500 milyon TL maaş alan bir maaş vergi iadesi alacak
Çalışanlar, vergi iadesi için hazırlıklara başladı. Eğitim, sağlık, gıda, giyim ve kira giderleri fişlerinin geçerli olduğu vergi iadelerinde 500 milyon lira maaş alan bir çalışan 494 milyon lira vergi iadesi alabilecek. Asgari ücretliler ise 66 milyon lira vergi iadesi alacak.
Çalışanlar tarafından yılda bir kere alınan vergi iadesi için geri sayım başladı. Her maaş seviyesinde farklılıklar gösteren vergi iade miktarı asgari ücretli için 66 milyon lira olurken, ortalama 500 milyon lira net maaş alan bir çalışana 494 milyon lira olarak tekabül ediyor. 2001 yılına ait yapılan harcamaların karşılığında alınan fiş ve faturaların en geç 20 Ocak 2002 tarihine kadar çalışılan kuruma teslim edilmesi gerekiyor. Vergi iadesine konu harcamalar ise önceki yıllarda olduğu gibi 5 temel gider kalemiyle sınırlı tutuldu; eğitim, sağlık, gıda, giyim ve kira giderleri.
Özel gider indirimi olarak da adlandırılan vergi iadesinde tam rakamı alabilmek için çalışanların belirtilen miktarda fiş ya da faturayı teslim etmesi gerekiyor. Gelir Vergisi Kanunu'na göre çalışanın sadece kendi harcamaları değil, eşi ya da çocukları için yaptığı harcamalar da özel gider indirimi kapsamında bulunuyor. Alınacak vergi iadesi miktarı teslim edilen fiş ya da faturanın belli bir oranı olarak standart bir hesaba tabi tutulmuyor. Bir asgari ücretlinin 1 milyon 334 bin liralık fiş ya da faturayı teslim etmesi halinde alacağı özel gider indirimi 66 milyon lira olurken, 2 milyar lira net maaş alan bir üst düzey çalışanın 34 milyar 131 milyon liralık fiş, faturası karşılığında alacağı özel gider indirimi 3 milyar 392 milyon lira oluyor. Yani maaş yükseldikçe alınan vergi iadesi tutarının teslim edilen fatura ya da fiş tutarına oranı yükseliyor. Vergi iadelerinin, geçerli olacak 5 ana kalemde ele alınan giderlerin dışında birçok harcama kalemini kapsamadığı görülüyor; çocuğa alınan çanta, oyuncak, eşinize aldığınız çiçek, tüm temizlik ve kozmetik ürünleri, tüpgaz, otel vs. konaklama, her türlü ulaşım (toplu taşıma, otobüs, uçak), noter gideri, vekalet ücreti, tiyatro, sinema biletleri, su, elektrik masrafları, boya badana gideri vergi iadesi kapsamı dışında tutuluyor. Ama şirketin otomobilinde kullanılan benzine vergi iadesi var. Elektrik, doğalgaz gibi temel tüketim gruplarına vergi ödeniyor; ancak iade alınmıyor. Yani kamu kuruluşlarına yapılan harcama vergi iadesi kapsamı dışında. Ayrıca ısınma sorununu kömürle çözen bunun vergi iadesini alabilirken, elektrik ya da doğalgazla ısınan vergi iadesi alamıyor.
İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Yahya Arıkan, Uluslararası Para Fonu (IMF)'nun vergi iadesini kaldırmamızı istediğini hatırlatarak, "Biz ise her fırsatta kapsamın genişletilmesini savunuyoruz. Çünkü, vergi sisteminde vergi iadesi dışında hiçbir kontrol sistemi kalmadı. Her türlü belge geçerli hale getirilmelidir." dedi. Ekonomi Servisi
Oral: Stand-by 3 yıllık olacak
Maliye Bakanı Sümer Oral, kendisini ziyaret eden IMF Türkiye Masası Şefi Juha Kahkonen ile 2002 bütçesi ve hedefleri üzerinde konuştuklarını söyledi.
Görüşme sonrası gazetecilerin sorularını cevaplandıran Oral, yeni stand-by anlaşmasının süresine ilişkin olarak da, "Herhalde üç yıllık olacaktır." dedi. Oral görüşme ile ilgili "2002 büyüklüklerinde bu tedbirlere ilişkin varsayımlar vardı. Onları da görüştük. Mali af konusu hiç gündeme gelmedi. Öyle bir çalışmamız olsa ve öyle bir noktaya gelsek tabii ki açıklarız. Yeni stand-by anlaşması süresi herhalde üç yıllık olacaktır. Ama henüz ayrıntılarına girmedik." açıklamasını yaptı.
Bu arada IMF'nin 50 yaş üzeri emeklilik isteği Ankara'da tartışma yarattı. NTV'nin akşam bülteninde yer alan habere göre; IMF Türkiye Masası Şefi Juha Kahkonen, hükümetin tasarruf tedbirleri çerçevesinde 50 yaş üzerinde emeklilik uygulamasına karşı çıktı ve emekli edilecek, işten çıkarılacak çalışan sayısının 100 bine çıkarılması istedi. IMF'nin bu isteği üzerine çalışmalara başlayan Hazine yetkilileri yaklaşık 61 bin 566 kişinin işten çıkartılabileceğini hesapladı. Hazine Müsteşarlığı, konu ile ilgili haberi yalanlayarak 50 yaş üzeri emeklilik konusunda herhangi bir somut rakam olmadığını açıkladı. Devrimci İsçi Sendikaları (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi ise, IMF'nin isteklerinin bununla da sınırlı kalmayacağını söyledi. İddiaya göre 50 yaş üzeri re'sen emekli edileceklerin yanı sıra, 50 yaşını doldurmamış; ama emeklilik hakkı kazanmış olanların da emekliliğe sevk edilmesi durumuna göre de bir hesap yapıldı. Buna göre; 50 yaş altında emekliliğe hak kazananların dağılımı; genel bütçeden 18 bin 600, Şeker Fabrikaları, Telekom ve diğer KİT'lerden 17 bin 150, TEKEL'den 3 bin 300, özelleştirme kapsamındaki KİT'lerden 8 bin 366 kişi olarak belirlendi. Ramazan Solak, Ankara, Zaman
AB, Enerji Yasası’nı yeterli bulmadı
Türkiye'nin Enerji Piyasası Yasası ile öngördüğü sektördeki yüzde 20'lik liberalizasyonu Avrupa Birliği yeterli bulmuyor.
Avrupa Komisyonu Temsilciliği Ekonomiden Sorumlu Müsteşarı Oscar Benedict, AB'nin enerji piyasalarında en az yüzde 30'luk açılmayı istediğini kaydetti. Bu arada yeni sistemin kurulması ve geçiş için AB, Türkiye'ye 180 milyon euro yardımda bulunacak.
Elektrik Mühendisleri Odası tarafından Milli Kütüphane'de düzenlenen Türkiye 3. Enerji Sempozyumu'na katılan Benedict, yeni yasa ile öngörülen Türkiye'nin enerji piyasasının yüzde 20 liberalleştirilmesinin yeterli olmadığını, Avrupa Birliği için standardın en az yüzde 30 olduğunu ifade etti. Bu sistemin kurulması ve geçiş yapılması için Türkiye'ye 180 milyon euro verileceğini dile getiren Benedict, bu paranın santral veya yatırım için değil sistemin kurulması için verileceğinin altını çizdi. Benedict, Türkiye'ye öncelikle açık ve şeffaf kurallar koyulması tavsiyesinde bulunarak, bu kuralların uygulamasının bağımsız kurullar tarafından yapılması gerektiğini söyledi. AB'nin; tüketicilerin şirketler tarafından bilgilendirilmesine çok önem verdiğinin altını çizen Benedict, Türkiye'nin AB'ye uyum için yapması gerekenleri ise şu şekilde sıraladı:
"Kısa vadede (1 yıl) enerji müktesebatı çevrilmeli ve program oluşturulmalı. Gaz ve elektrik için bağımsız idareler ve yönergeleri bir an önce tamamlanmalı. Enerji piyasasının kurulması ve oluşması için hazırlıklar süratle yapılmalı. Orta vadede (3- 5 yıl) enerji kuruluşları yeniden yapılandırılmalı. İdari mevzuatları güçlendirilmeli ve mevzuatlarını AB'ye uyumlu hale getirmeli. AB için önemli olanlar; enerji kurullarının kurulması, etkin olarak hayata geçirilmeleridir ve görev alacakların eğitilmeleri ile gaz ve enerji yönergelerinin çıkartılmasıdır." (Ramazan Solak)
TOBB: İçi temizlenirse Halkbank’a talibiz
"Halk Bankası, krizde sınavını iyi verememiştir." diyen TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Halk Bankası'nın kuruluş noktasındaki konumuna gelerek esnaf, tüccar ve KOBİ bankası olması gerektiğini savundu.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Halk Bankası'nı, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) ve Alman bir firma ile satın alabileceklerini vurgularken, "Halk Bankası'nın içini temizleyip bize verirlerse, biz almaya hazırız." dedi. Hisarcıklıoğlu, Adana Sanayi Odası (ASO) tarafından düzenlenen "Halk Bankası'nın yeniden yapılanma stratejisi ve kredilerin durumu" konulu toplantıda yaptığı konuşmada, ülkede Cumhuriyet tarihinin en ağır krizinin yaşandığını söyledi. KOBİ'ler, esnaf ve tüccarın koruyucusu durumunda olan Halk Bankası'nın, daha önce yeşerttiği müteşebbisi kriz döneminde "batırma noktasına" geldiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Halk Bankası, krizde sınavını iyi verememiştir." ifadesini kullandı. Hisarcıklıoğlu, KOBİ'lerin Avrupa sanayisinin gelişmesinin en büyük etkenlerinden olduğunu, Türkiye'de ise 1990'dan sonra gündeme geldiğini hatırlatarak, şunları kaydetti: "Gündeme gelmesiyle birlikte, KOBİ'lere destek olunacağı yolunda sürekli mesajlar verilmiştir. Türkiye ve Avrupa'daki KOBİ'lerin kriterleri kredi pastasından aldıkları dilim haricinde hepsi tutuyor. Türkiye'de KOBİ'ler kredi pastasından yüzde 4,5, Avrupa Birliği'nde ise yüzde 45 alıyor. Türkiye'de KOBİ'lerin geri dönmeyen kredileri sadece yüzde 2,5 civarında. Görev zararı nasıl oluştu merak ediyorum. Yaptığımız araştırmaya göre bankanın batık kredilerinin yüzde 70'i, 81 firmada. Bizler attığımız imzanın arkasında durmak ve elaleme rezil olmamak için, dönüp borcumuzu ödüyoruz. Esas dönmeyenler var onlara dikkat etmemiz lazım."
Hisarcıklıoğlu, Halk Bankası'nı almak için, kriz devresinde TESK ve TOBB olarak, Almanya'da kooperatif bankası olan yabancı bir ortakla alabileceklerini söylediklerini ifade ederken, "Alman ortak bankanın yüzde 51'ini, biz ise yüzde 49'unu alacaktık. Şart olarak da (içini temizleyip bize öyle verin, içini temizlemeden almamız mümkün değil) demiştik. Özelleştirme bu konuda bekliyor. İçini temizlerlerse, biz talibiz ve almaya hazırız." dedi. (Murat Toprak)
FORD’dan şok zarar
Dünyanın 2. büyük otomobil üreticisi Ford, yılın son çeyreğindeki zararının, daha önce beklenenin çok üzerinde olacağı uyarısında bulundu.
Şirket tarafından yapılan açıklamada, söz konusu dönemdeki zararın piyasa beklentilerini en az dört kat aşacağı kaydedilirken, beklenen zararın miktarı belirtilmedi. Ford'un, yılın ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerindeki toplam zararı 1,4 milyar dolardı. Gözlemciler Ford'un ocak ayında yeni bir yapılanmaya gideceğini ve bu süreçte büyük işten çıkarmalar ile fabrika kapamaların da olabileceğini belirtiyorlar. aa
Net Holding: Çekilebiliriz
Net Holding Onursal Başkanı ve Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Besim Tibuk, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye'de, işadamı Asil Nadir adına çeşitli alımlar yaptığı iddialarını yalanlayarak, Kıbrıs'taki yatırımlarını geri çekmeyi düşündüğünü açıkladı.
1996'da Kıbrıs'ta bir çözüm ışığı görüldüğü için yatırım yapma kararı aldığını ifade eden Tibuk, "Üzülerek itiraf etmek zorundayım ki, Net bu işten uzun zamandır pişmanlık duymaktadır. Yani iddiaların aksine, bırakın yeni yatırım yapmayı, sahip olduğu otelleri satarak Kıbrıs'tan çekilmeyi düşünmektedir." dedi.
Öte yandan Net Turizm, Antalya Aspendos Bulvarı'ndaki 40 bin dolarlık kira bedeli olan turistik eşya satış mağazasını ekonomik gerekçelerle kapattı. İstanbul, Zaman
Aria: Biz haklı çıktık
Aria yaptığı yazılı açıklamada, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin son kararı ile kendilerini haklı çıkardığını belirtti.
Açıklamada, "Bugünkü (dün) duruşmada, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, Telekomünikasyon Kurumu'nun sektördeki düzenleme ve ceza verme yetkisini tanırken, Aria'nın ulusal dolaşım konusundaki hakkını da teyid etti." denildi.
Telekomünikasyon Kurumu daha önce ulusal dolaşım konusunda GSM operatörlerinin 15 Kasım 2001'e kadar anlaşmalarını talep etmiş; ancak Turkcell, Telekomünikasyon Kurumu aleyhine açtığı davada, kurumun yetkisiz olduğunu ileri sürerek, ihtiyati tedbir kararı aldırmıştı. Ekonomi Servisi
Emekliye yüzde 4,2 zam
İşçi emeklilerinin aralık ayı aylıkları belirlendi. En düşük emekli aylığı 196 milyon 36 bin 347 lira, en yüksek emekli aylığı ise 376 milyon 816 bin 442 lira oldu.
4447 sayılı Sosyal Güvenlik Yasası uyarınca, kasım ayında tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) yaşanan yüzde 4,2'lik artışın emekli aylıklarına yansıtılması ile en düşük emekli aylığı sosyal yardım zammı dahil 188 milyon 323 bin 730 liradan 196 milyon 036 bin 347 liraya yükseldi. Ortalama işçi aylığı ise 210 milyon 613 bin 68 liradan 219 milyon 261 bin 837 liraya, en yüksek emekli aylığı ise 361 milyon 817 bin 103 liradan 376 milyon 816 bin 442 liraya yükseldi. Ankara,
Derviş: Ekonomide yukarı çıkış başladı
Devlet Bakanı Kemal Derviş, milletin artık dolar paniğinden kurtulduğunu, dolayısıyla ekonomide iyileşme trendine gi-rildiğini söyledi. Derviş, programın uygulanması ve dış kaynağın gelmesiyle farklı bir ortama girileceğini de belirtti.
Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, "Türk ekonomisinde yukarı çıkışın başladığını" söyledi. Derviş, AB Ekonomi ve Maliye Bakanları Konseyi (ECOFIN) ile aday ülke bakanlarının ortak toplantısı için bulunduğu Belçika'dan ayrılmadan önce basına ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu. Dövizde devamlı yükseliş beklentisini kırdıklarını vurgulayan Devlet Bakanı Kemal Derviş, "Bu çok önemli; çünkü orta kesimin yastık altında parası var. (Bu parayı tutalım) psikolojisinden, bir ölçüde döndüler." dedi. KDV oranlarındaki düşüşün de reel ekonomiyi hareketlendirdiğini ifade eden Derviş, üretim sürecinin yeniden başladığını kaydetti.
Derviş bir soru üzerine, 11 Eylül'den sonra Türk ekonomisinin müthiş bir darbe aldığını; ancak IMF yönetiminin desteğiyle beklenenden daha iyi bir dönüşüm olduğunu söyledi. Derviş, "IMF yönetimi, hızla, bu olumsuz etkileri teyit etti. Türkiye'ye 2002 yılı için bu olumsuz etkileri dengeleyecek bir ek finansman gereğini, birkaç hafta içinde hissedarlarına götürdü ve karar hızlı çıktı. Açık konuşuyorum: Kararın bu kadar hızlı çıkmasında, hiç şüphesiz, Türkiye'nin dış politikası ve teröre karşı mücadelenin içinde olması bize yardımcı oldu." dedi.
Ekim ayında KDV rakamlarındaki artışın ekonomide bir hareketlenmeyi gösterdiğine işaret eden Derviş, "Reel ekonomide bir hareket var. Bence, beyaz eşyadaki geçici KDV indiriminin de bir katkısı oldu. Stoklar bitince, mecburen üretim başlıyor. Üzüntüm şu ki, en dar gelirli kesim şu anda iyileşmeyi hissetmiyor. Hissetmesi için yeni iş alanlarının açılması, istihdamın ve ücretlerin artması gerekiyor ki bunlar biraz zaman alacak; ama süreç başladı." dedi. Dövizde yükseliş beklentisini kırdıklarını vurgulayan Derviş, şöyle devam etti:
"(Dolar 2 milyon olacak, 3 milyon olacak) diye garip laflar vardı. Dolar 1 milyon 650 bin liraya çıktı; ama bir milyon 480 bine düştü. (Dolar her zaman yükselir) psikolojisini kırabildik. Bu çok önemli, çünkü orta kesimin yastık altında parası var. (Bu parayı tutalım) psikolojisinden, bir ölçüde döndüler. Ziraat Bankası'ndan da verileri alıyoruz, millet efektif bozduruyor. Dolar bozduruyor."
Türk ekonomisinde "yukarı doğru çıkışın" ekim ve kasımda başladığını ve iyileşme trendine girildiğini söyleyen Derviş, programın uygulanması ve dış kaynağın gelmesiyle farklı bir ortama girileceğini belirtti. Derviş, "Bunlar gerçekleşirse, tahminimce, 2002'de, (borç döndürülebilir mi, döndürülemez mi) hikayesinden çıkacağız. Bu konuda yazın çok ciddi sorunlar vardı. Bunlar büyük ölçüde ortadan kalktı. Herkes, (Galiba siz bu işi hallediyorsunuz) diyor. Bu çok sevindirici bir şey." şeklinde konuştu. Cari işlemlerdeki ve ihracattaki iyi durumun devam edeceğini kaydeden Derviş, "Bence, 2002 için en önemli ve öncelikli sorun enflasyon olacak. 2001'de yüzde 67 olan enflasyonu yarıya indirebilecek miyiz? Bu önemli. Bu enflasyonla devam edilemez. Dünyanın hiçbir yerinde böyle oranlar kalmadı. Türkiye enflasyonu indirmek zorunda. Ben, yüzde 35'i tutturmamız gerektiğine inanıyorum. Burada bize en fazla yardımcı olacak unsur, kurun istikrarlı gitmesidir. Bir süre istikrarlı götürebilirsek, enflasyona etkisi çok olumlu olacak." dedi. Devlet Bakanı Derviş, Türkiye'nin, 1 milyar dolarlık doğrudan yatırım çekebildiğini ifade ederek, "Bu rakamı 8 milyar dolar çekebilsek, IMF programına ihtiyacımız kalmaz." dedi. Derviş, yabancı yatırımlar başta olmak üzere eşgüdüm eksikliğinin Türkiye'de çok büyük ve ciddi bir sorun olduğunu dile getirdi. AB'nin, Türkiye'yi Romanya ve Bulgaristan ile birlikte ele alması gerektiğini vurgulayan Derviş, AB'nin Türkiye'ye yardım yükümlülüklerini yerine getirmediğini de sözlerine ekledi. Brüksel, aa
Para, borsa ve bonoya yöneldi
Piyasalardaki iyimserlik, hafta başından bu yana birbiri ardına meydana gelen olumlu gelişmelerin etkisiyle arttı. Yatırımcı, dövizini satıp hisse senedi ve bonoya yöneldi.
Beklenenin altında çıkan kasım ayı enflasyonunun ardından Irak ve Kıbrıs ile ilgili olumlu gelişmeler, Devlet Bakanı Kemal Derviş'in açıklamaları ve Hazine'nin Eurobond ihracını artırması, piyasalara moral verdi. Borsa endeksi yüzde 5,5 primle 11.930 puana yükselirken, dolar 1 milyon 455 bin liraya indi.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, dün Ankara'da ABD'nin terörizmle savaşta yeni hedefler belirlemediğini ve Irak konusunda Türkiye'den bir istekte bulunmadığını söyledi. Piyasalarda bir süredir, Irak'a karşı bir harekatın ticari ve sosyal açıdan Türkiye'ye çok olumsuz etkilerde bulunabileceği endişeleri etkili oluyordu. Bu endişelerin kaybolması, piyasalardaki iyimser havayı destekledi. Ilımlı Kıbrıs görüşmeleri ve Hazine'nin Euro tahvil ihracını 800 milyon Euro'ya çıkarması, ayrıca Devlet Bakanı Kemal Derviş'in dün yaptığı piyasaların canlanacağı ve iyi yola girildiği şeklindeki açıklamaları, iyimserliği daha da artırdı. Tüm bu gelişmelerin etkisiyle Hazine'nin dün piyasaya yaptığı 1,44 katrilyon liralık iç borç geri ödemesindeki (itfa) yüksek müşteri payı dövize gitmeyerek bono piyasası ve Borsa'ya yöneldi.
Bankalararası döviz piyasasının açılışından itibaren satış eğilimi hakimdi. Yerli bankaların yanı sıra yabancı bankalar da satış yönünde hareket ettiler. Doların yaklaşık son üç ayın en düşük seviyesine gerilemesine rağmen müşterilerde bir alım ilgisi olmadı. Kapanışta bankaların en iyi alış ve satışları 1 milyon 455 ve 1 milyon 459 bin lirada bulunuyordu. Merkez Bankası (MB) dünkü kapanış kurlarını 1 milyon 449 bin 681 ve 1 milyon 456 bin 673 lira olarak belirledi. Böylece lira dolar karşısında yüzde 1,45 değer kazanırken; dolar 11 Eylül 2001 tarihinden bu yana en düşük seviyesine indi. Dolar Kapalıçarşı'da ise 1 milyon 460 bin liraya geriledi. Hafta sonuna kadar dolar 1 milyon 450 ila 480 bin lira bandında hareket edebilir. Piyasadaki genel görüş; 'dolar fiyatı buralardan çok düşmez; ama bu seviyelerin üzerine de pek çıkmaz' şeklinde.
Bono piyasasında valörlü işlemlerle birlikte nominal işlem hacmi yılın rekor seviyesine çıktı. Toplam nominal işlem hacminin 545,8 trilyon liraya ulaştığı piyasada en fazla işlem hacmi 9 Ocak ve 10 Temmuz 2002 vadeli bonolarda gerçekleşti. Bu vadelerde ortalama faizler sırasıyla yüzde 65,55 ve 76,19'dan kapandıktan sonra valörlü işlemlerde de aynı sırayla yüzde 65,69 ve 75,58 oldu.
Borsa endeksi ise, ortalama yüzde 5,5 oranında değer kazandı. Endeks 622 puanlık artışla 11.930 puana yükselirken, işlem hacmi de yüzde 95 artışla 811 trilyon 129 milyar liraya çıktı. 12.300 seviyesinde oluşan direncin geçilmesi halinde beklediğimiz ana yükseliş başlayabilecektir. Bugün dünkü kapanışın üzerine çıkılır ve endeks buralarda tutunabilirse; mevcut durum 13.000-13.500 puana kadar devam edebilecek bir hareketin başlangıcı olabilir. (Selim Işıklar / M. Ali Yıldırımtürk)
İndirimli ulaşım dönemi bitiyor
Başbakanlık tarafından yayınlanan tasarruf genelgesi kapsamında, kamuda uygulanan indirimli tarifelere sınırlama getiriliyor. İndirimli tarifeler demiryolları, denizyolları ve havayollarında geçerliliğini koruyor. Trenlerde, cumhurbaşkanı, başbakan, bakan ve kurum mensuplarına ücretsiz ulaşım imkanı sağlanıyor. Demiryolları'nda muhtarlardan amatör sporculara kadar birçok kesime indirimli bilet satılıyor.
KİT'ler ile diğer kamu kuruluşlarının sosyal amaçlı olanlar dışındaki indirimli ve ücretsiz tarifelere son vermesi istenen Başbakanlık genelgesinin ardından, gözler ilgili kuruluşların bu alanda yapacakları düzenlemelere çevrildi.
Mal ve hizmetlerin fiyatlandırılmasında belirli kesimlere gerek indirim gerekse ücretsiz hizmet sunan KİT'lerin yönetimleri, yeni düzenleme kapsamında hangi indirimlerin son bulacağını, hangilerinin ise devam edeceğini tek tek belirleyecek. Kanundan kaynaklanan indirimler için gerekli yasal değişikliklere yönelik taslaklar hazırlanacak. Yüksek Planlama Kurulu kararıyla uygulanan indirimlerin son bulması için de yeni YPK kararları yürürlüğe konulacak. Kamuda çeşitli alanlarda var olan indirimli tarifeler, en fazla ulaştırma hizmetlerinde kendini gösteriyor. Devlet Demiryolları ile Türk Hava Yolları'nın indirimleri de bu alanda başı çekiyor. Devlet Demiryolları'nda, ücretsiz seyahat ile yüzde 50 ve yüzde 20'lik indirim tarifeleri uygulanıyor. Bu tarife uyarınca, trenlerde ücretsiz ve indirimli seyahat hakkı bulunanlar şöyle sıralanıyor:
Ücretsiz seyahat edenler: Cumhurbaşkanı, TBMM başkanı, başbakan, bakanlar, genelkurmay başkanı ve refakatçileri, gaziler, TCDD'nin görevlendirdiği polisler, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu üyeleri, TBMM'nin eski ve yeni üyeleri, TCDD personeli, eş ve çocukları, Ulaştırma Bakanlığı personeli.
-Yüzde 20 indirim uygulananlar: Asker, öğrenci, öğretmen, TCDD ve bağlı ortaklık personeli, muhtarlar, 60 yaşın üzerindekiler, en az 24 kişilik gruplar ve gidiş-dönüş bileti alanlar.
-Yüzde 50 indirim uygulananlar: En az 5 kişilik amatör sporcu grupları, sarı ve sürekli basın kartı sahibi yerli basın mensupları ile yabancı gazeteciler, milletvekili ve eşleri birlikte seyahat ettiklerinde (yataklı indirimi).
90 trilyon liralık bilet satış hasılatı bulunan kurumun indirim maliyetinin 2,6 trilyon lira dolayında bulunduğunu kaydeden kurum yetkilileri, kendilerinin mevcut indirimlerin tümüyle kaldırılması görüşünde olduğunu vurguladılar. Türk Hava Yolları'nda da, TBMM üyeleri ve basın mensuplarına yüzde 30 indirim uygulanıyor. Öğrenciler ile 65 yaş ve üzerindeki yaşlılara bilet satışında ise yüzde 25'lik tenzilat yapılıyor. THY, uçak biletlerini Olağanüstü Hal Bölgesi'nde görev yapan öğretmen, polis, asker, hakim ve savcılar ile sağlık personelinden görev bölgesine gidip gelenlere ise yüzde 50 indirimli satıyor.
Türkiye Denizcilik İşletmeleri'nde de (TDİ) dış hatlarda öğrencilere yüzde 15, 60 yaş ve üzeri yolculara yüzde 10, gidiş-gelişlerde 4 kişilik gruplara yüzde 30 ve 5-12 yaş grubu çocuklara da yüzde 40 indirim yapılıyor.
Bu arada, cumhurbaşkanı, TBMM üyeleri, vali, kaymakam, belediye başkanı, hakim, savcı, resmi kıyafetli olmak üzere polis, basın mensupları, belediye zabıtası ve erler ile Kore gazileri, dul ve yetimler de şehir hatlarında ücretsiz olarak seyahat edebiliyorlar.
Posta İşletmesi'nde ise "tarife altı uygulama" adı altında bazı kesimlere yasa gereği ayrıcalıklı hizmet sunuluyor. Ankara aa
THY, indirimlerin iptaline sıcak bakmıyor
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) isteği ile bilet indirimlerini kaldıran hükümet genelgesine, Türk Hava Yolları (THY) çekinceli yaklaşıyor.
THY Tanıtma ve Halkla ilişkiler Başkanı Faik Akın, indirimlerin 'zarar' olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, Olağanüstü Hal Bölgesi'ndeki indirimlerin kaldırılması halinde yolcularda azalma olacağına dikkat çekti. Basın indiriminin yüzde 50'den yüzde 30'a indirildiğini hatırlatan Akın, "Kaç basın mensubu nereye gidiyor diye istatistiklere bakıldığında çok komik rakamlar çıkacaktır. Bunun yanında Olağanüstü Hal Bölgesi'ndeki indirimlerin kaldırıldığı düşünülürse ve buraya gidecek insanların sayısında azalma olursa o zaman sefer sayısını azaltmak zorunda kalırsın. Ayrıca nakit akışında da azalma olur." dedi. Uçak biletlerinde indirimi öngören hükümet genelgesi THY'ye henüz ulaşmamasına karşın şirket bu konuda hazırlık içinde. Uygulanan indirimlerden hangilerinin kaldırılacağı konusunda THY Yönetim Kurulu bir değerlendirme toplantısı yapacak. Mustafa Gün, İstanbul
YASED: TSE üyelerimizi zarara uğratıyor
Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Genel Serketeri Abdurrahman Arıman, Financial Times gazetesine verdiği demeçte, Türk Standartları Enstitüsü'nün (TSE) aylar süren test çalışmaları nedeniyle birçok ürünün gümrük kapılarında beklediğini ve pahalı ürünlerin zarar gördüğünü iddia etti.
Arıman'nın, "TSE tarife dışı engelleme üreten bir makineye benziyor. TSE'nin yöntemleri demode." şeklindeki demeci iki kurumu karşı karşıya getirdi.
Türkiye'nin uluslararası ticarette belirlenen tarifelerin dışındaki engellemeleri ortadan kaldırma konusunda verdiği taahhütleri yerine getirmediğini belirten Arıman, TSE'yi ticaretteki gelişmelere ayak uyduramamakla suçladı. "Mevcut formalitelere bir de TSE'nin uygunluk belgesi vermek için öne sürdüğü şartlar ithalatçıyı çok zor durumda bırakıyor." diyen Arıman, yüzlerce şirketin TSE'nin ürünleri üzerinde test yapıp uygunluk belgesi vermesi için zaman zaman kuyrukta beklediğini ifade etti. TSE'nin çalışmaları ile ilgili ABD şirketi 3M'i örnek gösteren Arıman, bu şirkete ait post-it kâğıt ürünlerinin TSE'nin bilgisayarlar için geçerli olan radyasyona ilişkin denetleme ve düzenlemeleri çerçevesinde gümrüklerde bekletildiğini ileri sürdü.
TSE Genel Sekreteri Enver Başarır ise, kendilerine karşı haksız bir eleştiri yapıldığını söyledi. "Dünya ve Avrupa standartlarının öngördüğü standartları uyguluyoruz." diyen Başarır, mevcut Türk standartlarının yüzde 80'inin Avrupa Birliği normlarına uyumlu hale getirildiğini vurguladı. Başarır, dünyanın hiçbir yerinde dış ticaretin denetimsiz olmadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu: "Dünyada çok daha ağır şartlarda kalite kontrolleri yapılıyor. Biz de teknolojideki ve standartlardaki gelişmeleri yakından takip ederek ülkemizde üretilen ya da dışarıdan getirilen ürünlerin standart dışı olmaması için çaba sarf ediyoruz."
Turhan Bozkurt, İstanbul
İxir internetten çekildi
İnternet erişim hizmetleri sunan İxir, Doğuş Grubu'nun yeniden yapılanma stratejisi doğrultusunda pazardan çekildi. İxir, mevcut abonelerine hizmetin devamı için Superonline ile anlaştı.
Superonline Genel Müdürü Savaş Ünsal ve İxir Genel Müdürü Cenk Serdar, Türkiye internet sektörünün geleceği açısından büyük önem taşıyan bu anlaşmanın, sektörde hizmet kalitesinin yükseltilmesi, sektörün kârlı ve verimli hale gelmesi yönünde atılmış bir adım olduğunu belirttiler. İxir Genel Müdürü Cenk Serdar, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çok sayıda şirketin rekabet halinde olduğuna, internet sektöründe konsolidasyonun kaçınılmaz hale geldiğine dikkat çekti. Serdar, Türk internet pazarının mevcut haliyle hiçbir internet servis sağlayıcı şirket için uzun vadede kârlı bir alan oluşturamayacağını ve sürdürülebilir bir ticari faaliyet olamayacağını kaydetti. Cenk Serdar sözlerine şöyle devam etti: "Biz bu sektörde gereğinden fazla oyuncu olduğunu, sektörün bu kadar oyuncuyu kaldıramayacağını uzun zamandır söylüyorduk. Benzer gelişmelerin 2002 yılında devam edeceğine inanıyoruz. İxir'in mevcut abonelerine sunduğu hizmetin aksamadan devamı sağlanacak. Bu karar çerçevesinde önümüzdeki günlerde İxir aboneleri, Superonline altyapısından hizmet almaya başlayacaklar."
Superonline Genel Müdürü Savaş Ünsal da Doğuş Grubu'nun bu kararının Türkiye internet sektörünün önünü açacak bir katkı olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti.
Zeliş Yıldıral, İstanbul
Vakıfbank’ın özelleştirilmesine Anayasa Mahkemesi’nden izin çıktı
Anayasa Mahkemesi, Vakıfbank'ın özelleştirilmesini öngören yasanın iptal istemini reddetti.
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç, dünkü toplantılarında, 4604 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Anonim Ortaklığı Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un iptali istemiyle açılan davayı sonuçlandırdıklarını bildirdi. Kılıç, 4604 sayılı yasanın Anayasa'ya aykırı olmadığına oybirliği ile karar verdiklerini belirterek, iptal isteminin reddedildiğini kaydetti. Kapatılan FP, Türkiye Vakıflar Bankası'nın özelleştirilmesini öngören 4604 sayılı yasanın tamamının iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle dava açmıştı. İptali istenen yasa, Türkiye Vakıflar Bankası'nın (A) ve (B) grubu hisselerinin halka arz ve satışına imkan sağlıyor. Kanunla, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait (B) grubu hisselerin, halka arz suretiyle satılabilmesine imkan sağlanırken, (A) grubu hisselerin satışı ve bu satışla ilgili usul ve esasları belirlemeye ise Bakanlar Kurulu yetkili kılınıyor. Bu arada kanunla (B) grubu hisselerin satışı yapılmadan (A) grubu hisselerin satışının yapılamayacağı hükme bağlanırken, (A) grubu hisselerin satışı ve bu satışla ilgili usul ve esasları belirlemede Bakanlar Kurulu'na yetki veriliyor. Ankara, Zaman
|