GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

 

26/11/2001

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Yorum

Strateji

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Dünyada Zaman

Arşiv - Arama

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Çocuk

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Okur Hattı

Basın Özetleri

Haber Üyeliği



Hasan ÜNAL

Bosna ve Kosova'dan Afganistan'a

Cuma günü aynı başlıklı yazımızda Afganistan'da kurulması düşünülen geçiş yönetiminin Bosna ve Kosova'da başlayan benzeri modellerin uzantısı olabileceğini belirtmiştik. BM çatısı altında kurulacağı anlaşılan bu yönetimin Bosna ve Kosova'da faaliyet gösteren uluslararası yönetimlerle genel çerçeve itibariyle paralellikler göstereceği açık. Ancak yapılacak işler açısından farklılıkların ortaya çıkacağını da düşünmek gerek.

Bu arada bir başka hususa da dikkat çekmek gerekir. 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında Osmanlı'dan ayrılan toprakların bir kısmı için başlangıç itibariyle benzeri 'geçici işgal' formülleri uygulanırdı. Mesela Girit Adası üzerinde dört büyük ülke 'garantör' statüsü elde etmişlerdi. 1878 yılında Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek'i 'geçici' (!) statüyle işgali altına almıştı. Aynı yıl İngiltere Osmanlı ile yaptığı bir anlaşma uyarınca Kıbrıs'ta kendi yönetimini kurmuştu. Sancak bölgesinde Avusturya-Macaristan'ın asker bulundurma yetkisi vardı. Bu uygulamaların hepsi de geçiciydi.

Çünkü bu topraklar resmen Osmanlı'nın parçası olarak görünüyorlardı; ancak Osmanlı'nın bu topraklar üzerinde hiçbir tasarrufta bulunması mümkün olamıyordu. Zaten söz konusu toprakların hiçbirisi Osmanlı'ya geri dönemedi. Bu bölgelerde başka ülkelerin anlaşmalar yoluyla yönetim kurmalarına, genellikle Osmanlı'nın söz konusu toprakları yönetememesi veya iyi yönetememesi veyahut da bölge halkının Osmanlı'yı istememesi gerekçe olarak kullanılıyordu. Şimdilerde ise uluslararası geçici yönetimler kuruluyor. Bu uluslararası yönetimlerin gerekçeleri de bir miktar aynı. Ya o ülke içinde 'etnik' denilen bir çatışma patlak veriyor. Veya o ülkede yaşayan toplum/toplumlar başlarındaki yönetimi kabul etmiyorlar.

Kurulması düşünülen bu tür bir yönetimin Afganistan'da yapması gereken epeyce işi var. Öncelikle ülkede bir nüfus sayımı yapılarak, hangi etnik grubun sayısının ne olduğunun belirlenmesi lazım. Yirmi yılı aşkın bir süredir savaşla iç içe bulunan bu ülkede ne kadar insanın yaşadığı bile tam olarak bilinemiyor. Ayrıca komşu ülkelerde bulunan ve göçmen kamplarında yaşayan Afganlıların nüfusu da bilinmeyenler arasında. Bu insanların ne kadarı bulundukları ülkede kalmayı tercih edecekler, hangileri geri döneceklerdir gibi soruların da açıklığa kavuşması gerekecek. Bunların bilinmesi, kurulması düşünülen ve bütün etnik grupları bünyesinde barındıracağından bahsedilen hükümetin yapısı açısından elzem.

Ülkede sükunetin sağlanabilmesi için geniş çaplı bir silah toplama kampanyasına ihtiyaç olacağı da kesin. Ancak mahalli kültür, silahını başkasına teslim etme fikrine itiraz edeceği için bu iş pek kolay olmayabilir. Eli silahlı grupların önemli bir kısmının mahalli polis, jandarma birlikleri ve kurulacak ordu bünyesinde istihdamı Kosova'da başarılı bir şekilde uygulanmıştı. Burada da düşünülebilir.

En büyük problem olan ekonomik kalkınma eksikliği konusunun nasıl aşılabileceği başlangıçta Batılı ülkelerin kendi ayakları üzerinde duran bir Afganistan fikrine samimiyetle ne kadar destek verecekleriyle yakından alakalı olacak. Taliban ve Üsame bin Laden temizlendikten sonra Afganistan'dan bir an evvel çekilme fikri siyaseti belirlemez ise, bu ülkeye özellikle altyapı projeleri için önemli miktarlarda para akıtılması gerekecek. ABD ve müttefikleri Afganistan sayesinde Orta Asya ülkelerinin de önemli olduklarını hatırlarlarsa, zaman içerisinde Afganistan ve etrafının stratejik coğrafyası Batı açısından epeyce olumlu bir değişime uğrayabilir. Dolayısıyla Afganistan'a pompalanacak paraya değebilir.

Bütün bu faaliyetlerde Türkiye önemli roller üstlenebilir ve üstlenmelidir. Afganistan'da görev yapacak barış uygulama gücünün içinde yer almaktan tutun da, ülkede yeni yönetim oluşturulurken etnik grupların birbirlerine düşmemesini sağlamaya kadar ve altyapı projelerinin gerçekleşmesinden, Orta Asya'da oluşturulacak yeni stratejik coğrafyanın şekillendirilmesine kadar hemen her aşamada roller oynamalıdır.


h.unal@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

29/ 10/ 2001... Sanal savaş mantığının sorunları
01/ 11/ 2001... Baskı politikası
02/ 11/ 2001... Afganistan'a asker gönderirken
05/ 11/ 2001... Cem uyanıyor mu, yoksa uyanıklık mı yapıyor?
09/ 11/ 2001... Cem'in yanlışları
12/ 11/ 2001... Kosova'da yaklaşan seçimler
16/ 11/ 2001... Afganistan, Türkiye ve Pakistan
19/ 11/ 2001... Türkiye'de AB karşıtı var mı?
23/ 11/ 2001... Bosna ve Kosova'dan Afganistan'a


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.