyrettiğinden büyük sıkıntılar yaratır.” (Gürhan Savgı / İstanbul)




Büyük patronlar da Bağ-Kur'dan maaş alıyor

Türkiye’nin önde gelen zenginleri Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ile ilişki içinde. Kuruma en yüksek primi yatıran Mustafa Rahmi Koç, 173 milyon 490 bin lira alıyor.

Koç’un kardeşi Suna Kıraç’ın emekli maaşı ise 163 milyon 456 bin lira. Bağ–Kur emeklisi Sakıp Sabancı, 162 milyon 429 bin, İshak Alaton 130 milyon 173 bin lira maaş alıyor.

Zenginlerin Bağ-Kur Genel Müdürlüğü’ne prim ve sosyal güvenlik destekleme borçları da var. Bağ-Kur’dan alınan bilgiye göre, Doğan Holding’in sahibi Aydın Doğan son iki ay Bağ-Kur primlerini ödemedi. Alarko Şirketler Grubu’nun başkanı İshak Alaton ise 1998’in Ocak’ında emekli olduktan sonra Bağ–Kur’a ‘iş devam bildirgesi’ vermedi. Alaton’un bu nedenle 353 milyon 140 bin lira sosyal güvenlik destekleme primi borcu bulunuyor. Bağ-Kur’a sosyal güvenlik destekleme primi borcu olan bir diğer kişi, geçen ağustos ayında Eyüp Mezarlığı’nda katledilen Üzeyir Garih. İş ortağı Alaton ile birlikte emekli olan Garih’in, ‘iş devam bildirgesi’ verilmediği için 347 milyon 64 bin lira borcu mevcut. Garih’in ölümü Alarko Şirketler Topluluğu tarafından Bağ-Kur’a bildirilmediği için 127 milyon 110 bin lira olan emekli maaşı Üzeyir Garih’in banka hesabına yatırılıyor. Bağ–Kur yetkilileri, zenginlerin Bağ-Kur’a olan borçlanmasında art niyet olmadığını, durumun muhasebecilerin gözünden kaçmasından kaynaklanmış olabileceğini belirtiyorlar. (Hasan Önal / Ankara)




Rize'de 8 ev daha yıkıldı

Rize’de geçen hafta 16 evin heyelanda yıkılmasının ardından, sağanak yağışın sürmesi sebebiyle 8 ev daha çöktü.

Güneysu’nun Kıbledağı köyünde, daha önce bir kısmı göçen Çağla Çay Fabrikası tamamen yıkıldı. Fabrikanın dışında 4 kattan oluşan 8 ev ve bazı ahşap evler oturulamayacak hale geldi. Olayda 4 katlı evde bulunan Kazdal ailesi, duvarlar kırılarak çıkarıldı. Köy muhtarı Şerafettin Erkan, önceki heyelan sonrası Bayındırlık yetkililerinin bölgede incelemelerde bulunduğunu, fakat bu bölgeye oturulur raporu verdiklerini belirterek, “Jandarma, kaymakamlık ve muhtarlık olarak evleri boşalttık. Eğer Bayındırlık’ın raporuna uysaydık şu anda 150–200 kişi ya ölü ya yaralı olacaktı.” dedi.

Öte yandan, yurdu etkisi altına alan soğuk ve yağışlı hava özellikle doğu ve kuzey bölgelerde kar şeklinde kendini hissettiriyor. Kar yağışı kırsal kesimlerin yanı sıra, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt ve Kars, şehir merkezlerinde de etkili oldu. İbrahim Şahin, Rize




Bilimin şampiyonlar liginde Türkiye'yi Fatih Koleji temsil edecek

Brezilya’da düzenlenen 16. Uluslararası Bilim ve Teknoloji Proje Yarışması’nda iki altın madalya alan Fatih Koleji, proje bazında ‘Şampiyonlar Ligi’ olarak nitelenen Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı’nda Türkiye adına yarışacak.

İstanbul Fatih Koleji öğrencilerinin Brezilya’da düzenlenen 16. Uluslararası Bilim ve Teknoloji Proje Yarışması’nda (MOSTRATEC) iki altın madalya ve takım halinde birincilik ödülü almasının yankıları sürüyor. Fatih Koleji, bu başarısı sebebiyle tüm dünyada ortaöğretim öğrencilerinin ülkeler bazında birincilerinin katıldığı ve proje bazında ‘şampiyonlar ligi’ olarak adlandırılan Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı’nda (INTEL ISEF) Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı. 5–10 Kasım 2001 tarihleri arasında Brezilya’nın Novo Hamburgo şehrinde düzenlenen MOSTRATEC yarışmasına; Portekiz, Moldova, Arjantin, Brezilya, Paraguay, Uruguay, Peru, Şili, Meksika ve Türkiye olmak üzere 10 ülkeden toplam 117 proje katıldı. Yarışmaya lise 3’üncü sınıf öğrencileri H.İbrahim Büyükbayraktar ve M. Nusret Özsu ‘Birecik Barajı suları altında kalan Zeugma antik kenti çevresindeki bitki sistematiğinin çıkarılması ve bölgenin biyolojik çeşitliliğinin incelenmesi’ projesiyle, Kemal Keseroğlu ve Mehmet Koçak ise, “faz değiştiren materyallerin seralarda kullanılarak enerji tasarrufunun sağlanması” projesiyle katıldı. Proje danışman öğretmenleri Mustafa Ulaşlı ve Hayrettin Yıldız’ın katkılarıyla Fatih Koleji öğrencileri, yarışmadaki bütün ödülleri alarak Türkiye’ye döndüler. Keseroğlu ve Mehmet Koçak’ın hazırladığı ‘sera projesi’nin işadamları tarafından desteklenmesi halinde tarım sektöründe hemen uygulamaya geçebileceği belirtiliyor. Bugüne kadar ulusal ve uluslararası bilim olimpiyatlarında yüzlerce madalya alan okul öğrencilerinin Öğrenci Seçme Sınavı’nda da 5 kez Türkiye birinciliği bulunuyor. Okulun proje koordinatörü Mustafa Petek, okul öğrencilerinin sürekli birincilik almasından dolayı kamuoyunda bir alışkanlık olduğuna dikkat çekerek, “İnsanlarımız artık birinciliklere öyle alıştı ki; birincilik haricinde aldığımız diğer ödülleri kamuoyuna açıklamakta zorlanıyoruz. Mesela, birkaç ay önce öğrencilerimiz hazırladıkları projeyle Polonya’da Nobel’e İlk Adım Yarışması’nda ‘Onur Ödülü’ aldılar. Kimse duymadı. Aslında bu bile büyük bir başarıydı.” dedi.

Türkiye’de eğitim sisteminin onca olumsuzluğuna rağmen, Fatih Koleji öğrencilerinin büyük başarılara imza atmasının ardında çeşitli sebepler var. Fatih Koleji’nde öğrencilere büyük imkanlar tanınmış. Okulun her branş için ayrı laboratuvarı var. Moleküler biyoloji ve kanser araştırmaları için hazırlanmış biyoloji laboratuvarı şu anda Türkiye genelinde hiçbir ortaöğretim kurumunda olmadığı gibi birçok üniversitede bile bulunmuyor. Okulda her yıl başarılı öğrencilerin çıkmasında öğretmenlerin de büyük payı var. Proje Koordinatörü Mustafa Petek, okuldaki öğretmenlerin yarıdan fazlasının Türkiye’nin saygın üniversitelerinde yüksek lisans eğitimi aldığını veya almakta olduğunu ifade ediyor. Öğretmenlerin yabancı dil bilmesine, konusuna hakim olmasına ve bilgisayar programlarından en az birkaç tanesini iyi şekilde kullanmasına dikkat ediliyor. Okulda şu anda fizik, kimya, biyoloji, bilgisayar ve matematik branşlarında toplam 30 proje üzerinde çalışılıyor. (Tuncer Çetinkaya / İstanbul)




Öğretmeni şef garson yaptılar

Bursa Mimar Sinan Endüstri Meslek Lisesi’nde bazı dersleri boş geçen iki öğretmen, öğretmenevi lokalinde ‘şef garson’ olarak görevlendirildi.

Türk Eğitim–Sen Bursa 2 No’lu Şube Başkanı Selçuk Türkoğlu, öğretmenlerin bu şekilde görevlendirilmesinin yönetmeliğe aykırı olduğunu kaydetti. Türkoğlu, teknik öğretmenler Niyazi Aydın ve Ersin Günay’ın haftada 20 saat derse girerken norm kadro uygulaması nedeniyle Kaplıkaya Öretmenevi Lokali’nde bir demlik çaydan çıkan çayın hesabını tutmak zorunda kaldıklarını söyledi. Öğretmenlerin şef garson olarak çalıştırılmasının çağdışı olduğuna işaret eden Türkoğlu, “Norm kadro uygulaması çuvallamıştır. Bu uygulama öğretmenlerimizin atama kararnamelerine ve norm kadro yönetmeliğine aykırıdır. Bir an önce öğretmenin asli görevine döndürülmesi gerekmektedir.” dedi. Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Engin Özbek ise, konu hakkında tam bilgiye sahip olmadığını, öğretmenlerin geçici görevle öğretmenevi lokalinde görevlendirildiklerini; ancak kendisinin bu görevin iptal edildiğini bildiğini söyledi. Fatih Karakılıç, Bursa




'Atatürk' ile Türkiye'ye bağlandı

Bangladeş asıllı doktor Cemalettin Muhammet, 1986 yılında düzenlenen ‘Atatürk’ konulu kompozisyon yarışmasıyla tanıdığı Türkiye'den bir daha kopamadı.

Üniversite hayatını Türkiye’de tamamladıktan sonra Türk vatandaşlığına geçen Muhammet (34), Erzurum’un Hınıs ilçesinde doktorluk yapıyor. Bir Türk’le evlenen Muhammet, yıllık izinlerini bile Türkiye’de geçiriyor. Muhammet, 1986'da ortaokullar arasında düzenlenen ‘Atatürk’ konulu kompozisyon yarışması münasebetiyle Türkiye’yi tanıdı. Bu yarışmada birinci olan Muhammet, daha sonra Türkiye’ye gelerek Hacettepe Üniversitesi’nde tıp tahsili yaptı. 1998’de mezun olduktan sonra bir Türk ile evlenerek Türkiye’ye yerleşti ve Türk vatandaşlığına geçti. Şu anda Hınıs'ta tek kadın doğum uzmanı doktor olarak görev yapan Muhammet, iznini Türkiye’de eşi ve çocuklarıyla geçiriyor. Kompozisyon yarışmasından sonra Türkiye’ye davet edildiğini hatırlatan Muhammet, “Türkiye’ye geldiğimde büyülenmiştim. Çanakkale, İstanbul ve Ankara’da bir hafta süre ile kaldım. Türkiye’den ayrılırken gözyaşlarımı tutamadım. Bir gün mutlaka Türkiye’ye dönmek üzere kendime söz vermiştim.” dedi. Muhammet, Hacettepe Üniversitesi’nde öğrencilik ve ihtisas yaparken Türkiye’ye ve Türk insanına hayranlığının bir kat daha arttığını, bu sebeple de Amerika’ya yerleşmek yerine Türkiye’de kalmayı tercih ettiğini vurguladı. Orhan Yıldırım, Erzurum




ÖSS'ye başvuru süresi yarın sona eriyor

2002 Öğrenci Seçme Sınavı’na (ÖSS) 5 Kasım Pazartesi günü başlayan başvurular, yarın sona erecek.

Başvuru süresi içinde TC kimlik numaralarını öğrenemeyen adaylar, belgelerini teslim ettikten sonra dilekçe ile ÖSYM’ye numaralarını bildirebilecek. Bu adaylar, başvurma belgelerinde kimlik numarası alanını boş bırakarak, süresi içinde okullarına veya ÖSYM Sınav Merkezi yöneticiliklerine teslim edecekler. 2002–ÖSS’ye başvuru süresi kesinlikle uzatılmayacak. ÖSS’ye,şu şartları taşıyanlar başvurabiliyor: "2001–2002 öğretim yılında ortaöğretim kurumlarından mezun olabilecek durumdaki öğrenciler; ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında beklemeli durumda bulunanlar; ortaöğretim kurumlarının dışardan bitirme sınavına girenler ve ortaöğretim kurumlarından mezun olanlar." Ankara, aa



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.