Sun’î indirimler bir işe yaramaz
Markalar, suni indirimler yapacaklarına, uzun vadeli düşünüp kusurlu bir ürünü değiştirtebilmek için "kırk dereden su getirmek" zorunda kalan müşterileriyle daha sağlıklı ilişki kurmayı deneseler daha kazançlı çıkarlar.
Alışveriş merkezlerinin başlattığı indirim kampanyaları bütün Türkiye'ye yayıldı. Sadece konfeksiyona yönelik kalmayan indirimler, gıda sektöründen şirketlerin de katılımı ile kriz içinde yaşayan insanların yüreğine biraz su serpti.
İndirimlerin başlaması ile birlikte ünlü markaların yüzde 50 oranındaki iskontoları bazı vatandaşların homurdanmasına engel olamadı. Çünkü bu indirimlerden bile memnun kalmayan insanlar, ürünlerin fiyatını yüksek buldular. Oysa indirimler markalı ürünlere yönelikti. Yani henüz halkın alışveriş yaptığı çarşı pazara yayılmadı. İşte fiyatların yüksek bulunmasının nedenlerinden birisi de bu oldu.
Şikayet edilen konu ise, kriz dolayısıyla insanların alışveriş yapmayı bıraktıkları yönünde. Sorun gerçekten bu mu?
Geçen haftalarda katıldığım bir konferansta, perakende eğilimleri konusunda dünyanın önde gelen isimlerinden Kurt Salmon Associates'in Genel Müdürü Walter Levy, her şeyin ticarileştiğini ve müşterilerin birbirinden farklılaştığını, dolayısıyla mağaza sahiplerinin müşterilerin eğilimlerini takip etmek zorunda olduğunu vurgulamıştı.
Gördüğünüz gibi bizdeki eksiklik sadece mağaza satıcılarının fiyatlarını yüksek tutması değil. Gerçekten her mağazada satılan ürünler üç aşağı beş yukarı aynı. Burada amaç, mağazayı gezen müşteri yerine satın alan müşteri potansiyeline çevirmek. Bunun için marka sahipleri, müşteri eğilimlerini iyi gözetmeleri gerekiyor. Kusurlu bir ürünü değiştirtebilmek için kırk dereden su getirmek zorunda kalan bir müşteri ile mağaza arasında uzun vadede sağlıklı bir ilişki kurmak gerçekten çok zor. Bu durumda yapılan indirimler uzun vadede çok fazla bir işe yaramayabilir.
Fatih Terim de bir marka
Konu markadan açılmışken, insankaynaklari.com'un yaptığı araştırmayı aktarmadan geçmeyelim. Araştırmada marka sözcüğünün neyi çağrıştırdığı sorulduğunda 'ürün' diyenlerin oranı yüzde 60 olmuş. Bu anket çalışmasında, günümüz dünyasında insanların da marka olabileceği gerçeği üzerinde durulmuş. Tıpkı Fatih Terim ve Tarkan markası olabileceği gibi...
Biz marka deyince hep ürünü anladık ve onun özelliklerini vurguladık. Araştırmaya katılan insanlara bu soru yöneltildiğinde yüzde 90'ı insanların da marka olabileceğini söylemiş. İnsanların gözünde marka yüzde 68 gibi yüksek bir oranla başarıyı öne çıkarmış.
Türkiye gerçeğini göstermesi açısından ilginç bir sonuç da, 'Kim marka olabilir?' sorusuna verilen cevap. 'Kendisini iyi satan' diyenler, yüzde 48'le zirveye oturmuş.
Marka sözcüğü size aşağıdakilerden hangisini daha fazla çağrıştırıyor?
|