İstanbul’un vekilleri ‘bağımsız’lığına düşkün
20 sandalyeyi dolduran bir parti, Meclis'te grup kurma hakkı elde ederken, bağımsız milletvekilleri kanunen mümkün olsa bir transferle Meclis'in 7. grubunu oluşturacaklar. Bu grubun içinde İstanbul'un da özel bir ağırlığı olacak. Çünkü bağımsızların yaklaşık yarısı İstanbul'dan.
Türkiye'nin gelişmişlik seviyesi en yüksek ili olan İstanbul, milletvekillerinin bağımsızlık oranı açısından da ilk sırada yer alıyor. Meclis'teki 19 bağımsız parlamenterden 8'i İstanbul halkının temsilcilerinden oluşuyor.
Meclis'in bağımsızlar karnesinde en önemli ilginçlik, DSP Hakkari Milletvekili Evliya Parlak'ın durumunda görülüyor. Parlak, bağımsız milletvekili seçilerek Meclis'e gelen; ancak daha sonra bir partinin çatısı altına girmeyi tercih eden tek isim. Bağımsız olarak seçim kazanan diğer 2 milletvekili Ahmet Özal (Malatya) ve Mehmet Ağar (Elazığ) ise hiçbir partiye katılmamakta kararlı. 20 sandalyeyi dolduran bir parti, Meclis'te grup kurma hakkı elde ederken, bağımsız milletvekilleri kanunen mümkün olsa bir transferle Meclis'in 7. grubunu oluşturacaklar. Bu grubun içinde İstanbul'un da özel bir ağırlığı olacak. Çünkü bağımsızların yaklaşık yarısı İstanbul'dan.
18 Nisan 1999 seçimlerinde TBMM'ye 68 milletvekili gönderen İstanbul, 'Türkiye'nin en fazla parlamentere sahip ili' özelliğini taşıyor. Ancak, seçimlerden bu yana geçen 2,5 yıl İstanbul'un 8 milletvekilini partilerinden kopardı.
ANAP'tan liste başı olarak Meclis'e giren Sadettin Tantan, İçişleri Bakanlığı döneminde genel başkanı Mesut Yılmaz'la ters düştü. Tantan'a bağlı olan Jandarma'nın, Enerji Bakanlığı'nda Beyaz Enerji operasyonu başlatması ise ilişkileri daha da gerdi. 6 Haziran 2001 tarihinde kabinede değişikliğe giden ANAP lideri Yılmaz, Tantan'ı gümrüklerden sorumlu devlet bakanlığına kaydırdı. Bu görevlendirmeyi reddeden Tantan, hem bakanlıktan hem de ANAP'tan istifa etti.
Nazlı Ilacak, Fazilet Partisi'nin vitrininde yer alan önemli bir isimdi. Aynı bölgeden seçildikleri Merve Kavakçı'nın başörtüsü ile Meclis'te yemin edebilmesi için öncü oldu. Ilıcak'ın başarıya ulaşmayan bu eylemi, Anayasa Mahkemesi tarafından cezalandırıldı. Yüksek Mahkeme, FP'nin kapatılması davasında Nazlı Ilacak'ın da milletvekilliğinin düşürülmesini kararlaştırdı. Ilıcak, gerekçeli karar yayınlanana kadar parlamenterlik görevini 'bağımsız' olarak sürdürecek.
Dışişleri Bakanlığı'nın parlak isimlerinden Mehmet Ali İrtemçelik, asker arkadaşı olan ANAP lideri Yılmaz tarafından 'kontenjan listesi'ne alınarak Meclis'e taşındı. İnsan hakları ve AB ile ilişkilerden sorumlu devlet bakanlığı koltuğuna oturan İrtemçelik, Başbakan Bülent Ecevit'le anlaşmazlığa düşünce 6 Mayıs 2000'de kabinedeki görevinden ayrıldı. İrtemçelik, 4 Mayıs 2001 tarihinde 'Ecevit'i eleştirdi, Yılmaz'a teşekkür etti' ve ANAP'tan ayrıldı.
İsmail Kahraman ve Azmi Ateş, Milli Görüş çizgisinin önde gelen isimleri arasında yer alıyordu. Ancak FP'nin kapatılması sürecinde gelenekçi-yenilikçi ayırımı başlayınca Kahraman ve Ateş her iki gurupta da yer almamayı tercih ettiler. Azmi Ateş'in Sadettin Tantan'la birlikte yeni parti çalışmalarına katıldığı ileri sürülüyor. İsmail Kahraman'ın ise siyaseti bırakma kararı aldığı belirtiliyor.
DSP'nin, 26 İstanbul milletvekilinden 3'ü ayrıldı, ancak başka bir yere transfer olmadı. Danışmanının adı bir yolsuzluğa karışan Bülent Ersin Gök, 2000 yılının Ekim ayında istifa etmek zorunda kaldı. Nazire Karakuş ise, Sema Pişkinsüt'ün de genel başkan adayı olduğu Nisan 2001'deki kongrenin ardından yönetimi eleştirerek partiden ayrıldı. Af Kanunu konusunda DSP'ye muhalefet eden Mustafa Düz de, Ocak 2001'de istifasını kamuoyuna duyurdu. (Aziz İstegün)
MHP’li Cemal Enginyurt ANAP’ı suçladı, Ecevit’i kutladı
TBMM Genel Kurulu dün 'köy' tartışmalarına sahne olurken, bu konuda MHP'den hükümet ortaklarına bir eleştiri, bir de teşükkür geldi.
MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, önce Köy Hizmetleri'nin mahalli idarelere devri ile ilgili tartışmalara değindi ve ANAP'a yüklendi. Ardından DSP'nin Köy-Kent projesine atıf yapıp, Başbakan Bülent Ecevit'e şükranlarını gönderdi.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün bütçesi üzerinde MHP adına konuşan Enginyurt, bu kurumun lağvedilmesini isteyen ANAP'ı isim vermeden eleştirdi. Enginyurt, "Köy Hizmetleri daha iyi hizmet için değil, devletin gücünü paylaşmak için mahalli idarelere devredilmek isteniyor.'' dedi.
Başbakan Bülent Ecevit'in 30 yıllık rüyası olan Köy-Kent'leri desteklediğini de belirten Cemal Enginyurt, bu projenin MHP'nin Dokuz Işık doktrinindeki Tarım-Kentler ile parelellik gösterdiğini anlattı. Enginyurt şöyle konuştu: "Bir Ordulu olarak Mesudiye'nin 9 köyünü bir araya getiren Köy-Kent'in kurulması bizi memnun etmektedir. Bu nedenle başta Başbakanımız olmak üzere hizmeti geçenlere şükranlarımı sunuyorum."
AK Parti'li A. Nurettin Aydın ise, Köy Hizmetleri'nin artık hizmet veremez olduğunu ileri sürdü. Bu arada Meclis'te dün konuşan milletvekilleri ilginç bazı önerilerde bulundular. İşte vekillerin istediği düzenlemeler:
Mustafa İlimen (DSP-Edirne): Romanların müzik ve dans yeteneklerini ortaya çıkaracak projeler gerçekleştirilmeli.
Sacit Günbey (SP-Diyarbakır): Sadece terk edilen değil, yeterli besin alamayan çocuklar da "korunmaya muhtaç" olarak değerlendirilerek yardım edilmeli.
Lütfi Yalman (SP-Konya): Ülkede sporu "Ben bu insanları futbol, festival ve filmle uyutarak yönettim." diyen "Franco mantığı"ndan kurtarmak gerekiyor. Ankara, Zaman
Tansu Çiller, krizi soran çocuklara ‘Sandık gelecek dertler bitecek’ dedi
DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, "Kriz ne zaman bitecek?" diye soran çocuklara, "Sandık gelecek, anne ve babalarınız doğruyu seçecek, o zaman bitecek." karşılığını verdi.
Çiller, dün Devlet Tiyatroları Çocuk Tiyatrosu'nun sergilediği, "Küçük Prens" adlı oyunu, Yeni Mutlu İlköğretim Okulu öğrencileriyle birlikte izledi. Çiller, oyunun sergilendiği Yenimahalle Belediyesi 50. Yıl Dörtmevsim Sahnesi'ne gelişinde, parti yöneticileri tarafından karşılandı. Salonda bazı çocukları seven ve onlarla sohbet eden Çiller'e, öğrenciler, "Çiller, Çiller" diye tempo tuttular. Daha sonra çocuklara hitap eden DYP lideri, kendisinin aslında bir öğretmen olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Ben, üniversitede sizlerin hocası olacaktım. Ama geldim, sizin Başbakanınız oldum. Ama en keyif aldığım anlar, sizin aranızda olduğum anlar oldu." Öğrencilere, büyüyünce, "başbakan ya da cumhurbaşkanı olmak isteyip istemediklerini" soran ve büyük bölümünden olumlu cevap alan Çiller, "Bu ülkenin sırtının yere gelmesi mümkün değil." dedi. DYP lideri, bir çocuğun, "Kriz ne zaman bitecek?" sorusuna ise, "Sandık gelecek, anne ve babalarınız doğruyu seçecek, o zaman bitecek." cevabını verdi.
DYP lideri Çiller, Ziraatçiler Derneği ile TARİŞ yöneticilerini kabulünde de 'MHP eliyle çiftçinin tasfiye edildiğini' ileri sürerek, tarım bakanını millet önünde hesap vermeye çağırdı. Konuşmasından sonra gazetecilerin sorularını cevaplandıran Çiller, 'evlilikte edinilen malların eşit paylaşımının mevcut evliliklerde de geçerli olması'yla ilgili yasa değişikliği oylamasına katılmamasının gerekçesini, önce 'reddedileceğinin ortaya çıkmasına' daha sonra da 'kendisine haber verilmemesine' bağladı. Bir soru üzerine eşiyle mal paylaşımı için sözleşme yapmayı düşünmediğini dile getiren Çiller, "Biz eşimizle o işi kendiliğinden uyguladık.'' dedi. Çiller, kadın memurların devlet dairelerindeki pantolon yasağını protesto için cuma günü pantolonla mesaiye gideceklerinin hatırlatılması üzerine de, yasaların çiğnenmemesi gerektiğini söyledi.
Yoğun bir gün yaşayan Çiller, akşam ise Demokratlar Kulübü tarafından düzenlenen iftar yemeğine iştirak etti. Yemeğe, bir süre önce ANAP'tan istifa eden Balıkesir Milletvekili Agah Oktay Güner'in de katılması dikkat çekti. Ankara, Zaman
‘Barajdan korkmayın, ameliyattan kaçmayın’
"Türkiye'de seçim barajı konusunda konuşacak biri varsa o da benim." diyen CHP lideri Deniz Baykal, yüzde 10'luk barajın düşürülmesine karşı çıkıyor. Parlamento dışında kalmanın 'ameliyat' anlamı taşıdığının altını çizen Baykal, doktordan kaçmanın fayda getirmeyeceğini vurguluyor.
Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu ile birlikte tartışılan yüzde 10'luk barajın düşürülmesi önerilerine en sert tepki CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dan geldi. 18 Nisan 1999 seçimlerinde baraja takılarak siyasi hayatında ilk kez Parlamento dışında kalan CHP'nin lideri Baykal, "Seçim barajı konusunda konuşacak biri varsa o da benim.'' dedi. Beklenenin aksine barajın korunmasını isteyen Baykal, Parlamento dışında kalmanın bir parti için ameliyat anlamı taşıdığını, bundan kaçmanın da anlamsız olduğunu savundu.
Baykal, son günlerde sıkça gündeme getirilen Siyasi Partiler ve Seçim kanunlarına ilişkin değişiklik tekliflerini Zaman'a değerlendirdi. Milletvekili seçimlerinde uygulanan yüzde 10 ülke barajının indirilmesi ve partiler arasında seçim ittifakı yapılması önerilerine karşı çıkan Baykal, barajın hem partilere hem de ülkeye yararı olduğunu belirtti. Baykal, "Parlamento dışında kalmak bir anlamda ameliyatsa bu ameliyatı olmak lazım. Doktordan kaçarak bir yere varmak mümkün değil." görüşünü dile getirdi.
Baraj altında kalan partilerin, kadrolarını, yönetim biçimlerini, liderliklerini ve siyasi çizgilerini gözden geçirme ihtiyacı hissettiklerini anlatan Baykal, bunun bir fırsat olarak algılanmasını istedi. CHP'nin bu imkanı iyi değerlendirdiğini ifade eden Baykal şunları söyledi: "Meclis dışında kalınca CHP'nin önemi daha ön plana çıktı. Biz toplumda, Parlamento'da yeterince etkin olamayışımızın nedenleri üzerinde düşünmek ve bir arayış geliştirmek şansını elde ettik. Yapay önlemlerle Parlamento'ya girmek, sadece sorunun çözülmesini geciktiriyor. Baraj altında kalmak bir parti için ameliyat ihtiyacının ortaya çıkmasıdır. Onun gereğini yapmak lazım.''
Seçim ittifaklarını ise, yüzde 10 barajını etkisiz kılmanın bir yolu olarak değerlendiren CHP Genel Başkanı, bunun aynı zamanda diğer partilere karşı bir imtiyaz aracı olarak görülmesini eleştirdi. Seçimden sonra ittifak yapan partilerin aynı hükümette yer alacaklarına ilişkin bir güvencenin verilemeyeceğini kaydeden Baykal, "Milletvekilinin, hükümeti güvenoyuyla destekleme konusunda alacağı karara seçim öncesinden bir ipotek koymak bizim Anayasamızın temel anlayışına da çok uygun düşmez.'' diye konuştu.
Özel arayışlarla Seçim Kanunu'nun değiştirilmesine fırsat verilmemesini isteyen CHP lideri, seçim sistemleri ile sürekli oynamanın istikrar değil, istikrarsızlık getirdiğinin altını çizdi.
Türkiye'de dinsel, mezhepsel, etnik alt kültürlerle siyaset yapıldığını hatırlatan Baykal, barajın indirilmesi durumunda alt kültürlerin siyasi temsiliyet iddiasına yöneleceklerini ileri sürdü. Baykal şöyle devam etti: "Türkiye'nin, alt kültürlerinin birbirinden ayrışarak değil, birbiriyle kaynaşarak, bütünleşerek siyaset yapma durumunda olduğunu ortaya koymalıyız. Aksi halde kendi alt kimliğinden memnun, onun siyasi temsiliyetini talep eden ayrışmacı bir anlayış ortaya çıkar. Bu da, siyasi hayatımızı ve toplumsal yapımızı dağınıklık tablosuyla karşı karşıya bırakır.''
Baykal, partilerin yanında milletvekillerinin de seçmen tarafından belirlenmesini sağlayacak, 'tercihli sistem'den yana olduklarını da sözlerine ekledi. (Süleyman Kurt)
Erdoğan: Siyasî geleceğimle ilgili bir endişem yok
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi geleceğiyle ilgili herhangi bir endişe taşımadığını söyledi.
Gazete ve televizyonların Ankara temsilcileri ile köşe yazarlarına parti genel merkezinde iftar veren Tayyip Erdoğan, yemekten sonra basın mensuplarının sorularını cevapladı.
Erdoğan, bir gazetecinin "Siyasi geleceğinizle ilgili bir endişeniz var mı?" şeklindeki sorusuna, "Öyle bir endişem söz konusu değil. Erteleme ile af konusu iyi işlenmiş değil, karıştırılıyor. 'Suç vaki olmamış' cümlesi bizi suçsuz ilan ediyor." cevabını verdi. Erdoğan, bir başka soru üzerine de partisinin tek başına iktidar olacağını öne sürdü. AK Parti dışında bir ya da iki partinin barajı aşacağını tahmin ettiğini belirten Erdoğan, anket sonuçlarına göre kararsızlar dağıldığında partisinin yüzde 30'ların üzerinde oy aldığının görüldüğünü savundu.
AK Parti lideri, dış politikada son günlerde yoğunlaşan gelişmelerle ilgili hükümetin Meclis'i bilgilendirmemesini de eleştirdi. Afganistan'a asker göndermeyle ilgili olarak, "Gönderdiysek gönderdik. Bunu saklamanın anlamı yok. Elalem yazıyor." değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, Kıbrıs konusunun Türkiye'nin önüne getirilmesinde de IMF'den alınan borçların etkisinin olduğunu iddia etti. Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Güney Kıbrıs Rum Kesimi lideri Glafkos Klerides arasında gerçekleşen görüşmenin olumlu olduğunu ifade ederek, "İki toplum kendi arasında sorunları çözme kararlılığını göstermelidir." diye konuştu. Ankara, Zaman
CHP'den çarşaflı bayana hem davet hem protesto
CHP İstanbul Kadın Kolları, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 67. yıldönümü dolayısıyla Fatih'te bir yürüyüş düzenledi.
Kortejdeki partililer, güzergahta bazı çarşaflı kadınlarla karşılaştılar. Bir CHP'li, çarşaflı kadının yanına giderek, kendisini yürüyüşe katılmaya davet etti. Ancak bu teklif ilgi görmedi. Kortejdeki bazı CHP'liler ise çarşaflı kadına doğru, 'Türkiye laiktir laik kalacak' şeklinde slogan attı.
CHP'lilerin yürüyüşü Fatih Belediyesi önündeki Atatürk büstünde sona erdi. Zaman zaman 10. Yıl Marşı'nı söyleyen CHP'li kadınlar, "Aydın bir yarın için kadınlar siyaseti", "Atatürk Türk Kadını seninle övünüyor" yazılı dövizler taşıdılar. İstanbul, Zaman
FP davasının gerekçeli kararı hazırlandı
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç, FP'nin kapatılmasına ilişkin gerekçeli kararın yazımının tamamlandığını ve üyelere dağıtıldığını bildirdi.
Kılıç, kararın, heyetçe incelenip, son şekli verildikten sonra Resmi Gazete'de yayımlanmak üzere Başbakanlık'a gönderileceğini söyledi.
Anayasa Mahkemesi heyeti, dün kamu bankalarının özelleştirilmesine ilişkin bazı yasaların iptali istemiyle açılan davaları görüştü. Toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Başkan Vekili Kılıç, 'AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili davayı ne zaman gündeme alacaksınız?' sorusuna da şu cevabı verdi: "Önümüzde çok önemli dosyalar var. Başkanlığın belirleyeceği bir günde gündeme alacağız." Ankara, aa
Ömer İzgi, Ecevit çiftine iftar verdi
TBMM Başkanı Ömer İzgi ve eşi Aysel İzgi, Başbakan Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit'e dün iftar yemeği verdi.
Başbakan Ecevit ve eşi TBMM Başkanlığı Konutu'na gelişlerinde İzgi çifti tarafından karşılandılar. Ecevit çifti, 2 saat Başkanlık Konutu'nda kaldıktan sonra, yine İzgi çifti tarafından uğurlandılar. Aysel İzgi, yemek başlamadan önce konutun bahçe kapısına kadar gelerek, basın mensuplarını yemeğe davet etti. Basın mensupları ise oruç tutmadıklarını belirterek, Aysel İzgi'ye teşekkür ettiler. Gazetecilerin sorusu üzerine Aysel İzgi, mönünün çorba, balık, börek, salata ve kabak tatlısından oluştuğunu söyledi. Ankara, aa
'İlericiler, bizi 50 yıl geriye götürdü'
Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Recai Kutan, adlarını 'ilerici' diye koyan insanların, Türkiye'yi 40 -50 sene geri götürdüğünü ileri sürdü. Kutan, "Sizi gidi sizi... Çağdışı insanlar. Bir de çağdaşlık iddiasında bulunuyorsunuz." dedi.
Partisinin Ankara İl Başkanlığı'nın düzenlediği iftar yemeğinde konuşan Recai Kutan, hiçbir dönemde bugünkü kadar vurgunun ve soygunun olmadığını, samimi görüşlerini ifade eden insanların "hapislere tıkıldığını" söyledi. Ülkede yoksulluk ve açlığın yaşandığını kaydeden Kutan, şöyle konuştu: "Hodri meydan... Yüreğiniz varsa halkın arasına gidin. 'Ankara'da işler iyiye gidiyor' gibi laflar ediyorsunuz ya, o sözü bir de halkın arasında söyleyin. O zaman size ne diyecekler görürsünüz... Ankara, aaAdlarını 'ilerici' diye koyan insanlar, Türkiye'yi 40 sene, 50 sene geri götürdüler. Sizi gidi sizi... Çağdışı insanlar. Bir de çağdaşlık iddiasında bulunuyorsunuz." Ankara, aa
|