GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

25/11/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Yorum

Strateji

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Çocuk

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



RAMAZAN 


Aman ya Rabbi şu namaz bitmese!

Valide Sultan Camii'nin başimamı Hezarfen Necmettin Okyay ile Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri Camii'nde Attar Saim Efendi'nin kıldırdığı teravihleri unutamayan Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre, "Aman ya Rabbi şu namaz bitmese!' dediğim bir başka namaz hatırlamıyorum." diyor.

Son üç Ramazan onun için hasret ve hicran mevsimine dönüşmüş. Bu yılki Ramazan'a da buruk giriyor Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre (66). Türkiye'nin ilk atom mühendisi olan ve 2 yıl Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) başkanlığı da yapan Özemre, gençliğinde Ramazan ve Kurban bayramlarının dışında 3,5 yıl sürekli oruç tutmuş. Bununla yetinmemiş, 2,5 yıl da 'davudi savmi' denilen 'bir gün ara vererek sürekli oruç tutma' şeklindeki ibadetini yerine getirmiş. O günlerde tuttuğu oruçların huzurunu hâlâ unutamıyor. Üsküdar gibi İstanbul'un köklü Ramazan gelenekleri olan bir muhitte yetişen ve bu ayın dışında da oruç tutan bir insan için, son 3 yılda şeker, kalp ve karaciğer rahatsızlıkları sebebiyle oruç tutamamanın verdiği ızdırabı o şimdi yüreğinde yaşıyor. Bazen 2, bazen de 4-5 ay oruç tuttuğu olmuş. Yıllar sonra yılda 8-9 ay oruç tutmaya başladığında bunun bir alışkanlık haline geldiğini ve ibadetin manasının giderek azaldığını görünce de bu oruçtan vazgeçmiş. Üsküdar'daki hayatın yalılarda geçtiği, sabah namazından çıkan erkeklerin bülbül sesini dinlemek için Bülbül Deresi'ne akın ettiği ve her yanın gül koktuğu yıllardaki Ramazanları hatırlıyor. Özemre, o dönemdeki Ramazanları anlatırken, Gümüş Valide Sultan Camii'nde kıldığı teravih namazlarını hâlâ unutamadığını dile getiriyor. Valide Sultan Camii'nin başimamı Hezarfen Necmettin Okyay'ın aynı zamanda meşhur hattat, gül yetiştiricisi ve mücellit olduğunu ifade eden Özemre, "Bunun dışında da Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri Camii'ne giderdim. Buradaki teravihleri de Attar Saim Efendi kıldırırdı. Ben bu iki zatın arkasında kıldığım teravih namazları kadar insana inşirah veren, 'Aman ya Rabbi şu namaz bitmese!' dediğim bir başka namaz hatırlamıyorum. Çünkü bu zatlar çok iyi hafız, bihakkın Kur'an'a vakıf, fevkalade musikîşinas oldukları için tatlı bir namaz kıldırırlardı. Çok farklı, çok heybetli, insana inşirah veren bir havası vardı o Ramazanların." şeklinde konuşuyor. Çocuklar iftar saatine yakın bir vakitte yalıların en üst katına çıkarak minarelerde yanacak kandilleri gözetlermiş. Ezanı duyar duymaz 'oldu' haykırışı ile birlikte merdivenleri üçerbeşer atlayarak sofranın etrafında orucunu açan aile büyüklerinin yanına varırlarmış. Büyükler o gün oruç tutan çocukların orucunu 3 kuruş ücret mukabilinde satın almaya da ihmâl etmezlerdi.

Konakların Ramazan'da herkese açık olduğunu kaydeden Özemre, "Üsküdar adabında fakirleri boş çevirmemek vardır. Her konağın kendine mahsus fakirleri vardı. Bunların da günleri vardı. Bunlar o muayyen günlerinde gelip mangırlarını alırlardı." diyor. Özemre, kendi konaklarından da hem oğlunu hem de karısını bir sene içinde kaybeden Şükrü Bey adındaki bir hafıza para yardımı yapıldığını anlatan Özemre, şunları söyledi: "Annem ve babaannem onun için o zamanda hayli yekûn teşkil eden 1 lirayı saatli maarif takviminin yaprağına sarar, hazırlardı. Kapı çalındığı zaman takvim yaprağı benim elime verilir, 'Git evladım, Şükrü Bey amcaya şunu takdim et.' derlerdi. O da, 'Güzel evladım Allah bereketinizi, fazlınızı artırsın'. diye dua ederdi."




Peygamber Efendimiz, sert ve haşin bir insan değildi

Resulullah (sas) İslam'ı tebliğ ettiği dönemlerde uğradığı zulümler ve işkencelere karşın hep yumuşak kalpli olmuştur. Hazreti Âişe (ra) bu konuda bizlere şunları aktarıyor: Resûlü Ekrem (sas) şahsen uğradığı bir haksızlığa, zulme karşı intikam almazdı.

Meğer ki o kötülük Allah'ın ve halkın haklarına tecavüz mahiyetinde olsun. Peygamberimiz, hiçbir hizmetçiyi, hiçbir kadını dövmemiştir. Huzûr-u saâdete gelen bir zat, Resûlü Ekrem (sas)'in heybetinden titremiştir. Bunun üzerine Mefhar-ı Mevcudat Efendimiz: ''Korkma! Müsterih ol! Çünkü ben bir hükümdar değilim. Ben ancak kurutulmuş et yiyen Kureyş'ten bir kadının oğluyum.'' buyurarak onu sükûna davet etmiştir.




Bu mübarek ayda neler yapmalıyız?

Kelime-i şehâdet, istiğfâr ve zikir, cenneti kazanabilmek için bolca amel-i sâlih, cehennemden kurtuluş için haramlardan ve çirkin şeylerden sakınmak, imkânlar nispetinde çokça hayır ve hasenatta bulunmak, kırık ve mahzûn kalblerin duâsını almak, oruçlu bir kimseye iftar ettirmek Efendimiz'in Ramazan ayında yapılmasını tavsiye ettiği belli başlı işlerdir.

Ramazan, mü'minlere fazilet ve olgunluk kazandırabilecek İlâhî bir rahmet mevsimidir. Oruçlu iken ağza bir şey girmemeye dikkat edildiği gibi ağızdan çıkan kelâma da dikkat edilmelidir. Dedikodu ve incitmeden son derece sakınmalı ve orucun faziletini azaltmamalıdır.




bir ayet

İnananlara güven vardır onlar doğru yoldadır

İnananlar ve inançlarına bir zulüm (şirk) karıştırmayanlar, işte onlara güven vardır ve onlar doğru yoldadırlar... O kimseler ki, namazı kılarlar, zekatı verirler. Ahireti de kesinkes bilirler. En'am 82 / Lokman 4




bir hadis

Allah'tan korkun ve güzel ahlak sahibi olun

Bilir misiniz insanların cennete girmelerini en çok sağlayan şeyler nelerdir? Allah korkusu ve güzel ahlaktır. Bilir misiniz, insanların cehenneme girmelerine en çok sebep olan şey nedir? İki aralıktır: Ağız ve bacak arasıdır. Ramuzu-l ehadis




Bir kavram:

Salih amel

İslam'ın yapılmasını emrettiği veya tavsiye ettiği bütün hayırlı işlerdir. Bununla insan ya kendine ya çevresine ya da insanlara faydalı olur. Allah (cc) katında sevap ve O'nun rızasını kazanır. Ya da bir zararı def eder, bir faydayı elde eder. İslam'a göre bir amelin iyi, yani salih amel olabilmesi için iman şarttır.




Şahin ile horoz

Şahin, tatlı bir daire çizerek süzüldü, yüzyıllık çınar ağacının dalına kondu. Gerçi kendisini hafif hafif esen rüzgarın kollarına bırakmıştı ama; yine de yorulmuştu inerken. Bir süre konduğu dalda soluklandı, yorulan kanatlarını gerdi, üzerindeki tozları silkeledi ve "Biraz kestireyim." diyerek iyice yayıldı.

Tam bu sırada bir ses duydu. Horozun biri bağırtıyla kaçıyordu. Çınarın altına geldiğinde soluk soluğa kalmıştı. Dönüp arkasına baktı, kimsenin gelmediğini görünce rahatladı.

Horozun kaçışını izlemiş olan şahin:

- Hah hah hah hah diye gülmüştü.

Horoz, "O da kim?" diye çevresine bakınırken, şahin yukarıdan seslendi:

- Benim, dostum, ben, şahin, başını yukarı kaldır.

Horoz, sesin geldiği yöne kaldırdı başını, şahini gördü.

Şahin hâlâ gülüyordu:

- Ne oldu, kimden kaçıyordun öyle?

- Tabii gülersin, dedi horoz sana göre bir şey yok.

- Kim kovalıyordu seni?

Horoz:

- Sahibim, dedi, kim olacak, ilerideki çiftlikte yaşıyorum.

- Size şaşıyorum, dedi şahin, sahipleriniz, henüz yumurtadan yeni çıkmış bir yavruyken özenle besleyip büyütüyorlar, sizler için güzel evcikler yapıyorlar, kümeslerde bir eliniz darıda bir eliniz arpada yaşayıp gidiyorsunuz, yine de size yaranamıyorlar... Yahu, kendisine bu kadar yararı dokunan insanlardan kaçılır mı?

Horoz, şahinin küçümseyici sözlerini dinledikten sonra:

- Sen, dedi, bir şahini tavada kızarırken veya şişe geçmiş közde pişerken gördün mü hiç?

- Yook, dedi şahin laubali bir tutumla, ne olacak?

- Ben dedi, horoz; çok horozlar, tavuklar gördüm sahibim pişirirken, ona nasıl güvenebilirim? (Kelile ve Dimne'den)




Mini test

1. Peygamber Efendimiz (sas)'in vefatından sonra kendisini peygamber ilan eden ve sonra Yemame'de Vahşi tarafından öldürülen sahtekar kimdir?

2. Mescid-i Nebevi'nin bir tarafında, evsiz ve yurtsuz olanların ve fakir Müslümanların barınması için bir gölgelik yapılmıştı. Üstü kapalı, etrafı açık olan burası bir ilim yuvası idi. Hatta en çok hadis rivayet eden Ebû Hüreyre (ra) da burada yetişmişti. Bu ilim yuvasının ismi nedir?

3. Hz. Muhammed (sas)'e Nur Dağı'nda inmeye başlayan ve 23 senede tamamlanan, tevatürle bize ulaşan, okunması da ibadet olan, dünyevi ve uhrevi meseleleri bildiren, Allah (cc) kelamına ne ad verilir?

4. Doğduğunda konuşan peygamber hangisidir?

5. Güneş doğup biraz yükseldikten sonra istiva vaktine kadar iki, dört, sekiz veya on iki rekat kılınabilen nafile namazın adı nedir?

6. Camilerimizde dini ve dünyevi mevzuların anlatılmak ve açıklanmak üzere cuma namazından önce ve diğer bazı vakitlerde imamlarımızın çıkıp vaaz ettiği, talim, irşat ve telkin makamı olan yere ne ad verilir?

7. Daru'n-Nedve'deki toplantıda Efendimiz'i öldürme işini kim üstlenmişti?

8. Herkes gizlice hicret ederken, bunu açıkça ilan eden ve "Karısını dul, çocuklarını öksüz bırakmak isteyen karşıma çıksın." diyerek hicret için yola çıkan kahraman sahabi kimdir?

9. İmam-ı Şafii'nin "Kur'an'dan sadece bu sûre nazil olmuş olsaydı, insanlara dünya ve ahiret mutluluğu için yeterdi." dediği sûre hangisidir?

10. "Anne, süte su katmayalım, Ömer görmese de Allah bizi görür." diyen genç kızın bu tavrı Hz. Ömer (ra)'e ne yaptırmıştır?

Cevaplar

1. Müseylemetü'l-Kezzap

2. Ashab-ı Suffa

3. Kur'an-ı Kerim denir.

4. Hz. İsa (as)

5. Duha (kuşluk) namazı.

6. Kürsü

7. Hz. Ömer

8. Hz. Ömer

9. Asr Sûresi

10. Hz. Ömer o kızı oğlu

Asım'a almıştır.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.